Afrika'da çocuklar iklim krizinin ağır yükünü taşıyor
- Bahçeşehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Narlı: "(Afrika'da doğan çocuk) Anne babasına kıyasla daha yüksek sıcaklıkların, daha sık kuraklık ve sellerin, artan su ve gıda güvensizliğinin yaşandığı bir dünyada büyüyebilir" Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Levent Kurnaz: "İklim riskinin en yüksek olduğu bölgelerde sağlık ve eğitim gibi temel hizmetler de yetersiz. Tehlike ile kapasite eksikliğinin aynı coğrafyada birleşmesi, özellikle Sahra Altı Afrika'daki çocukların iklim değişikliğinden çok daha ağır etkilenmesine yol açıyor"
Afrika'da çocukların iklim değişikliğinin etkilerini anne ve babalarının kuşağına göre çok daha ağır yaşayacağını belirten uzmanlar, bunun eğitimden sağlığa, beslenmeden zorunlu göçe kadar uzanan kalıcı sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.
Afrika'da doğan milyonlarca çocuğun, anne babasının çocukluğundan daha sıcak, daha kurak ve daha belirsiz bir dünyada büyüyeceği, eğitimine ara vermek, temiz suya ulaşabilmek için kilometrelerce yürümek, yetersiz beslenmeyle mücadele etmek ya da iklim kaynaklı afetler nedeniyle yerinden edilmek zorunda kalacağı ihtimali senaryo değil, giderek günlük yaşamın parçası haline geliyor.
Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşlarının verileri, iklim değişikliğinin Afrika'da artık yalnızca çevresel bir sorun olmaktan çıkarak çocukların eğitim, sağlık, beslenme ve güvenli yaşam hakkını doğrudan etkileyen çok boyutlu bir insani krize dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Dünya Gıda Programı (WFP) ve Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) verilerine göre, sera gazı emisyonlarına en düşük katkıyı sağlayan bölgelerden biri olmasına rağmen Afrika, kuraklık, sel, sıcak hava dalgaları ve düzensiz yağışların etkisini en ağır hisseden kıtalardan biri konumunda bulunuyor.
UNICEF'in Çocukların İklim Risk Endeksi, Sahra Altı Afrika'daki milyonlarca çocuğun aynı anda aşırı sıcaklık, su kıtlığı, hava kirliliği, salgın hastalıklar ve taşkın riski gibi birden fazla iklim tehdidiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor.
Kuraklık ve seller nedeniyle okulların kapanması, tarımsal üretimin azalmasına bağlı yetersiz beslenmenin yaygınlaşması, temiz su kaynaklarına erişimin zorlaşması ve iklim kaynaklı göçlerin artması ise çocukların eğitim, sağlık ve güvenli yaşam hakkını doğrudan etkiliyor.
Uzmanlara göre, bugün Afrika'da doğan çocukların nasıl bir dünyada yaşayacağını yalnızca iklim değişikliği belirlemeyecek. Atılacak adımlar, yapılacak yatırımlar ve çocukları merkeze alan politikalar, 2050'nin Afrika'sının daha dirençli ve daha adil bir kıta olup olmayacağını da belirleyecek.
AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Bahçeşehir Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Sosyoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nilüfer Narlı ile Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Levent Kurnaz, iklim değişikliğinin en ağır yükünü çocukların taşıdığına dikkati çekerek, bugün yaşanan kayıpların yalnızca mevcut kuşağı değil, Afrika'nın gelecek 20-30 yıllık kalkınma potansiyelini de şekillendireceğini vurguladı.
"Çocukların iklim krizi karşısındaki kırılganlığı yoksullukla çok daha katlanarak büyüyor"
Prof. Dr. Nilüfer Narlı, iklim değişikliğinin etkilerinin yalnızca çevresel felaketlerle sınırlı kalmadığını, çocukların yaşamları boyunca taşıyacağı sosyal eşitsizlikleri de derinleştirdiğini söyledi.
