Kılıçdaroğlu: İddianameler Sıradan Değil, Aklanıp Gelsinler
CHP lideri Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının iddianamelerini incelediğini, sıradan olmadıklarını söyledi. İhraç gündemi olmadığını, yargı sürecinde aklanmalarını beklediğini belirtti. Ayrıca parti içi arınma ve kurultay sürecine de değindi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Belediye başkanlarımız hesap verebilir. Dosyalarına baktım, bütün iddianameleri okudum. Sadece ben okumadım, güvendiğim hukukçulara okuttum. Sıradan iddianameler değil." dedi.
Kılıçdaroğlu, TV100 canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Mutlak butlan kararı sonrası kendisine yöneltilen tepkinin ahlaki dozu aştığını ifade eden Kılıçdaroğlu, CHP kültüründe böyle bir şeyin olmadığını, genel başkanların saygı ölçüsünde eleştirilebileceğini söyledi.
Partisinin Malatya İl Başkanı'nı görevden aldıklarını hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Gazete için 10 milyon mu, 20 milyon mu ne para vermişler. 40 gazete mi ne satın almak için. Böyle bir rezalet olur mu? Malatya'da gideceksin, bir gazete alacaksın, bilmem kaç milyon lira para vereceksin... Belli naylon fatura. Olmaz bunları ayıracağız. Partinin ahlakıyla uyuşmayan kişileri arındıracağız." diye konuştu.
"Bu arınma kısmıyla ilgili en çok merak edilen belediye başkanlarının durumu. Başta Ekrem İmamoğlu olmak üzere ihraç edilecekler mi?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Onlar yargılama aşamasındalar. Şimdi kişi yargılanabilir. Ben en başından beri belediye başkanlarımızın tutuksuz yargılanmasını savunan birisiyim. Ben de yargılanıyorum. Benim dokunulmazlığım yok. Gidip mahkemede ben de ifade verdim. Tutuklu yargılamaları doğru bulmuyorum. Belediye başkanlarımız hesap verebilir. Dosyalarına baktım, bütün iddianameleri okudum. Sadece ben okumadım, güvendiğim hukukçulara okuttum. Sıradan iddianameler değil."
"Aklanıp gelmelerini isteyeceğiz"
Savcının bir iddia üzerine hemen dava açmadığını, olayı araştırdığını belirten Kılıçdaroğlu, "MASAK raporları bakılır, cep telefonlarına bakılır, ne zaman verildiğine bakılır. Bunlar araştırılmış. Bir iddia üzerine dava açılmaz. Bir iddia üzerine dava açılırsa zaten sonuç beraat olur. İddianameler, sıradan yazılmış bir iddianame olmanın ötesinde. Aklanıp gelmelerini isteriz. En büyük arzumuz o. Aklanıp gelmelerini isteyeceğiz. Yargı süreci devam ediyor. Bu, savcının iddianamesi. Avukatın karşı görüşü var, yargılanan kişinin görüşü var, onlara bakılır ve ona göre değerlendirilir." ifadelerini kullandı.
Kılıçdaroğlu, "Ekrem İmamoğlu ihraç edilecek mi?" sorusuna, "Görülen bir dava var. Yarın beraat ederse ne olacak? Niye ihraç edelim? Belediye başkanlarımızla ilgili öyle bir düşüncemiz yok." cevabını verdi.
İmamoğlu'nu ziyaret edip etmeyeceğine ilişkin Kılıçdaroğlu, "Yeri, zamanı gelince gider ziyaret ederiz. Ortama, yere, zamana bağlı." dedi.
"İl, ilçe, esnaf gezilerimiz olacak"
Çankaya Belediyesine yönelik operasyonla ilgili açıklama yapmamasına ilişkin soruyu Kılıçdaroğlu, "Kuşkularım vardı. Ayrıntıya girmeyeyim. Belediye başkanlarımız gidecekler yargıda kendilerini savunacaklar. Haklı olduklarını iddia edecekler, beraat edip gelecekler. Ben de onları kucaklayacağım." diye yanıtladı.
"Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın kendisiyle görüşmek istemediği" iddiası sorulan Kılıçdaroğlu, "Ben Demirtaş ile görüşmedim ki. Öyle bir talebim olmadı ama yeri, zamanı gelir talebim olur. Giderim ziyaret ederim, konuşurum." dedi.
Kılıçdaroğlu, "Sizin il gezileriniz olacak mı?" sorusu üzerine, "Olacak hiç kimse meraklanmasın. İl gezilerimiz de ilçe gezilerimiz de esnaf gezilerimiz de olacak." ifadelerini kullandı.
"Özgür Beyler Yargıtay'daki dilekçelerini geri çekerlerse zaten karar kesinleşecek"
Belediye başkanlarının parti politikasını belirleyemeyeceğini belirten Kılıçdaroğlu, kimin cumhurbaşkanı seçilip seçilmeyeceğini, kimin aday olup olmayacağını partinin belirlediğine işaret etti.
