Türkiye-ab Karma İstişare Komisyonu Toplantısı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin 2004 Yılı Sonunda AB'ye Katılım Müzakerelerini Başlatmak İçin Gerekli Siyasi Kriterleri Yeterince Karşılar Hale Geldiğini Söyledi.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin 2004 yılı sonunda AB'ye katılım müzakerelerini başlatmak için gerekli siyasi kriterleri yeterince karşılar hale geldiğini söyledi.
Sapanca Richmond Otel'de gerçekleştirilen Türkiye-AB Karma İstişare Komisyonu'nun 23. toplantısında konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye ekonomisinin hızla büyüdüğünü ve bugün dünyanın en büyük 17'nci ekonomisi haline geldiğini anlattı.
Hisarcıklıoğlu, yaptığı konuşmada, 1999 yılında yaşanan büyük deprem felaketinde Türkiye'deki kamu yönetimi sisteminin nasıl laçkalaştığının ve yozlaştığının ortaya çıktığını belirtti. Ders almayı bilenler için depremin iyi bir fırsat olduğunu anlatan Hisarcıklıoğlu, "Bu deprem sonrasında Aralık ayında biz AB'ye aday olduğumuzu açıkladık. Bu adaylık sayesinde Türkiye'nin değişimi ve başarısı için AB bir yol haritası oldu. 2001 yılında yine Türk ekonomisi tarihinin en ağır krizini yaşadı. Burada da Türk
ekonomisinin bugüne kadar çalışmayan ve çalıştığını zannettiğimiz bütün yanlışlıkları gün gibi ortaya çıktı. Bu yanlışlıkları sürdüremeyeceğimizi hep beraber gördük. Burada bizler de kendi yaşamış olduğumuz sıkıntıları ve yapmış olduğumuz hataları gördük. 2001 yılını bu nedenle toplum olarak zihniyet değişimimizin başladığı bir yılbaşı olarak ele alıyorum. Halide Edip Adıvar'ın bir sözü var; 'Gece en karanlık ve ebedi göründüğü zaman gün ışığı en yakındır' der. Biz de kendimize en yakın dönemde olduğumuzu
düşündük ve bugün işte Türkiye'nin başarı hikayesini yazmaya doğru gidiyoruz. Türkiye, AB'ye katılım müzakerelerine başlamak için gerekli siyasi kriterlerin oluşturduğu bir başka yol haritasına da bu tarihlerde kavuştu. Doğrusu biri siyasi biri ekonomik olan bu yol haritaları birbirinin başarılarına da destek oldu. Bunu hiçbir zaman unutmayalım."
Türkiye'nin 2004 yılı sonunda AB'ye katılım müzakerelerini başlatmak için gerekli olan siyasi kriterleri yeterince karşılar hale geldiğini anlatan Hisarcıklıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "2005 yılında katılım müzakereleri başladı. Türkiye'deki bu siyasi reform sürecinde Başbakan yardımcımız Cemil Çiçek'in kararlı tutumu da güven içinde son derece etkili olmuştur. Türkiye ekonomisindeki bu hızlı dönüşüm 2002 yılından itibaren her yıl yüzde 7.5 oranında büyüme gerçekleştirdi. Bu aslında o riskli ülkeler
içerisinde en üst sıradaki büyüme oranıdır. Türkiye bugün yaklaşık 400 milyar doları geçen bir gayrisafi milli hasılaya gelmiştir. Bugün dünyanın en büyük 17'nci ekonomisi halindedir. Bu, iki dönüşüm sürecinin bize getirmiş olduğu pozitif noktadır. Bugün Türkiye AB'nin 6'nci büyük ekonomisi halindedir. AB üyesi ülkelerle kıyasla Türkiye'de enflasyon hala yüksek olmakla birlikte 35 yıl sonra tek haneli rakamlara inmiştir. Geçen yıl Türkiye'ye doğrudan yatırım olarak gelen yabancı sermaye miktarı 20 milyar
dolarla rekor düzeydedir. Bu yıl yaklaşık 25 milyar dolar gibi bir rakam beklenmektedir. Türkiye bölgesi itibariyle sanayi devi olan bir ülke konumunda."
Türkiye'de bu gelişmeler yaşanırken vize konusunda büyük sıkıntılar çekildiğini belirten Hisarcıklıoğlu, şöyle konuştu: "Toplumlarımızın birbirlerini daha iyi tanıyacağı ortak projeler geliştirip uygulamalıyız. Bu konuda başarılı proje ve uygulamalar elbette var. Ancak bunların yeterli olduğunu düşünmüyorum. Demek ki sivil toplum diyalogunda irade eksikliğinden kaynaklanan önemli bir sorun var. Bizler birbirimizi iyi tanımıyoruz. Geçmişle yaşarken gelecek nesillerin menfaatlerini de tehlikeye attığımızın
farkında değiliz."
Vize sorununun oldukça önemli olduğunu anlatan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Vize sorununun çözümü konusunda sizlerden anlayış ve dayanışma bekliyoruz. Vize toplumlarımızın birbirimizi anlamaları için önemli bir engeldir. Bizim insanımız Avrupa ülkesi Portekiz'e girememektedir. Bizim insanımız giremiyor ama mallarımız giriyor. Bir sürü sivil toplum kuruluşumuz randevu aldığı halde vize alamadığı için toplantıya gidememiştir. Vize bu
kuruluşlara ancak program bittikten sonra verilmektedir. Şimdi AB'nin vize uygulayan ülkeler listesinde yer alan Moldova'ya kolaylık sağlanırken, AB'ye aday Türkiye'ye zorluk çıkarılmaktadır. 1972'de alınmış hakkı 2007'de hala alamamış durumdayız."
(İÇ-AK-HO-Y)













