Karadeniz'de yeni istila! Görüntüler tedirgin etti
Haber Videosunu İzle 
Doğu Karadeniz Bölgesi'nin biyolojik yapısını tehdit eden istilacı zararlılara bir yenisi daha eklendi. Yıllardır bölge tarımına ciddi zararlar veren "vampir kelebek" ve "kahverengi kokarca" tehlikesinin ardından, son aylarda "Amerikan beyaz kelebeği" popülasyonunda büyük bir artış yaşanıyor. Uzmanlar, dut ağaçları başta olmak üzere yeşil alanları kurutan zararlıya karşı uyarılarda bulundu.
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akıner, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde son dönemde popülasyonu hızla artan başta Amerikan beyaz kelebeği olmak üzere zararlılara karşı uyarılarda bulundu.
Dut ağaçları başta olmak üzere yeşil alanları kurutan zararlıya karşı halk tedirginlik yaşarken, uzmanlar tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan RTEÜ Fen Edebiyat Fakültesi Zooloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Akıner, Doğu Karadeniz Bölgesi'nin Türkiye'nin en hassas ekosistemlerinden biri olduğunu hatırlatarak, bölgenin 2010'lu yıllardan itibaren istilacı türlerin kıskacında olduğunu dile getirdi.

"AZALDI SANILAN VAMPİR KELEBEK YENİDEN YÜKSELİŞTE"
Bölgede biyolojik mücadelenin ve takibin önemine değinen Prof. Dr. Akıner, "Doğu Karadeniz Bölgesi bildiğimiz üzere, Türkiye'nin en önemli ve hassas alanlarından bir tanesi. Bu hassas alanda, özellikle 2010'lu yıllardan itibaren hepimizin bildiği üzere bir vampir kelebek dediğimiz istilacı bir zararlının yoğun şekilde popülasyonu artırdığını biliyoruz. Son dönemde azalmış gibi görünse de bunun tekrardan alanlarda tehdit oluşturmaya başladığını söylememiz mümkün. Daha sonrasında, özellikle 2017-2018 yılından itibaren Artvin'den başlayacak şekilde tüm Türkiye'ye yayılma eğilimi sergileyen kahverengi kokarca dediğimiz yine istilacı başka bir türümüz var. Bu tür de çok ciddi problemlere yol açıyor. Özellikle fındık alanlarında çok ciddi verim kaybına neden olduğu ile ilgili çeşitli akademik yayınlar, aynı zamanda da halkın bu konuyla ilgili sosyal medyaya yansıyan ya da görsel-yazılı basına yansıyan bir sürü serzenişleri olduğunu biliyoruz. Şimdi son dönemde özellikle son birkaç ay içerisinde yine bölgemizde başka bir zararlının yoğunluğunu artırdığına yönelik halk tarafından gelen, özellikle görsel medya üzerinden ya da sosyal medya üzerinden gelen serzenişler var ki bu aslında normal şartlarda ülkemizde de varlığını bilinen Amerikan beyaz kelebeği. Normal şartlarda daha önceki yıllarda bu kadar yoğun bir popülasyon artışı görülmezken, bu yıl patlama şeklinde bir popülasyon artışı yaptığını biliyoruz ve özellikle dut ağaçlarında tamamen yapraklarını kuruttuğunu, etraftaki ağaçlara da yavaş yavaş saldırmaya başladığını görmemiz mümkün. Haliyle de bu halkın ilgisini ya da dikkatini çektiği için de halk "Bunun ne olabileceği, yine bir kahverengi kokarca gibi ciddi bir probleme mi yol açacağı ya da vampir kelebek gibi bir probleme mi yol açacağı?" konusunda çeşitli endişelere sahipler" ifadelerini kullandı.

