Dha İstanbul Bülteni - 2

Dha İstanbul Bülteni - 2

1 - YALIYA ÇARPAN GEMİNİN PERSONELİ ADLİYEDE - 2Haber: Ümit TÜRK - İSTANBUL DHAİstanbul Boğazı'nda yalıya çarpan geminin kaptan ve mürettabatı kazaya ilişkin ifade vermek üzere adliyeye geldi.

Dha İstanbul Bülteni - 2

1 -  YALIYA ÇARPAN GEMİNİN PERSONELİ ADLİYEDE - 2


Haber: Ümit TÜRK - İSTANBUL DHA


İstanbul Boğazı'nda yalıya çarpan geminin kaptan ve mürettabatı kazaya ilişkin ifade vermek üzere adliyeye  geldi.


İstanbul Boğazı'nda tarihi Hekimbaşı Salih Efendi Yalısı'na çarpan Malta bayraklı Vitaspirit adlı geminin kaptanı Edgardo Deseo ve 3 mürettebat, deniz kaza raporu düzenlenmesi için İstanbul Adalet Sarayı'nda bulunan İstanbul17. Denizcilik İhtisas Mahkemesi'ne geldi


Görüntü Dökümü:


---------


-Gemi personeli


-Kaptanın görüntüsü (kahverengi-beyaz kareli gömlekli)


-Adliyeden görüntüler


12.04.2018 - 11.44 Haber Kodu : 180412045_


=============================


2- MARMARAY SİRKECİ İSTASYONUNDA BİR YOLCU RAYLARA DÜŞTÜ - 1


Haber: Alper KORKMAZ-İSTANBUL DHA


Marmaray Sirkeci İstasyonunda bir kişi raylara düştü.  Seferler Kazlıçeşme istikametine durduruldu. Olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. 


Görüntü Dökümü:


-------------------


-Duraktan görüntü


-Trenden görüntü


-Yolculardan görüntü


-Detaylar


12.04.2018 - 11.52 Haber Kodu : 180412053


===================


3- KOSOVA'DA YAKALANAN FETÖ ŞÜPHELİSİ 6 KİŞİ TUTUKLANDI


Haber: Ümit TÜRK İstanbul/DHA


MİT'in, FETÖ'nün Balkan yapılanmasına yönelik soruşturmada, Kosova istihbaratıyla işbirliği içinde Türkiye'ye getirdiği 6 kişi, "Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek" ve "Uluslararası casusluk" gerekçeleriyle tutuklandı.  


MİT'in, Kosova istihbaratıyla işbirliği içinde Türkiye'ye özel uçakla getirilen FETÖ'nün üst düzey isimlerinden olduğu belirtilen şüpheliler Cihan Özkan, Kahraman Demirez, Hasan Hüseyin Günakan, Mustafa Erdem, Osman Karakaya ve Yusuf Karabina emniyet müdürlüğündeki işlemlerinin ardından dün sabah İstanbul Adalet Sarayı'na gönderilmişti.


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu Savcılığı,  6 şüpheliyi, "Silahlı terör örgütü yöneticiliği", "Uluslararası casusluk" suçlarından tutuklanmaları talebiyle İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk etti. 6 şüpheli "Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek" ve "Uluslararası casusluk" gece saatlerinde tutuklanarak cezaevine gönderildi.


==============


4- İSTANBUL MERKEZLİ 12 İLDE FETÖ OPERASYONU


Örgütün şifreli haberleşme programı Bylock kullandığı tespit edilen 45 kişinin yakalanması için operasyon başlatıldı.


Haber: İstanbul DHA


İstanbul'da düzenlenen FETÖ/PDY operasyonunda örgütün şifreli haberleşme programı Bylock kullanan 24 kişi gözaltına alındı.


İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, FETÖ/PDY'nin şifreli haberleşme programı Bylock kullanan şüphelilere yönelik çalışma başlattı. Kendi adına ve başkası adına kayıtlı GSM hatlarından Bylock programı kullandığı tespit edilen 45 kişi belirlendi. Sabah erken saatlerde 12 ilde eş zamanlı düzenlenen operasyonda 24 kişi gözaltına alındı. 21 kişinin yakalanması için çalışmalar devam ediyor.


