TBB: "Kötü Niyetli Borçluların Zaman Kazanması Engellenmeli"

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Türkiye Bankalar Birliği (TBB), İcra ve İflas Kanunu'yla İflasın Ertelenmesine İlişkin Hükümlerinde Değişiklik Yapılmasını İstedi. TBB Konuyla İlgili Olarak Getirdiği Öneride Kötü Niyetli Borçluların Zaman Kazanmasının Engellenmesi, Belirsizliklerin Giderilmesinin Yanı Sıra, İflas Erteleme Süre Sınırlamasının 5 Yıldan 3 Yıla İndirilmesi İstendi.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB), İcra ve İflas Kanunu'yla iflasın ertelenmesine ilişkin hükümlerinde değişiklik yapılmasını istedi. TBB konuyla ilgili olarak getirdiği öneride kötü niyetli borçluların zaman kazanmasının engellenmesi, belirsizliklerin giderilmesinin yanı sıra, iflas erteleme süre sınırlamasının 5 yıldan 3 yıla indirilmesi istendi.

TBB, İcra ve İflas Kanununda yapılmasını istediği değişiklikleri ve bunların gerekçelerini açıkladı. Buna göre, borçlunun erteleme başvurusu öncesinde de alacaklıları zarara uğratmak kastıyla mevcudunu eksiltici işlem yapmamış olması, aczine kendi fiiliyle sebebiyet vermemiş olması ve vaziyetin fenalığını bilerek ağırlaştırmamış olması erteleme talebinin ön koşulu sayılması istendi. Öneride, "Bu maddelerden mahkum olmak aranmamakta, bu konuda önemli kuşkular oluşturacak emarelerin varlığı halinde bu kuşkular giderilinceye kadar iflas erteleme kararının verilmemesi amaçlanmıştır" denildi.

Değişiklikle iflas ertelenmesine ilişkin taleplerde borçlunun mali vaziyeti bağımsız denetim kuruluşları tarafından hazırlanacak raporlarla mahkemeye sunulmasıyla verilecek kararlarda objektiflik sağlanacağı ileri sürüldü.

"BELİRSİZLİK GİDERİLMELİ"

İflasın ertelenmesinin kurumunun amacı borca batıklıktan kurtulması mümkün olan sermaye şirketleri ve kooperatiflerin borçlarını ödemesini sağlayarak ekonomik sistemdeki yerlerinin korunması olarak tanımlandı. Öneride bu nedenle iyileştirme projesi içerisinde mevcut borçların hangi kaynakla ve nasıl ödeneceğine dair bir planın yer alması gerektiği vurgulandı. Ancak bugüne kadar olan uygulamada dışarıdan temin edilecek yeni kaynak gösterilmediği gibi borç ödeme planı iyileştirme projesi içinde yer almadığına işaret edilen öneride erteleme süresi içerisinde alacakların ödenmesi tam bir belirsizlik taşıdığı belirtildi. Yapılması istenen değişiklikle belirsizliğin giderilerek, daha gerçekçi bir iyileştirme projesi oluşturulmasının yanı sıra kötü niyetli borçluların zaman kazanmaya yönelik taleplerinin de önlenmesi istendi.

Öneride, uygulamada yaşanan bir başka önemli sorunun da iflas erteleme talebinde bulunulurken iflas harcının yatırılmaması nedeniyle, dava sonunda iflasına karar verilen şirketlerin işlemlerinin askıda kalması olduğu belirtildi. Oysa iflasın ertelenmesi talebinin borçlunun iflas talebiyle başladığı hatırlatılan öneride, kanunun maddesindeki düzenlemeye paralel olarak, borçlunun ilk alacaklıların toplantısına kadar olan masrafları ve iflas kararının kanun yolları için gerekli bütün tebliğ masraflarını Mahkeme veznesine peşin olarak depo etmesinin ön şart olarak getirilmesinde zorunluluk görüldüğü hatırlatıldı. Öneride, alacaklıların iflasın ertelenmesi talebine karşı beyan ve itirazlarını sunulmasına olanak sağlanması ve bu suretle objektif bir karar süreci istendi.

İflasın ertelenmesi kurumunun özü itibariyle erteleme talebiyle erteleme kararı arasındaki süreçte borçlu şirketin, kooperatifin sevk ve idaresiyle mal varlığının korunmasına ilişkin tedbirlerin de alınmasını gerektirdiği belirtilen öneride. Bu konuda yapılacak değişikle uygulamanın yasal zemine kavuşturulması istendi. Bu düzenlemeden beklenen diğer bir yarar da, iflasın ertelenmesi başvurusunun gerçeği yansıtmasının sağlanması olduğu vurgulandı. Öneride, "Bağımsız Denetim Kuruluşları, bu çalışmaları sırasında kooperatif veya şirket tarafından kendilerine sunulan bilgi ve belgelerle bağlı kalmamalı, borçlu dahil her türlü gerçek ve tüzel kişiden de bu konuda gereksinim duyduğu bilgi ve belgeleri isteyebilmeli, bu istemin gereğine uymayanlar hakkında da caydırıcı yaptırımlar getirilmelidir" denildi. Bu nedenle, kanun gereğince denetleme yapacak olan bağımsız denetim kuruluşlarının yetki ve hukuki sorumluluklarının da açıkça düzenlenmesi gerektiği vurgulandı.

