"Hizmet Sektörüne Yaslananlar Alobora Oldu, Gerçek Üretim Sanayide"

'Hizmet Sektörüne Yaslananlar Alobora Oldu, Gerçek Üretim Sanayide'
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu Sanayinin Ülke Ekonomilerindeki Önemine Vurgu Yaparak, "Sırtını Sadece Hizmet Sektörlerine Yaslayan Ülkeler Alabora Olurken

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu sanayinin ülke ekonomilerindeki önemini belirterek, "Sırtını sadece hizmet sektörlerine yaslayan ülkeler alabora olurken, üretim gücünü diri tutan Almanya, Hindistan ve Çin gibi ülkeler ayakta kaldılar. Üretim demek, sanayi demek. Sanayi olmadan istihdamı, geliri, zenginleşmeyi arzu ettiğimiz seviyelere yükseltmemiz mümkün değildir" dedi.

Hisarcıklıoğlu, İstanbul Sanayi Odası(İSO) tarafından düzenlenen Dokuzuncu Sanayi Kongresi'nde bir konuşma yaptı. Dünyanın yeniden şekillendiğini ve yeni sektörlerin ortaya çıktığını belirten TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu "Alternatif enerji kaynakları, bio-teknoloji, geri dönüşüm, nano-teknoloji, su arıtma, savunma-güvenlik teknolojileri, bilişim destekli medikal uygulamalar gibi 21. yüzyıla damgasını vuracak sektörler bunlar olacak. Ve bu sektörler, ülke ekonomilerinin dünya sıralamasında kaderlerini belirleyecek" dedi. Artık iyi bir iş fikrinin paradan daha kıt olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, "Bu yüzden de paradan daha kıymetli ve önemli. İnsanların harcama alışkanlıkları da değişiyor. Pek çok üründe, ya daha düşük fiyatlı, ya da daha yüksek fiyatlı ürünlere kayış var. Orta fiyat seviyelerine olan talepse geriliyor.Fiyat düşürerek rekabet etmek yerine, sattığınız ürünü rakiplerinizden farklı konuma getirmek önem kazanıyor" dedi.

-FASON ÜRETİM ÖNEMLİ"-

Doğu Asya ülkelerinin, fason iş yapmayı küresel ölçeğe taşıdığını kaydeden Hisarcıklıoğlu "Öyle ki fason ürün üretimi son 10 yılda iki katına çıktı ve dünya milli gelirinin beşte birine ulaştı. Yani markalaşmak önemli, ama marka olmasanız da ayakta kalabilirsiniz. Eski deyimle fasonculuk, yeni moda tabiriyle outsourcing gözardı edilmemeli. Önümüzdeki dönemde, iletişim ve lojistikteki gelişmeler sayesinde, uluslararası çapta üretim yapan büyük şirketler, giderek daha fazla, üretim süreçlerini küresel olarak organize edecek ve üretim süreçleri parçalanıp farklı ülkelerde yapılacak. Yani KOBİ'ler için daha fazla fason iş imkanı doğacak" diye konuştu.

-"TÜRKİYE TEKNOLOJİ ÜRETEN ÜLKE"-

TOBB Başkanı, dünyanın bir dönüşüm içinde olduğunu hatırlatarak şu görüşleri ifade etti:

"Peki, nereye doğru dönüşeceğiz? Nasıl dönüşeceğiz? Dönüşümü hangi politikalarla destekleyeceğiz? Türkiye'nin temel meselesi, daha yüksek katma değerli, daha yüksek teknolojili bir yapıya doğru dönüşmektir. Gündemimizde olması gereken esas sorular, bence bunlar olmalıdır. Türkiye son 10 yıl içinde düşük teknoloji kullanan bir ülkeyken, artık orta-teknolojili ürünlerin ağırlık kazandığı bir yapıya kavuştu. Ancak gelişmiş ülkelerin gelir düzeyine yaklaşmak istiyorsak, iş burada bitmiyor. Bugün ihracatımızın kompozisyonunda, ileri teknolojili ürünlerin payı yüzde 5'i geçmiyor. Bu oranı arttırmak, örneğin Kore'de olduğu gibi yüzde 25'ler düzeyine çıkarmak, önümüzdeki 20 yılın en temel meselesidir. Ama bu kolay değildir. Etkin bir sanayi politikasının, akıllıca tasarlanmış bir teşvik sisteminin altından kalkabileceği bir iştir. 'Biz bunları yapamayız' demeyin. Bakın Tayvan'a. Daha 20 yıl önce teknoloji alanında piyasada yoktu. Sadece oyuncak benzeri ucuz ürünlerle bilinirlerdi. Ama bugün Tayvan, yüksek teknolojinin çok önemli bir üretim merkezi haline geldi. Bunu, kamu ile özel sektörün birlikte tasarlayıp, uyguladıkları, koordineli ve planlı bir destekleme sayesinde elde ettiler".

