HAK-İŞ ve Sudanlı sendika, El Faşir katliamının yıl dönümünde HDK'ye yaptırım istedi
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
HAK-İŞ, SWTUF ve Sudan'ın Ankara Büyükelçiliği, El Faşir katliamının birinci yılında ortak bildiri yayımladı. Bildiride BM, Güvenlik Konseyi, Afrika Birliği ve Arap Birliği'ne HDK'yi terör örgütü ilan edip yaptırım uygulama çağrısı yapıldı.
HAK-İŞ Konfederasyonu, Sudan İşçi Sendikaları Konfederasyonu (SWTUF) ve Sudan'ın Ankara Büyükelçiliğince, Sudan'daki gelişmeler doğrultusunda ülke halkının mücadelesine destek vermek amacıyla ortak bildiri yayımlandı.
Sudan'ın Ankara Büyükelçiliğinde "El Faşir katliamının birinci yılı" anısına düzenlenen ortak basın toplantısında okunan bildiride, Sudan'da Nisan 2023'ten beri devam eden sürecin sivil halkı, meşru devlet düzenini ve toplumsal altyapıyı hedef alan planlı, kasıtlı ve yıkıcı terör ve isyan hareketi olduğu belirtildi.
Bildiride, Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK) sivillere yönelik sistematik katliam, cinsel şiddet, zorla yerinden etme ve altyapıyı hedef alan saldırılarının, bu yapının uluslararası toplum tarafından terör örgütü olarak tanınmasını ve gerekli uluslararası yaptırımlara tabi tutulmasını zorunlu kıldığı vurgulandı.
Birleşmiş Milletler (BM), BM Güvenlik Konseyi, Afrika Birliği, Arap Birliği ve ilgili tüm uluslararası ve bölgesel kuruluşların, HDK'yi terör örgütü ilan etmeye, lider kadrosu, destekçileri ve finansörleri hakkında kapsamlı yaptırım kararları almaya davet edildiği bildiride, "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin, Sudan'ın meşru hükümetine verdiği desteği uluslararası platformlarda sürdürmesini, HDK'nin terör örgütü olarak tanınmasına yönelik uluslararası girişimlere öncülük etmesini ve terörün finansmanının engellenmesine yönelik çalışmaları güçlendirmesini önemsiyor ve destekliyoruz." ifadeleri kullanıldı.
Bildiride, HDK'ye sağlanan silah, mühimmat, lojistik ve finansal destek hatlarının tespit edilerek engellenmesi, finansmanda rol oynayan Birleşik Arap Emirlikleri merkezli ve diğer dış yapılar üzerindeki uluslararası baskının artırılması, yasa dışı finans ve silah tedarik ağlarının ortadan kaldırılması gerektiğinin altı çizildi.
Sivillerin korunması ve insani yardımların engelsiz ulaştırılması amacıyla kalıcı ve doğrulanabilir ateşkes tesis edilerek insani yardım koridorlarının güvence altına alınmasının önemine işaret edilen bildiride, işlenen suçların faillerinin uluslararası yargı önünde hesap vermesi, delillerin korunması, mağdurlar için etkin tazmin ve rehabilitasyon mekanizmalarının oluşturulması gerektiği vurgulandı.
Bildiride, şunlar kaydedildi:
"Sudan'daki bu vahim durumun Uluslararası Çalışma Örgütü gündemine ve Uluslararası Çalışma Konferansı'na acilen taşınmasını, Sudan'ın yeniden ayağa kaldırılması amacıyla uluslararası bir zirve düzenlenmesini talep ediyoruz. BM Güvenlik Konseyinin de altını çizdiği üzere, meşru Sudan devlet otoriteleri dışında HDK veya uzantıları tarafından kurulmaya çalışılacak herhangi bir paralel hükümet veya otoritenin tanınmayacağını ve yasa dışı kabul edileceğini yineliyor, uluslararası toplumu Sudan'ın egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve meşru devlet kurumlarını desteklemeye davet ediyoruz."
"Sudan halkını beraber mücadeleye hazırlayacağız"
Toplantıda konuşan HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, Sudan işçi hareketiyle ve Sudan halkıyla tam dayanışma içinde olduklarını söyledi.
Birçok sivil toplum kuruluşunun Sudan'da yardımlar yaptığını ancak daha fazlasına ihtiyaç duyulduğunu dile getiren Arslan, şu ifadeleri kullandı:
"Uluslararası toplumdan, başta BM Güvenlik Konseyi olmak üzere Arap Birliği, Afrika Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Birliği ve benzeri uluslararası kuruluşlardan fazla bir şey maalesef bekleyemiyoruz. Yüz yılı aşkındır Filistin topraklarını işgal eden siyonist katillerin katliamlarına sessiz kalan uluslararası toplumun, Faşir konusunda da çok fazla bir şey yapacağına keşke inansak, keşke yapsalar ama maalesef gerçek ortada. Yine de Sudanlı kardeşlerimiz, Sudan devleti uluslararası toplumu teşvik etmeli, bu konuda gerekenin yapılması için ısrar etmeli, mücadele etmeli."
Gazze'de yaşanan katliamlar konusunda BM Güvenlik Konseyi ve çeşitli uluslararası kuruluşların tutumunun kendilerini umutsuzluğa sevk ettiğine dikkati çeken Arslan, "Bunun bilincinde olalım, kuruluşlardan çok büyük beklenti içine girmeyelim. Sudan halkını beraber mücadeleye hazırlayacağız, bu mücadeleyi Sudan halkıyla yapacağız." dedi.
Arslan, HDK'nin Sudan topraklarından çıkarılması gerektiğini dile getirerek, sözlerine şöyle devam etti:
"Savaşın da ilkeleri vardır. Katil sürüleri hiçbir ilkeye uymadan, insanlık dışı ne varsa hepsini Sudan halkına yaşatmışlardır. Birleşik Arap Emirlikleri'ne karşı hep birlikte, her fırsatta onların bu ihanetini kamuoyuyla daha sık paylaşmamız gerekir. İnsani yardımların, başta Faşir ve Darfur bölgesi olmak üzere Sudan halkına, daha fazla uluslararası toplumun, Türkiye'deki sivil toplum örgütlerinin insani yardımlarına ihtiyacımız var. Bunu gerçekleştirmemiz gerekir.
Konfederasyon olarak, Faşir'de yaşanan katliamların yıl dönümünde sizlerden aldığımız bilgi ve belgeleri uluslararası sendikal hareketin gündemine taşıyacağız ve orada olup bitenleri bütün dünyaya ayrıntılı şekilde anlatmaya çalışacağız. Siyonist katil Netanyahu'nun gösterdiği haritada, müttefikleri olarak saydıkları HDK'nin bölgesi, aslında kamuoyunun bilmesi için önemli bir haritaydı. Siyonist katillerle Birleşik Arap Emirlikleri'nin işbirliğinin en güzel ilanıdır. El-Faşir'i konuşurken Birleşik Arap Emirlikleri'ni ve siyonist katilleri anmadan geçmeyeceğiz. Her fırsatta bunu anlatmaya devam edeceğiz. SWTUF ile işbirliğimizi güçlendireceğiz."