CHP'nin seçimlere girmesini engelleyecek hiçbir gücün olmadığını dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:
"Yargı diyor ki, 'Sizin 38. Kurultay'da şaibe var, lütfen kendinize bir 38. Kurultay yeniden yapın, aklanın, temizlenin, gelin seçime girin.' Daha tedbir kararı var. İstanbul'da da tedbir kararı yok mu? Tedbir kararı var. Biz İstanbul'a il başkanı atayabiliyor muyuz? Atayamıyoruz. İl başkanı seçimi yapabiliyor muyuz? Yapamıyoruz. Ön hazırlıklarımızı yapıyoruz, delegelerin seçimleriyle ilgili. O tarihe kadar pek çok şeyin çözüleceğini şahsen düşünüyorum, bu kadar uzun süreceğini düşünmüyorum. Özgür Beyler Yargıtay'daki dilekçelerini geri çekerlerse zaten karar kesinleşecek."
Eski üyelerle seçim yapılamayacağına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "Yine partinin kimliğine, partinin geleneklerine, partinin ahlakına uygun olarak yeni delegeler seçilecek. Onlarla oturulacak, 38. Kurultay yeniden yapılacak." dedi.
Kılıçdaroğlu, partiyi kaptan olarak güvenli limana getireceğini ifade ederek, şöyle konuştu:
"O güvenli limana getireceğim. Kurultayı yapacağım. Kurultayda aday olanlar kimse, özgürce aday olacaklar. Özgürce propagandalarını yapacaklar. Özgürce adaylıklarını ilan edecekler. Onlara hiç kimse bir şey söylemeyecek. Hiç kimse onların aleyhine kulis yapmayacak. Bunun garantisini veriyorum. Ben hiçbir zaman aday olmadım, adaylık dilekçesi hiçbir zaman vermedim. Cumhuriyet tarihinde hangi parti liderine 'Sen bir daha aday olacak mısın?' sorusu soruldu? Sorulmadı. Niçin bana soruluyor?"
Aday gösterilirse bunu düşünebileceğini aktaran Kılıçdaroğlu, "Neden düşünürüm onu da söyleyeyim. Bu partiye gençlik kotasını getiren benim, gençlerin partiye girmesi için. Cinsiyet kotasını getiren benim, kadınların daha fazla partide temsil edilmeleri için. Bunu yapan bir insan, gençlerin, kadınların partide daha önemli görevlerde bulunmasını, Parti Meclisi'nde, yönetimde bulunmalarını isteyen bir kişi, kurultay enfekte edildikten sonra o güvenli liman kalktı ortadan. O güvenli limana tekrar götürmem lazım." değerlendirmesinde bulundu.
"Bir genel başkana araba tahsis etmişseniz, bunu geri çekmek doğru değildir"
Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanlığından sonra ofisinin finansmanını nasıl sağladığına yönelik soru üzerine şunları söyledi:
"Milletvekili seçildiğim gün mal varlığımı internet siteme koydum. 'Benim mal varlığım budur.' dedim. 27,5 yıllık bürokratik hayatımda en ufak, bir şaibeyle karşı karşıya kalmadım ve en çok soruşturulan, hakkında en çok soruşturma yapılan bir kişiyim. Hiç korkmadım, hiç çekinmedim. Her yerde hesabını verdim. Mahkemeye verdiler, mahkemede de hesabını verdim. Her yerden beraat ettim. Gittim kendimi kendim savundum, avukat da tutmadım çünkü avukat tutacak imkan da yokti. Belgelerimi koydum ortaya, her şeyi koydum ortaya. Milletvekili emeklisiyim, aynı zamanda bürokrasideki müsteşar yardımcılığımdan da yani iki aylık alıyorum.
Korumaların yemek parasını, yemeğini genel merkez karşılıyordu. Bana baştan arabaları genel merkez veriyordu. Teşekkür ettim kendilerine ama bir süre sonra genel merkez korumaların yemeğini kesti ve bana tahsis edilen arabaları da geri çektiler. Bunu da ilk kez sizinle paylaşıyorum. Şimdi bu yakışmaz. Bir genel başkana araba tahsis etmişseniz, eski yeni, bunu geri çekmek doğru değildir. Korumalar benim korumalarım değil, devletin korumaları. Hepsi polis, yani İçişleri Bakanlığının görevlileri. Bunların yemeğini niye kestiler? O zaman karşıdaki lokantayla anlaştık, oradan gelen faturaları ödedik. Bir kısmını ben ödedim, bir kısmını gelen yardımlarla ama bu yardım olağanüstü paralar değil. Bir iş adamı geldi 'Polislerin yemeğini ben ödeyeceğim.' dedi. O ödedi. Arkadaşlarımın aracı vardı, o araçları verdiler bana."
Kirayı kendisinin karışladığını belirten Kılıçdaroğlu, bunların çok büyük paralar olmadığını, rahatlıkla karşılayabileceği miktarlar olduğunu ifade etti.
