"İnternet Kullanımı ve Aile Araştırması"nın Sonuçları Açıklandı

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, İnternette Bilişim Suçları, Şiddet, Terör, Pornografi ve Çocuk İstismarı Gibi Konularda Yaptırım Gücü Yüksek Yasal Düzenlemelerin ve Sıkı Teknik Önlemlerin Alınması Gerektiğini Söyledi.
Kadın ve aileden sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, internette bilişim suçları, şiddet, terör, pornografi ve çocuk istismarı gibi konularda yaptırım gücü yüksek yasal düzenlemelerin ve sıkı teknik önlemlerin alınması gerektiğini söyledi.
Bakan Çubukçu, ailelerin yüzde 57'sinin internete evinden girdiğini belirterek, aile bireylerinin en çok 'bilgi edinme' amacıyla internete bağlandığını kaydederek, ailelerin çocuklarının gittiği internet kafelerin fiziksel koşullarının insan sağlığına uygun olmadığından yakındığını bildirdi.
Bakan Çubukçu, düzenlediği basın toplantısında, Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü'nün yaptığı "İnternet Kullanımı ve Aile Araştırması" sonuçlarını açıkladı. Çubukçu, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de bilgi ve iletişim teknolojisinde yaşanan baş döndürücü gelişmelerin çocuklara ve gençlere sınırsız bir dünyanın kapılarını aralayarak onları özgürlükler, fırsatlar ve bilgiyle buluştururken, aynı zamanda yeni sorunlar ve tehlikelerle de yüz yüze getirdiğinin altını çizdi. Günümüzün en etkili ve
yaygın iletişim, araştırma ve eğlence unsuru olan internet ortamının bireysel ve aile içi ilişkilerde de göz ardı edilmesi mümkün olmayan etkiler oluşturması nedeniyle, üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Bakan Çubukçu, "Türkiye'de internet kullanıcılarının sayısındaki artışın yanında, internet kullanıcılarının büyük çoğunluğunu çocuklar ve gençlerin oluşturması, interneti güvenli, doğru ve bilinçli bir şekilde kullanarak zararlı yönlerinden korunmanın önemini ortaya
koymaktadır. Hayatı olumlu ya da olumsuz her boyutuyla etkileyen internetin gençlerimiz ve aileler üzerindeki etkileri hakkında yapılan araştırmaların azlığı ise dikkat çekicidir" dedi.
"İnternet Kullanımı ve Aile Araştırması" ile Türkiye'de ailelerin internet kullanımıyla kolaylaşan ve yaygınlaşan konularla ilgili sorunlar ve alınabilecek önlemler açısından profillerini bütün yönleriyle değerlendirmeyi amaçladıklarını dile getiren Çubukçu, şöyle devam etti:
"Bu çerçevede, iletişim, sağlık, güvenlik-etik, mekan alt boyutlarında internetin Türkiye'de internet kullanan aile ve aile bireylerinin sosyal yaşantısındaki yeri, aile bireylerinin görüşlerine başvurularak değerlendirildi. Araştırma için toplam 26 il belirlenmiş ve 2 bin anne, 2 bin baba ve 819 çocuk olmak üzere toplam 4 bin 819 kişiyle görüşme yapılmıştır. Araştırma kapsamında görüşülen ebeveynlerin yaklaşık yüzde 36'sı 2 yıllık üniversite ve üstü mezunu iken, yalnızca yüzde 0.25'i okuryazar değildir.
Internet kullanan ailelerde ebeveynlerin okuryazarlık oranlarının çok yüksek olduğu görülmektedir. Türkiye'de internet kullanan ailelerde ebeveynlerin yüzde 99.75'i en az okuma-yazma bilmektedir. Bunun yanı sıra annelerin eğitim düzeyleri babalardan anlamlı ölçüde düşüktür. Araştırmaya katılan bireylerin yaklaşık yüzde 77'sinin internet kullandığı belirlenmiştir. İnternet kullanmayanların yaklaşık yüzde 76.7'sini anneler, yüzde 22.8'ini babalar; yüzde 0.6'sını çocuklar oluşturmaktadır. Aile bireyleri
internete en çok bilgi edinme (yüzde 67.71) amaçlı olarak bağlanmaktadırlar. Bunu sırasıyla, haber okuma (yüzde 42.12), eğitim /ders /araştırma yapma yüzde 40,42), haberleşme (yüzde 38.18) izlemektedir. Aile bireyleri interneti en az bahis oyunları oynama (yüzde 2.12) ve iş (yüzde 2.39) amaçlı kullanmaktadır."
