ABD, RAF Fairford'dan bombardıman uçaklarını terör şüphesi sonrası çekti

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

ABD, Birleşik Krallık'taki RAF Fairford üssünde ortaya çıkan terör şüphesi sonrası tüm bombardıman uçaklarını ana karasına çekti. Çekilme, İran tehdidi ve olası bir saldırı riskine karşı alınan taktiksel ve geçici bir kaçınma olarak değerlendiriliyor.

SETA Vakfı savunma araştırmacısı Rıfat Öncel, ABD'nin RAF Fairford'dan bombardıman uçaklarını çekmesinin arka planını AA Analiz için kaleme aldı.

***

Birleşik Krallık'ın stratejik önemdeki RAF Fairford üssüne yönelik geçtiğimiz haftalarda ortaya çıkan terör şüphesi, ABD'nin üsteki tüm bombardıman uçaklarını ana karasına çekmesine sebep oldu. İngiltere'de Londra'ya yaklaşık iki saatlik bir mesafede kırsal bir bölgede bulunan söz konusu üs, ABD'nin Soğuk Savaş'tan bu yana güç projeksiyonu uyguladığı en önemli konumlardan birini teşkil ediyor. 1991 Körfez Savaşı'nda, 2003 Irak işgalinde ve son olarak bu sene mart başından itibaren İran'a yönelik gerçekleştirilen hava saldırılarında bu üs kullanıldı. Ağır bombardıman uçağı üssü olan RAF Fairford'dan kalkan ve sığınak delici mühimmat taşıyan B-1 ve B-52 gibi büyük platformlar İran'a ait kritik tesisleri bombaladı. Birleşik Krallık, savaşa taraf olma endişesi ve eleştirileri karşısında üs kullanımını savunma amaçlı operasyonlar şeklinde tanımlamıştı.

ABD, uçakları neden çekti?

27 Eylül gece yarısından sonra üç beyaz kamyonetin RAF Fairford hava üssüne yönelmesi ve akabinde araçlarda bulunan beş kişinin patlayıcı madde suçları ve terörizm şüphesiyle gözaltına alınması, halen devam eden bir soruşturmanın başlangıcı oldu. O gün ve sonrasında yakalanan kişiler polis tarafından kontrol şartıyla serbest bırakılırken, kamyonetlerde ise patlayıcı yerine benzin bulundu. ABD İran'ı suçlarken, İngiltere Başbakanı Andy Burnham da olayın arkasında İran'ın parmağının olduğuna dair güçlü göstergeler bulunduğunu iddia etti. Temmuz ayında İran Dışişleri Bakanlığı, ABD'nin saldırılarda üsleri kullanması nedeniyle Londra'nın da sorumluluk taşıyacağını açıklamış, aynı gün Devrim Muhafızları da İran'a yönelik saldırılarda kullanılan tüm üslerin meşru hedef sayılacağını duyurmuştu. Bu açıklamalar hatırlatılırken İran, tüm iddiaları reddederek serbest bırakılan kişilere dikkati çekti.

Ancak ABD ile Birleşik Krallık'ın tehdidin derecesi konusunda farklı düşündükleri anlaşılıyor. Birleşik Krallık yetkililerinin üssün tamamen güven içinde olduğunu savunmasına rağmen uçaklara yakıt ikmal ihtiyacı dahi karşılanmadan kalkış emri verilmesi, ABD tarafında çok daha acil bir tehdide olan inanca işaret ediyor. Amerikalı yetkililerin haftalardır istihbarat uyarıları aldıklarını belirtmeleri ve son gelişmelerle birlikte durumun kritik bir aşamaya geldiğini vurgulamaları, iki farklı şekilde yorumlanabilir: Bu açıklamalar, kamuoyuyla paylaşılmayan özel istihbarat bilgilerine sahip olduklarına işaret edebilir ya da olası riskleri en aza indirmeye yönelik ihtiyatlı bir politika izlediklerini gösterebilir.

ABD'nin çekincelerinin oluşmasında Ukrayna'nın geçtiğimiz sene Rusya'nın derinliklerinde gerçekleştirdiği Örümcek Ağı operasyonu benzeri bir ihtimal endişesinin rol oynamış olabileceği anlaşılıyor. Söz konusu operasyonda Ukrayna sivil araçların içerisinde sakladığı patlayıcı yüklü dronları yüzlerce kilometre boyunca yakalanmadan Rusya'nın derinliklerindeki üslere sokarak çok sayıda Rus stratejik bombardıman uçağına ciddi ölçekte hasar vermişti. Bu durum savaşın seyrini değiştirmese bile Ukrayna açısından kayda değer bir taktiksel başarı olurken, Rusya'ya ise büyük bir maliyet ve prestij kaybı yaşattı. ABD'de ara seçimlere çok az bir süre kalmışken, İran'la savaşın meşruiyeti ve etkinliği dolayısıyla zaten eleştiri altında olan ABD Başkanı Donald Trump için RAF Fairford'da benzer bir senaryonun yaşanması, düşünülmesi dahi istenmeyecek bir yıkım olacaktır. Bu tür bir saldırının herhangi bir aktör tarafından istihbarat ve lojistik engeller aşılmadan gerçekleştirilmesi son derece zordur. Böylesi ekstrem bir olay söz konusu platformların sayıca az olması ve çok pahalı olması sebebiyle ABD ordusu için de büyük maliyet oluşturur.

