Şbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın "Ulusa Sesleniş" Konuşmasına İlişkin Aşağıdaki Haber Bugün Saat 20.15'e Kadar Ambargoludur. Bilgilerinize...
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin En Önemli İhtiyacının Birlik, Beraberlik ve Dayanışma Olduğunu Belirterek, "Türkiye'nin Bu Birliğe, Bu Beraberliğe, Ön Yargılardan Sıyrılmış Olarak Bu Sevgiye Çok İhtiyacı Var" Dedi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin en önemli ihtiyacının birlik, beraberlik ve dayanışma olduğunu belirterek, "Türkiye'nin bu birliğe, bu beraberliğe, ön yargılardan sıyrılmış olarak bu sevgiye çok ihtiyacı var" dedi.
Erdoğan, Türkiye'nin 45 dolar kişi başı milli gelirle başladığı yolculuğunda bugün 5 bin 477 dolarda olduğunu hatırlatarak, "Kanla, irfanla kurduğumuz o genç Cumhuriyet, zaman içinde zorlukları aşarak, badireleri atlatarak, emekle, mücadeleyle, sabırla, umutla bugünlere gelmiştir" diye konuştu. Başbakan Erdoğan, Nisan ayı Ulusa Sesleniş konuşmasına dünya çocuklarının yegane bayramı olan 23 Nisan Çocuk Bayramı'nı ve milli iradenin ve egemenliğin sembolü olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 87. kuruluş
yıldönümünü kutlayarak başladı. Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. kuruluş yılına adım adım ilerlerken, Türkiye'nin güçlü bir ülke, kalkınmış bir devlet olma yolundaki büyük atılımının heyecanını da kalplerinde taşıdıklarını anlatan Erdoğan, Türkiye'nin, gerçekleştirdiği bu değişim atılımıyla Cumhuriyet ideallerine her zamankinden daha yakın olduğunu, bu yolda her zaman olduğundan daha büyük bir inançla ilerlediğini ifade etti.
1920 yılında istiklal mücadelesinin karargahı olarak TBMM kurulurken, Türkiye'nin varını yoğunu savaşlarda yitirmiş, her türlü üretimi durma noktasına gelmiş, düşman işgaliyle birlikte yokluğun ve yoksulluğun pençesine düşmüş bir manzara arzettiğine işaret eden Başbakan Erdoğan, buna rağmen Türk milletinin kanıyla, canıyla, dişiyle, tırnağıyla verdiği destansı İstiklal mücadelesinden alnının akıyla çıktığını, Türkiye Cumhuriyeti'nin temellerini atarak, dünya sahnesindeki yerini aldığını bildirdi. 1923
yılında Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte Türk milletinin, bu defa ekonomik bir Kurtuluş Savaşı başlattığını, yoksulluğa, umutsuzluğa ve yılgınlığa karşı topyekün bir mücadelenin içine girdiğini ifade eden Erdoğan şunları kaydetti:
"Şu rakamlara özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum. 1923 yılında Cumhuriyetimiz kurulduğunda, Türkiye'nin toplam Gayri Safi Milli Hasılası sadece ama lütfen dikkat sadece 953 milyon Türk Lirası'dır. O günün Türkiye'sinde, kişi başına düşen milli gelir yine sadece 45 dolar seviyesindedir. 1923 yılı itibariyle toplam ihracatımız 50 milyon 790 bin dolar, toplam dış ticaret hacmimiz 137 milyon 662 bin dolar seviyesindedir. Hepimiz için büyük önem ve anlam taşıyan böyle günlerde dönüp Türkiye
Cumhuriyeti'nin nereden nereye geldiğine bakmak, bu tarih seyrini iyi anlamak zorundayız. Zor şartlar altında büyük bir varolma mücadelesi vermiş bir millet, pek çok problemle uğraşmak zorunda kalan genç bir devlet. Cumhuriyetin ilk yıllarında milletimiz işte böylesine zorlu şartları göğüslemek mecburiyeti içindeydi. Bugün şükürler olsun, o zorlu varoluş mücadelesinden yüz akıyla çıkmış, geçen zaman içinde her alanda büyük ilerlemeler kaydetmiş, kendi ayakları üstünde durabilen, gelecek için büyük hedefleri
olan bir ülke haline geldik. Cumhuriyet tarihimizi iyi bilmek, iyi anlamak, iyi kavramak, bu ülkenin gelecek adına nelere kadir olduğunu da fark etmemizi sağlayacaktır. Bu sebeple millet hafızasında yer eden her tarih kavşağında bu muhasebeyi hepimiz yapmak, bu ülkeye canı gönülden hizmet eden herkesi minnetle anmak zorundayız. Türkiye bugün dünyanın en hızlı büyüyen, gelecek adına en çok ümit veren birkaç ülkesi arasına girdiyse, bu başarıyı herkesten çok bu büyük mücadeleyi başlatan, bu topraklara
istiklalini ve istikbalini kazandıran bütün o isimsiz kahramanlara borçludur. Her birini rahmetle anıyoruz. O zor zamanlarda toprağa ekilen tohum büyümüş, bugün çevresine gölge veren mümbit bir ağaca dönüşmüştür. Bakınız, bugün 576 milyar Yeni Türk Lirası gayri safi milli hasılası, 85 milyar Dolar ihracatı, 222 milyar dolar dış ticaret hacmi, 5 bin 477 dolar kişi başına milli geliri olan ve gelecekte çok daha iyi seviyelere geleceğinin işaretlerini veren bir Türkiye var. Türkiye Cumhuriyeti ilerleme
yolunda, kalkınma yolunda, büyüme yolunda çok mesafe katetmiştir, bunu rakamlar en iyi şekilde ortaya koyuyor".
