İstanbul Nüfusunu İkiye Katlayacak Projeye, İşadamı Tepkisi

Uluslararası Rekabet Araştırmaları Kurumu (URAK) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Koç "İstanbul'un artık nüfus artışını ve alacağı göç miktarını sınırlamamız gerekmektedir." dedi
Uluslararası Rekabet Araştırmaları Kurumu (URAK) tarafından hazırlanan "URAK İllerarası Rekabetçilik Endeksi 2009-2010 yılı" sonuçlarına göre, en rekabetçi il İstanbul olurken, İstanbul'u Ankara ve İzmir takip etti Uluslararası Rekabet Araştırmaları Kurumu (URAK) tarafından hazırlanan "URAK İllerarası Rekabetçilik Endeksi 2009-2010 yılı" sonuçlarına göre, İstanbul, 100 üzerinden aldığı 86. 01 puanla en rekabetçi il oldu. Sıralamada rekabet gücü en düşük il Hakkâri olarak belirlendi. URAK Başkanı Ali Koç, "İstanbul'un güneyini kuzeyine taşıyacaksa iki yeni şehir olumlu. Ama 10 milyon nüfus artışı getirecekse çözüm değil" diyerek İstanbul'un nüfusunu iki katına çıkaracak projeyi değerlendirdi.
Araştırmanın sonuçları, URAK Yönetim Kurulu Başkanı Ali Koç, URAK Genel Koordinatörü Dr. Melih Bulu ve Prof. Dr. Kerem Alkin'in de katıldığı, İMKB Konferans Salonu'nda düzenlenen bir basın toplantısı ile açıklandı. URAK tarafından 2009-2010 dönemine ait sonuçların açıklandığı araştırmaya göre, İstanbul'un, 100 üzerinden aldığı 86. 01 puanla, rekabetçilik sıralamasında bu yıl da açık ara liderliğini korudu. Beşeri Sermaye ve Yaşam Kalitesi Alt Endeksi dışındaki diğer tüm endekslerde, her yıl ilk sırada yer almaya devam eden İstanbul'un en yakın takipçisi Ankara ile arasında 36. 28'lik bir puan fark oluştu.
-İSTANBUL'A İKİ YENİ ŞEHİRLE EK NÜFUS ARTIŞI ÇÖZÜM DEĞİL-
Bu hafta gündeme gelen yeni bir projeye göre, İstanbul'un iki kuzey ucuna yeni şehirler kurulmasının planlandığına dikkat çeken Ali Koç, "Henüz tam netleşmemiş olan bu proje eğer İstanbul'un güneyindeki nüfus yoğunluğunu kuzeye taşıma amacı güdüyorsa son derece olumlu bir proje olarak değerlendirilmelidir. Ancak güneydeki nüfus sabit kalıp, kuzeye iki yeni şehir eklenmesi planlanıyorsa, yani 8-10 milyon kişilik ek nüfus artışı düşünülüyorsa, bu proje uygun bir çözüm olmayacaktır. Çünkü İstanbul'un artık nüfus artışını ve alacağı göç miktarını sınırlamamız gerekmektedir. Aksi takdirde, bu kadar insanın yaşayabileceği bir altyapının oluşturulması mümkün ve sağlıklı görülmemektedir" dedi. URAK olarak bu sorun için çözüm önerilerinin Türkiye'de İstanbul gibi başka metropol alanların oluşturulması olduğunu belirten Ali Koç, "Özellikle liman imkanı bulunan Mersin, Antalya, İzmir, Samsun gibi kıyı illerimizde, bu tip metropol alanların oluşumuna uygun yerler bulunduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.
