Yapay Zeka Sahaf Kitaplarını Topluyor mu?

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Avrupa'da yapay zeka şirketlerinin sahaflardan toplu kitap alıp imha ettiği iddiaları tartışma yarattı. Uzmanlar, bu haberin gerçekliğine şüpheyle yaklaşıyor ve kitap imhasının kapitalist mantıkla bağdaşmadığını belirtiyor.

Avrupa'nın farklı ülkelerinde son zamanlarda "yapay zeka şirketlerinin sahaflarda bulunan kitapları toplu bir şekilde satın alarak, sahaf raflarını boşalttığı" iddiaları başta sahaflar olmak üzere, yayın dünyası ve okurlar arasında da tartışma yarattı.

Turkuaz Sahaf'ın sahibi, yazar, editör ve yayıncı Nedret İşli, söz konusu durumun ortaya çıkardığı sonuçları, yapay zekanın geleceğini, sahaflara ve yayıncılığa etkilerini AA muhabirine anlattı.

Yapay zeka verileri için sahafların boşaltılması iddialarını gerçekçi bulmadığını dile getiren İşli, "Bu konuda her anlamda araştırma yapıyorum. Sağa sola haber salıyorum. Telefonlarla görüşüyorum, nabız yokluyorum. Bu hikaye ne kadar gerçek, ona dair benim şüphelerim var. Hem İngiltere'de hem Hollanda'da bizim piyasamızla ilgili sahaf ya da bu işin koleksiyoneri olarak piyasayı kollayan çeşitli insanlarla telefon görüşmeleri, yazışmalar yaptım. Onlar bana, Avrupa'da bu olay hakkında büyük bir haberin olmadığını ifade etti. Örneğin Hollanda'da yaşayan bir arkadaşım böyle bir durumun çok yaygın olmadığını ve bu konuda bir tartışmanın da yaşanmadığını söyledi." dedi.

"Bu kitapların imha edilmesini pek mantıklı bulmuyorum"

İşli, yapay zeka şirketlerinin temel amaçlarının "para kazanmak" olduğuna dikkati çekerek, "Yapay zeka firmaları tarafından nadir, raflarda pek bulunup istenilmeyen kitapların alınıp taranarak imha edilmesinin çok mantıklı tarafı yok gibi geliyor. Çünkü bu şirketler sonuçta parayla ilgili işler yapan ve para kazanmak üzere hedef koyan şirketler olduklarına göre kitabı alıp tarattıktan sonra niye imha etsinler ki?" diye konuştu.

Bir sahafta, temel olarak, baskısı tükenmiş yahut adet olarak azalmış kitapların bulunduğunun altını çizen İşli, "Bu kitaplar genel olarak matbu, yani baskı kitaplardır. Bunların da dünyanın çeşitli merkezlerinde, üniversitelerde, enstitülerde ve büyük kitap merkezlerinde zaten kopyaları bulunur. Sahafın deposunda ya da rafında bulunan pek çok matbu kitaba başka bir şekilde de erişim mümkün olduğu için, bu kitapların imha edilmesini pek akla yatkın bulmuyorum." dedi.

İşli, bahse konu olayın, Türk sahaflığından çok, Avrupa'nın kendi dinamikleriyle ilgili bir mesele olduğuna işaret etti.

"Bu konu hakkında gerçek bir bilgi ve veriye dayalı olarak konuşmuyoruz"

El yazması nüshalara da değinen İşli, bu eserlerin dünyada sınırlı sayıda bulunduğunu vurgulayarak, şu bilgileri verdi:

"2. Dünya Savaşı'ndan sonra Batı'da, özellikle Avrupa'da kütüphaneler, şatolar, büyük araştırma merkezleri dağılıp çöktü. Bu eserler elden çıkarken Amerikan ve diğer birtakım ulusal güçler ilgili nüshaların pek çoğunu alıp kendi enstitü, kütüphane ve merkezlerine kaldırmış vaziyette. Amerika'da yaşayan Hans Peter Kraus adında çok önemli bir antika kitapçısı vardı. Alman kökenli bu adam, savaşın ardından Amerika'ya göçtükten sonra çeşitli zamanlarda Avrupa'ya seferler düzenleyip çok önemli birtakım matbu kitapları, yazmaları alıp ticari olarak Amerika'da birçok yere satıyor. O bolluk zamanında, kitaplar bir yerlere gidiyor, yerleşiyor ve kütüphanelere giriyor."

