TBMM Genel Kurulu

18.02.2021 16:49 | Son Güncelleme: 18.02.2021 18:01
TBMM Genel Kurulu

TBMM Başkanvekili Celal Adan, "Bir yaratık düşünün, ismini gizleyip, ülkeyi seviyor.

TBMM Başkanvekili Celal Adan, "Bir yaratık düşünün, ismini gizleyip, ülkeyi seviyor. Bu nasıl bir ahlaksızlık? Bir adam ismini gizleyerek, siyasi değerlendirme yapar mı, birilerine laf eder mi?" dedi.

TBMM Genel Kurulunda, gündem dışı konuşmaların ardından grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu, MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, konuşmalarına Regaip Kandili'ni kutlayarak başladı.

Dervişoğlu, ÖSYM'nin yeni sınav ücretini belirlediğini, ücretlere yüzde 29 zam yapıldığını ifade etti. Yükseköğretim Kurumları Sınav ücretinin 70 liradan 90 liraya çıkarıldığına, üç oturuma girecek öğrencilerin 270 lira ödeyeceğine işaret eden Dervişoğlu, Tıpta Uzmanlık Sınavı ücretinin ise 450 liradan 500 liraya yükseltildiğini anımsattı. Dervişoğlu, artan bu fahiş fiyatlarla sosyal devlet ilkesinin unutulduğunun anlaşıldığını söyledi.

HDP'li Beştaş, Eren Keskin'e, silahlı örgüt üyeliğinden verilen 6 yıl 3 aylık hapis cezasına, dünyanın dört bir yanından tepkiler geldiğini ifade ederek bu cezanın sadece sözüne verildiğini belirtti. Beştaş, düşünce ve ifade özgürlüğü, hakikat mücadelesinin susturulmak istendiğini ancak hiçbir zaman susturulamayacağını kaydetti.

Cezaevlerinde çıplak arama yapıldığını savunan Beştaş, bu aramaya cevaz veren yönetmeliğin kaldırılmasını istedi. Beştaş, hastane, revir, cezaevi nakillerinde de bu aramanın yapıldığını, bunun kötüye kullanma olduğunu öne sürdü.

-"Sağlık Komisyonu araştırsın"

Özgür Özel, bir günde üç hekimin intihar ettiğini dile getirerek bunun çok farklı nedenleri olabileceğini, Meclis çatısı altında konunun tartışılması gerektiğini bildirdi. Özel, TBMM Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Recep Akdağ'dan bu konuda çalışma yapmasını, partilerden uzman milletvekillerinden yararlanılarak Türkiye'deki intihar vakalarının, sağlık çalışanlarının içinde bulunduğu psikolojik durumu araştırmalarını talep etti.

Sanatçılar Metin Akpınar ve Müjdat Gezen'in, Cumhurbaşkanı'na hakaret suçundan hapis cezası aldığını anımsatan Özel, "Cumhurbaşkanına hakaret suçu, artık aydın, muhalif, farklı düşünenleri, sosyal medya kullanıcılarını sindirmek için kullanılan bir araca dönüştürülmüş durumda. Bu yasa, tarafsız cumhurbaşkanına göre yapılmış bir yasa. Siyasi muhataplarında olmayan bir zırhı alıp da kendinden önceki cumhurbaşkanlarının 70 katı vatandaşa dava açarsınız, sanatçılara, parodisini yapanlara, gazetecilere dava açarsanız, bu cesaretten kaynaklanmaz, adaletli bir şey değil. Bu gücü değil acziyeti, cesareti değil korkaklığı gösterir." değerlendirmesinde bulundu.

Özel, çıplak arama sorunu olduğunu, uygulama birliği bulunmadığını, bunun yüksek teknolojiyle aşılabildiği dünya örneklerine bakılması gerektiğini dile getirdi.

-"Bizim insan olduğumuzu unutuyorlar galiba"

Özlem Zengin, "çıplak arama" tartışmalarıyla ilgili çok sayıda saldırıya maruz kaldığını ifade etti.

