TBMM Genel Kurulu'nda Muhalefet Partilerinin Çocuk Sağlığından Kdv'ye, İş Cinayetlerinden Özelleştirmeye İlişkin Önerileri Reddedildi

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

TBMM Genel Kurulu'nda çocuk sağlığından KDV iade sorunlarına, iş cinayetlerinden özelleştirme tartışmalarına kadar uzanan başlıklarda muhalefetin verdiği grup önerileri iktidar oylarıyla reddedildi.

(TBMM) - TBMM Genel Kurulu'nda çocuk sağlığından KDV iade sorunlarına, iş cinayetlerinden özelleştirme tartışmalarına kadar uzanan başlıklarda muhalefetin verdiği grup önerileri iktidar oylarıyla reddedildi.

TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulu'nda, Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine geçilmeden önce siyasi partilerin grup önerileri görüşüldü.

Yeni Yol Partisi; çocukların beslenmesi. İYİ Parti; Katma Değer Vergisi. DEM Parti; Anayasa'nın sosyal devlet ilkesi ve çalışma hakkı. CHP ise özelleştirmelere ilişkin öneri verdi. Muhalefet partilerinin önerileri AK Parti ve MHP'li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Yeni Yol Partisi'nin önerisini açıklayan İstanbul Milletvekili Elif Esen, "Bir çocuk okula gidiyor, sıraya oturuyor, tahtaya bakıyor ama öğrenemiyor, konsantre olamıyor; neden? Cevap çoğu kez şu oluyor: Tembel ya da ailesi ilgilenmiyor. Peki, kimse şunu sormuyor mu: Bu çocuk neyle besleniyor, kanına ne karışıyor? Önümüze gelen çok değerli bir raporun kanıtladığı üzere çocuklarımızın kanına kurşun kimyasalı yoğun bir şekilde karışıyor. Değerli vekiller, kurşun bir kimyasal dolayısıyla görünmüyor, rengi yok, kokusu yok. Mutfak kabında, duvardaki boyada, musluk suyunda bizleri bekliyor bu tehlike. Çocuğun kabına giriyor, tabağına giriyor, kanına karışıyor, beynine ulaşıyor ve orada kalıcı bir iz bırakıyor. Bilimsel literatür açık, kurşuna maruz kalmanın güvenli bir seviyesi yok. En düşük dozlarda bile IQ kaybına, dikkat bozukluğuna, öğrenme güçlüğüne yol açıyor ne yazık ki. Oysa bu durum önlenebilir. Dünyada birçok ülkenin de yaşadığı ve çözdüğü bir sorun bu kurşun kimyasalı meselesi. Ancak 21'inci yüzyılda görmezden gelinen bir halk sağlığı sorunu olarak ne yazık ki bizim ülkemizde halen devam ediyor bu sorun" diye konuştu.

"Türkiye'de çocuklara yönelik düzenli bir ' Kan Kurşun Kimyasalı Düzeyi İzleme Programı ' hala bulunmuyor"

UNICEF ve Pure Earth'ün 2024'te yürüttüğü araştırmaya göre Türkiye'de metal gıda kaplarının yüzde 67'sinde, seramik kapların yüzde 53'ünde, duvar boyalarının ise yüzde 70'inde, oyuncakların yüzde 29'unda referans düzeyin üzerinde kurşun kimyasalının tespit edilmiş durumda olduğunu söyleyen Esen, şöyle devam etti:

"Bu oyuncaklar çocukların elleri, bu kaplar onların tabakları, bu boya onların odaları, evlerinin içi. Sonuç olarak, Türkiye'de çocuklara yönelik düzenli bir 'Kan Kurşun Kimyasalı Düzeyi İzleme Programı' hala bulunmuyor. Lancet Planetary Health'in tahminleri 6 milyon çocuktan söz ediyor, daha muhafazakar modeller 650 bin çocuktan bahsediyor; her iki rakam da acil harekete geçmek için aslında yeterli. Dediğim gibi, dünyanın da bir sorunu kurşun kimyasalı ve küresel tablo çok çarpıcı. 5 yaşın altındaki çocuklar 2019'da kurşun kimyasalı maruziyeti nedeniyle yalnızca o yıl içinde 765 milyon IQ puanı kaybetmiş. Dünya Bankası kurşunun neden olduğu öğrenme kaybının yoksul ülkeler ile zengin ülkeler arasında eğitim uçurumunun beşte birinden fazlasından sorumlu olduğunu kanıtlıyor bizlere ama ben burada sizi rakamlarla değil, bir mantıkla ikna etmek istiyorum. Bu sorun eşitsizliklerin üstüne inşa ediliyor. Yoksul mahalleler, eski binalar, kurşunlu tesisatlar, kirletici tesislere yakınlık, bunlar çocukları rastgele bulmuyorlar, yoksul çocukların daha çok maruz kaldığı etkenler bunlar. Zaten dezavantajlı olan yoksul çocukları buluyorlar ve o çocuklarda demir eksikliği, kalsiyum eksikliği daha yaygın hale geliyor."