"5 BİN OLAN OKUL SAYIMIZ 35 BİNE YÜKSELDİ"
1928 yılında Türkiye'deki hekim sayısının bin 78 olduğuna dikkat çeken Erdoğan, bugün 100 bin hekim sayısına yaklaştıklarını kaydetti. 2003 yılında 97 bin 763 olan doktor sayısının bugün hükümet olarak büyük gayretleri neticesinde 100 bin rakamına ulaştığını bildiren Erdoğan, 1940 yılında Türkiye genelinde insanların tedavi olabilecekleri hastane sayısı sadece 154 iken bugün bin 200 hastane bulunduğunu ve özel sektörün yatırımlarıyla birlikte bu sayının her geçen gün hızla arttığını bildirdi. 1923-1924
eğitim öğretim döneminde Türkiye genelindeki okul sayısının yaklaşık 5 bin olduğunu hatırlatan Erdoğan, bugün 35 bin okul bulunduğunu, bu sayıyı daha da arttırmak için çalışmalarını ısrarla, kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi. O günlerin genç Türkiye Cumhuriyeti'nin, geçen zaman zarfında muasır medeniyet yolunda çok yol ve mesafe aldığını kaydeden Başbakan Erdoğan, 84 yıllık süreçte Türkiye'nin büyüdüğünü, geliştiğini, kalkındığını, zaman zaman kalkınma mücadelesi kesintiye uğrasa, krizler yaşansa,
duraklama dönemlerine girilse de, Türk milletinin varolma iradesinin her defasında yeniden ortaya çıktığını ve Türkiye'nin ayağa kalkarak yeniden hedeflerine yürümeye başladığını söyledi. Son 4.5 yıllık süre içinde ortaya konan değice'sinde, kişi başına düşim atılımının, bu sarsılmaz iradenin ne kadar güçlü olduğunu bir kere daha dünyaya gösterdiğini kaydeden Erdoğan şöyle konuştu: "Daha 4.5 yıl önce ciddi sıkıntılara düçar olan bu ülke, bugün şükürler olsun ki sıkıntılarını birer birer aşmış, milletimizin
büyük mücadele azmiyle kısa zamanda yeniden dünyanın en güçlü ekonomileri arasında yerini almıştır. 45 dolar kişi başı milli gelirle başladığımız yolculuğumuzda, bugün 5 bin 477 dolardayız. 953 milyon Türk Lirası olarak başladığımız Gayri Safi Milli Hasıla büyüklüğümüzde, bugün 576 katrilyon Türk Lirası seviyesindeyiz. 50 milyon dolar olarak başladığımız ihracat mücadelemizde, bugün geçen ay rakamıyla söylüyorum yaklaşık 90 milyar dolar gibi rakamlardan söz ediyoruz. Kanla, irfanla kurduğumuz o genç
Cumhuriyet, zaman içinde zorlukları aşarak, badireleri atlatarak, emekle, mücadeleyle, sabırla, umutla bugünlere gelmiştir. Ancak şunu da ifade etmeliyim ki, olmamız gereken yer, arzu ettiğimiz nokta, hak ettiğimiz gelişme seviyesi asla bu değildir. Biz, bu seviyeleri asla yeterli görmüyoruz. Son 4.5 yılda nasıl milletimizle el ele, gönül gönüle vererek bütün zorlukları aştıysak, hedeflerimize ulaşmayı başardıysak, aynı ruh ve azimle Cumhuriyetimizin kuruluş hedefi olan muasır medeniyet seviyesini yakalamayı
ve aşmayı da başaracağız. 2023 yılında, yani Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıldönümünde bugün elde ettiğimiz sonuçları daha hayırlı sonuçlara, bugün yakaladığımız hedefleri daha yüksek hedeflere ulaştırmakta kararlıyız. Cumhuriyetimizin kurulduğu dönemde 45 dolar olan kişi başına milli geliri inşallah hedef süratle 20 bin dolar seviyesine yükseltmektir. Dikkat ediniz, hayal etmiyoruz, hedef koyuyoruz. Her şeyini kaybetmişken, küllerinden adeta yeniden doğan ve bugün bir dünya devi olma yolunda ilerleyen