-METROPOL ALANLARIN ÇEVRESİNDEEKİ ŞEHİRLER DE GÜÇ KAZANIYOR-
Araştırmada, sıralamada en rekabetçi 5'inci ile olan Kocaeli'nden sonra, aşağıya doğru inildikçe iller arasındaki endeks değerlerinin birbirine yaklaştığı gözlendi. Genel Endeks sıralamasında en rekabetçi 10 il İstanbul'dan sonra sırasıyla Ankara, İzmir, Bursa, Kocaeli, Eskişehir, Tekirdağ, Antalya, Adana ve Gaziantep olurken, listenin sonundaki 10 il Iğdır, Bitlis, Tunceli, Bayburt, Siirt, Gümüşhane, Ardahan, Ağrı, Şırnak ve Hakkâri olarak sıralandı.
-REKABETÇİ İLK 10 İL İHRACATIN YÜZDE 80'DEN FAZLASINI YAPIYOR-
Listede yer alan en rekabetçi 10 ilin, 2010'da Türkiye'den yapılan toplam ihracatın yüzde 80'den fazlasını, 2010 yılı toplam patent tescilinin yüzde 83'ünün de yine bu 10 ildeki şirketler tarafından alındığı dikkat çekti. 10 ilin toplam Endüstriyel Tasarım Tescili'nin yüzde 79'u, toplam Faydalı Model Tescili'nin yüzde 73'ü ve toplam Marka Tescili'nin ise yaklaşık yüzde 80'ini gerçekleştirdiği de araştırmanın sonuçları arasında yer aldı.
Üçüncü yılını tamamlayan endekste, şehirlerin rekabetçilik yönünden gelişimini, güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerini değerlendirecek verilerin toplandığını belirten URAK Başkanı Ali Koç, "Bu sebeple, şehirlerin rekabet içerisinde oldukları diğer şehirlere göre kendilerini kıyaslamaları çok önemlidir. Üç yıldır sizlerle paylaşmakta olduğumuz İllerarası Rekabetçilik Endeksimiz, bu kapsamda başta vali ve belediye başkanlarımız olmak üzere, şehirlerimizin üst düzey karar vericileri için oldukça önemli bir kaynak haline gelmiş ve ilgi görmüştür. Ayrıca bu çalışmamızın birçok akademik ve yerel araştırmada referans hale geldiğini görmekten gurur duyuyoruz" dedi. Ali Koç, konuşmasında bu projeye katkılarından dolayı Deloitte Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve Ortağı Sait Gözüm'e de teşekkür etti.
-HÜKÜMETİN DOĞRU POLİTİKALARI İLE KRİZDEN EN AZ ETKİLENEN ÜLKELERDEN BİRİ OLDUK-
Türkiye'nin, hükümetin doğru ekonomik politika ve teşvikleri ile beraber rekabet gücü kuvvetli sektörlerin performansı sayesinde krizden en az etkilenen ülkelerden biri olduğunu belirten Ali Koç, "Küresel kaynaklı kriz sürecinde, ülkemizde rekabet gücü olan sektörlerde de, bu krizin etkilerini asgaride hissederek daha az kırılganlık yaşanmıştır. Dolayısıyla, bu sektörlerdeki işgücü de, iş kaybetme tehlikesini en minimumda yaşamıştır" dedi. Bunlara örnek olarak otomotiv ve inşaat sektörlerini gösteren Ali Koç, şöyle devam eti:
"Örneğin otomotiv sanayimiz gelişmiş rekabet gücünü kullanarak toplam ihracatımız ve ihraç pazarlarındaki pazar payını artırmış, ilave istihdam sağlamıştır. Benzeri bir başarı inşaat sektörümüz için de geçerlidir. Türk müteahhitleri Rusya, Irak, Suudi Arabistan gibi ülkelerde, dünyada iş yapan müteahhit firmaları arasında proje sayıları açısından, Çin'in ardından ikinci sıraya yerleşmişlerdir. "
Koç, bu başarıda, şirketlerin rekabetçiliği kadar, illerin rekabetçiliğinin, 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan il sayısının geçen yıla göre 12'den 14'e çıkmasının, 2009'un ikinci yarısından itibaren yürürlüğe giren sektörel ve bölgesel teşvik modelinin ve dolayısıyla, özel sektör yatırımlarının artmasının katkısının büyük olduğunu vurguladı.
