YÖK Üyesi İlkılıç, Adli Tıp Günleri'nde taşıyıcı anneliğin etik sorunlarını anlattı
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
YÖK Üyesi Prof. Dr. İlhan İlkılıç, Antalya'daki Adli Tıp Günleri Kongresi'nde taşıyıcı anneliğin etik ve hukuki sorunlarını anlattı. İlkılıç, Türkiye'de yasak olmasına rağmen yurt dışına gidenler olduğunu, uygulamaların etik açıdan doğru olmadığını söyledi.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Üyesi ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Tarihi ve Etik Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlhan İlkılıç, "Uluslararası Adli Tıp Günleri Kongresi"nde "Dünyada Taşıyıcı Annelik ve Etik Sorunlar" konulu sunum gerçekleştirdi.
Antalya'da bu yıl 21'incisi düzenlenen ve Anadolu Ajansının (AA) "Global İletişim Ortağı" olduğu kongrede, "Dünyada Adli Tıp / Adli Bilimler ve Bilirkişilik" oturumu yapıldı.
Oturumda "Dünyada Taşıyıcı Annelik ve Etik Sorunlar" konulu sunum gerçekleştiren İlkılıç, program sonrasında AA muhabirine yaptığı açıklamada, "taşıyıcı anneliğin" para karşılığı ya da iyilik amacıyla kendisine yabancı ya da akraba bir anne babanın, çocuğuna hamile kalıp doğurduktan sonra bebeği onlara vermesi olduğunu söyledi.
Bu konuda dünyada çok farklı uygulamalar olduğunu belirten İlkılıç, Türkiye'de ise bunun yasak olduğunu ve cezasının bulunduğunu hatırlattı.
İlkılıç, yasak olmasına karşın Türk vatandaşlarından, yurt dışına giderek orada taşıyıcı annelik yoluyla çocuk edinen kişilerin olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:
"Burada etik açıdan yaklaştığımızda en büyük sorun, klasik anlamda bir çocuk evli olan anne ve babadan dünyaya gelir. Bu şekilde klasik aile anlayışının, klasik çocuğun dünyaya gelme anlayışının ve klasik hamile kalma anlayışının bozulması problem. Bunların ötesinde bu durum birtakım hukuki ve adli tıpla ilgili sorunları da ortaya koymakta. Bu yolla doğan çocuğun gerçek annesi kim? Yani siz tabii 'biyolojik anne', 'hukuki anne', 'sosyal anne' diyebilirsiniz ama insanın yaratılışında bir tane annesi olur. Dolayısıyla böyle bir sorun var."
"Uygulamaların etik açıdan da doğru olmadığını düşünüyorum"
Konunun son dönemde daha da karmaşık hale geldiğini, eşcinsel çiftlerin de taşıyıcı annelik yoluyla çocuk sahibi olmaya başladıklarını anlatan İlkılıç, bu konunun hem hukuki hem etik hem de dini ve diğer alanlarda sorunlar ortaya çıkardığını dile getirdi.
İlkılıç, taşıyıcı annelik yoluyla çocuk sahibi olmanın kadim insan, aile ve çocuk anlayışını zedelediğini vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Bir kişi aidiyetini şekillendirdiği zaman bir anne ve babayı tahayyül edecektir. Teknik olarak taşıyıcı annelikte bir çocuğun 6 hatta 7 tane anne babasının olması söz konusu. Eğer bu toplumda yaygınlaştığı takdirde kim kime mirasçı olacak? Sosyal ilişkiler nasıl olacak? Ailevi ilişkiler nasıl olacak? Bizim kadim geleneklerimizde bir aile anlayışımız var. Bu şekildeki uygulamaların bu anlayışı bozacağından, sosyal anlamda bir kaos ortaya çıkacağından ve insan anlayışımızın olumsuz anlamda değişeceğinden bu uygulamaların etik açıdan da doğru olmadığını düşünüyorum."
İlkılıç, bu yıl basına da yansıyan bir olayda, Türk bir iş insanının Gürcistan'dan taşıyıcı annelik yoluyla çocuk elde ettiğini, yasa dışı şekilde hayat arkadaşının ismini de anne olarak yazdırdığını aktararak, hayat arkadaşının buna itiraz etmesi üzerine bu işi yapan kişinin hapis cezası aldığını sözlerine ekledi.












