Haberler.comUygulamayı yükle! YÜKLE

Antalya'da COP31, Türkiye ve Avustralya eş başkanlığında düzenleniyor

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Antalya'da COP31, Türkiye ve Avustralya eş başkanlığında düzenleniyor
Güncelleme:

COP31, Birleşmiş Milletler'in 31. iklim müzakereleri olarak bu yıl Antalya'da Türkiye ve Avustralya eş başkanlığında yapılıyor. COP31 Başkanı Murat Kurum olurken müzakerelere Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen liderlik ediyor.

Birleşmiş Milletler'in 31. iklim müzakereleri bu yıl Antalya'da Türkiye ve Avustralya eş başkanlığında düzenleniyor. COP, "Taraflar Konferansı" anlamına geliyor. "Taraflar", 1992 yılında ilk BM iklim anlaşmasına imza atan yaklaşık 200 ülkeyi ifade ediyor.COP31 Başkanı, Türkiye'nin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum. Müzakerelere ise Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen liderlik ediyor.COP31, küresel iklim hedeflerine ilişkin uyarıların sertleştiği ve aşırı hava olaylarının Nepal'den İstanbul'a dünyanın birçok bölgesinde ağır sonuçlar doğurduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) ekim ayında yayımladığı rapora göre, küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlama fırsatı artık büyük ölçüde kaçırılmış durumda.Ancak rapor, hızlı ve keskin adımlarla sıcaklık artışının sınırlandırılabileceğini ve yüzyıl sonuna doğru yeniden 1,5°C seviyesine dönülebileceğini vurguluyor. Konferans aynı zamanda ilişkin uyarıların yapıldığı bir dönemde düzenleniyor. Bilim insanları, bu hava olayının etkilerinin insan kaynaklı iklim değişikliğiyle birleşmesi halinde 2027'nin şimdiye kadar kaydedilen en sıcak yıllardan biri olabileceğini belirtiyor.BM iklim zirveleri, ülkelerin bu gidişatı yavaşlatmak için ortak kararlar alabildiği tek küresel müzakere platformu olma özelliğini koruyor.Peki Antalya'daki COP31'den neler bekleniyor?Belem - Antalya Adil Geçiş Mekanizması (BAM)Adil dönüşüm, fosil yakıtlardan uzaklaşırken bunun faturasının işçilere ya da belirli bölgelere çıkarılmamasını öngörüyor. Örneğin, kömür madenlerinin kapanması ya da ağır sanayinin dönüşümü gibi süreçler milyonlarca insanın işini, gelirini ve ekonomisi bu faktörlere bağlı bölgelerde yaşam koşullarını etkileyebiliyor.Bu nedenle ülkeler uzun süredir emisyonları azaltırken sosyal maliyeti yönetecek daha güçlü bir uluslararası mekanizma talep ediyordu.Geçen yıl Brezilya'nın Belem kentinde düzenlenen COP30'un ana başarılarından biri bu mekanizmanın kurulması kararının alınmasıydı. Karar metninde insan haklarına ve geçiş süreçlerinden etkilenen işçiler, kadınlar, yerli halklar, engelli bireyler, göçmenler, gençler ve kayıt dışı ekonomide çalışanlar gibi kırılgan grupların katılımına açıkça dikkat çekildi. Ancak hala sivil toplum tarafından Belem-Antalya Adil Geçiş Mekanizması (BAM) olarak adlandırılan mekanizmanın nasıl hayata geçeceğine dair birçok belirsizlik var.