-ŞANLIURFA'NIN İHRACATTA ÖNÜ AÇILMIŞTIR-
URAK İllerarası Rekabetçilik Endeksi'nin önemine işaret eden Koç, "Örneğin GAP projesinin tamamlanmasıyla 2012 sonunda sulu tarıma açılacak yeni alanlarla bölgede bir buçuk milyona yakın işgücüne ihtiyaç duyulacağı belirtiliyor. Doğacak istihdam talebiyle Şanlıurfa başta olmak üzere tüm bölgede geriye göç yaşanması bekleniyor. Dikkat çekici olan unsur, Şanlıurfa'da bu talebi karşılayacak hazırlığın şimdiden başlamış olmasıdır. Endeksimizde de görüleceği gibi, şehirde hastane ve okul yatırımlarında ciddi bir artış var. Bununla beraber, son yıllarda üretim kapasitesinin gelişmesi ve bu ürünleri pazarlara ulaştıracak yolların yapılması, Şanlıurfa'nın ihracatının önünü açmıştır. " dedi. Üç yıldır düzenli şekilde rekabet gücünü artıran şehirleri Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Isparta, Mersin, Mardin, Tunceli, Şanlıurfa, Zonguldak ve Bartın olarak sıralayan Koç, "Bu şehirlerin her birinde, bu sonucu meydana getiren ciddi atılımlar ve kararlı bir yaklaşım gözleniyor. Bu sonucun yerel karar vericilerle özel sektörün el ele vererek, rekabet gücünü artırmaya yönelik ortak çabalarından kaynaklandığını görüyoruz. "
-İLLER, REKABETTE GÜÇLÜ OLDUKLARA SEKTÖRLERE ODAKLANMALI-
Günümüzde kabul görmüş yeni yaklaşıma göre bir şehrin büyüklüğüne orantılı olarak seçeceği az sayıda sektörde rekabet gücünü elde etmeye çalışmasının doğru strateji olarak benimsendiğine dikkat çeken Ali Koç, "Orta büyüklükte bir şehirseniz, bir ya da iki sektörde rekabet avantajı yakalamaya çalışmalısınız" dedi. Buna örnek olarak Kayseri'nin gösterilebileceğini belirten Koç, "Kayseri, mobilya sektöründe bu şekilde uyguladığı strateji sonucunda elde ettiği başarı ile Endeksimizde de üst sıralarda yer almaktadır. URAK ve KOSGEB'in 2005 yılında yaptığı bir çalışmada, Türkiye'nin 31 ilinin gelişmiş mobilya sektörü kümelenmesine sahip olduğu tespit edilmişti. Kayseri bu iller arasından doğru stratejiyle sıyrılmayı başarmış ve bugün ülkemizin önemli mobilya üretim ve ihracat merkezi olmuştur" dedi.
-GÖÇ, İSTANBUL'UN REKABET GÜCÜNDE İLERİSİ İÇİN ZAFİYET-
Endeks sonuçlarına göre, rekabet gücü açısından açık ara önde olan şehirlerin sürekli göç almasının ve nüfus artışının, yakın gelecekte bu illerin rekabet becerisini olumsuz yönde etkileyeceğini söyleyen Koç, araştırmanın İstanbul ile diğer iller arasında rekabet gücü açısından oldukça ciddi bir fark olduğunu gösterdiğine de işaret ederek şöyle dedi:
"Buradaki kritik nokta; İstanbul'un Beşeri Sermaye ve Yaşam Kalitesi Alt Endeksi'nde geçmiş yıllara göre bir gelişme sağlayamamasıdır. İstanbul'da yaşam kalitesinin göreceli olarak düşük olmasının başlıca sebebi, göç yüzünden yaşanan nüfus artışıdır. Bu göçü durduracak çözümlerin bulunması gereklidir. Aksi takdirde bu durum İstanbul'un genel rekabet gücü açısından ilerisi için bir zafiyete işaret etmektedir. " - İstanbul


















