Sinan Ateş'in Kişisel Bilgilerinin Temini Davası... Ana Davadan Dosyası Ayrılan 2 Sanıklı Davanın Birleşmesinin Ardından Yargılamaya Devam Edildi

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş'in suikastına ilişkin ayrılan dosyaların birleştirildiği davanın ilk duruşmasında konuşan Ayşe Ateş, “Yargılama örgütlü suçlar kapsamında yürütülmeli" talebinde bulunurken abla Selma Ateş ise “Bizim derdimiz yukarıdakilerle, bu cinayetin azmettiricileri ile. Bizim derdimiz İzzet Ulvi Yönter, Olcay Kılavuz, Ahmet Yiğit Yıldırım, Semih Yalçın ile. Bu isimlerin hiçbirinin ifadesi dahi alınmadı. Onlar yargılanana kadar bu dava sonuçlanmayacak” dedi. Bir sonraki duruşma 4 Mart'a ertelendi.

Haber: Esra TOKAT

(ANKARA) - Eski Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı Başkanı ve Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sinan Ateş'e ilişkin bazı bilgileri öldürülmeden önce temin etmek, cinayetin ardından da olaya karışanların gizlenmesine yardımcı olmakla suçlanan Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Burak Kılıç, Ankara İl Başkanı Yardımcısı Suat Yılmazzobu, eski Çubuk Ülkü Ocakları Başkanı Gürsel Horat ve bir polisin de arasında bulunduğu 8 sanıklı dava ile cinayete ilişkin ana davadan dosyası ayrılan ve geçen aylarda İstanbul'da öldürülen Serdar Öktem ile Mustafa Ensar Aykal hakkındaki davanın birleşmesinin ardından yargılamaya devam edildi.

Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada sanıklar Suat Yılmazzobu, Mustafa Ensar Aykal, Talha Atalay ve Yunus Hasar ve avukatları ile müdahiller Sinan Ateş'in eşi Ayşe Ateş, annesi Saniye Ateş ve ablaları Selma ve Selda Ateş ile avukatları katıldı.

Duruşmada ilk olarak ana dosyada "keşifçi" olduğu gerekçesiyle cezalandırılmasına hükmedilen Suat Kurt'u evinde saklamakla suçlanan başka dosya tutuklusu Yunus Hasar söz aldı. Hasar, "Benim bu olaydan hiçbir şekilde haberim yoktur. Suat'ı aile dostumun arkadaşı aracılığıyla tanıyorum. Kendisi ihtiyacı olduğu için evimde kalmak istedi. Ben kız arkadaşlarımla birlikte otele geçtim. Kendisi evimde kaldı" dedi.

"Ekip kurduk kafasına sıkacağız" mesajına "Alacağım vardı" savunması

Tolgahan Demirbaş'ın Ayşe Ateş'in kimlik numarasını göndererek sorgulatmasını istediği sanık Suat Yılmazzobu da ifadesinde hiçbir şey hatırlamadığını ve üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini söyledi. Mahkeme Başkanı'nın "Mesleğin elektrikçi, senin bu bilgiyi sorgulatabilecek bir aracın var mı?" diye sorulması üzerine Yılmazzobu, "Bilmiyorum. Tolgahan'ı da camiadan tanırım" yanıtını verdi. "Ekip kurduk, kafasına sıkacağız" mesajı sorulan Yılmazzobu, "Muhammed Ü. isimli kişiden alacağım vardı. Bir anlık sinirle yazılmış bir mesajdı" dedi.

Yılmazzobu'nun avukatı ise "Müvekkilim hakkında yasaklı delillerden yargılama yapılıyor. Tolgana Demirbaş'ın cep telefonuna 1 Ocak 2023'te el konuluyor. Ancak mahkeme kararı olmadan el konulmuş. Yasaklı deliller derhal imha edilmelidir oysa. Bu yüzden derhal beraatına karar verilmesini talep ederiz" beyanında bulundu.

Olaydan sonra Tolgahan Demirbaş'a bilgi notu gönderen ve bu yüzden meslekten ihraç edilen eski komiser Talha Atalay ise, "Sosyal medyada dolanan, arkadaş WhatsApp grubunda paylaşılan bir mesajı göndermiştim 'olay böyle olmuş herhalde' diye. Normal iki arkadaş arasında konuşulan bir şey. Ortak arkadaşlarımız aynı camia içerisinde yer aldığı için Sinan Ateş'in ölümü önemli bir olaydı. Konu buraya geldi ve bu bilgi notunu kendisiyle olan muhabbetimden dolayı gönderdim. Ben Tolgahan Demirbaş ile trafik cezalarıyla ilgili görüşmekteydim. Bu not, emniyetin kendi içinde paylaşılan bir bilgi notu değil" savunmasını yaptı.