İklim değişikliğinin toplumun her kesimini aynı biçimde etkilemediğini belirten Narlı, kırılgan grupların bu süreçten çok daha ağır etkilendiğini, çocukların ise fiziksel gelişimlerini henüz tamamlamamış olmaları ve yaşam koşullarını değiştirme imkanlarının sınırlı olması nedeniyle en savunmasız grupların başında geldiğini ifade etti.
Aşırı sıcaklıklar, kirli su, bulaşıcı hastalıklar ve yetersiz beslenmenin çocukların fiziksel olduğu kadar zihinsel gelişimini de etkilediğini dile getiren Narlı, "Ayrıca çocukların yaşam koşullarını değiştirme veya kendilerini koruma imkanları yetişkinlere göre daha sınırlıdır. Çocukların iklim krizi karşısındaki kırılganlığı yoksullukla çok daha katlanarak büyüyor." dedi.
İklim değişikliğinin Afrika'da yalnızca bugünün yaşam koşullarını değil, gelecek kuşakların eğitim ve kalkınma fırsatlarını da şekillendirdiğine işaret eden Narlı, kuraklık ve seller nedeniyle ailelerin göç etmek zorunda kaldığını, okulların kapandığını ve çocukların eğitimden uzaklaştığını söyledi.
Narlı, su kaynaklarının azalmasının özellikle kız çocuklarının yaşamını doğrudan etkilediğini belirterek, birçok bölgede su taşıma sorumluluğunun çocuklara yüklendiğini, bunun da eğitim hayatının kesintiye uğramasına neden olduğunu ifade etti.
Tarımsal üretimde yaşanan kayıpların gıda güvensizliğini artırdığının altını çizen Narlı, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Tarımsal üretimin azalması yetersiz beslenmeyi artırarak çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimini olumsuz etkileyebilir. Bu durum, yoksulluğun kuşaktan kuşağa aktarılması riskini de güçlendirir. Yoksulluk, aileleri kız çocuklarını küçük yaşta evlendirmeye zorluyor. Bu kız çocukları literatürde 'iklim gelinleri' olarak tanımlanıyor."
Narlı, iklim değişikliğinin etkilerini azaltmanın yalnızca afetlere müdahale etmekten ibaret olmadığını, temiz suya erişim, sağlık hizmetleri, yeterli beslenme ve iklime dayanıklı okul altyapılarının çocukların geleceğine yapılacak en önemli yatırımlar arasında yer aldığını söyledi.
Afrika ülkelerine iklim finansmanı ve teknoloji desteğinin artırılması gerektiğini ifade eden Narlı, hazırlanacak tüm politikalarda çocukların ve yerel toplumların ihtiyaçlarının merkeze alınmasının önemine dikkati çekti.
Bugün Afrika'da doğan bir çocuğun, anne ve babasının çocukluğuna kıyasla daha yüksek sıcaklıkların yaşandığı, su ve gıda güvensizliğinin arttığı, kuraklık ve sellerin daha sık görüldüğü bir dünyada büyüyeceğini vurgulayan Narlı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Anne babasına kıyasla daha yüksek sıcaklıkların, daha sık kuraklık ve sellerin, artan su ve gıda güvensizliğinin yaşandığı bir dünyada büyüyebilir. Eğitimine ara verme, ailesiyle göç etme ve kaynaklar üzerindeki çatışmalardan etkilenme ihtimali daha yüksek olacaktır ancak güçlü iklim politikaları uygulanırsa daha dayanıklı ve adil bir gelecek kurulması mümkündür."
"Afrika iklim krizinin faili değil, en ağır bedelini ödeyen kıta"
Prof. Dr. Levent Kurnaz, Afrika'nın küresel sera gazı salımlarına çok düşük katkı sağlamasına rağmen iklim değişikliğinin en ağır sonuçlarıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.
Afrika'da kişi başına yıllık karbon salımının yaklaşık 1 ton olduğuna işaret eden Kurnaz, bunun bir Amerikalı ya da Avustralyalının yaklaşık bir ayda atmosfere saldığı karbon miktarına karşılık geldiğini belirtti.
