Savunma sanayisinde yerli mühendislik hamlesi: Kritik tesislerde yeni dönem

Savunma sanayisinde yerli mühendislik hamlesi: Kritik tesislerde yeni dönem
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Türkiye savunma sanayisinde yerli ürün ve platform üretiminin yanı sıra, bu sistemlerin geliştirildiği ve üretildiği kritik tesislerin mühendislik altyapısında da yerlileşiyor. Fabrika, hangar, test merkezi ve veri altyapılarında yerli mühendislik kabiliyetinin güçlenmesi, savunma sanayisinde stratejik bağımsızlığın yeni unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Türkiye, savunma sanayisinde ürün ve platformların ardından kritik üretim tesislerinde de yerli mühendislik kabiliyetini güçlendiriyor. Fabrikalardan test merkezlerine, uçak ve helikopter hangarlarından veri merkezleri ve enerji sistemlerine kadar üretimin arkasındaki teknik altyapı, savunma sanayisinde stratejik bağımsızlığın önemli unsurlarından biri haline geliyor.

SAVUNMA ÜRETİMİNİN GÖRÜNMEYEN ALTYAPISI

Kara, hava ve deniz platformları, insansız sistemler, radar, füze ve mühimmat teknolojilerinde artan yerli üretim kapasitesi, yüksek teknik gereksinimlere sahip yeni tesis yatırımlarını da beraberinde getiriyor.

Savunma tesislerinde süreç yalnızca fabrika binasının inşasıyla sınırlı kalmıyor. Yer seçimi ve fizibiliteden zemin etütlerine, üretim hatlarından elektromekanik sistemlere, proses entegrasyonundan test ve devreye almaya kadar farklı mühendislik disiplinlerinin birlikte yönetilmesi gerekiyor.

30 yılı aşkın tecrübesi bulunan Genç Mühendislik de kamu ve özel sektörün kritik yatırımlarında Mühendislik, Tedarik ve Yapım (EPC) modeliyle faaliyet gösteriyor. Şirket; proje geliştirme ve mühendislikten yapısal inşaat, elektromekanik sistemler, enerji, otomasyon, yangın güvenliği, test ve devreye almaya kadar farklı süreçleri tek bir proje yönetimi altında yürütüyor.

Genç Mühendislik'in Diyarbakır Şehir Hastanesi, Türk Hava Yolları WIDECT Lojistik Tesisi, MNG Holding İstanbul Havalimanı Uçak Hangarı, Konya 3. Ana Jet Üssü Hava Kuvvetleri Komutanlığı Hava SOJ Filo Binaları ve Hangar Projesi, İstanbul Uluslararası Finans Merkezi, TÜPRAŞ DHR Projesi, Sakarya Pandemi Hastanesi ve Halkalı-Ispartakule Hızlı Tren Hattı Tünel Projesi gibi farklı teknik gereksinimlere sahip projelerde edindiği deneyim, kritik tesislerde entegre proje yönetimi açısından altyapı oluşturuyor.

ALKUN: YERLİ MÜHENDİSLİK, TEKNİK EGEMENLİĞİN SAHADAKİ KARŞILIĞI

Genç Mühendislik Yönetim Kurulu Başkanı İlker Alkun, savunma sanayisindeki yerlileşmenin yalnızca nihai ürün üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Alkun, kritik tesislerde kullanılan sistemlerin tasarım mantığı, yazılım altyapısı, otomasyon senaryoları ve bakım gereksinimlerine ilişkin teknik bilginin Türkiye'de bulunmasının stratejik önem taşıdığını belirterek, “Yerli mühendislik, teknik egemenliğin sahadaki karşılığıdır” değerlendirmesinde bulunuyor.

Genç Mühendislik'in EPC yaklaşımı da bu anlayışın tesis ölçeğindeki karşılığını oluşturuyor. Farklı mühendislik disiplinleri, tedarik süreçleri, yapısal ve elektromekanik uygulamalar, otomasyon ile test ve devreye alma faaliyetlerinin aynı proje yönetimi altında yürütülmesi, kritik tesislerin tasarımından işletmeye alınmasına kadar bütünsel bir model ortaya koyuyor.

KRİZ DÖNEMLERİNDE ÜRETİMİN DEVAMLILIĞI ÖNE ÇIKIYOR

Savunma sanayisinde yerlileşmenin önemli başlıklarından biri de üretimin olağanüstü koşullarda sürdürülebilmesi.

Yurt dışından sağlanan kritik sistemlerde bakım ve yedek parça erişiminin kesilmesi, yazılıma müdahale edilememesi veya teknik desteğin sona ermesi, üretim tesislerinde operasyonel risk oluşturabiliyor. Bu nedenle kritik altyapılara ilişkin mühendislik bilgisinin ve işletme kabiliyetinin ülke içinde tutulması, üretim sürekliliği açısından önem taşıyor.

Bu yaklaşım yalnızca Türkiye'ye özgü değil. Almanya'da Rheinmetall, Lockheed Martin ve Northrop Grumman işbirliğiyle F-35 orta gövde bölümlerinin üretimi için Weeze'de yeni bir tesis kuruldu. Tesiste üretimin yanı sıra lojistik, kalite kontrol, test ve eğitim altyapıları da oluşturuldu. Üretim 2025 yılında başlarken, Rheinmetall 2026 itibarıyla tesiste sekizinci F-35 orta gövde bölümünün üretim hattında olduğunu açıkladı.

Türkiye'de de ASELSAN'ın radar ve test altyapılarına yönelik yatırımları ile Baykar'ın Ar-Ge, tasarım, üretim ve entegrasyon faaliyetlerini aynı yerleşkede bir araya getiren Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Merkezi, savunma sanayisinde ürün kadar üretim altyapısının da önem kazandığını gösteren örnekler arasında bulunuyor.

TÜRK MÜHENDİSLİĞİ İHRACATTA YENİ ALAN AÇIYOR

Türkiye'nin savunma sanayisindeki büyümesi, ürün ihracatının yanı sıra mühendislik ve kritik tesis kurma kabiliyetinin ihracatını da gündeme taşıyor.

Dost ve müttefik ülkelerde üretim tesislerinin kurulması, bakım merkezlerinin oluşturulması, teknoloji aktarımı ve yerel insan kaynağının yetiştirilmesine yönelik ihtiyaçlar yeni bir pazar oluşturuyor.

Türk EPC firmalarının mühendislikten tedarike, yapısal ve elektromekanik uygulamalardan otomasyona, test ve devreye almadan anahtar teslim işletmeye kadar farklı süreçleri yönetebilmesi, savunma ihracatına yeni bir katma değer alanı kazandırma potansiyeli taşıyor.

Genç Mühendislik'in farklı sektörlerde geliştirdiği entegre proje yönetimi modeli de Türkiye'nin yalnızca savunma ürünleri değil, bu ürünlerin üretileceği kritik tesisleri tasarlama ve hayata geçirme kabiliyetinin geliştiğini gösteren örneklerden biri olarak öne çıkıyor.

Türkiye'nin savunma sanayisindeki yerlileşme süreci böylece yalnızca “yerli ürün” üretmekten, bu ürünleri farklı koşullarda üretebilecek yerli mühendislik ve üretim ekosistemi oluşturmaya doğru genişliyor.

Kaynak: Haberler.com
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.