Uluslararası hukuka, diğer ülkelere bakıldığında aramanın bulunduğuna işaret eden Zengin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'deki ismin aynısı, farklı isimde olanlar var. Mevzuatın tamamında neredeyse bu arama var. Bu arama yapılırken, mevzuata uygun yapılmaması başka bir şey. Böyle olması halinde biz sonuna kadar mücadelesini veririz. Olmaz böyle bir şey, olamaz. Fakat böyle bir aramanın yapılmadığı yerde, ortaya çıkan FETÖ'cüler, olaydan neredeyse 1-2 yıl sonra ortaya çıkararak, bir kampanya haline dönüştürüyorlarsa, o zaman bir sorun vardır. Biz haklı, yerinde itiraza, her türlü insan haklarını sonuna kadar savunmaya varız. Ama bir şeyi uydurarak, olmayan bir şeyi var haline getirerek, özellikle kampanya, saldırı, 40 bin tweet atılıyor. Sonra ortaya çıkıyor ki o olay, şehir için böyle bir arama yapılmamış. O günlerde, olayın hemen arkasında Kovid oldum, hastanede olduğum için cevap veremedim. O arada saldırı, saldırı... Sağlığım da müsait değil ki, çıkıp bir açıklama yapayım. Maşallah sizi destekleyen ne kadar gazete varsa; ne güzel söylediğini, söylemediğini altına koyup sana saldırmaya devam ediyor. 34. maddede, bunun uygulanmasında, insan onuru aleyhine uygulanamaz, aşağılayıcı tutum halinde dönüştürülemez diye yazıyor. Fakat bu uygulanırken sınırlar aşılıyorsa, hepimizin buna itirazı var. Bir konuya dair cevap verdiğinizde, bütün ihlallere cevap vermiyorsunuz. Söylediğim şey belliyken, onun bağlamından koparılıyor, bu konudaki aramalarla 'Hayır yoktur....' yüzlerce yazı yazılıyor, bir sürü haber, tweet. Bunu yapanlar, bizim insan olduğumuzu unutuyorlar galiba. Ben de bir insanım, hakkımın korunmasını istiyorum. Siz bu işi yaparken başka birinin hakkını, hukukunu yerle yeksan ediyorsanız bunu reddediyorum. Yanlış yapıyorsak tabii ki tweet atılabilir ama bir kampanya halinde insanlara saldırılmasına, hep beraber son vermemiz lazım."

"Allah bizi ismini gizleyenlerden korusun"

TBMM Başkanvekili Celal Adan, "Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu" sözüne işaret ederek, şunları kaydetti:

"Sosyal medyada bir grup insan... Allah, insanların haysiyetini, şerefini onlardan korusun. Karanlık bir odaya geçiyor, belki evdeki çocuğunun da göremeyeceği şekilde ismini cismini gizleyerek... Bu ülkede ismini gizleyip, Türkiye'yi sevenlerin Allah belalarını versin. Ne gizliyorsun? Bir yaratık düşünün, ismini gizleyip, ülkeyi seviyor. Bu nasıl bir ahlaksızlık? Bir adam ismini gizleyerek, siyasi değerlendirme yapar mı, birilerine laf eder mi? Ahlaksız. Geçmişte bir olayı anlatacağım: Adam eve geliyor, eşine 'Odada çalışacağım' diyor. Adam, mektubu yazıp, katlayıp saklıyor. Ertesi gün eşi mektuba bakıyor, haftada iki kez görüştüğü arkadaşıyla ilgili Genel Başkan'a mektup yazmış. İşte şöyle, sana karşı, böyle karşı... Kadıncağız bu mektubu alıyor, gönderiyor genel başkana, 'Bunu yazan benim eşim.' diyor. Şimdi, bu milletvekili ne talihsiz bir milletvekili ya. Sokakta gezmemesi lazım, onun gidip başka bir işi… Arkadaşıyla ilgili yazmış bir de mektubu. Deşifre oluyor falan, yani dolayısıyla dünyanın en şerefli şeyi siyasettir. Siyaset yapanlar Türkiye'nin en onurlu insanlarıdır. Ama siyasetin içine basit insanların sızması da maalesef çok kolay. Kapımız açık hepimizin, gelen giriyorlar. Allah bizi zayıf, karaktersiz, ismini gizleyenlerden korusun."

AK Parti İstanbul Milletvekili Abdullah Güler, AK Parti kongrelerine girişlerin, HES kodları kontrol edilerek, ateş ölçümleriyle yapıldığını, katılımcılara dezenfektan hediye edildiğini, maske ve sosyal mesafeye uygun şekilde kongrelerin gerçekleştirildiğini söyledi.

Bunun üzerine Beştaş, "Yüzlerce kişiyle, barolar neden HES koduyla genel kurul yapamıyor? 30 kişilik lokanta, kafeler neden HES koduyla müşteri alamıyor? HDP, başka kurumlar neden illerde HES koduyla toplantı alamıyor?" diye sordu.

Kaynak: Anadolu Ajansı / Meltem Öztürk

Manşet Haberler

title