Buna rağmen kıtanın iklim değişikliğinin en ağır etkilerini yaşamasının "iklim adaletsizliğinin" en somut örneklerinden biri olduğunun altını çizen Kurnaz, "Afrika iklim krizinin faili değil ama en ağır bedelini ödeyen kıta." ifadesini kullandı.
Kurnaz, Afrika'nın karşı karşıya olduğu tablonun yalnızca iklim değişikliğinden değil, kıtanın coğrafi ve yapısal kırılganlığından da kaynaklandığını, dünyanın en sıcak ve en kurak bölgelerinden birinde yer alan kıtada tarımsal üretimin büyük ölçüde yağışlara bağlı olduğunu, afetlere uyum sağlayacak finansal ve kurumsal kapasitenin ise sınırlı kaldığını dile getirdi.
İklim modellerinin Afrika'da kuraklıkların, ani sellerin ve aşırı sıcak hava olaylarının daha sık yaşanacağına işaret ettiğini aktaran Kurnaz, bunun tarım, gıda güvenliği, su kaynakları, halk sağlığı ve göçü birbirini besleyen bir risk zincirine dönüştürdüğünü anlattı.
Çocukların iklim değişikliğinin en kırılgan grubunu oluşturduğunu belirten Kurnaz, şunları kaydetti:
"İklim riskinin en yüksek olduğu bölgelerde sağlık ve eğitim gibi temel hizmetler de yetersiz. Tehlike ile kapasite eksikliğinin aynı coğrafyada birleşmesi, özellikle Sahra Altı Afrika'daki çocukların iklim değişikliğinden çok daha ağır etkilenmesine yol açıyor."
Erken çocukluk döneminde yaşanan yetersiz beslenmenin etkilerinin çoğu zaman geri döndürülemediğine dikkati çeken Kurnaz, iklim riskinin en yüksek olduğu bölgelerde sağlık ve eğitim hizmetlerinin de yetersiz olmasının çocukların karşı karşıya kaldığı tabloyu ağırlaştırdığına değindi.
İklim değişikliğinin uzun vadede yalnızca bugünün insani krizi olmadığını, Afrika'nın geleceğini de şekillendireceğini vurgulayan Kurnaz, kuraklık ve seller nedeniyle eğitimde yaşanan kesintilerin, kronik yetersiz beslenmenin çocukların bilişsel gelişimini kalıcı biçimde etkilediğini dile getirdi.
Kurnaz, bugün Afrika'da doğan bir çocuğun, nüfusun hızla arttığı ve sınırlı kaynakların giderek daha fazla kişi tarafından paylaşılacağı bir kıtada büyüyeceğini, bunun özellikle açlık ve yoksulluğun yaygın olduğu Sahra Altı Afrika'da iklim değişikliğinin etkilerini daha da ağırlaştıracağını söyledi.
Dünyanın her bölgesinin iklim değişikliğinden etkileneceğini belirten Kurnaz, Afrika'nın nüfus artışını kontrol altına alabilmesi halinde iklim değişikliğine uyum konusunda daha güçlü politikalar geliştirebileceğini ifade etti.
Kurnaz, kuraklık ve seller nedeniyle eğitimde yaşanan kesintiler ile kronik yetersiz beslenmenin çocukların öğrenme kapasitesi, sağlığı ve gelecekteki üretkenliği üzerinde kalıcı etkiler bırakacağını belirterek, "Bu sadece bugünün değil, kıtanın önümüzdeki 20-30 yıllık kalkınma potansiyelinin de meselesi." dedi.
Afrika'da çocukların korunmasına yönelik politikaların afetlerin ardından değil, öncesinde hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Kurnaz, önceliğin reaktif yardımdan proaktif korumaya geçiş olması gerektiğini sözlerine ekledi.

















