Tiyatroya Ulaşmak İçin Televizyonu Basamak Olarak Kullandım

Tiyatroya Ulaşmak İçin Televizyonu Basamak Olarak Kullandım

En büyük hayalim tiyatro sahnesine çıkmaktı

Tiyatroya Ulaşmak İçin Televizyonu Basamak Olarak Kullandım

Yalan Dünya, Çocuklar Duymasın, Muhteşem Yüzyıl, Lale Devri, Sana Bir Sır Vereceğim, İki Dünya Arasında, Karadayı ve son olarak da Kara Para Aşk dizisinde 'Ali Güralp' karakteri ile ekranlarda olan Alper Türedi, birçok oyuncunun aksine tiyatroyu kamera oyunculuğu için değil, kamera oyunculuğunu tiyatro için basamak yapmış. Türedi ile oyunculuktan sektörün sorunlarına, gelecek planlarından babalığa kadar geniş bir yelpazede söyleşi yaptık.

EN BÜYÜK HAYALİM TİYATRO SAHNESİNE ÇIKMAKTI

FS: Oyunculuğa nasıl başladınız?

ALPER TÜREDİ: Kendimi bildim bileli, "Tiyatro sahnesine bir kere çıkayım, o gece öleyim" derdim. Tek hayalim buydu. Hayat şartları konservatuar okumama izin vermedi, lojistik okudum. 2. ligde profesyonel futbol oynarken kalıcı adale sakatlığı geçirdim ve bırakmak zorunda kaldım. Akademi İstanbul'da eğitim aldım. "Sana Bir Sır Vereceğim" dizisinde iki bölüm "Camgöz" karakterini oynadım, karakter tutunca dizinin finaline kadar devam ettim. Sonrasında da "Karadayı" dizisine girdim. Şu anda da "Kara Para Aşk" dizisinde oynuyorum. Birçok insanın aksine tiyatroyu, ekrana geçmek için basamak olarak görmedim. Ekranı basamak olarak kullanıp tiyatroya geçtim.

TİYATRODA İLK ROLÜM BAŞROLDÜ

Sahne tozunu yutmak, o havayı solumak ölmeden önce yapmayı en çok istediğim şeydi. Rolün büyüğünün küçüğünün olmadığını düşünsem de ilk oyunum olan bir İtalyan komedisinde başrol oynamak elbette hayal ettiğimin ötesinde bir durumdu. Bu oyuna umudunu ve maddi imkanını feda eden kişinin yüzünü kara çıkartmadığım için mutluyum. Şu an da beşinci oyunum olan "Yaslıada" adlı oyunda dönemin Maliye Bakanı Hasan Polatkan rolünü canlandırmaktayım.

TELEVİZYON KANDIRIR, TİYATRO KANDIRMAZ

FS: Tiyatro oyunculuğu mu, televizyon oyunculuğu mu daha yorucu?

ALPER TÜREDİ: Kamera önü oyunculuğuyla sahne oyunculuğu kıyaslanmamalı. Kıyaslanırsa; sahne oyunculuğundaki harcanan emeğe ve enerjiye haksızlık edilmiş olur. Minimal oynayamazsınız, tamamen büyük oynamak zorundasınız ve en arka koltukta oturan kişiye de o andaki duyguyu hissettirebilmelisiniz. Hata lüksünüz yok. Televizyonda iş yapan bir tiyatro oyuncusu için set tecrübesinin olması yeterlidir. Ruhsal anlamda tiyatro oyunculuğu daha yorucu, fiziksel anlamda kamera önü daha yorucu. O ikisi kıyaslanmamalı bile. Sinema ya da televizyon kandırır ama tiyatro kandırmaz.

FS: Tiyatroda istediğiniz yere geldiğinizi düşünüyor musunuz?

ALPER TÜREDİ: Elbette henüz istediğim yerde değilim. Yaş olarak olmasa da mesleki kariyer anlamında henüz yolun çok çok başındayım. Amacım üzerinden zaman geçse de hatırlanabilecek karakterleri oynayabilmek.

