Zanlıdan Senaryo Gibi Savunma

İlköğretim Öğrencisi Ö.U.'nun Katil Zanlısının Savunması Film Senaryolarını Aratmadı.
Plevne İl Özel İdare İlköğretim Okulu 6'ncı sınıf öğrencisi Ö.U., 4 Eylül 2010 tarihinde, Çankaya Mahallesi'ndeki evlerinden Porsuk Spor Salonu'ndaki hentbol antrenmanına gitmek için ayrılmış ve 10 gün sonra Kent Ormanı'nda cesedi toprağa gömülü olarak bulunmuştu. Polis, Öznur'un katil zanlısı olarak Ali Haydar Körmeçli'yi yakalamıştı. İfadesinde "Ö.U. ile ilişkiye girmek istedim, erken boşalmam nedeniyle başarılı olamadım. Ö.U. beni babasına ve amcasına söyleyeceği belirtince onu ellerimle boğdum. Cesedin çabuk çürümesi için de üzerindeki giysilerini çıkartıp toprağa gömdüm" diyen Körmekçi, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
CEZAEVİNDE İNTİHARA KALKIŞMIŞTI
Eskişehir H Tipi Cezaevi'nde tek kişilik odaya konulan Körmeçli, 22 Eylül 2010 tarihinde koğuş tuvaletindeki su borusuna kendini astı, ancak sabah sayımı için koğuşa giren infaz koruma memurları tarafından kurtarıldı. Körmeçli bir süre Eskişehir Devlet Hastanesi'nde tedavi gördükten sonra taburcu edilip can güvenliği açısından Ankara 2 Nolu Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi'ne nakledildi.Tutuklu sanık Ali Haydar Körmeçli ile olayı gizlediği öne sürülen tramvay özel güvenlik görevlisi 35 yaşındaki Adnan Avcu'nun yargılanmalarına bugün Eskişehir 1'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlanıldı. Duruşma nedeniyle polis Adliye Sarayı çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı.
KADIN PLATFORMUNDAN AÇIKLAMA
Duruşma öncesi, Eskişehir Demokratik Kadın Platformu üyeleri adliye önünde "Başka Öznur'lar olmayacak, davaların takipçisiyiz" yazılı pankart açıp basın açıklamasında yaptı. Basın açıklamasını okuyan Çiler Kayabaşı, Ö.U.'nun katil zanlısı Ali Haydar Körmeçli'nin müebbet hapis cezasına çarptırılmasını istedi. Kayabaşı şöyle konuştu: "Kadınlar her gün şiddete maruz bırakılıyor. Tacize tecavüze uğruyor katlediliyor. Yargı eliyle korunan katiller birbirinden yöntem öğrenmeye, aldıkları indirimlerden cesaret bulmaya devam ediyor. Kadın cinayetlerin arttığı bugünlerde biz davaların takipçisi olacağımızı katiller gereken cezayı alana kadar alanlarda sesimizi yükselteceğimizi dile getiriyoruz. Öznur için geciktirilen adaleti bugün burada istemeye devam ediyoruz. En yüksek sesimizle katile müebbet hapis cezası verilmesini istiyoruz. Müebbet hapis istemiyle yargılanan katil diğer kadın cinayetlerinde olduğu gibi tahrik indirimleri almasın. Artık cinayetler birbirine emsal oluşturmasın istiyoruz."
BABA FENALIK GEÇİRDİ
Ankara'dan jandarmalar tarafından cezaevi ring aracıyla Eskişehir'e getirilen tutuklu sanık Ali Haydar Körmeçli, 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki ilk duruşmasına tutuksuz yargılanan özel güvenlik görevlisi Adnan Avcu ile birlikte katıldı.. Duruşma salonunda kızının katil zanlısını gören baba Recep Uluişden fenalık geçirip yere yığılında salondan çıkartıldı. Bir süre sonra kendine gelen Recep Uluişden gazetecilere gelen "Kızımın katilini bir anda karşımda görünce dayanamadım. Aylardır uyku uyuyamıyorum. En ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum" dedi.
