"Gazze ya da hiç": İsrail'e destek, ABD ara seçimlerinde gerilim noktası haline geldi
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
ABD’de 3 Kasım’daki ara seçimlerde en çekişmeli eyaletlerden biri olan Michigan’da Senato yarışı, Gazze tartışmasının gölgesinde geçiyor. Seçilmesi halinde ülkenin ilk Müslüman senatörü olacak Demokrat aday Abdul El-Sayed ile Trump destekli Cumhuriyetçi Mike Rogers’ın yarıştığı eyalette, Arap ve Yahudi seçmenler tercihlerini büyük ölçüde savaşa yönelik tutuma göre belirliyor.
- Michigan'da 3 Kasım'da yapılacak ara seçimlerde boş Senato koltuğu için yarışan Demokrat aday Abdul El-Sayed, seçilmesi halinde ABD'nin ilk Müslüman senatörü olacak.
- ABD'nin İsrail'e askeri yardımı Eylül 2025'e kadar tahmini 21 milyar dolara ulaştı.
- Michigan, ABD'de Arap Amerikalı nüfus oranının en yüksek olduğu eyalet konumunda.
ABD ara seçimlerinde genellikle ekonomi ve yaşam maliyeti gibi iç meseleler öne çıkarken, Michigan’da Gazze’deki savaş seçmenler için neredeyse bir turnusol kağıdına dönüştü. Eyaletteki boş Senato koltuğu, Kongre’nin kontrolünün belirlenmesinde kritik önem taşıyor.
“HER ŞEY GAZZE’YE BAĞLI”
Hayatı boyunca Demokratlara oy veren Samraa Luqman, 2024'te Donald Trump’ın yeniden seçilmesi için memnuniyetle oy kullandığını anlattı. Luqman’ın o seçimde de, önümüzdeki hafta yapılacak ara seçimlerde de oyunu belirleyen tek bir konu var: Gazze.
BBC’ye konuşan Yemen asıllı Amerikalı Luqman, “Her şey Gazze’ye bağlı” dedi. Luqman, “ Gazze, İsrail ve Filistin konusunda doğruyu savunmuyorsanız, hangi partiden olursanız olun sizi görevde istemiyoruz ve size oy vermemize gerek yok” ifadelerini kullandı.
DEMOKRAT SEÇMENLER 2024'TE TERCİH DEĞİŞTİRMİŞTİ
Biden yönetiminin İsrail’e verdiği desteğe tepki gösteren Luqman gibi sadık Demokrat seçmenlerin, 2024'te kritik öneme sahip Michigan’da Cumhuriyetçi Parti’nin kazanmasına katkıda bulunduğu değerlendiriliyor.
Michigan, 3 Kasım’daki ara seçimlerde yarışın en çekişmeli geçmesi beklenen yerlerden biri olarak gösteriliyor. Benzer endişeler, Gazze tartışmasının her iki tarafında yer alan Michiganlı seçmenlerin tercihlerini de şekillendiriyor.
SENATO KOLTUĞU İÇİN KIYASIYA YARIŞ
Eyaletteki boş Senato koltuğu için süren mücadele, Trump’ın görev süresinin geri kalanında Kongre’yi hangi partinin kontrol edeceğinin belirlenmesinde büyük önem taşıyor. Demokratların bu koltuğu koruması, Cumhuriyetçilerin ise kazanması gerekiyor. Seçim günü yaklaşırken tablo belirsizliğini koruyor.
Yarışın bir tarafında, seçilmesi halinde ülkenin ilk Müslüman senatörü olacak Demokrat doktor Abdul El-Sayed bulunuyor. El-Sayed, İsrail’in 7 Ekim 2023'te Hamas ve diğer Filistinli silahlı grupların saldırılarının ardından Gazze’de başlattığı askeri operasyonu defalarca “soykırım” olarak nitelendirdi. İsrail ise bu iddiayı kesinlikle reddediyor. El-Sayed, ön seçimde İsrail yanlısı bir Demokrat adayı az farkla geride bıraktı.