Kılıçdaroğlu, Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu'nun tarafsız kaldığı iddialarına yönelik soruya "Kişi tercihe zorlanmamalı. Belediye başkanları hele hiç zorlanmamalı. Belediye başkanları 'O mu genel başkan olsun bu mu?' Hayır. İl başkanı bunu sorabilir, il başkanı ama belediye başkanları partiye bağlıdırlar. Belediye başkanlarının partinin genel başkanını seçme ya da ona yönelik bir tercih koyma ve onu desteklemek için özel ayrıcalıklar sağlama görevleri yoktur. Bu partiye gölge düşürür." cevabını verdi.
Kendisi desteklemeyen 73 il başkanının ihracına yönelik soru hakkında Kılıçdaroğlu, "Genel Merkez'e geldiler, bizimle ilgili, kurultayın yapılmasıyla ilgili dilekçe vereceklerdi. Dedim ki 'Bu arkadaşları karşılayın.' karşıladılar. Konuşma yapacaklarmış. 'Bahçeye kürsü koyun, kürsüde çıksınlar kim konuşma yapacaksa konuşmasını yapsın.' dedim. Partililik budur. Yani 'Vay sen buraya nasıl gelirsin, sen bu dilekçeyi nasıl verirsin?' demedik hiçbir zaman." diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, soru üzerine, şöyle devam etti:
"Kaçak, Türkiye'ye gelemeyen, yurt dışına kaçan FETÖ'cü YouTuber'lar var. Onların internet siteleri var. Onların hepsi şu anda benim aleyhime çalışıyorlar ve benim aleyhime yayın yapıyorlar. Ben bunların hepsini biliyorum. Bunların FETÖ'cü olduğunu onlar söylüyor, benim söylememe ayrıca gerek yok. Siz de biliyorsunuz, bütün gazeteciler de biliyor, herkes biliyor bunları."
"FETÖ'nün Özgür Özel ve arkadaşlarını desteklediğini mi biliyor?" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Evet" yanıtını verdi. Kılıçdaroğlu, bu konuda Özel ile hiç konuşmadığını aktardı.
Kemal Kılıçdaroğlu, Özel'e daha önce aday göstermeme konusunda uyardığı 4 belediye başkanının FETÖ'cülükle ilgilerinin olmadığını ifade etti.
"Türkiye bir egemen gücün taşeronu olamaz"
NATO Ankara Zirvesi yönelik sözlerinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:
"İlk kez kullandığım bir deyim, cumhuriyetçi stratejik özerklik. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi şunu savunur, Türkiye bir egemen gücün taşeronu olamaz. NATO'nun da taşeronu olamaz. Türkiye bağımsız bir ülkedir. Türkiye'nin bulunduğu coğrafya önemli bir coğrafyadır. Bu coğrafyada Türkiye dominant ülke olmak zorundadır. Türkiye bir ara 'Osmanlı coğrafyası' dedim kıyamet koptu, vay gidip oraları işgal mi edeceğiz? Hayır efendim hayır. Osmanlı coğrafyasından kastettiğim Osmanlı coğrafyasıyla bizim kader birliğimiz var, tarihsel birliğimiz var, kültür birliğimiz var, inanç birliğimiz var, beraber olma birliğimiz var. Biz kız alıp vermişiz, düğünler yapmışız, eğlenmişiz, yeri gelmiş kavga etmişiz. Ama artık 21. yüzyıldayız ve Türkiye bu ülkelerin tamamına ihracat yapmak zorundadır, kültür birliği sağlamak zorundadır, onlarla beraber olmak zorundadır. Türkiye kendisini göstermek zorundadır bu bölgelerde.
Rahmetli Özal gitti ne yaptı? Libya'yla ortak şirketler kurdu değil mi? Ne kadar güzel Libya'yla ortak şirket kurmak bizim aleyhimize mi değil. Gittik Libya'yla anlaşma yaptık değil mi 'mavi vatan'ı garanti altına almak için? Güzel mi güzel. Rahmetli Ecevit gitti Kıbrıs'ı aldı değil mi? Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu. Ben oraya 'Kuzey Kıbrıs' demiyorum, Kıbrıs Türk Cumhuriyeti oranın adı. Resmi adının Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olması lazım. Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile bizim Doğu Akdeniz'de haklarımız güvence altına alındı. Şimdi biz bunları 'cumhuriyetçi özerklik'ten kastettiğimiz o. Cumhuriyetçisiniz evet, dominantsınız evet, güçlüsünüz evet. Biz Rusya'yla da bağlantı kurarız, Çin'le de bağlantı kurarız, Türk Cumhuriyetleriyle de beraber oluruz, Mısır'la da beraber oluruz. Ama hiçbir egemen gücün taşeronu olmaz Türkiye. Onun için cumhuriyetçi bağımsızlıktan söz ediyorum."
(Bitti)




