KADIN AVUKATLAR, AİLENİN AVUKATLIĞI İÇİN DİLEKÇE VERDİ
Eskişehir Barosu Kadın Hukuk ve Çocuk Hakları İzleme komisyonları üyesi bir grup kadın avukat da mahkeme heyetine yazılı dilekçe vererek "Toplumda iğfal uyandıran bu olayda, maktulün hem çocuk hem kadın olması hem de bizim çalışma konumuza girmesi nedeniyle ailenin avukatlığını üstlenmek istiyoruz" dedi. Mahkeme heyeti dilekçeyi daha sonra değerlendirmek üzere kabul etti.
SUÇLAMALARI KABUL ETMEDİ, FİLM SENARYOSU GİBİ İDDİALARDA BULUNDU
Sanık Ali Haydar Körmeçli, duruşmada kendini savurarak suçsuz olduğunu öne sürdü. Ö.U.'yu tutuksuz sanık özel güvenlik görevlisi Adnan Avcu ile 'Pedeci Mehmet' lakaplı bir arkadaşının öldürdüğü, kendi öz oğlu 16 yaşındaki A.'nın Ö.U.İle cinsel ilişkiye girdiği öne süren Körmeçli şu iddialarda bulundu:
"Suçu kabul etmiyorum. Suçu işlemedim. Çocuğu ben öldürmedim. Kanun önünde bunlarız ispatlayacağım. Olay günü güvenlik görevlisi Adnan Avcu telefon ederek beni görev yaptığı tramvay durağına sohbete çağırdı. Ben de gittim. Sohbet ederken Ö.U. geldi. Adnan ile sohbet etmeye başladılar. 10'ar dakika arayla 3 tramvay gelip geçti, çocuk tramvaya binmedi. Adnan Ö.U.'nun kendi akrabası olduğunu, mesaisinin bitmesine çok olduğunu bu nedenle Ö.U.'yu benim evime götürmemi istedi. Mesai bitiminde bizim eve gelip Ö.U.'yu alacağını söyledi. Ö.U.'yu ATV denilen 4 tekerlekli motosikletimle evime götürdüm. Evde kızım Berivan vardı. Eşim evde yoktu. Eşimin para karşılığında erkeklerle ilişkiye giriyordu. Kızım Berivan çay demledi Ö.U. ile birlikte çay içtik. Saat 13.30'a kadar evde kaldık. Eve giderken de evde kendisiyle konuşmadık. Yaşı küçüktü. Adnan'ın nesi olduğunu sormadım. Kızım onunla sohbet etti.
Adnan başkasının telefonundan beni arayıp kızı Odunpazarı Belediyesi'nin karşısında Emirdağlı Pideci Mehmet'in dükkanına götürmemi istedi. Yola çıktıktan sonra Adnan tekrar aradı. Ö.U.'yu daha önce inşaat yaptığım eski hayvan pazarının oraya götürmemi söyledi. İnşaatta 15-20 dakika bekledik. Adnan bu sırada cep telefonumu çaldırıp kapattı. Aradığımda binanın arka tarafında olduğunu söyledi. Yanında Pideci Mehmet de vardı. Bir an önce çocuğu teslim edip ayrılmak istiyordum. Bana kızı Kent Ormanı'na götürmemi söylediler. Niye götüreceğimi sorduğumda orada söyleyeceklerini belirttiler. Beni de arkamdan otomobilleriyle takip edeceklerini söylediler. Ö.U. ile yola çıktık. Ö.U.'ya nerede oturduğunu sordum. Çankaya Mahallesi'nde oturduğunu söyledi. Sanayi'den Şahintepesi'ne çıktım, Ö.U. oraları bilemedi, otobüsün çalıştığı yolun üzerine çıkarmam halinde evinin yolunu bilebileceğini söyledi. Ben evine bırakactım. Bu sırada bir apartmanın önünde bir yaşlı adam gördüm. Bana dedesinin olduğunu söyledi. Niye önce söylemediğini sordum geri dönmemizi söyledi. Geri dönemeyeceğimizi arkamızdan Adnan ve Mehmet'in geldiğini söyledim. Bir süre sonra Adnan ve Mehmet bana durmam için selektör yaktı. Ben durmayıp Yeniket'teki polis merkezine gitmek için hızlandım. Ancak yolda beni yakaladılar. Beni dövdüler ve Ö.U.ile birlikte otomobillerine aldılar.