Türkiye, milletimizin azmi, sabrı, kararlılığı ile bu hedeflere rahatlıkla ulaşacaktır. Ben bundan asla şüphe etmiyorum, asla endişe duymuyorum. Çünkü milletime güveniyorum, çünkü gençliğimize güveniyorum, çünkü Türkiye'mize güveniyorum. Türkiye'nin son 4.5 yıl içinde insanlarımızın inanç ve gayretleriyle, ülkemize hakim olan huzur ve istikrar ortamıyla nereden nereye geldiği ortadadır. En büyük güvencemiz, en büyük kazancımız, başarabileceğimizi görmüş olmamız, özgüvenimizi yeniden kazanmamız,
umutlarımızı tazelemiş olmamızdır. Bu arada hemen her gün önümüzün ne kadar açık olduğunun, yarınların nasıl güzel umutlar vaat ettiğinin işaretleri de gelmeye devam ediyor. Bildiğiniz gibi, geçtiğimiz günlerde 2006 yılına ait büyüme verileri açıklandı. Ortaya çıkan tablo istikrarımız adına, hedeflerimiz adına, umutlarımız adına bizleri sevindiren bir tabloydu. Hükümet olarak 2006 yılında Türkiye ekonomisinin yüzde 5 oranında büyümesini öngörüyorduk. Ancak önceki üç yılda olduğu gibi, 2006 yılında da bu
hedefimizi aştık ve yüzde 6 oranında bir büyüme kaydettik. 1993-2002 yılları arasında Türkiye ekonomisi ortalama yüzde 2.6 oranında büyümüştü. Hükümetimiz döneminde, yani 2003-2006 yılları arasında ise ortalama büyüme hızımız yüzde 7.3 oranını yakalamıştır".
"UMUT TACİRLİĞİ YAPMIYORUZ, POPÜLİZME MEYLETMİYORUZ"
Türkiye'nin en önemli ihtiyacının birlik, beraberlik ve dayanışma olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, sevgi denilen o ulvi güzelliği hep birlikte yakalamaları gerektiğini, bunun çok büyük bir sermaye olduğunu dile getirdi. Erdoğan, konuşmasında şunları dile getirdi: "Birbirimize sevgiyle yaklaştığımız sürece çok şeyleri aşarız. Türkiye'nin bu birliğe, bu beraberliğe, ön yargılardan sıyrılmış olarak bu sevgiye çok ihtiyacı var. Türkiye, istikrar içinde, güven içinde büyüyor, kalkınıyor. Sizler de gayet
iyi biliyorsunuz ki bizler umut tacirliği yapmıyoruz, popülizme asla meyletmiyoruz, bizim söylediğimiz her hedef gerçekçi bir planlamanın eseridir. Zaten bu yüzden sizlere verdiğimiz sözleri zamanında tutabiliyoruz. Elimizde sihirli değnek yok, ciddi çalışıyoruz, bilimsel çalışıyoruz, hedeflerimizle imkanlarımızı iyi dengeliyoruz ve tabii Türkiye'nin kaynaklarını da suiistimal etmiyoruz, ettirmiyoruz. Türkiye artık çalıştığının, ürettiğinin karşılığını almaya başlıyor. Türkiye ekonomisinin genel plandaki bu
büyümesi, artık vatandaşlarımıza da tek tek yansıyor. Sizlerden sadece şunu rica ediyorum; vatandaşımız lütfen 4.5 yıl önceki durumuyla, bugünkü durumunu bir karşılaştırsın, bir karşılaştırma yapsın, asgari ücretle olsun, maaşınızla olsun. O gün elinize geçen ücretle, gelirle, acaba 4.5 yıl sonra neler alabiliyorsunuz, aynı üründen o gün ne alıyordunuz, bugün neler alabiliyorsunuz, lütfen bunun hesabını bir çıkarınız. 4.5 yıl önce geleceğe ilişkin umutlarınız, planlarınız neydi? Bugün nedir? Geçmişte
Türkiye'nin geleceğini nasıl görüyordunuz, bugün nasıl görüyorsunuz? Elini vicdanına koyup bu soruları cevaplandıran herkes, Türkiye'nin değiştiğini, değişmekte olduğunu fark edecek ve Türkiye'nin son 4.5 yıldır adım adım gerçekleştirdiği değişimin hakkını teslim edecektir. Bu muhasebeyi yapmalıyız ki, bugün nasıl kazandığımızı, geçmişte neden kaybettiğimizi iyi ayırt edebilelim. Bu muhasebeyi iyi yapmazsak, gelecekte aynı hatalara tekrar düşer, rotamızı doğru istikamette tutmakta zorlanırız. Türkiye'nin
geleceği açısından yakın geçmişimize damgasını vuran iki olgunun tahlilini yapmamız, kriz kavramını ve değişim kavramını çok iyi değerlendirmemiz lazımdır".
"GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE BÖLGESİ İÇİN DE DÜNYA İÇİN DE GÜVENCE OLACAKTIR"
Hiçbir zaman, 'her şeyi çözdük, Türkiye'nin bütün eksiklerini tamamladık' iddiasında olmadıklarını anlatan Başbakan Erdoğan; Türkiye'nin hızla geliştiğini, büyüdüğünü, kalkındığını, bu gerçeği dünya ekonomi otoritelerinin de sık sık dile getirdiklerini bildirdi. Gerçekleştirdikleri bu atılımın, daha önce hiç tecrübe edilmeyen ölçüde ileri bir atılım, büyük bir sıçrama olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Bu bağlamda, yeter ki istikrar ortamını koruyalım, yeter ki huzur ortamını muhafaza edelim. Yeter ki çok zor
elde ettiğimiz şu güven ortamını zedelemeyelim. Yeter ki Cumhuriyetimizin kuruluş hedeflerini gerçekleştirmeyi bir görev bilelim. Bunları başardığımızda, Türkiye'nin aşamayacağı engel, ulaşamayacağı hedef kalmayacaktır. Güçlü bir Türkiye, aydınlık bir Türkiye, bölgesi için de, dünya için de çok büyük bir güvence olacaktır. Ben her insanımızın gözünde bu ışığı görüyor, kalbinde bu umut ve heyecanı taşıdığını hissediyorum. Türkiye'nin huzur ve istikrarını, milletimizin birlik ve beraberliğini, insanımızın
azim ve gayretini koruduğumuz takdirde Türkiye gelişme hızını katlayarak arttıracak, belki de bugünden öngöremediğimiz kadar kısa zaman içinde dünyanın en ileri ülkeleri arasına adını yazdıracaktır. Bunu neye dayanarak söylüyorum? Son 4-4.5 yıl içinde devlet-millet el ele vererek neleri başardığımıza bakarak söylüyorum. Türkiye sadece ekonomide bozulan dişlileri değiştirmiyor, sadece yapısal arızalarını onarmıyor, sadece eksiğini gediğini gidermiyor, aynı zamanda geleceğe damga vuracak dev yatırımları da
birer birer devreye sokuyor. Yıllardır bir köşede unutulan, tamamlanmasından umut kesilen, neredeyse adı unutulan bu dev projeler şimdi ülkemizin birer gurur kaynağı olarak tek tek tamamlanıyor, faaliyete geçiyor, hizmete açılıyor" şeklinde konuştu. Cumhuriyet tarihi boyunca sadece 4 bin 326 kilometre duble yol yapıldığına işaret eden Erdoğan, 4.5 yıl içinde 6 bin 355 kilometre yeni duble yolun bitirilerek bir rekora imza atıldığını söyledi. Karadeniz Sahil Yolu'nu tamamlayarak hizmete açtıklarını kaydeden
Erdoğan, projenin ilk konuşulduğu günlerden bugünlere tam 34 hükümetin gelip geçtiğini, ilk ihalenin yapıldığı, ilk kazmanın vurulduğu 1987 yılından bu yana yine 12 hükümetin gelip geçmiştiğini, bu projenin bitirilemediğini anlattı. Göreve geldiklerinde bu projenin en iyimser tahminle 2024 yılında tamamlanabileceğinin rapor edildiğini belirten Erdoğan, "Aynı anlayışla, aynı tempoyla gitseydi öyle zannediyorum ki 2024'te de bitmezdi" dedi. Türkiye'nin artık bu dev projeleri dünya standartlarının da ötesinde
bir hızla yapıp devreye sokabilecek seviyeye ulaştığını bildiren Erdoğan, geleceğin güçlü, kalkınmış, müreffeh Türkiye'sinin habercisi olan daha nice büyük hizmeti, nice dev projeyi hep birlikte inşa edeceklerini, bu gurur tablosunu sürdüreceklerini ifade etti. Cumhuriyet tarihinin en önemli kırsal kalkınma projesi olan KÖYDES projesiyle, yıllar yılı ihmal edilen köyleri yeni baştan imar etmek, köylünün ihtiyaçlarını karşılamak kararlılığında olduklarını söyleyen Erdoğan, bu ülkede yolu olmayan, suyu