Bunlar arasında mekanizmanın görevi, finansman boyutu ve fosil yakıtlardan çıkışla bağlantısı gibi sorular var. Haziran 2026'da Almanya'daki Bonn İklim Değişikliği Konferansı'nda mekanizmanın nasıl işleyeceğine ilişkin görüşmeler yürütüldü. Farklı seçenekleri içeren taslak metinler oluşturuldu. Mekanizmanın nihai yapısının Antalya'da şekillenmesi öngörülüyor. İklim finansmanı konusunda uzlaşma sağlanabilecek mi? İklim diplomasisinin en kritik pazarlıklarının yürüdüğü ana bölümlerden biri de finansman. İklim krizinin tarihsel olarak en büyük sorumluları ağırlıklı olarak sanayileşmiş ülkeler. Krizden en kötü etkiler ise sorumluluğu görece çok düşük olan gelişmekte olan ülkeler. Bu nedenle BM müzakerelerinde gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelere iklim eylemleri için finansal destek sağlaması gerektiği kabul edilmişti. Bu konuda son yıllardaki en önemli gelişme, COP29'da gelişmekte olan ülkelere yönelik yıllık iklim finansmanı hedefinin üçe katlanmasıydı. 2024 yılında Azerbaycan'ın Bakü kentinde bir araya gelen 200 taraf, gelişmekte olan ülkelere sağlanan finansmanı, yıllık 100 milyar dolardan 2035 yılına kadar yıllık 300 milyar dolara çıkarmak konusunda anlaştı.

Ayrıca ülkeler, bu finansmanı kamu ve özel kaynaklardan gelen katkılarla, 2035 yılına kadar yıllık 1,3 trilyon dolara çıkarmak üzere mutabık kaldı. Ancak hedefin nasıl gerçeğe dönüşeceği konusunda gelişmekte olan ülkeler ve gelişmiş ülkeler (Küresel Güney ve Küresel Kuzey) arasında önemli görüş ayrılıkları var. Gelişmekte olan ülkeler, COP31'de gelişmiş ülkelerin kamu bütçelerinden ne kadar kaynak sağlayacağını düzenli olarak tartışacak resmi bir alan yaratmak istiyor. Gelişmiş ülkeler ise programın özel sektör ve diğer finansman kaynaklarına da odaklanması gerektiğini savunuyor. COP31'in taslak gündeminde finansman tartışmaları yer alsa da gelişmekte olan ülkelerin talep ettikleri ayrı başlık yok. Bu da Antalya'daki müzakerelerin tartışmalarla açılmasına zemin hazırlıyor. Azaltım programındaki kilit aşılabilecek mi? İklim müzakerelerinde doğrudan sera gazı salımının azaltılmasına odaklanan tek çalışma programı Azaltım Çalışmaları Programı (MWP), 2022 yılında Mısır'ın Şarm El Şeyh kentinde düzenlenen COP27'de oluşturuldu. Program, Bonn'daki iklim müzakerelerinde tıkanan bir gündem maddesi olarak COP31'e geliyor.