Sanık Aykal "Hatırlamıyorum", avukatı ise "Konuşmuştur" dedi

Meslekten ihraç edilen Eski Cinayet Büro Amiri Mustafa Ensar Aykal ise adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istedi. Aykal, 30 Aralık 2022 tarihli Ali Yücel isimli telefon kaydı sorulması üzerine, "Olay günü mesleğim gereği çok sayıda görüşme yaptım. Bunlardan biriyse hatırlamıyorum. Şu an zihnimde bununla ilgili bir şey oluşmuyor. Olsa söylerdim" dedi.

Aykal'ın avukatı ise şunları söyledi:

"Ali Yücel, Sinan Ateş'in avukatı. Müvekkilim hatırlamamış olabilir, olaydan sonra müvekkilim Sinan Ateş'in ölümü ile ilgili konuşmuştur avukatı olduğu için. Muhtemelen odur, eğer arama kaydı buysa. Daha önce bu kadar açık anlatmadık ama diğer duruşmalarda ifade etmiştik. ABD'den cevap geldi ve bilirkişi incelemesi yapıldı. Yüksel Var bu dosyada bilirkişi raporu sundu ancak dosyada görevli polisti. Bu yasaya uygun değil. Toplanacak deliller olmaması nedeniyle haftada 1 gün imza atma şeklinde uygulanan adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını istiyoruz."

Serdar Öktem'in dijital materyallerinin iadesi istendi

Öldürülen Serdar Öktem'in avukatı da adli emanette bulunan eşyaların ve dijital materyallerin taraflarına iade edilmesi talebinde bulundu.

Burak Kılıç'ın avukatı ise "Müvekkilim rahatsızlığı nedeniyle raporlu. Tolgahan Demirbaş'ın telefonundan elde edilen deliller hukuka aykırıdır. Müvekkilimin derhal beraat etmesi gerekir. 2 yıldır adli kontrol tedbiri uygulanıyor. Bu tedbirin kaldırılmasını, aksi kanatteyseniz de hafifletilmesini talep ederiz" dedi.

"Yargılama neden örgütlü suçlar kapsamında yürütülmüyor?"

Duruşmada söz alan Ayşe Ateş ise eşinin öldürülmeden önce kendisine, anne ve babasına ve yakın arkadaşlarına "Ahmet Yiğit Yıldırım beni öldürtmek için kiralık katil arıyor" dediğini ifade etti. Bu bilgiyi mahkemeyle paylaştıklarını, davanın sanıklarının da edindikleri bilgiyi Sinan Ateş'in öldürülmesine ilişkin davada müebbet hapis cezasına çarptırılan Tolgahan Demirbaş'a ilettiklerini ifade eden Ayşe Ateş, şunları kaydetti:

"Müebbet hapis cezası alan Tolgahan Demirbaş ile yardım ve yataklıktan hüküm giyen Emre Yüksel'in, Ahmet Yiğit Yıldırım'ın makam aracıyla kiralık katil Eray Özyağcı'yı Ankara'dan İstanbul'a kaçırdıkları bir önceki yargılamada hükme bağlanmasına, Ahmet Yiğit Yıldırım'ın Sinan'ın katledilmesinden sonra tutuklanan ve geçtiğimiz aylarda öldürülen Serdar Öktem ile hukuka aykırı şekilde, tutuklu olduğu esnada hastanede temas kurduğuna dair görüntüler basına yansımasına rağmen Ahmet Yiğit Yıldırım isimli şahsın henüz ifadesine bile başvurulmamıştır.