Mehmet bana tabanca çekti. Mehmet kızı Emirdağ'a götürmek istiyordu. Adnan yakalanacaklarını söyledi. Daha sonra Adnan'ın evine gittik. Mehmet bira almaya gitti. Bir kasa bira alıp geldi. Adnan telefonla bir kadınla konuştu, bir saat sonra bir kadının geleceğini söyledi. Eve gelen kadın eşim Emine idi. 30 dakika sonra 16 yaşındaki oğlum A'da geldi. Oğlum gelince eşimin üzerine yürüdüm, Mehmet ve Adnan beni tuttu. Ellerimi ve ayaklarımı bağladı. Bağırmamam için azıma pamuk tıkayıp koli bandıyla kapattılar. Bu sırada Ö.U. hüngür hüngür ağlıyordu. Mehmet, Adnan, eşim ve oğlum oturup bira içmeye başladılar. Sohbet sırasında Ö.U.'yu İstanbul'dan gelen çeteye vereceklerini söylediler.
Kızı Adnan ve eşim yan odaya girerek ilişkiye girdi. Daha sonra oğlumu Ö.U. ile evlendireceklerini söylediler. Kızı odaya götürüp oğlumu da yanına gönderdiler. 20 dakika sonra odadan oğlum çıktı. Ne olduklarını sorduklarında ilişkiye girdiğini ancak erken boşaldığını söyleyince yüzüne tükürdüler. Bir saat sonra Adnan, Mehmet ve eşim Emine kızın odasına girdiler. Kapı açıldığında kız odada bana doğru "amca kurtar" diye bağırdı. Bilerli zaman geçtikten sonra Adnan ve Mehmet çöp poşeti içerisine koydukları Ö.U.'yu odadan çıkardılar. Kapıyı üzerime kilitleyip hep birlikte evden gittiler. Sabah eczanını okunduğunda Adnan ve Mehmet geri geldi. Oğlum ve eşimi eve bıraktıklarını söylediler. Ö.U.'yu sorduğumda onu da bir yere bıraktıklarını, bana çok soru sorduğumu belirtip ellerimi çözdüler. Arabayla evimin önüne bıraktılar. Evde oğluma Ö.U.'yu sordum. Adnan ve Mehmet'in Ö.U.'yu Kent Ormanı'na gömdüklerini söyledi. Nereden bildiğini sorduğumda bana kendisinin de onların yanında olduğunu söyledi. Bu arada ben bir hata yapıp oğluma bana kızı nereye gömdüklerini göstermesini istedim. Motora binip birlikte Kent ormanına gittik. Evimiz yakın olduğu için oğlum Kent ormanını iyi bilir. Gömülen yeri hemen buldu. Oraya yakın yerlerde polisler de kayıp olan Ö.U.'yu arıyorlardı. Polise cesedin yerini göstermem halinde başımızın ağrıyacağını düşündüm. Daha sonra eve gidip telefonla ihbarda bulunmak istedim. Eşim aramam durumunda Adan ve Mehmet'in belalı insanlar olduğunu önce kendi kefenimi sonra çocuklarımın kefenimi almamı söyleyince ihbarda bulunmaktan vazgeçtim. Olaydan 5 gün sonra Adnan'ı polisler gözaltına almış, Adnan daha sonra serbest bırakıldıktan sonra bene arayıp görüşmek istediği söyledi. Pideci Mehmet'in dükkanında buluştuk. Bana toplam 10 bin lira verdiler. Ne parası olduğunu sorduğumda ne parası olduğunu sormamı cebime koymamı belirtiler. Polisin beni gözaltına alması durumunda olayı anlatmamamı söylediler. Parayı alıp ayrıldım. Sonra polis beni yakaladı. Polisler bana işkence yaptı. Olay böyle oldu. Cezaevinde gardiyanlar beni dövdü. Bu nedenle de intihara kalkıştım. Ben suçsuzum. Ö.U.'yu ben öldürmedim. Tahliyemi istiyorum."