-"HÜKÜMET DÖNÜŞÜMÜ DESTEKLEMELİ"-

Hükümetten sanayi stratejisinin yine ülke gündeminde ön plana çıkmasını, yapısal dönüşüm ve reform sürecinin ana unsuru olmasını talep ettiklerini dile getiren Hisarcıklıoğlu,şöyle devam etti:

"Ekonomi içinde, yenilikçi yöntemlerle yüksek katma değer üreten, ileri teknoloji kullanan, kayıt içinde çalışan, kaliteli üretim yapan, firmaların payını arttırmak gerekiyor. Finansal sistemimizin, bu tarz firmaları, girişimcileri tabiri yerindeyse 'ceplerinden' değil, 'gözlerinden' anlayıp, onlardaki büyüme potansiyelini görüp, destekleyebilmesi gerekiyor. Önümüzdeki reformların ana hedefi olarak belki tam da bunu koymak gerekiyor. Vergi reformunu, eğitim reformunu, yargı reformunu, kamu yönetimi reformunu, firmaların sağlıklı büyümelerine elverişi hale getirecek şekilde tasarlamak gerekiyor."

-SEÇİM DÖNEMİ-

Genel seçimler dolayısıyla, siyasi konuların ülke gündemini meşgul edeceği bir döneme girildiğini ve gelecek 4-5 yılın seçim takviminden dolayı, manşetlere siyasi konuların taşındığı bir dönem olabileceğini hatırlatan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu "Dünya ekonomisinde yeni normalin tanımlanacağı, yeni rekabet haritasının belirleneceği bu dönemde, Türkiye'nin de küresel yarışta yeniden hızlanması gerekiyor. Evet, Türkiye küresel kriz öncesindeki milli gelir seviyesini yakaladı. Avrupa ülkelerinden çok daha hızlı büyüdük ve onlara biraz daha yaklaştık. Ama arkamızdan gelenler de büyüdü. Hatta daha hızlı büyüyenler oldu. Küresel krizi geride bırakan 14 ülkeden birisiyiz. Ancak 12. sıradayız. Yani 11 ülke bizden daha iyi performans gösterdi" diye konuştu.

-İMALAT SANAYİNİN BAŞARISI-

Hisarcıklıoğlu, küresel yarışta öne çıkmanın tek yolunun reformları hızlandırmak, rakiplerden daha iddialı dönüşüm projelerini ortaya koymak olduğunun altını çizerek şu görüşleri dile getirdi:

"Geçtiğimiz 30 sene zarfında başarmış olduğumuz dönüşüm hikayesi, önümüzdeki dönemde bunun daha da iyisini yapabileceğimiz noktasında, bize güven ve umut vermelidir. Türkiye'nin imalat sanayi net üretimi sadece son 10 yılda 56 milyar dolardan 120 milyar dolara ulaştı. Üstelik sanayimizi tüm Anadolu'ya yaydık. 1980'de Türkiye'de sadece 12 Organize Sanayi Bölgesi vardı. Bugünse Anadolu'nun her tarafında 150'ye yakın OSB faal durumda. Komisyonculara mal satmakla ihracat yapmayı öğrenen firmalarımız, artık yabancı pazarlarda yerleşik hale geliyor. Türk özel sektörünün bugün yurtdışında 20 milyar dolardan fazla yatırımı bulunuyor. Bu dediklerimi sadece İstanbul'daki büyük şirketlerimiz değil, Anadolu'daki binlerce KOBİ'miz de yapıyor. İslam dünyasının en büyük 100 şirketinden 24'ü Türk şirketleridir. Bu listede petrol ve doğal gaz şirketlerini dışarıda bıraktığımıza, İslam dünyasındaki en büyük 10 şirketin 8'i Türk şirketidir. Tekstil, otomotiv, TV ve beyaz eşya'da Avrupa'nın önde gelen tedarikçisi haline geldik."