TRUMP DESTEKLİ ROGERS: YARDIM KESİLMEMELİ
El-Sayed’in Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers, 14 yıl Temsilciler Meclisi’nde görev yapmış eski bir Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ajanı. Trump’ın desteklediği Rogers, ABD’nin İsrail’e verdiği askeri yardımın kesilmesine ulusal güvenlik gerekçesiyle karşı çıkıyor.
Her iki aday da çatışmanın finansmanında Amerikalıların ödediği vergilerin kullanıldığını vurguladı. Brown Üniversitesi’nin Savaşın Maliyetleri projesine göre, ABD’nin İsrail’e askeri yardımı Eylül 2025'e kadar tahmini 21 milyar dolara ulaştı.
ARAP VE YAHUDİ SEÇMENLER DEMOKRATLARIN TABANIYDI
Michigan, ABD’de Arap Amerikalı nüfus oranının en yüksek olduğu eyalet konumunda. Eyalette yaşayan Yahudi seçmenler de İsrail’e güçlü destek veriyor. Her iki kesim de tarihsel olarak Demokrat Parti’nin en önemli seçmen tabanları arasında görülüyor.
Ancak 2024'te Demokratların Orta Doğu politikasından hayal kırıklığına uğrayan bazı Arap ve Müslüman seçmenler “kararsızlar” kampanyası düzenledi. Dönemin Başkanı Joe Biden’ın İsrail’e verdiği “sarsılmaz” desteğe tepki olarak 100 binden fazla kişi ön seçimlerde desteğini geri çekti.
“ÇOK ÖFKELİYDİM”
Kamala Harris’in başkan adayı olduktan sonra bu politikayı sürdürme sözü vermesi, Luqman gibi seçmenlerde ihanete uğramışlık duygusu yarattı. Luqman, “Hayatım boyunca Demokratlardan başka hiçbir partiye oy vermedim. Çok öfkeliydim. Mesele sadece ateşkes çağrısı yapmamaları ya da soykırımı durdurmaya çalışmamaları değildi. Beni asıl öfkelendiren, çıkıp ‘Yanlış yaptığımız hiçbir şey yok. Politikalarımızı aynı şekilde sürdürmeye devam edeceğiz’ demeleriydi” dedi.
Bunun üzerine Trump’ı destekleyen Müslüman seçmenler dalgasına katılan Luqman, “Sadece oy vermedim, onun için kampanya da yürüttüm” diye konuştu. Bugün kendini Cumhuriyetçi olarak tanımlayan Luqman, buna rağmen El-Sayed’in Senato adaylığını coşkuyla destekliyor.
“DEMOKRAT PARTİ İÇİNDE BİR DEVRİM YARATTIK”
Arap kökenli Amerikalı seçmen Amer Zahar ise Demokrat Parti’nin El-Sayed gibi Filistin yanlısı bir adayı benimsemesinin, ancak 2024 seçimlerinin verdiği sarsıcı uyarı sayesinde mümkün olduğunu savundu. Zahar, “Demokrat Parti her zaman bana hitap etmiyor; sanırım toplumumuza da her zaman hitap ettiği söylenemez” dedi.
Zahar, “Demokrat Parti içinde bir devrim yaratmamız gerekiyordu; 2024'te tam olarak bunu yaptık... İşte bu devrimin ve Filistin konusunda duyarlı adayların kazandığı zaferlerin ardından, artık kendimizi çok daha fazla ‘evimizde’ hissediyoruz” ifadelerini kullandı.
YAHUDİ SEÇMENLERDE “TERK EDİLME” KAYGISI
Partideki değişen dengeler birçok Arap kökenli Amerikalının kaygılarına yanıt vermiş olsa da, başka bir kesim bu kez terk edildiği endişesini dile getiriyor. Bazı seçmenler, bir kriz anında El-Sayed’in Yahudi toplumunu koruma iradesini sorguluyor.