Öneride, erteleme talebine ekli projenin Bağımsız Denetim Kuruluşları tarafından da desteklenmesi halinde Yargıcın artık bir ihtiyati tedbir verme gereksinimi kalmayacağı, zaten talep ve projenin gerçekçi ve inandırıcı bulunması halinde erteleme kararı vereceği ifade edildi. Öneride, "Ancak Yargıcın bu belgelerin varlığına rağmen tamamlanmasını istediği başkaca belge yahut bilgiye re'sen veya alacaklıların talebi üzerine gerek duyması halinde belge ve bilgilerin tamamlanacağı bu süre için koruma tedbirlerinden söz edilebilir ki zaten İcra ve İflas Kanunu'nun 181 inci maddesinden hareketle 159 uncu maddesinde bu tedbirlerin ne olacağı emredici olarak düzenlenmiştir" denildi.

İflasın ertelenmesi talebi iflas talebini de içermesi nedeniyle bu talebin ilanının zorunlu olduğuna işaret edilen öneride, ancak erteleme talebi ve bu talebin kabulü iflas kararını önemli bir süre geciktireceği ve uygulanacak kuralların borçlu yanında tüm alacaklıları, hatta bu firmayla ileride hukuki ilişki kurması muhtemel üçüncü kişilerin de menfaatlerini etkilediği belirtildi. Bu nedenle, erteleme talebinin de ilanda açıkça yer alması gerektiği kaydedildi. Yargılamanın kısa bir süre içerisinde sonuçlandırılması taraf ve menfaatlerine uygun olduğu gibi kötü niyetli borçluların müracaatlarını engelleyeceği anlatılan öneride hukuk sistemine uygun bir düzenleme yapılması istendi.

Getirilen öneride ayrıca borçlunun yakından izlenmesi ve faaliyetlerinin denetlenmesi için ilgili fıkra metninin daha somut bir hale getirilmesi gerektiğine işaret edildi. Borçlunun proje için zorunlu faaliyetine doğrudan tahsis edilmiş rehinli malların satılamamasının, ancak erteleme süresince işleyecek ve mevcut rehinle karşılanamayacak olan faizlerin ve özellikle malın satışının bu süreçte gerçekleştirilememesiyle mümkün olduğu kaydedildi. Bu nedenle rehin alacaklısının uğrayacağı zararın rehinli malın kıymet takdiri ve rehin miktarı dikkate alınarak satışın yapılamadığı tarihten, erteleme süresi sonuna kadar geçecek süre için hesaplanarak, borçlu tarafından re'sen teminatlandırılması halinde yapılabileceği kaydedildi. Aksi halde satış veya muhafazanın durdurulamayacağı belirtildi. Bu niteliğe haiz olmayan diğer rehinli malların satışının durdurulmasının ise hiçbir koşulda mümkün olmadığı belirtilen öneride, yapılacak düzenlemeyle limit veya anapara rehinleri arasındaki farkın da kaldırılması böylece de menfaatler dengesinin korunacağı ileri sürüldü.

Öneriyle, uzatmalarla birlikte 5 yıla varan iflas erteleme sürelerinin 3 yıl ile sınırlandırılarak makul ve gerçekçi hale getirilmesi istendi.

Yasanın şimdiki haliyle, borca batık olmadığı mahkemece tespit edilen borçluların, erteleme taleplerinin reddi halinde iflaslarına karar verilmesi anlamını taşıdığı kaydedilen öneride, bu konuya açıklık getirilmesi istendi.

Öneride, kötü niyetli borçluların alacaklılarını oyalamak amacıyla bir ödeme protokolü imzaladıkları ve kendilerine iyi niyetle verilen süreleri de kullandıktan sonra iflas erteleme yoluna başvurulmasının uygulamada sıkça görüldüğü hatırlatılarak bu durumun önlenmesi istendi. Konkordatoda ve sermaye şirketleriyle, kooperatiflerin uzlaşma yoluyla yeniden yapılandırılması, kötü niyetli olarak iflasın ertelenmesi talebinde bulunan ve iyileştirme projesine uymayarak kasten zarara sebebiyet veren borçluların da yapılacak değişiklikle cezalandırılmaları istendi.(ANKA)

Kaynak: ANKA / Güncel