Taktiksel kaçınma mı stratejik çekilme mi?

Tehdit algısının varlığına rağmen "RAF Fairford'dan çekilme, ABD'nin Trump başkanlığında Avrupa'daki varlığını azaltma çabasının bir parçası mı?" sorusunu gündeme getirmektedir. Ancak bu olayın genel ve kalıcı bir çekilmenin parçası olduğunu söylemek zor, zira söz konusu üsteki uçaklar rotasyonla görev yapmaktadır ve kalıcı konuşlanma söz konusu değildir. Örneğin, bir hafta önce üsse gelen bir B-1'in de çekilen uçaklar arasında olduğu ifade edilmiştir. Genel bir çekilmeden bahsedebilmek için ABD'nin diğer stratejik üslerindeki duruma bakmak gerekir.

Örneğin, Fairford gibi yine İngiltere topraklarında bulunan RAF Lakenheath hava üssü, Avrupa'da konuşlu en büyük Amerikan muharip hava gücü yapılanmasına ev sahipliği yapmaktadır. Bu üs, bünyesinde iki F-35 ve iki F-15'i sürekli olarak bulundurmaktadır. Kaldı ki Nisan 2026'da İran hava savunma unsurları tarafından vurularak düşürülen F-15 uçağının enkazı, dağlık bölgede büyük bir arama-kurtarma faaliyeti sonucunda bulunabildi. RAF Lakenheath'den kalkmıştır. Benzer şekilde yine İngiltere topraklarında bulunan RAF Mildenhall hava üssü ABD uçaklarının yakıt ikmalinde kritik bir rol oynamıştır. Halihazırda ABD'nin bu üslerden uçak çekmekten ziyade alarm seviyesini yükselttiği görülmektedir.

Dolayısıyla genel bir seferberlikten ziyade Fairford'a özel nitelikli bir istihbarata sahip olunduğu ya da bombardıman uçaklarının üs korumasının daha zor olduğu düşünüldüğünde riskten kaçınma davranışının alınan karara yön verdiği görülmektedir. Bu anlamda alınan kararın stratejik bir çekilmeden ziyade taktiksel ve geçici bir kaçınma olduğu değerlendirilebilir. Benzer şekilde uçakları aceleyle geri çekmek bir psikolojik harp yenilgisi olarak değerlendirilebileceğinden Devrim Muhafızlarının tehdidiyle Birleşik Krallık'taki tüm Amerikan hava gücünü sonlandırmanın anlamı farklı olacaktır. Böylesi bir yol haritası İran operasyonlarında kullanılan İtalya'daki Aviano ve Portekiz'in Lajes Field hava üssü ile Diego Garcia ve Girit'teki Souda Bay deniz üssünün de tartışmaya açılması anlamına gelir.

ABD'nin üs siyaseti değişiyor mu?

Trump başkanlığında şiddetlenen ABD'nin Avrupa'daki varlığına yönelik tartışmalar, İran Savaşı ile daha üst bir seviyeye çıkmıştı. Trump'ın Avrupalı müttefiklerin üs desteğine yönelik hoşnutsuzluğu ve ABD'nin bazı ülkelerdeki askeri varlığını azaltma yönündeki hamleleri olsa da buna oldukça karşıt gelişmeler de gerçekleşti. Örneğin, İran saldırılarına şiddetle karşı çıkan İspanya, RAF Fairford ile benzer kapasiteye sahip kritik bir üs olan Moron hava üssünün B-52 ağır bombardıman uçağı konuşlandırma kapasitesini genişletmek üzere geçtiğimiz aylarda ABD ile anlaştı. Diğer yandan topraklarındaki ABD varlığını farklı amaçlarla güçlendirmek isteyen Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi, geçtiğimiz aylarda yeni silah satın alım ve üs genişletme anlaşmaları imzaladı. Bunların yanı sıra tüm tartışmalara rağmen Polonya'da büyük bir ABD üssünün kurulması üzerinde anlaşılması ve Litvanya'nın da benzer bir teklifi ABD'ye iletmesi kayda değer gelişmeler oldu. Orta Doğu'da bulunan üslerin aldıkları hasar göz önüne alındığında bölgedeki üslerin kapsamlı bir değerlendirmeye tutulacağı aşikar ancak ABD'nin Avrupa'dan çekilmesi çok daha karmaşık dinamiklere sahip.

Sonuç olarak RAF Fairford olayı, ABD'nin elinde nitelikli bir istihbarat olabileceğine işaret ederken, ara seçimler öncesi bir "kaza" riskini sıfıra indirme siyaseti olarak da değerlendirilebilir. Geçtiğimiz haftalarda yeni ABD uçak gemisi görev grubu ve amfibi görev grubunun Basra Körfezi'ne doğru yola çıkması, İran ile olan durumun süreceğini ve Fairford'daki çekilmenin taktiksel bir değişiklik olması ihtimalini güçlendirmektedir.

[Rıfat Öncel, SETA Vakfı savunma araştırmacısıdır.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.