Bakan Çubukçu, ebeveynlerin internet kullanım süreleri arttıkça, internetin aileleriyle geçirdikleri zamanı azalttığını, aile çevresinden uzaklaşmayı arttırdığını, yüz yüze iletişimi daha çok engellediğini belirterek, aynı zamanda çevrenin de ebeveynin bilgisayar başında çok vakit geçirdiği şikayetini anlamlı ölçüde artırdığının ortaya çıktığını kaydetti.
Araştırmada, aile bireylerinin çoğunun internet veya bilgisayar kullanımına bağlı olarak bazen sorun yaşadığının belirlendiğini anlatan Çubukçu, "Aile bireylerinin en çok yaşadıkları fizyolojik sorunun göz yorgunluğu/göz kızarıklığı olduğu ortaya çıkmıştır. Bunu sırasıyla sırt, boyun ağrısı, baş ağrısı, eklem, kas ağrısı, yorgunluk ve uykusuzluk izlemiştir. Aile bireyleri tarafından en az yaşanan fizyolojik sorun ise yemek yeme düzeninin bozulması olarak tespit edilmiştir" diye konuştu.
Çocukların internet kullanım sıklıkları ve evden bağlanma oranları arttıkça bilgisayar virüsleri yüzünden sıkıntılarla karşılaşma oranlarının da arttığını kaydeden Çubukçu, internet kafeden internete bağlanma oranları attıkça internetteki kimliği belirsiz kişilerce şahıslarına yönelik hakaret, tehdit veya ahlaksız teklifle karşılaşma oranlarının da arttığını ifade etti. Çubukçu, çocukların yaşları arttıkça web sayfalarında gezinirken şiddet ve pornografi gibi içeriklerle istekleri dışında karşılaşma
oranlarının da arttığının belirlendiğini kaydetti.
"İNTERNET KULLANIMI ARTTIKÇA FİZYOLOJİK VE PSİKOSOSYAL SORUNLAR ARTIYOR"
Araştırma sonuçlarına göre, ailelerin yüzde 57.13'ünün internete en çok evden bağlandıklarını anlatan Çubukçu, bunu yüzde 27.23 ile işyerlerinin, yüzde 10.04 ile internet kafelerin, yüzde 3.76 ile okulların izlediğini vurguladı. İnternet kafelerden internete en çok bağlananların çocuklar olduğunun ortaya çıktığını söyleyen Çubukçu, şöyle devam etti:
"Çocuklardan sonra ise en çok babaların internet kafeleri kullandıkları ortaya çıkmıştır. İşten internete bağlanmada babalar, okuldan internet bağlanma da ise çocuklar ilk sırada yer almaktadır. Aile bireylerinin internet kafelere ilişkin görüşleri incelendiğinde, internet kafelerde öğretmen gibi bir danır. Araştırma kapsamında görüşülen ebeveynlerinşman bulunması gerektiği; kullanıcıların erişebildiği sitelerin yeterince denetlenmediği, olumsuz arkadaşlık deneyimlerinin yaşanabildiğine, kafelerin
çocukların kötü alışkanlıklar edinmesine neden olduğuna; genellikle oyun amaçlı kullanıldığı, bireylerin sağlıklı iletişim kurmalarına engel olduğu, akademik başarıyı olumsuz etkilediği görüşlerine katıldıkları belirlenmiştir. Aile bireylerinin en çok benimsedikleri görüş ise internet kafelerde öğretmen gibi bir danışmanın bulunması gerekliliğidir. Aile bireyleri kafelerin fiziksel koşullarının insan sağlığına uygun olmadığını; çocukların boş zamanlarını internet kafelerde geçirmelerinden tedirgin
olduklarını belirtmiştir. Evinde internet bağlantısı olan bireylerin internet kafelere gitmekten hoşlanmadıkları da araştırmada ortaya çıkan sonuçlardandır. Ayrıca çocukların internet kafelerle ilgili olumlu düşüncelerinin ebeveynlere göre anlamlı ölçüde yüksek olduğu görülmektedir. Bir başka deyişle çocuklar ebeveynlere oranla internet kafelere daha olumlu bir bakış açısına sahiptirler. Bununla birlikte erkek çocukların kızlara oranla internet kafeleri daha olumlu yerler olarak buldukları saptanmıştır.