==============


5- VURGUNDA SINIR TANIMADI; KAÇTIĞI ENDONEZYA'DA DA AYNI YÖNTEME BAŞVURUNCA YAKALANDI


Bin kişinin kart bilgileriyle 3 milyonluk vurgun yapan çete çökertildi


Yakalanacağını anlayan şebeke lideri Bali adasına kaçtı.


Bali'de de aynı yöntemle dolandırıcılık yapınca Endonezya polisi tarafından gözaltına alınan şebeke liderinin yakalanmasına ilişkin görüntüler Endonezya TV'lerinde yayınlandı. 


Haber: İhsan YALÇIN - Kamera: İdris TİFTİKCİ - İSTANBUL DHA


İstanbul'da, bankaların pos cihazlarına yükledikleri özel yazılımla yaklaşık bin kişinin kart bilgilerini ele geçirerek 3 milyonluk vurgun yapan şebeke polis operasyonuyla çökertildi. Gözaltına alınan 18 şüpheliden 13'ü çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Yakalanacağını anlayınca Endonezya'ya kaçan şebeke lideri  aynı yönteme devam edince gözaltına alındı.


İstanbul Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, çok sayıda kişinin kredi ve banka kartlarından bilgileri dışında para çekildiği ihbarları üzerine çalışma başlattı. Polis ekipleri, yemek siparişi getiren moto kuryeler aracılığıyla müşterilerin kart bilgilerini yazılımı değiştirilmiş pos cihazlarıyla ele geçirildiğini belirledi. İlk belirlemelere göre yaklaşık bin kişinin kredi ve banka kartı bilgilerini kopyaladığını tespit eden ekipler, liderliğini Doğan K.'nın yaptığı şebekeye ulaştı. 


ENDONEZYA TV'LERİNDE


Yaklaşık 3 milyon lira haksız kazanç elde eden şebekeye düzenlenen operasyonda 18 kişi gözaltına alındı. Doğan K.'nın ise operasyonlardan önce Bali adasına kaçtığı belirlendi. Doğan K. Bali'de de aynı yöntemle dolandırıcılık yapınca Endonezya polisi tarafından gözaltına alındı. Şebeke liderinin Türkiye'ye iadesi bekleniyor. Doğan K.'nın gözaltına alınması ve evinde yapılan arama Endonezya TV'lerinde yayınlandı. 


ÇOK SAYIDA POS CİHAZI ELE GEÇİRİLDİ


Şüphelilerin adreslerinde yapılan aramalarda, farklı kişiler adına düzenlenmiş banka ve kredi kartları, pos cihazları, bilgisayarlar ve ATM kamera düzeneği ele geçirildi. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüphelilerden 13'ü çıkarıldığı mahkemece tutuklandı, 3'ü adli kontrol şartıyla, 2'si de tutuksuz yargılanmak üzere serbest kaldı. 


Şüphelilerin ele geçirildikleri kart bilgileriyle ATM'lerinden para çekme anları güvenlik kameralarına yansıdı. Şebeke liderd


Görüntü Dökümü:


--------------------------


(Polis Kamerası)


-Şüphelilerin ATM'lerden para çekmesi


-Adreslere baskınlar


-Adreslerdeki aramalar


-Ele geçenler


-Şüphelilerin adliyeye sevki


-Bali'de yakalanan şebeke liderinin görüntüsü


(Aktüel Görüntü)


-Ele geçenlerden görüntüler


12.04.2018 - 11.20 Haber Kodu : 180412038


====================


6- 'DUR' İHTARINDA BULUNAN POLİSİ ŞEHİT EDEN KİŞİ HAKİM KARŞISINDA


Haber: Özden ATİK/ İstanbul, DHA


Gaziosmanpaşa'da 19 Eylül 2017'de polisin şüphe üzerine durdurmak istediği araçtan açılan ateş sonucu polis memuru Anıl Kaan Aybek'in şehit edilmesine ilişkin davanın görülmesine başlandı. Polislere hedef gözeterek ateş ettiği belirtilen sanıklardan Emre Yılmaz, "Kasıtlı bir eylemde bulunmadım. Biz terörist değiliz. Şehit polisin ailesinden özür diliyorum" dedi. Şehit polisin olay günü yanında olan meslektaşları ise sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. 


İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki il duruşmaya, ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen tutuklu sanıklar Halil İbrahim Şenol, Cem Engin Dere ve Emre Yılmaz getirildi. Şehit polis Anıl Kaan Aybek'in babası Çetin Aybek, annesi Hülya Aybek, kardeşi Merve Aybek ile 6 polis arkadaşı da "şikayetçi" sıfatıyla hazır bulundu.  