"Sayın Şimşek'in rasyonel programının başlamasından bugüne kadar Türkiye istihdam kaybetti"

İYİ Parti'nin Katma Değer Vergisi sisteminin uygulamasında ortaya çıkan iade sorunlarının işletmeler üzerindeki ekonomik etkilerinin incelenmesi ile iade mekanizmasının işleyişindeki aksaklıkların tespit edilmesi ve bu alanda kalıcı çözümlerin geliştirilmesi amacıyla verdiği önerisi açıklamak üzere İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın, kürsüye çıktı. Dalgın, şöyle konuştu:

"Bu hafta hükümet 'Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı' isimli bir teşvik programı açıkladı. Bu teşvikler genel olarak iyi şeylerdir de birazcık bizim durumumuz size borcu olan bir kişinin borcunu ödemek yerine 'Gel sana bir yemek ısmarlayayım.' demesine benziyor. Birazcık açalım, çünkü Balıkesir'deki, Konya'daki, Ordu'daki, Antalya'daki Erzurum'daki KOBİ'miz, esnafımız diyor ki: 'Arkadaş, devlet teşvik vermeden önce bana olan borcunu bir ödesin.' Devletin işletmelerimize çok ciddi bir KDV borcu var. Bunun trilyon lirayı aştığına dair rakamlar var ama gerçek rakamlar henüz şu anda izah edilmiş değil. Nasıl oluyor bu? Siz bir ürünü aldığınızdaki KDV oranıyla sattığınızdaki KDV oranı farklıysa devletten bir alacağınız oluşuyor, sonra devlet size bu alacağı üç ay, beş ay ödemiyor. Siz bunu, bu alacağınızı finanse etmek zorundasınız, hele de mevcut faizlerle her ay yüzde 4'lük bir finansman maliyetine katlanmak zorundasınız çünkü bu nakit sizde değil, siz bedavaya Hazineyi finanse eder haldesiniz. O bakımdan, Hazine 'Teşvik vereceğim, vergi almayacağım.' gibi şeyler söyleyene kadar önce KOBİ'ye, sanayiciye olan borcunu ödesin, hem piyasaya bir para girmiş olur, hem ilave maliyet yaratmadan ciddi bir teşvik programı yapmış olursunuz. Ama tabii bu cilalı laflara gelecek bir şey değil, bu gerçek bir iş yapmak. İlk adımı böyle atmasını tavsiye ediyorum. Yetmez, bir adım daha var en azından, esnafın ve KOBİ'nin çok ciddi bir SGK ve vergi borcu oluşmuş durumda. Bunlar keyfiyetten değil ekonominin halinden. Sadece istihdam verilerine bakarsanız ekonominin halini zaten görürsünüz. Sayın Şimşek'in rasyonel programının başlamasından bugüne kadar Türkiye istihdam kaybetti. Bakın, işsizlere iş bulmadı, iş aramaktan vazgeçen vatandaşa iş bulmadı, yeni iş hayatına giren vatandaşa iş bulmadı, mevcut istihdamı geriye doğru kaybetti. Yapılması gereken açıktır, makul faiz oranlarıyla ve makul bir ödeme programı çerçevesinde esnafa ve KOBİ'ye SGK ve vergi borcunu ödeme imkanının sunulması gerekir. Ha, bunu yaparken bugüne kadar bu primlerini ve vergilerini tam ve zamanında ödeyenlere de bir 'bonus' verilmesi icap eder, bir teşvik verilmesi icap eder. Böylelikle hem hakkaniyeti sağlamış oluruz hem reel sektörü korumuş oluruz. Yani böyle bir bol keseden, aftan değil gerçek bir yapılandırmadan ve bugüne kadar yükümlülüklerini yerine getiren vatandaşlarımıza bir ödül verilmesinden bahsediyoruz."