olmayan tek bir köy kalmayacağını vurguladı. KÖYDES projesi kapsamında planlanan 29 bin 301 projenin yüzde 87'sini tamamladıklarını dile getiren Başbakan Erdoğan, dolayısıyla bu proje kapsamında suyu olmayan 2 bin 245 köy ve mahalleye şebekeli içme suyu tesisi yapıldığını, 9 bin 461 köy ve mahallenin mevcut içme suyu tesisinin hem yenilendiğini, hem geliştirildiğini, proje kapsamında yaşadığı köy ve mahallelere yeni tesis, tesis geliştirme ve bakım-onarım şeklindeki içme suyu yatırımları yapılan insanların
sayısının 3 milyonu bulduğunu belirtti. Erdoğan şunları kaydetti: "İnsanımızın ihtiyaçları tümüyle karşılanmadan bizim de işimiz bitmeyecek, ilk günkü kararlılığımızla KÖYDES çalışmalarını sürdürüyoruz. Bu hizmet ve yatırım zincirine belediyelerimizin altyapı çalışmalarını eklemek, onun için kendilerini de desteklemek için düzenlediğimiz BELDES projesi de bu yeni dönemde devreye girmiştir. Çok yönlü bir şekilde, hızlı ve verimli çalışmalarla dört koldan Türkiye'nin yeniden imarını sağlamak için çalışıyoruz.
İnşallah bir uçtan bir uca bütün şehirlerimizin, bütün ilçe, belde ve köylerimizin çehreleri değişmekte, bahtları açılmakta, Türkiye'de esen değişim rüzgarı bu toprakların en ücra köşelerine kadar serinliğini taşımaktadır. Türkiye'nin geleceğini kazanmak yolunda gerçekleştirdiği değişim atılımının en önemli parçalarından biri yatırımlarımızdır. Her ay sizlere bu yatırımların müjdelerini veriyor, Türkiye'nin yaşadığı değişimi en çarpıcı örnekleriyle dikkatinize sunuyorum. Nisan ayında da Türkiye'nin dört bir
yanında çok önemli açılışlar gerçekleştirdik, çok önemli tesis ve yatırımları faaliyete geçirdik. 1 Nisan'da Eskişehir'deydik ve orada hem 2. İnönü Zaferi'nin 86. yıldönümünü kutladık, hem de bu anlamlı günde aralarında KÖYDES projelerinin, sanayi ve tarım yatırımlarının, bilişim projelerinin, alışveriş merkezi ve otelin de içinde bulunduğu 212 adet tesisi hizmete açtık. 6 Nisan'da Kırıkkale'de yine çok çeşitli üretim ve sanayi alanlarında faaliyet gösterecek 41 tesisi hizmete açtık. 7-8 Nisan'da Karadeniz
Sahil Yolu'nun açılışı için Karadeniz'deydik. 21 Nisan'da yine ülkemizin dev projelerinden birini İstanbul-Bursa Mudanya Hattı'nı faaliyete geçirdik. Ülkemizin ulaşım açısından en yoğun güzergahlarından biri olan İstanbul- Mudanya Bursa arasını 75 dakikaya indirecek, 1 saat 15 dakikalık bir sürece indirecek bu önemli feribot hattı, gerek ekonomik açıdan, gerek turizm açısından, gerekse ulaşım güvenliği ve rahatlığı açısından bölgeye çok önemli artı değerler kazandıracaktır. Her günü ülkemize yeni bir hizmet
ve yeni bir coşkuyla sürdürüyoruz. Durmak yok. Yeni bir yatırım kazandırmak her zaman hedefimiz oldu. Bu şekilde yolumuza devam ediyoruz, gayretlerimizi sürdürüyoruz. Sizlerin büyük desteğiniz ve katılımınızla sürdürdüğümüz bütün bu gayretler meyvelerini daha şimdiden vermeye başlamıştır. İnanıyorum ki yarınlar ülkemiz için bugünlerden çok daha güzel, çok daha parlak olacaktır".
(ZÇ-MAY-ÖK-Y)

