El-Sayed, Mart ayında Temple Israel Sinagogu’na düzenlenen şiddet içerikli saldırının ardından “İncinmiş insanlar başkalarını incitir” demişti. Saldırganın, İsrail’in Lübnan’a düzenlediği bir hava saldırısında yakınlarını kaybettiği belirtildi. El-Sayed daha sonra özür dileyerek saldırıyı haklı göstermeye çalışmadığını söyledi. Ancak bu açıklama tartışmayı tamamen sona erdirmedi.
“GÜVENLİĞİMİZİ TEHLİKEYE ATTIĞINI HİSSEDİYORUZ”
Michigan Hahamlar Kurulu Başkanı Aaron Starr, “Bu gerçekten de içimizi acıttı” diyerek El-Sayed’e oy vermeyeceğini açıkladı. Starr, BBC’ye yaptığı açıklamada, “Toplumumuzun büyük çoğunluğu Demokratlara oy verdi ve şimdi Demokrat Parti üyelerinin, herkesin değil ama Demokrat Parti içindeki bazı adayların söz ve eylemlerinin güvenliğimizi tehlikeye attığını hissediyoruz” dedi.
2024'te Michigan’daki bazı Müslüman Demokratlar gibi, bazı koyu Demokrat Yahudi seçmenler de bu kez Cumhuriyetçi adaya oy vereceklerini ya da hiç oy kullanmayacaklarını söylüyor.
ESKİ SINIF ARKADAŞINA OY VERİP VERMEYECEĞİNDEN EMİN DEĞİL
Michigan Üniversitesi Mütevelli Heyeti üyesi ve avukat Jordan Acker, “Ben bir Demokratım ancak her şeyden önce oy vereceğim kişinin bana, siyasi görüşlerime ve varoluşuma saygı duyduğuna inanmalıyım” dedi.
El-Sayed’i 20 yıldır tanıdığını ve birlikte üniversiteye gittiklerini belirten Acker, eski sınıf arkadaşına oy verip vermeyeceğinden emin olmadığını söyledi. Acker, “Abdul’un dünya görüşünde, Yahudiler birey olarak kabul edilebilirler ancak bir halk olarak kabul edilemezler. Ve bana göre bu son derece endişe verici” diye konuştu.
“YAHUDİ KARŞITI” VE “İSLAMOFOBİ” SUÇLAMALARI
Cumhuriyetçi aday Rogers, İsrail’in güçlü bir dostu olduğunu öne çıkararak eyaletteki Yahudi seçmenlerin desteğini kazanmaya çalışıyor. Rogers, El-Sayed’i “Yahudi karşıtı” olarak nitelendirdi. Rogers’ı eleştirenler ise onu, rakibini radikal İslam’a sempati duyan biri gibi göstermeye çalışarak İslamofobiyi körüklemekle suçluyor.
Rogers ve Trump, ailesi Mısır’dan göç eden El-Sayed’in Müslüman Kardeşler ile bağlantısı olduğunu iddia etti. El-Sayed ise bu grubu onaylamadığını defalarca dile getirerek herhangi bir bağlantısı olduğu iddiasını yalanladı.
“TÜM AZINLIKLARI SAVUNMAK GEREKİR”
Seçmenlerin önemli bir bölümüne göre hararetli kampanya, yalnızca partizan ayrışmaları değil, ırksal ve etnik gerilimleri de körükledi. El-Sayed’i destekleyen Yahudi seçmen David Freund ise bu gerginliğin kalıcı olacağını düşünmüyor.
Freund, “Tüm azınlıkların güvenliği için tüm azınlıkları savunmak gerekir. Yahudilerin güvenliği, ‘Yahudi güvenliği’ diye ayrı bir kategoriye alınarak korunamaz. Bu, herkesin demokratik haklarıyla ilgili daha geniş kapsamlı bir meselenin parçası” dedi.





