ŞEHİT POLİSİN AİLESİNDEN ÖZÜR DİLEDİ


Sanık Emre Yılmaz savunmasında, olay günü saat 18.00 sıralarında annesine ait araçla arkadaşlarıyla dolaştıklarını söyleyerek "Arabayı sanık Halil İbrahim kullanıyordu. Arabada içki içtik. Bir süre dolaştık, yaklaşık 1-2 saat sonra dolaşırken Cem'i mahallede gördük. Onu da arabaya aldık, içmeye devam ettik. Gaziosmanpaşa'da bir restorana gittik. Burada hep birlikte viski içtik. Saat 23.00-23.30 sıralarında restorandan kalktık. Eve gidecektik. Ben aşırı sarhoştum. Arabada baygın halde yatıyordum. Bir an arabanın hızlandığını fark ettim ve arkadan silah sesleri geldi. Ben arabanın sağ ön koltuğunda oturuyordum. Torpidoya tabancamı koymuştum. silah seslerini duyunca tabancayı alıp dışarı doğru rastgele birkaç el ateş ettim. O sırada Halil İbrahim, 'Onlar polis ne yapıyorsun?' deyip kolumu çekti. Daha sonra kaçmaya devam ettik" dedi. Sanık Yılmaz, Arnavutköy yolunda polis aracının önüne geçtiğini belirterek "Ancak biz durmadık. Bize ateş ettiler. Bariyerlere vurduk. Araba durdu. Halil İbrahim, 'Kaçalım' dedi. Arabadan indik. Farklı yönlere kaçmaya çalışırken, 1 metre gitmeden ayağımdan vuruldum ve yakalandım. Polisin vurulduğunu sonraki gün öğrendim" diye konuştu. Soru üzerine sanık Yılmaz, hakkında yakalama kararı olduğu için polisten kaçtığını söyleyerek "Kasıtlı bir eylemde bulunmadım. Biz terörist değiliz. Şehidimizin ailesinden ve devlet büyüklerinden özür diliyorum. Pişmanım" dedi. 


"YAKALAMA KARARI YÜZÜNDEN KAÇMAYA BAŞLADIK"


Sanık Halil İbrahim Şenol ise polisin dur işareti yapması üzerine hakkında yakalama kararı olduğu için kaçmaya başladıklarını söyledi. Sanık Şenol, "Emre alkolün etkisiyle kendinde değildi. Ben yola hızlanarak devam edince arkamızdan üç el silah sesi geldi. Arabanın arka camı kırıldı. 15-20 metre gitmiştim ki Emre'nin pencereden ateş ettiğini fark ettim. Kolundan tutup çektim, ateş etmemesini söyledim.Yolumuza devam ettik. Cem'i evine bıraktık" dedi. Sanık Şenol, Arnavutköy'de polisin ateş etmesi üzerine arabanın yanından ayrılacağı sırada 6 yerinden vurulduğunu ve yakalandığını belirtti. 


"SANIK EMRE ATEŞ ETTİKTEN SONRA POLİSLER ATEŞ ETTİ"


Sanık Cem Engin Dere de diğer sanık Emre Yılmaz'ın ateş etmesinin ardından polislerin ateş etmeye başladığını, olay yerinden uzaklaşınca arkadaşlarının kendisini eve bıraktığını ileri sürdü.


YAKINLARI: ŞİKAYETÇİYİZ


Ölen Anıl Kaan Aybek'in yakınları ise olayı görmediklerini ama sanıklardan şikayetçi olduklarını söylediler.