-"VERİMLİLİK HER ŞEYİN BAŞI"-

Bugün gelinen noktada temel meselenin, sanayinin ve ihracatın yapısını daha yüksek teknolojili ve katma değerli bir yapıya dönüştürmek, hizmetler sektörünü daha modern, daha verimli hale getirmek olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu şunları söyledi:

"Eğer bunu başarırsak, çok büyük bir ödül bizi bekliyor. İddialı bir reform gündemiyle ve etkin bir sanayi stratejisiyle, ülkemizdeki iş yapma ortamının kalitesini, örneğin Almanya'daki iş ortamının kalitesini getirirsek, işgücü verimliliğini Almanya'dakine benzer bir düzeye çıkartabilirsek, Türkiye'nin milli geliri tam üç kat artar. Yani bugünkünden 3 kat daha fazla kazancımız olur, 3 kat zenginleşiriz. Bu da Türkiye'yi, dünyanın sekizinci büyük ekonomisi haline getirir. Özel sektör olarak bize düşen görev, iş süreçlerimizi verimli hale getirmektir. Zira verimli çalışan şirket de kazanıyor, çalışan da kazanıyor, ülke de kazanıyor. Türk iş dünyası olarak verimlilik konusunda biraz geç kaldık. Ama verimliliğin iş yapma sürecindeki ve katma değer üretmedeki önemini fark ettik."

-"ÇALIŞMA SÜRELERİ UZUN"-

Türkiye'de Avrupalılara göre daha uzun çalışıldığını, ama daha az üretip, kazanıldığını belirten Hisarcıklıoğlu, "Türkiye'de bir çalışan ortalama 1 saat çalışma ile 12 dolarlık katma değer üretiyor. Bu rakam Avrupa'da yaklaşık 40 dolardır. Bu farkın anlamı, ekonomide reform gündemimizin henüz tamamlanmamış olmasıdır. Bu farkın kapanmasıysa, Avrupa standartlarında kurumsal altyapıyı, eğitim sistemini, hukuk sistemini, idari yapıyı, Türkiye'de de inşa etmekle mümkündür. Değerlenen TL'nin yol açtığı rekabet dezavantajına karşı durabilmenin yolu da, girdi maliyetlerini düşürerek, verimliliği artırmaktan geçiyor. Kısaca, büyümenin anahtarı verimliliktir" dedi.

-"ALMANYADAKİLER BAŞARIYOR, BİZ DE BAŞARABİLİRİZ"-

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Türk şirketlerinin dünyada başarılı olabileceğine, Almanya'da yaşayan Türk işadamlarını örnek göstererek şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu topraklardan Almanya'ya giden kardeşlerimiz orada başarıyor, işini kurup Avrupa devi haline gelebiliyor. İkinci kuşak Türk kardeşlerimiz mesela futbolda, dünya yıldızı olabiliyor ve dünyanın en iyi takımlarında kendilerine yer buluyor. İşte, oradaki ortamı, buraya taşımayı misyon edinen bir reform gündemimiz olursa, Türkiye dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline gelebilir, dünyanın en büyük 100 şirketi içinde Türk şirketlerini görmeye başlayabiliriz. Daha da önemlisi, dünyanın kullandığı teknolojileri geliştiren, daha yirmili yaşlarında milyon dolarlar kazanabilen, iyi eğitimli gençlerimize hızla istihdam sağlayabilen, bir girişimciler ordusuna sahip olabiliriz. Yalnız bir de iğneyi kendimize batıralım. Türkiye'nin her tarafını geziyorum. Devamlı rastladığım bir konu beni hep üzüyor. Hele şu; kardeşler, eltiler ve ortaklar çekişmesinden bir kurtulabilirsek, şirketlerimiz daha hızlı büyüyecek, ülkemiz zenginleşecek ve gelecekte daha iddialı olacağız".

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu konuşmasını "Ben geleceğimizden umutluyum. Gözlerine baktığımda, kadın girişicilerimizde, genç girişimcilerimizde ben bu müthiş heyecanı, 'biz bunu yapabiliriz' heyecanını görebiliyorum. Türkiye'nin pek çok başarılara imza atmış sanayicileri olarak 2023 yılında dünyanın ilk on büyük ekonomisi arasına girmek istiyoruz" sözleriyle tamamladı. (ANKA)

(NÇ/ES/ORH)

Kaynak: ANKA