SET ÇALIŞANLARI İÇİN ÇALIŞMA ŞARTLARI ÇOK AĞIR

FS: Türk Sinemasının 100.yılı, siz Türk sinemasını ve dizi sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

ALPER TÜREDİ: Dizi sektöründe beş gün içerisinde uzun metraj film çekiliyor, sıkıntılı bir süreç. Çalışma şartları oyunculardan ziyade çalışanlar için çok ağır. Biz sahnemizden bir saat öncesinde sete gidiyoruz, fazla beklemiyoruz, oynuyoruz hemen evimize bırakılıyoruz. Diğer çalışanlar ağır şartlarda çalışıyorlar. Sonbahar diye bir dizi vardı, onun setinde kostüm arabası yorgunluktan kaza yaptı, iki kostümcü kızımız öldü.

Geçmişteki filmleri pek hoş bulmuyorum, şimdikileri daha hoş buluyorum. Kalite yok ve uyarlamalara çok yöneldiler. Senaryo sıkıntısı yaşadıklarını düşünüyorum. Uyarlamalarla gidiyor işler.2010 yılında Kültür Başkenti kapsamında, Mine Vargan'ın yapımcılığını üstlendiği 'Şenlikname" filminde oynadım. Vizyonda bir hafta kaldı, sonra kaldırdılar.

ARTIK ESKİSİ KADAR YIPRANMIYORUZ

FS: Çalışma sürelerinin uzun olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

ALPER TÜREDİ: Her hafta bir sinema filmi uzunluğunda bölümler çektiğimizi düşünürsek yorucu olmaması mümkün değil. Ancak yapım şirketlerinin sağladığı yeni imkanlarla artık eskisi kadar yıpranmadığımızı düşünüyorum. Yavaş da olsa iyiye doğru bir ivme kazandığımız aşikardır. Popüler olmanın, ilgi görmenin, sevilmenin karşılığı yorgunluk olarak karşımıza gelecekse bence bu kadar şeye katlanabilmeliyiz.

KENAN İMİRZALİOĞLU'NUN RİCHARD GERE'DEN NEYİ EKSİK?

FS: Sizce Amerika'ya neden dizi satamıyoruz?

ALPER TÜREDİ: Hiçbir fikrim yok. 'Breaking Bad' dizisinin sadece bir bölümünü seyredin, ilk seyrettiğinizde "ne kadar ucuza mal etmişler bu diziyi" diyeceksiniz. Ama açın bütçelerine bakın sadece bir bölümü 2 milyon dolar, 3 milyon dolar. Bizim kırk fırın ekmek yememiz lazım açıkçası.

FS: Dünya çapındaki oyuncularla boy ölçüşebilecek oyuncularımız var mı?

ALPER TÜREDİ: 'Kara Para Aşk' ve 'Aramızda Kalsın' dizisini ve 'Arkadaşım Hoş geldin' seyrediyorum. Binnur Kaya'yı çok beğeniyorum. Kıvanç Tatlıtuğ'un aşırı derecede kendini geliştirdiğini düşünüyorum. Çetin Tekindor, Haluk Bilginer'i hiç saymıyorum bile, onlar başka boyutta yaşayan insanlar. Kıvanç Tatlıtuğ'un Brad Pitt'den neyi eksik, Kenan İmirzalioğlu'nun Richard Gere'den neyi eksik?

KÖTÜ ADAM KARAKTERİ ÜZERİME YAPIŞTI

FS: Hangi oyuncularla oynamak isterdiniz?

ALPER TÜREDİ: Çoğuyla çok şükür aynı sahneyi paylaştım. Binnur Kaya ve İsmail Hacıoğlu'yla oynamayı isterim. İsmail Hacıoğlu'yla tek bir sahne bile olsa oynamayı çok istiyorum, abartısız oynadığını düşünüyorum. Kötü adam benim üzerime çok yapıştı. Komik, kötü ve iyiyi oynadım. Kötüyü oynamaktan zevk alıyorum. Biliyorum ki iyi karakterler seviliyor, kötü karakterler seyrediliyor.