ŞİKAYETÇİ POLİSLER: EN AĞIR ŞEKİLDE CEZALANDIRILSINLAR


Şehit polisle aynı yerde görevli olan polis Ceyhun Önge, "Olay günü olağan devriye görevi yaptığımız timde görevli çarşı ve mahalle bekçileriyle çevrede alkol alan ve rahatsızlık veren kişilere yönelik ihbar olması üzerine şahıslar üzerinde sorgulama ve uygulama yapmak istedik. Ben ve maktül resmi kıyafetliydik. Diğerleri de bekçi kıyafetliydiler. Görev noktamızda maktül durdurmuş olduğumuz kişilerin GBT sorgulamasını yaptığı sırada bir aracın süratle gelmekte olduğunu fark ettik. Ben ve Gökhan aracın durması için işaret ettik. Araç yanımıza geldiğinde durmaya yakın hale geldi. İç lambasını yaktı. İçeride 3 kişi olduğunu gördüm. Gökhan, şoför kapısına yöneldi. Ben sağ ön koltuğa yönelirken sinkaflı sözler duydum. Araç patinaj yaparak hızlandı ve hızlandı. Ben kendimi yana atarak kurtardım. Yere atladım. Bu arada 2-3 el silah sesi duydum. Bize doğru öndeki araçtan ateş edildiğini fark ettim. Bekçi arkadaşlar da karşılık verdi. Vatandaşlara ait aracı siper alarak araca doğru koşmaya başladım. Aracın sağ ön camından maktülün olduğu noktaya ateş edildi. Maktül ikinci ateş edilme sonucunda vuruldu. Bunun üzerine aracı kovalamayı bıraktım" dedi. 


Polis Yunus Özdemir de sanıklardan Emre Yılmaz'ın kendilerine atış yaptığını, bunun üzerine sanığa karşılık verdiklerini ve maktülün sanık Emre Yılmaz'ın ateş etmesi sonucu vurulduğunu belirtti. Diğer şikayetçiler Gökhan Şen, Uğur Türkeri, Erol Arslan ve Semih Kaya da sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ettiler.


DURUŞMA ERTELENDİ


Mahkeme heyeti, tanık kolluk polislerinin dinlenmesine ve sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi. 


İDDİANAME


İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'nca hazırlanan iddianamede, 19 Eylül 2017'de, saat 23.50 sıralarında Gaziosmanpaşa İlçe Emniyet Müdürlüğü bünyesinde polis memurları ve çarşı mahalle bekçileri tarafından Barbaros Hayrettin Paşa Mahallesi 1190 Sokak içerisinde yol kontrolü yapıldığı sırada daha sonra plakasının sanıkların içinde bulunduğu aracın durdurulduğu, ancak aracın hızlanarak uzaklaştığı belirtiliyor. Bunun üzerine emniyet görevlilerinin birkaç kez dur ihtarında bulunarak ateş ettikleri, aracın hızlandığı ve şoför mahallinin yan tarafından hedef gözetilerek ateş edildiği ifade ediliyor. Ekip arkadaşlarıyla kovalamacaya katılan polis memuru Anıl Kaan Aybek'in alnından aldığı tek kurşunla vurularak kaldırıldığı hastanede öldüğü anlatılıyor. Sanıklar Emre Yılmaz, Halil İbrahim Şenol ve Cem Engin Dere'nin "Kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle bir kişiyi öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi talep ediliyor. Sanıklardan Emre Yılmaz ve Halil İbrahim Şenol hakkında "Ruhsatsız silah bulundurma" ve "Hakaret" ve "Görevi yaptırmamak için direnme" suçlarından ayrıca 3 yıl 9 yıl 10 aya kadar hapisleri; sanık Cem Engin Dere için ise 2 yıldan 6 yıl 10 aya kadar hapsi isteniyor.  


Görüntü Dökümü:


-------


-Olayla ilgili arşiv görüntüsü


===================


7-  İSTANBUL BOĞAZI'NDA SİS  ETKİLİ OLDU


Hakan KAYA-Hasan YILDIRIM/İSTANBUL,- 


İstanbul Boğazı'nda sabah saatlerinde sis etkili oldu. Boğaz çevresinde etkili olan sis nedeniyle görüş mesafesi düştü.  Sis nedeniyle Kız Kulesi ve 15 Temmuz Şehitler Köprüsü sis altında kaldı. Deniz ulaşımında ise herhangi bir sefer iptali yaşanmadı.


Görüntü Dökümü:


----------------------


-Boğazdan görüntü


-15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Kız Kulesi'nden görüntü


-Boğazda oluşan sis


-Gemilerin geçişleri


-Genel ve detaylar


12.04.2018 - 10.02 Haber Kodu : 180412017


==================


8- METEOROLOJİDEN SİS UYARISI


İstanbul DHA


Meteoroloji, Marmara için sis uyarısında bulundu.


Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada sisin yarın ve cumartesi sabah saatlerinde etkili olacağı kaydedildi.