Ayrıca düşük gelir gruplarındaki aile bireylerinin internet kafelere bakışlarının yüksek gelir gruplardakilere göre daha olumsuz olduğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda ebeveynlerin okuma-yazma oranları her ne kadar yüksek olsa da kadınların interneti erkeklere göre daha az kullandıkları, dolayısıyla internetteki bazı içerik ve teknolojileri güvenlik ve etik açısından babalara ve çocuklara göre daha az tehlikeli gördükleri ortaya çıkmıştır. Sağlıklı internet ve bilgisayar kullanımıyla ilgili
anne-baba eğitimine önem verilmesi, özellikle ilk ve ortaöğretimde mevcut teknoloji ve medya kullanımı derslerinde konuya gereken ilgilinin gösterilmesi sağlanmalıdır. Araştırmada çocukların hem annelerden hem de babalardan internette güvenlik ve etik açısından maruz kaldıkları tehlikelerin daha çok olduğu tespit edilmiştir. Özellikle bilişim suçları, şiddet ve terör, pornografi, çocuk istismarı gibi konularda yasal tedbirlerin alınması yaptırım gücü yüksek cezaların verilmesi, kurumsal anlamda sıkı teknik
önlemlerin alınması gerekmektedir. Bir başka deyişle ülkemizde yaşanan tecrübelerin ışığında kendi özgün önlemlerimizi almamız gerekmektedir."
Bakan Çubukçu, ebeveynlerin internet kullanım süreleri ve sıklıkları arttıkça aileleri ile geçirdikleri zamanın azaldığını, internet kullanım süre ve sıklıklarına bağlı olarak fizyolojik ve psikososyal sorunların arttığını ifade ederek, ailelerin internet kültürünü sosyal yaşamla bütünleştirmekte sorunlar yaşandığını kaydetti.
Çubukçu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Araştırmada çocukların internet kafeden internete bağlanma oranları arttıkça internetteki kimliği belirsiz kişilerce şahıslarına yönelik hakaret, tehdit veya ahlaksız teklifle karşılaşma oranlarının arttığı görülmüştür. İnternet kafelerde kullanıcıların erişebildiği sitelerin yeterince denetlenmediği görüşünün hakim olması; kafelerin çocukların kötü alışkanlıklar edinmesine ve çocukların akademik başarılarının dnAraştırma kapsamında görüşülen ebeveynlerinüşmesine neden olduğuna ilişkin bir kanının
ebeveynlerde oluşması; aileler çocuklarının internet kafede geçirdiği vakitlerde tedirgin olmaktadırlar. Toplumumuzda gün geçtikçe yeri ve önemi artan toplumun sosyal yapısını ve ilişkilerini etkileyen, ekonomik sonuçlarının yanı sıra kültürel değerleri de etkileyerek toplumsal dönüşümü hızlandıran internetin vazgeçilmez mekanı olan internet kafelerin içinde bulundukları konumdan birer eğitim, kültürel etkinlik ve diyalog merkezleri haline getirilmesini sağlamak için projeler geliştirilmeli ve
geliştirilmesi teşvik edilmelidir. Bu nedenle internet kafeler için geliştirilen projelerde eğitim konusuna vurgu yapan projeler özellikle teşvik edilmelidir. Sizlere ana hatlarıyla aktarmaya çalıştığım ve Türkiye'de internet kullanan ailelerin profillerinin betimlendiği bu çalışmada iletişim, sağlık, güvenlik ve elik, mekan alt boyutlarında bazı sorunlar tespit edilmiş ve bu sorunların çözümü için öneriler geliştirilmiştir. Toplumu ve onun en temel birimi olan aileyi derinden etkileyen internetin
doğurduğu sonuçlan irdeleyen bu araştırmanın bize bu alanda önemli bir yol haritası oluşturacağına inanıyorum."
(YZE-CC-CC-Y)




