"380 milyarlık tutarla da esnaf desteklenebilir"

İYİ Parti'nin önerisi üzerine söz alan CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, "2026 yılı bütçesinde 13,6 trilyonluk bir vergi geliri hedefleniyor, aşağı yukarı da 4 trilyon 42 milyarlık da bir KDV tahsilatı öngörülüyor yani yüzde 29'u. Dahilde alınan KDV'nin yüzde 43'ü de iadeye tabi hususlar. Uygulamada haksız KDV iadelerini görüyoruz değişik sektörlerde. Bu konuyla ilgili de muhtelif operasyonlar yapılıyor demir çelik sektöründe, akaryakıt sektöründe; buradan yüzde 25 tasarruf sağlasak 380 milyarlık bir tutar yapıyor değerli milletvekilleri, bu 380 milyarlık tutarla da esnaf desteklenebilir; önümüz bayram, Kurban Bayramı, her bir emekliye 23 bin TL ikramiye ödenebilir. Bununla ilgili de bu araştırmada, İYİ Parti'nin önergesinde bu hususların da mutlaka araştırılmasında fayda var diye düşünüyorum." ifadesini kullandı.

"Ölen işçilerin yüzde 98'i sendikasız"

DEM Parti'nin iş sağlığı ve güvenliğinin önündeki engellerin ve çözüm yollarının araştırılmasına yönelik önerisine ilişkin konuşan DEM Parti Mardin Milletvekili Kamuran Tanhan, 2026 yılının ilk üç ayında 432 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini söyledi. Tanhan, şu tespitlerde bulundu:

"Bu, sermayeyi insan hayatının önüne koyan bir anlayışın faturasıdır aslında. Yine, iş cinayetlerinde cezasızlık örnekleri en önemli sorunların başında gelmektedir. Gayrettepe'de 29 işçimizi kaybettiğimiz o gününün, o büyük acının üzerinden iki yıl geçti ancak ailelerin adalet arayışı halen karşılık bulamamış. Yine, İliç'te olduğu gibi, bilirkişi raporlarıyla gerçek sorumlular gizlenmeye çalışılıyor, korunmaya devam ediyor. Daha da acısı, bu sömürü düzeninin dişlileri arasına çocuklar atılıyor. Siyasi iktidar... MESEM uygulamaları çocukların ucuz ekmek depolarına dönüştürülmüştür. Yine, 2013'ten bugüne 852 işçi çalışırken hayatını kaybetmiştir. Sadece Haziran 2023'ten bu yana 218 çocuk hayatını kaybetmiş. Aynı şekilde göçmen işçiler için de bu düzenin en güvensiz halkasını oluşturuyor. Kayıt dışı ağır ve tehlikeli işlerde sömürülen göçmen emeği mart ayında en az 15 can aldı. Antalya'da bir konteyner yangınında hamile bir kadın ve 5 çocuğunun ölümü bu sömürünün en utanç verici belgesidir aslında. Peki, işçiler bu gidişata 'dur' demek için ne yapıyor? Böyle bir istekle geldiklerinde neyle karşılaşıyorlar? Baskıyla, tabii ki, gözyaşıyla, gözaltıyla, tutuklamayla karşılaşıyorlar ve bu ölenlerin yüzde 98'i sendikasız; bu da önemli bir tespit çünkü iktidar sendikalaşmanın önünde bir engel."

"Belirlediğiniz çerçevenin yetmediği durumlar olabiliyor"

DEM Parti'nin önerisi üzerine konuşan AK Parti Ankara Milletvekili Orhan Yegin, "Hayatın bazı alanları var ki her ne yaparsanız yapın, ne kadar önlem alırsanız alın arzu ettiğiniz hedefe ulaşmakta zorlandığınız, tek başına, aldığınız önlemlerin, koyduğunuz kuralların, belirlediğiniz çerçevenin yetmediği durumlar olabiliyor, trafik kazalarındaki kayıplarımız gibi" dedi. Yegin, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu da biraz belki o kadar olmasa da o alana biraz benziyor. En nihayetinde hepimizin arzu ettiği seviyelere ulaşmakta zorlandığımız, her birimizin de belki baktığımız pencereden, çerçeveden, yerden kuracağımız cümlelerde haklılık paylarımızın olacağı hususlarla karşı karşıya kalıyoruz, tıpkı bu konuda olduğu gibi ama şunu söylemek isterim: Bugün dünyada, çalışma hayatında 3 milyarın üzerinde insan var ve yaklaşık her yıl 2,5 milyonun üzerinde insan ölümlü iş kazalarında hayatını kaybetmekte ve dünyanın da üzerinde çok çalıştığı ve arzu ettiği seviyeye gelemediği bir durum. Belki biz bu dünya örnekleriyle kıyaslandığımızda dünya ortalamasını, gelişmiş ülkelerin yakaladığı seviyeyi henüz yakalayamamış olabiliriz ama özellikle 2012 yılından itibaren çıkarılan kanunla beraber özellikle işverene bu anlamda çok ciddi bir şekilde önlemler alması ve bu süreçlerde kendi sorumluluğunun netleştirilmesi yönünde çok ciddi düzenlemeler yaptık. Burada, herkes kendi baktığı pencereden biraz haklı olabiliyor dedim ama cezasızlık kültürü yakıştırması yapıldı. Bunun doğru olduğunu söylemek mümkün değil."