Açıklamada, "Marmara'nın kuzey ve doğusu ile Karadeniz kıyı kesimlerinde halen devam eden sisin, yarın öğlene kadar Orta ve Doğu Karadeniz kıyılarında, Cumartesi günü öğle saatlerine kadar ise Marmara'nın kuzey ve doğusu ile Batı Karadeniz kıyılarında zaman zaman yoğunluğunu artırarak etkili olmaya devam etmesi beklendiğinden yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkatli ve tedbirli olunması gerekmektedir" denildi.


Görüntü Dökümü:


---------


-Boğaz'da bu sabah çekilen sis görüntüleri


12.04.2018 - 10.02 Haber Kodu : 180412017


==================


9- DÜĞÜNE 4 GÜN KALA NİŞANLISINI ÖLDÜREN KADINA 8 YIL 9 AY HAPİS CEZASI


Haber: Serpil KIRKESER/ Kamera: İSTANBUL DHA


Esenyurt'ta tartıştığı nişanlısı Ali Ayberk Kahveci'yi bıçaklayarak öldürdüğü belirtilen Ayşenur Yılmaz'ın  "Haksız tahrik altında kasten öldürmek" suçundan 18 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı dava karara bağlandı. Mahkeme heyeti,  eylemin "Haksız tahrik altında kasten yaralama" suçunu oluşturduğunu belirterek, sanık Ayşenur Yılmaz'ı 8 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırdı. Üye kadın hakim, sanık Ayşenur Yılmaz'ın "Meşru savunmada sınırın aşılmasıyla  taksirle ölüme sebebiyet verme" kapsamında cezalandırılması ve tahliyesine karar verilmesi gerektiğini kaydederek karara muhalefet şerhi koydu. Sanık Yılmaz, ilk savunmasında  "Ben Ali Ayberk'i çok seviyordum.Hayallerimiz vardı. Öldürmek gibi  bir kastım yoktu" demişti. 


"ALİ AYBERK'İ ÇOK SEVİYORDUM, ÖLDÜRMEK GİBİ BİR NİYETİM YOKTU"


Bakırköy 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen karar duruşmasına tutuklu sanık Ayşenur Yılmaz (23) ile taraf avukatları  katıldı. Son sözü sorulan Ayşenur Yılmaz, "Kasten, bilerek bir hareketim olmadı. Öldürme gibi bir niyetim asla yoktur.  Böyle bir olay olduğu için pişmanım" dedi. 


SANIK 8 YIL 9 AY HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILDI


Mahkeme heyeti, suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle "Suç delillerini yok etme, gizleme  veya değiştirme" suçundan sanıklar F.A. ve Ayşenur Yılmaz'ın ayrı ayrı beraatlerine karar verdi. 


Mahkeme heyeti, sanık Ayşenur Yılmaz'a, nişanlısı Ali Ayberk Kahveci (23) 'yi "Kasten öldürme" suçundan cezalandırılması talebiyle dava açıldığını hatırlatarak eylemin "Kasten yaralama" suçunu oluşturduğunu belirtti ve sanık Yılmaz'ı 14 yıl hapis cezasına çarptırdı.  Sanığa "iyi hal"  ve "Haksız tahrik" indirimi de uygulan mahkeme heyeti, cezayı 8 yıl 9 ay hapis cezasına düşürdü ve sanık Ayşenur  Yılmaz'ın da tutukluluk halinin devamına hükmetti. 