Temel anlaşmazlık, programın ne işe yaraması gerektiği konusunda. Bir grup ülke, programın ülkelerin fikir alışverişi sağlayan ve finansman, teknoloji ve engeller tartışmalarını yürüten kolaylaştırıcı bir platform olarak kalmasını istiyor.Bazı ülkelerse daha iddialı bir şekilde programa, salımların azaltılması konusunda daha güçlü siyasi yönlendirmeler yapan bir rol verilmesini savunuyor. Antalya'da programın amacıyla birlikte geleceği de tartışılacak. Taraflar aksine karar vermezse programın 2026 sonunda bitmesi bekleniyor. Bu da iklim değişikliğinin can alıcı konularından biri açısından BM konferanslarının işlevselliğini sorgulatabilir. Uyum hedefleri nasıl hayata geçecek? Türkiye'nin 2021'de onayladığı Paris Anlaşması, iklim değişikliğine uyumu küresel bir hedef olarak tanımlıyor. Bu hedef, kuraklıklar sıklaşırken çiftçilerin ürün kaybetmemesini sağlamak, şehirleri aşırı sıcaklara dayanıklı hale getirmek ve seller karşısında altyapıyı güçlendirmek gibi uyum politikalarını yaygınlaştırmayı amaçlıyor.COP30'da kabul edilen 59 Belem Uyum Göstergesi ile ülkeler uyum çabalarının kuraklıktan altyapıya ve biyolojik çeşitliliğe hangi parametreler için ele alınacağı konusunda uzlaşma sağlandı. Ancak Bonn görüşmelerinde ülkeler, bu göstergeleri geliştirecek teknik görev gücünün yapısı ve uyum finansmanının 2035'e kadar üç katına çıkarılması taahhüdünün nasıl takip edileceği konusunda anlaşamadı.Düğümün çözülüp çözülemeyeceği COP31'deki müzakerelere bağlı. Fosil yakıtlardan çıkış nasıl ele alınacak?Ülkeler otuz yıl süren müzakerelerin ardından ilk kez Dubai'de düzenlenen COP28'de fosil yakıtlardan uzaklaşma konusunda uzlaştı.Geçen yıl COP30'da 80'den fazla ülke fosil yakıtlardan çıkış için küresel bir yol haritası hazırlanmasını talep etti. Ancak petrol ve doğalgaza bağımlı ekonomiler ile bu konuda daha iddialı adımlar isteyen ülkeler arasındaki görüş ayrılıkları nedeniyle somut bir takvim üzerinde anlaşma sağlanamadı.İklim değişikliğini yavaşlatmada elzem adım olsa da fosil yakıtlardan çıkış, müzakerelerin en çetrefilli konularından. Bu yıl COP31'e eş başkanlık eden iki ülke, Türkiye ve Avustralya fosil yakıt üretimlerini artırma planları nedeniyle sivil toplum tarafından eleştirilerin hedefi oldu.

Türkiye bugüne kadar fosil yakıtlardan çıkış konusunda iklim müzakerelerinin ön saflarında yer almadı.COP31 Başkanı Murat Kurum, doğrudan çıkışı ele almaktansa, dünyanın yenilenebilir enerji yatırımlarının artması gibi ilerlemelerle halihazırda fosil yakıt bağımlılıklarını azaltacağı yönünde demeçler verdi. Türkiye'deki iklim konferansında doğrudan fosil yakıtlardan uzaklaşma konusunun ele alınışında radikal bir yenilik beklenmiyor. 'Uygulama COP'u ve eylem gündemi Türkiye ev sahipliği konusunda halefi Brezilya gibi "uygulama COP'u" söylemini benimsedi. Bu yaklaşım, iklim konferanslarında ortaya çıkan yüzlerce girişimin, şirketler, yatırımcılar, şehirler, yerel yönetimler ve sivil toplum tarafından uygulanmasını kolaylaştırarak iklim eylemini hızlandırmayı amaçlıyor. Resmi müzakereleri tamamlayıcı araçların sağlanması için COP31 Başkanlığı Bonn'da kendi önceliklerini açıkladı. Eylem gündemi adı verilen bu öncelikler şu şekilde sıralanıyor: Bunlara ek olarak okyanusların iklim değişikliğiyle bağlantısının ön plana çıkarılması ve yapay zekanın enerji tüketimine odaklanan bir deklarasyon da eylem gündemi başlıkları arasında.

New York'ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu toplantıları sırasında "iklim uygulama köprüsü" adı verilen bir girişim de tanıtıldı. Murat Kurum, bu köprünün Ulusal Katkı Beyanları (NDC) ile ekonomik politikalar arasında "daha güçlü" bir bağ kurulmasını destekleyeceğini söyledi. Köprünün özel sermayenin azaltım projeleriyle daha büyük ölçekte buluşabilmesini kolaylaştırması bekleniyor. Türkiye bunun yeni bir fon, finansman mekanizması ya da mevcut girişimlere alternatif olmadığını vurguluyor. Resmi müzakerelerden farklı olarak bu girişimlerde ilerleme için oybirliği gerekmiyor. Antalya'da uzlaşılması zor konuların eylem gündemi ve gönüllü girişimler üzerinden ilerletilmeye çalışılması bekleniyor.

BBC
Haberler.com
Bu habere henüz kimse yorum yazmadı. Söz senin.
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.