"PANİK YAPACAK BİR DURUM YOK"
Kızılağaç yapraklarında sıkça görülen siyah kurtlar yani kızılağaç tırtıllarına da değinen Akıner, panik yapmayı gerektirecek bir durumun olmadığın da kaybederek, "Kızılağaç tırtılı dediğimiz başka bir organizmanın da var olduğu biliniyor. Bu organizma zaten yıllardır bölgemizde var olan ve normal şartlarda çok büyük bir hasar verme eğilimi olmayan bir tırtıl aslında. ve Amerikan beyaz kelebeğinin aksine kendisi kın kanatlı dediğimiz başka bir grubun larvası aslında. ve bununla ilgili, kızılağacın haricinde, eğer kızılağacı bulamadığı zaman başka bitkilere yönelebileceği bilinse de çok da fazla hasar vermediği biliniyor. Ama işte sosyal medyanın son dönemdeki gücü, itici gücünü göz önüne aldığımızda insanlar; işte kahverengi kokarca, vampir kelebek, Amerikan beyaz kelebeği derken bunun da ciddi bir zararlı olabileceği endişesini taşıdığı için halkın da durumunu göz önüne almak gerekiyor. Şunu biliyoruz, özellikle vampir kelebekle ilgili son dönemde popülasyon azalışları gözlense de tekrardan son iki yıldır yeniden artış trendine girdiğini söylememiz mümkün. Yine özellikle çay kesimi esnasında çay kesen vatandaşlarımızın bir şekilde aşırı derecede rahatsız olmaya başladığını söyleyebiliriz. Haliyle de bunun mücadelesi aslında çok kolay değil. Çünkü biliyorsunuz çay tarım alanlarında kimyasal kullanımı yasak. Yani bildiğimiz anlamda klasik insektisitle mücadele etme şansımız mümkün değil. Genellikle bunlar yumurta bıraktıktan sonra, bu yumurta bırakılan dal uçlarının kesilerek ortadan kaldırılması bunun en etkili mekanik mücadele yöntemi" dedi.

"AMERİKAN BEYAZ KELEBEĞİ İLE MÜCADELE KESEDE BAŞLAR"
Amerikan beyaz kelebeği ile mücadele metodunu anlatan Akıner "Amerikan beyaz kelebeği normal şartlarda Türkiye'de bulunan bir hayvan olduğunu söyledim. Bu hayvanla ilgili mücadele çalışmaları zaten Tarım Bakanlığı'nın gerekli sayfaları kontrol edildiğinde "Ne yapılması gerektiği ya da mücadele şeklinin ne olması gerektiği?" ile ilgili zaten yeterli veri seti mevcut. Ama şunu söyleyebiliriz vatandaşlara: Bununla ilgili, özellikle o larvaların oluşturduğu kese oluşmaya başladığı andan itibaren bu keselerin kesilerek imha edilmesi en önemli mücadele yöntemi. Çünkü bu kesenin içerisindeki tırtıllar dağılmaya başladığı andan itibaren bununla mücadele edebilmek için yine kimyasal kullanmak zorundasınız. Haliyle de son dönemde artan doğal ürün piyasasını da göz önüne bulundurursak herhangi bir kimyasalın kullanılmasını hiçbir şekilde tasvip etmiyoruz. Bir de şunu unutmamamız lazım; her kullandığımız kimyasal bize zehir olarak geri dönebilme potansiyeline sahip. Böyle güzel bir coğrafyada yaşarken, bu kadar doğal beslenirken, herhangi bir kirlilik unsuru yokken kendi kendimizi de böyle bir riske atmanın da gereği olmadığını düşünüyorum" şeklinde konuştu.

İSTİLACI DEĞİL AMA...
Amerikan beyaz kelebeğinin normal şartlarda istilacı bir tür olamadığını hatırlatan Akıner "Türkiye'de de varlığı bilinen bir tür zaten. Herhangi bir şekilde dışarıdan gelmesi değil. Şunu biliyoruz; canlılarda bir "periyodisite" dediğimiz, yani belirli zaman dilimlerinde popülasyon patlamalarının yaşandığı oluyor. İşte bu bölgedeki, Doğu Karadeniz'deki durumu da bununla bağdaştırabiliriz. Çünkü belirli bir zaman periyodu içerisinde popülasyon maksimum seviyeye ulaşıyor ve o maksimum seviyeden sonra tekrardan gerilemeye başlıyor. Tabii ki bunu da iklimle de ilişkilendirmemiz mümkün. Küresel iklim değişikliği ya da küresel ısınmayla birlikte artık canlılar daha fazla üremek için zaman bulabiliyorlar. Normal şartlarda yılda bir kuşak verebilirken, bu kuşak sayıları ikiye, üçe çıkabiliyor. Haliyle de böyle bir durumun ortaya çıkması bu canlıların da üreme dönemlerinin artmasına ve popülasyon seviyelerinin yükselmesine neden olabiliyor" diye konuştu.

