ÜYE KADIN HAKİMDEN MUHALEFET ŞERHİ


Üye hakim Gamze Özdemir, karara muhalefet şerhi koydu. Üye hakim Özdemir muhalefet şerhinde şunları söyledi: Maktül ve sanık nişanlıdır ve evliliklerine kısa bir süre kalmış aralarında büyük bir  gerginlik veya düşmanlık da bulunmamaktadır. Olay günü maktül, sanığın evine gelerek sanığa şiddet uygulamaya başlamış, sanık kendisine yönelmiş bu haksız saldırıdan kurtulmak amacıyla mutfağa kaçmıştır. Maktülün, sanığa mutfakta da saldırısı devam etmiştir. Sanığın savunmasına göre maktul elektrikli süpürge sapıyla kafasına vurmak istemiş ancak kolunu siper ederek kurtulmuştur. Sanığın savunmasını doğrular şekilde olay yeri incelemesinde kırık süpürge sapını bulunmuştur.  Ayrıca sanığın alınan raporunda kolunda ve vücudunda darp izleri bulunduğu tepsit edilmiştir. Sanığın başka türlü defetme imkanının bulunmadığı kabul edilmesi gereken saldırıyı önlemek amacıyla tezgahın üzerinden bıçak alarak ve böylece maktulü kendisinden uzak tutmak istemiştir.  Ancak maktul saldırısına devam etmiş bu esnada sanık kendini savunma kastını aşarak maktulün ölümüne sebebiyet vermiştir.  Vücuda koltuk altından saplanan tek bir bıçak darbesinin bulunduğu, maktülün olay yerinden sanık ve maktülün arkadaşları tarafından hastaneye götürülmüş olduğu hususları bir arada değerlendirilmesinin sanığın maktülü yaralamaya ya da öldürmeye yönelik kastından bahsedilmeyeceğini göstermektedir.  Sanığın kendisinden fiziksel güç olarak


üstün olan maktül tarafından darp edilmesi sırasında tezgah üzerinde bulunan bıçağı eline geçirip kendisini savunmak


maktülün fiziksel şiddetini engellemek ve kadın erkek arasındaki güç farkını bu yolla dengelemek istemesinin olağandır. Sanığın hareketini ani bir tepki olarak gösterdiği, bu nedenle sanığın eyleminin 'Meşru savunmada sınırın aşılmasıyla taksirle ölüme sebebiyet verme' kapsamında değerlendirilerek cezalandırılması ve  hükümle birlikte tahliyesine karar verilmesi gerektiği kanaatinde


olduğumdan sanık hakkında kurulan hükme bu yönden katılmıyorum"


"HAYALLERİMİZ VARDI ÖLDÜRMEK GİBİ BİR KASTIM YOKTU"


Sanık Ayşenur Yılmaz ilk duruşmada şunları söylemişti:  "Ali Ayberk Kahveci ile 1.5 yıldır nişanlıydık. Nikahımıza 4 gün kalmıştı. Evimizi  yerleştirmiştik. Olay günü de telefonda konuşurken bana bağırdı. 'Neden telefonu açmıyorsun, bakmıyorsun' dedi. Bende sakin olmasını istedim. Bana defalarca ağır küfürler etti.  Ben telefonu kapattım. Daha sonra aradı. Ancak telefonu açamadım. Ben ailemle yaşadığım evdeydim. Evde sadece kuzenim F.A. vardı. Ali bu eve geldi.  Bana saldırıp beni dövdü. Kuzenim F.A. araya girmeye çalıştı fakat başaramadı. Ben  o arada mutfağa doğru kaçtım. Burada elektrik süpürgesinin sopası ile kafama doğru vuracakken kolumu kaldırıp engel oldum. Üzerime doğru gelmeye devam etti. Ben de bu sırada mutfak tezgahı üzerinde bulunan bıçağı elime aldım. Ancak bu bıçağı sağa, sola sallamadım ve savurmadım. Ali Ayberk'e ' Beni mi öldüreceksin ?' diye söyledim. Benim üzerime çullandığı sırada bıçak ona batmış, ben bunu fark etmedim. Kendisi  bıçağın battığını söyledi. ' Şaka mı yapıyorsun ?' dedim.  'Hayır gerizekalı, şaka değil' dedi.  Bir iki adım attıktan sonra yere çöktü. Camı açarak site görevlilerini çağırmak istedim. Arkadaşlarını görüp, onları çağırdım. Onları ismen tanımıyordum ancak görmüştüm. Onlar eve geldiler. Ali Ayberk'i hastaneye götürdük. Doktorlar öldüğünü söylediler. Ben zaten şoka girmiştim. Kuzenim F.A.'yı  arayıp da suç delillerini yok etmesi için bir şey söylemedim. Ben Ali Ayberk'i çok seviyordum.  Hayallerimiz vardı. Öldürmek gibi  bir kastım yoktu."


İDDİANAMEDEN


İddianamede şüpheli Ayşenur Yılmaz'ın  "Haksız tahrik altında kasten öldürmek" suçundan 12 yıldan 18 yıla kadar, tutuksuz şüpheli F.A.'nın ise "Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezasına çaptırılması isteniyordu.


Görüntü Dökümü:


--------------


Arşiv görüntüler


12.04.2018 - 10.52 Haber Kodu : 180412029


===================

Kaynak: DHA