ÖZEL GÜVENLİK GÖREVLİSİ TUTUKLU SANIK İÇİN 'FİLM YÖNETMENİ" DEDİ
Tutuksuz sanık özel güvenlik görevlisi 35 yaşındaki bir çocuk babası Adnan Avcu, Ali Haydar Körmeçli'nin iddialarını kabul etmeyerek kendisinin olayla bir ilgisinin bulunmadığını öne sürdü. Avcu da ifadesinde şu iddialarda bulundu: "Körmeçli, çok iyi film yönetmeni olacak bir insan. Söylediklerinin hiçbiri doğru değil. Eşi annem yaşındadır. Hayatta böyle bir şey yapmam. Bizim kendilerine gidip gelmemiz yoktu. Evlerine bir kez arkadaşımla birlikte televizyon uydusunun ayarını yapmak için gitmiştik. Ben Ö.U.'yu ilk kez olay günü tramvay durağında gördüm. Bileti yoktu, ücretsiz tramvaya binebileceğini söyleyerek kendini durağın içerisine aldım.
Pideci Mehmet diye birini tanımam. Sanığın söylediğinin aksine gibi benim evim Yenikent'te değil Huzur Mahallesi'ndedir ve müstakil değil 3 katlıdır. Olay nedeniyle beni işten çıkardılar. Olay günü 3 tramvay geçti ancak Ö.U. tramvayla binmedi. Sonradan öğrendiğime göre antrenman için gelmiş ancak antrenmanı olay günü yokmuş. Hocası gelirse diye beklemiş. Ö.U. tramvay durağındayken Ali Haydar Körmeçli yanımdaydı ve onunla sohbet ediyorduk. Bana, durakta bekleyen Ö.U.'nun kızının arkadaşı olduğunu söyledi. Ö.U.'dan annesinin doğum günü olduğunu öğrenince kendisinin de çarşıya ineceğini, birlikte annesine çiçek alabileceklerini söyledi. Ö.U. da Kermeçli'nin motoruna binip duraktan ayrıldılar.Öznur'un kaybolduğunu ertesi gün spor salonuna gelen polislerden öğrendim. Ali Haydar Körmeçli'yi aradım. Telefonda beni tehdit etti. Daha sonra durağa gelerek bana bıçak çekip "Söylersen enin için hayırlı olmaz" dedi. Sadece Öznur'u çarşıya götürdüğünü, annesine çiçek aldıklarını ve çorba içtiklerini söyledi. Bu olayda ben suçsuzum."
Duruşma başlarken fenalık geçirdiği için salondan çıkartılan ve tekrar kızı Özlem ile birlikte duruşma salonuna giren baba Recep Uluişden de ifadesinde sanığın cezalandırılmasını istedi. Uluişden şöyle dedi:
"Olaydan bir gün önce kızım bana hocasının aradığını hentbol antrenmanına çağırdığını söyledi. Sabah saat 08.30'da otobüse binip spor salonuna gitmiş. Antrenmanın olmadığını söylemişler. Hocasının telefon edip çağırdığını söyleyince diğer hocaları beklemesini söylemiş. Öznur, bir süre bekledikten sonra tramvay durağına gitmiş. Saat 12.00 sıralarında eve dönmesi gerekiyordu. Gelmeyince aramaya çıktım. Akşam saat 18.00'e kadar kendi çabamla aradım. Bulamayınca polise başvurdum. Şikayetçiyim sanığın en ağır cezaya çarptırılmasını istiyorum" dedi.
Eskişehir 1'inci Ağır ceza Mahkemesi heyeti sanıklardan Ali Haydar Körmeçli'nin tutukluluk halinin devamına, diğer sanık Adnan Avcu'nun tutuksuz yargılanmasına karar vererek, Emine Körmeçli ile oğlu A. ve diğer tanıkların dinlenmesi için duruşmayı 17 Mayıs 2011 tarihine erteledi.