Bu durumun ortaya çıkardığı sonuçlara da değinen İşli, "Onun için Avrupa'daki kitapçılarda hiç bilinmeyen, gün yüzü görmemiş kitapları bulmak çok nadirattandır. Avrupalı kitapçılar da böyle bir eseri buldukları zaman bu, büyük bir olay oluyor. Yani bu tür eserleri bulup satın alması yapay zeka şirketler için de maddi açıdan çok zor ve külfetli bir iş. O paralara yapay zeka şirketlerinin bu eserleri alıp taratması ve imha etmesi kapitalist bir düşünceyle çok da bağdaşmıyor." diye konuştu.

İşli, Türkiye'de kitaplarla ilgili durumların genel olarak çok önemsendiğine ve meselenin "kültürel" bir tema olarak ele alındığına işaret ederek, "Kitap gibi kültürel meselelerde toplumsal bir hassasiyetimiz var. Biz pek çok kere Anadolu'da işgal görmüşüz, Batı'nın emperyalist anlamda kültürel saldırılarıyla karşı karşıya kalmışız. Bu tür olaylara karşı millet olarak hep direnç göstermişiz. Sonra medeniyet anlamında Batı'ya öykünmüşüz, Batılılaşmak için hep bir çabamız olmuş. Bu arada 'Batı karşıtlığı' oluşmuş ve bu da bizde bir çatışma hali ortaya çıkartmış. Dolayısıyla kültürel anlamdaki kayıplarda da ülke olarak çok hassasız." ifadelerini kullandı.

"Yapay zekanın bizim alana kötü ya da iyi etkisi vardır demek için henüz çok erken"

Nedret İşli, kültürel değerlerin Türkiye'de çok fazla önemsendiğini dile getirerek, şunları aktardı:

"Yanan, yok edilen arşivlere, yerlere düştüğü görülen kitaplara çok büyük bir hassasiyetimiz var. Böyle olunca da bana bu konuyla ilgili küçücük bir kar topu büyük bir çığa dönüştü gibi geliyor. Kitapla çok fazla ilişkisi olmayan arkadaşlarımdan bile, 'Nedret ne oluyoruz' şeklinde mesajlar geldi. Ben de onlara esprili olarak, 'Daha henüz bu yapay zeka şirketlerinin piyangosu bize vurmadı, onu bekliyoruz' diye cevap verdim. Bir yapay zeka şirketinin ya da başka bir firmanın bizim alanımızda bir sahaftan toplu bir alım şeklinde bir talebi ve alımı şimdiye kadar söz konusu olmadı."

Yapay zekanın sahaf alanındaki etkilerine de değinen İşli, kendi sektörlerinin bu süreçten etkilenmediğini belirtti.

Yazar ve sahaf İşli, Türkiye'de yapay zekayı henüz tam anlamıyla, anlayan, kullanan ve onunla hemhal olan insanların çok yaygın olmadığını söyleyerek, "Hala kitap satışlarımız, perakende de olsa belli bir düzeyde devam ediyor. Bundan önce, internetin yaygınlaşması, PDF'lerin vs. çıkması da bizi olumsuz etkilemişti. Ama internet dünyasının sürati, herkese daha kolay ulaşma imkanı sunması, insanlarla haberleşmenin çok daha yaygınlaşması bizler için olumlu sonuçlar ortaya çıkardı. Özellikle pandemi sürecinde bütün sahafları ayakta tutan, internet ve onun getirdiği birtakım kolaylıklar, imkanlar oldu." şeklinde konuştu.

Yapay zekanın da internetin yaygınlaştığı zamanlardaki etkilerine benzer sonuçlar ortaya çıkartabileceğini vurgulayan İşli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yapay zekanın da eksilerinin olacağını düşünüyorum. Yapay zekada verilen bazı bilgilerin yanıltıcı olduğunu biliyoruz. Özellikle son zamanlarda hukuk alanında bu konuda tartışmalar da oldu. Böyle işlerin zararını görenlerin yapay zekanın da verdiği bilgileri kontrol etmek ihtiyacını hissedeceklerini düşünüyorum. Dolayısıyla belki de yapay zeka insanları sonradan bizim gibi sahaflara yönlendirecek. Ama şu anda yapay zekanın bizim alana kötü ya da iyi etkisi vardır demek için henüz daha çok erken."

Kaynak: AA / Ümit Aksoy
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.