SUSKUNLAR VE EZEL'İ UNUTAMIYORUM

FS: Beğendiğiniz dizi ve filmler hangileri?

ALPER TÜREDİ: 2005 yılı yapımı olmasına rağmen 'Black' filmini seyrettiğimde büyülendim. Dünya sinemasında genelde biyografi türünde filmler ilgimi çekiyor. Dizi olarak da ağırlıklı olarak yabancı dizileri seyretsem de 'Suskunlar' ve 'Ezel' dizilerini hala unutamıyorum. Pek yerli dizi seyretmesem de şu sıralar 'Aramızda Kalsın' favorim diyebilirim.

İNSANLARI GÜLDÜRMEK İYİ OYUNCULUK ANLAMINA GELMEZ

FS: Sizin için iyi oyuncu olmak ne anlama geliyor?

ALPER TÜREDİ: Çok iyi komedi filmi yapıyor olmak, çok iyi espri yapıyor olmak, çok iyi oyuncu olduğunuz anlamına gelmiyor. Ne yazık ki bu ülkede eğer birisini güldürüyorsanız, sizin üzerinize çok iyi oyuncu etiketi yapışıyor. Bu da bence yanlış bir şey. Komediye çok yatkın olmadığım ve yerli komediler beni çok güldürmediği için belki de öyle düşünüyorum. Örneğin, "Çalgı Çengi" çok düşük bütçelerle, Cem Yılmaz'ın desteğiyle çekildi. O filme kadar kimse Ahmet Kural ve Murat Cemcir'i tanımıyordu. Başarılılar, o filme gittiğinizde 90 dakikam çöpe gitti demezsiniz.

ALT METNİ OLMAYAN ADAMI OYNAMAKTAN SIKILDIM

FS: Oyunculuk kariyerinizde hedeflediğiniz roller var mı?

ALPER TÜREDİ: 10 yıldır bu işi yapıyorum, alt metni olmayan adamı oynamaktan sıkıldım. Beni biraz daha zorlayacak, yapabilir miyim, yapamaz mıyım diye düşündüren dişi roller arzu ediyorum. Örneğin eşcinsel, akıl hastası, zekâ geriliği yaşayan birisini oynamak isterim. Bir oyuncu ne kadar çok farklı rolde görev alırsa, kendisini o kadar çok geliştirebilir. Yaşınız ilerlediğinde oyunlarınız profesyonelleşmeye ve sergilediğiniz karakterler daha dikkat çekici olmaya başlıyor. Projelerde daha çok sahnede yer alabileceğim bir karakterin bir gün birisi tarafından yazılacağını, o karakter için bin kişiyle de görüşseler o işin bana geleceğini düşlüyorum ve bekliyorum.

SEYİRCİ TERS KÖŞE YAPTIRABİLİYOR

FS: Seyirciyi nasıl değerlendiriyorsunuz?

ALPER TÜREDİ: Ben bu ülkede seçim sonuçları, futbol maçlarının sonuçları ve reyting sonuçlarına pek inanamıyorum. Bir kesime hitap eden, onların ruhuna işleyen bir iş yaparsanız tutuyor. Dram da, komedi de olabilir, kimi oynatırsanız oynatın fark etmez. Hikâye iyiyse Türk halkı benimsiyor, kabul ediyor. En önemli olan şey senaryo. Kimin ne sevdiğini anlayamıyorsunuz. Çok tutar dediğiniz dizi 3.bölümde kalkıyor. Seyirci size çok ters köşe yaptırabiliyor. Fantastiğe açık bir halk olmadığımız için, seyirci kendini görmediği işleri izlemek istemiyor.

BOSTANCI'DA ÜZERİME YÜRÜDÜLER

FS: Oynadığınız karakterlerle ilgili nasıl tepkiler aldınız?

ALPER TÜREDİ: Arka Sokaklar'ın ilk sezonunda kötü bir karakteri oynamıştım, Bostancı'da üzerime yürüdüler. Sana Bir Sır Vereceğim 'de oynadığım "Camgöz" karakteri çok dikkat çekti. Çok küfür ve beddua aldım. Yolda beni görüp önce korkuyla yaklaşıp sonra bu da etten kemikten insan diye düşünüp yanıma yaklaşınca öyle birisi olmadığımı görüyorlar. Bunlar benim hoşuma gidiyor, ben onları inandırmışım ki bana kızıyorlar. Yuhalayanlar oldu, oynadığım karakterle seslenenler oldu.