"32 ildeki 71 taşınmaz özelleştirme kapsamına alınarak satılığa çıkarılıyor"

CHP Bursa Milletvekili Kayıhan Pala ise partisinin "mülkiyeti hazineye, kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan toplam 126 taşınmazın satışının sağlık hizmetleri üzerindeki olumsuz etkileriyle rant odaklı yaklaşımların önlenmesi" amacıyla verdiği öneri üzerine konuştu. Pala, 17 Mart tarihinde Cumhurbaşkanlığı kararıyla 27 ildeki 55 taşınmazın özelleştirme kapsamına alınarak satılığa çıkarıldığını hatırlattı. Pala, "Biz buna Cumhuriyet Halk Partisi olarak itiraz ettik ve Danıştayda bir dava açtık. Biz, bu karardan geri dönülmesini beklerken, maalesef 24 Nisan günü Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yeni bir Cumhurbaşkanlığı kararı daha yayınlandı. Burada da 32 ildeki 71 taşınmaz özelleştirme kapsamına alınarak satılığa çıkarılıyor. Toplam 43 ilde 126 taşınmaz satılıyor. Bunlar arasında nereler var birazdan söyleyeceğim ama şunu söylemek isterim: 'Biz bunlar satılmasın, bunlar yanlıştır.' derken bazı iktidar milletvekilleri 'Yok böyle bir şey, nereden çıkarıyorsunuz?' falan diyorlar. Bakın, herhalde Sayın Cumhurbaşkanının imzası olan kararı okumamışlar. Biz, bu karardaki yerleri belirtilmiş arsa, bina ve benzeri yapılar üzerinden bunların satılığa çıkarıldığını söylüyoruz; okumamış olan varsa. Buradan Sayın Bakana sesleniyorum, o da bir daha okusun çünkü Sayın Bakan buraların atıl yerler olduğunu iddia ediyor." diye konuştu.

Özelleştirme kapsamına alınan yerler arasında hastanelerin de bulunduğunu söyleyen Pala, "Zaten Türkiye'de sağlık hizmetlerine erişim açısından ciddi sorunlar varken hem şu anda hizmet sunan yerleri hem de gelecekte hizmet sunma ihtimali olan yerleri satmak ne anlama geliyor?" diye sordu.

"Gelirler, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülecek yenileme yatırımları ile sağlık tesislerinin finansmanında kullanılacak"

CHP'nin önerisi üzerine söz alan AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hasan Arslan, "Bu kararların en kritik yönü söz konusu taşınmazların değerlendirilmesinden elde edilecek gelirlerin kullanım amacının açık bir şekilde belirlenmiş olmasıdır. Kararlar uyarınca elde edilecek gelirler, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülecek yenileme yatırımları ile sağlık tesislerinin finansmanında kullanılacaktır. Bu giderler başka herhangi bir alana yönlendirmeyecek, özel bir hesapta izlenecek ve doğrudan sağlık yatırımlarına tahsis edilecektir. Böylelikle özellikle yarım kalmış sağlık yatırımlarının tamamlanması ve yeni projelerin hayata geçirilmesi hedeflenmektedir. Söz konusu taşınmazların programa alınmasının arkasında güçlü teknik ve kamu yararı temelli gerekçeler bulunmaktadır. Deprem güvenliği başta olmak üzere mevcut yapıların fonksiyonelliğini yitirmesi, hizmet ağındaki değişimler, mali sürdürülebilirlik ihtiyacı ve kamu hizmetinin etkin sunumu bu sürecin temel motivasyonlarını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, taşınmazların bulunduğu çevreyle uyumlu fonksiyon kararları ve yapılaşma şartlarını içeren imar planı çalışmaları yürütülmektedir. Önümüzdeki süreçte söz konusu taşınmazlara ilişkin detaylı teknik incelemeler yapılacak, imar planları hazırlanacak, halen kamu hizmetinde kullanılmaya devam edilecek olan taşınmazlar bu kapsamdan ayrıştırılacaktır" diye konuştu.

Muhalefet partilerinin önerileri AK Parti ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

Kaynak: ANKA
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.