HASAN POLATKAN'I CANLANDIRIYORUM

FS: Şu an devam eden 'Yaslı Ada' oyununuzdan biraz bahseder misiniz?

ALPER TÜREDİ: 'Yaslı Ada', ilk defa tiyatro sahnesinde sergilenen ve Türk siyasi tarihinin ilelebet kara bir leke olarak taşıyacağı 1960 darbesinin sonrasında, merhum Başbakan Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam edildikleri güne kadar Yassıada'da yaşadıklarının anlatıldığı bir oyun. Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın türlü işkenceler ve hakaretlere maruz kaldıkları mahkûmiyetin ardından idam sehpasına kadar uzanan dram dolu son günlerini anlatıyoruz. Hasan Polatkan'ı canlandırıyorum. Sanat3 tarafından sahnelenen 'Yaslı Ada' sadece gerçek demokratların ve belli bir kesimin değil, herkesin seyretmesi gerektiğini düşündüğüm bir oyun.

OYUNCULUĞUN YAŞI, GÜZELİ, ÇİRKİNİ YOKTUR

FS: Oyuncu olmak isteyen genç arkadaşlara neler tavsiye edersiniz?

ALPER TÜREDİ: Alışılmışın tersine tiyatroya ulaşabilmek için ekranı basamak olarak kullanan alaylı bir oyuncu olarak önerebileceğim şunlar; Oyunculuk, kendi hayatınızın dışında birçok başka hayatı yaşayabilme fırsatıdır. Önce kendinize karşı dürüst olun ve özgüveniniz en üst düzeyde olsun. Birçok kişi ajans kapılarında oyuncu olabilmek için hırpalanmakta ya da amatör olarak hayatlarını sürdürmekteler. Çok az bir bölümü eğitim alarak şanslarını arttırabiliyor.

Oyunculuğun yaşı, güzeli, çirkini yoktur. Her tip ve her yaş için mutlaka bir cast bulunabilir. Yaşınız ilerledikçe oyunculuğunuz profesyonelleşmeye ve daha iyiye gitmeye başlayacaktır. Az da olsa bir gelir elde etmeye başladığınızda artık mesleki anlamda kendinize yatırım yapabilecek duruma gelmişsiniz demektir. Ne kadar çok farklı rolde yer alırsanız o kadar çok tecrübe edinirsiniz. Eğer yeteneğiniz kısıtlıysa altından kalkabileceğiniz rolleri seçmek iyi bir tercih olabilir. Yeteneğinizin kısıtlı olması oyuncu olamayacağınız anlamına gelmez, çünkü yetenek geliştirilebilir bir özelliktir. Fakat bunun için iyi bir planlama yapmalı ve profesyonel destek almalısınız. Yoksa başarısızlık kaçınılmaz olabilir. Olumsuz düşünen insanları duymayın, onlar kalbinizdeki ümitleri çalarlar. Ve unutmamalılar ki kaplumbağa ancak kafasını çıkartıp risk aldığında ilerleyebiliyor.

FS: Babalar Günü ve oyunculukla ilgili unutamadığınız anılarınız var mı?

ALPER TÜREDİ: 3,5 yaşında vefat eden kızımın, bir babalar gününün sabahında annesinin almış olduğu hediyeyi zorlanarak yürüyüp paketi uzatması ve paketin üzerinde kızımın ve oğlumun yazmış olduğu "babacığım babalar günün kutlu olsun, seni çok seviyoruz" demesini unutamam.

FS: Bosphorus platolarını nasıl buluyorsunuz?

ALPER TÜREDİ: İlk geldiğimde hoşuma giden kullanılan cihazların gerçek olmasıydı. Hastane odası, aletler gerçek. Birçok yerde maketini gördüm. Bence çok başarılı.