Hayattayken yakın arkadaşlarının çocuklarını takip ettirme emri verecek ölçüde Sinan'a hasımlık eden kişi, Ahmet Yiğit Yıldırım isimli şahıstır. Bu bilgi, iddianamedeki deliller arasında mevcut. Sinan aramızdayken bu şahsın yakın çevresi ve ekibindeki şahıslar tarafından Sinan'a yönelik hakaret, tehdit ve iftiralar her gün artan şiddetle devam etmiş, hatta Sinan katledilmeden hemen önce 'arkana bakmadan yürüme' şeklinde yapılan tehdit içerikli sosyal medya paylaşımları basına da yansımıştır. Bununla birlikte, Sinan'ın arkadaşlarına 'elçi' adı altında şahıslar gönderip aba altından sopa gösteren de bu şahıstır. Sinan'ın arkadaşları vermiş oldukları ifadelerde bu bilgileri heyetinizle paylaşmıştı.

Bütün bu bilgiler ışığında Ahmet Yiğit Yıldırım isimli şahsın ifadesinin dahi alınmamış olması bir garabettir. Burada anlattıklarımın büyük bir tesadüf mü yoksa planlı bir cinayet mi olduğu hususunun aydınlatılması kamuoyu vicdanının rahatlaması için elzemdir. Ahmet Yiğit Yıldırım isimli şahsın ifadeye çağrılarak deliller ışığında gerekli yargılamanın yapılmasını talep ediyorum.

Sinan'ın katledilmesine ilişkin şu ana dek yürütülen yargılamada iki Özel Harekat polisi, bir çetenin üyeleri ve yüksek mahkemenizin karşısında 'mensup olmaktan gurur duyuyoruz' diyerek siyasi kimliğini göğsünü gere gere söyleyen iki şahıs hüküm giydi. Bugüne dek yürütülen yargılamada Sinan'ın neden katledildiği, bu üç farklı grubu hangi karanlık gücün bir araya getirdiği gibi sorular henüz cevap bulmadı.

Oysaki hepsinin birbiriyle bağlantısını yüksek heyetiniz kurarak en yüksek cezaları vermeyi uygun bulmuştu. Burada ise bütün vicdan sahiplerinin zihninde şu soru cevap arıyor: Bunca suçlu bir araya gelmişken yargılama neden örgütlü suçlar kapsamında yürütülmedi, yürütülmüyor?"

" İzzet Ulvi Yönter, Olcay Kılavuz, Ahmet Yiğit Yıldırım, Semih Yalçın yargılanana kadar bu dava sonuçlanmayacak"

Anne Saniye Ateş ise "Defalarca oğlumun kapısına gelip, gelinimi de oğlumu da tehdit ettiler. Oğlum, hayattayken 'Anne beni çocuklarımla, Ayşe ile tehdit ediyorlar' dedi defalarca. Ben ilk günden beri bu olayın Olcay Kılavuz, Ahmet Yiğit Yıldırım, İzzet Ulvi Yönter, Semih Yalçın tarafından yapıldığını söylüyorum" dedi.

Abla Sevda Ateş, "Sinan'ın cinayetine dahil olan herkesin en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum" derken, diğer abla Selma Ateş de "Hiçbir duruşmaya gelmeyen Burak Kılıç üç gün önce çakallarını benim kapımın önünde dolaştırabiliyordu. Hala arkası varki demek rapor alıp duruşmaya katılmıyor. Bizim derdimiz yukarıdakilerle, bu cinayetin azmettiricileri ile. Bizim derdimiz İzzet Ulvi Yönter, Olcay Kılavuz, Ahmet Yiğit Yıldırım, Semih Yalçın ile. Bu isimlerin hiçbirinin ifadesi dahi alınmadı. Onlar yargılanana kadar bu dava sonuçlanmayacak" ifadelerini kullandı.

Ateş ailesinin avukatı Şeyda Şahin de, "Suikast 31 Aralık 2022'de gerçekleşti. Tamamen kangren olan bir soruşturma. Taleplerimizin bir çoğu kabul edilmedi. Pınar Gültekin cinayetindeki emsal kararı sunduk. Biz sanıkların telefon şifrelerini istemedik. Biz Sinan Ateş suikastı ile ilgili verileri talep ettik. Çünkü bu suikast zamana yayılan bir süreç. Raporların tamamının taraflara eksiksiz gönderilmesini istiyoruz. Ben ABD'den gönderilen içinde neyin olup olmadığının belli olmadığı bir USB varken hazırlanan bilirkişi raporunu kabul etmiyorum. Biz bu USB'nin içinde ne varsa bize gönderilmesini talep ediyoruz. Ayrıca dosyada ismi geçen Kars Digorlu denilen şahıs olduğu iddia edilen Yavuz Cihangir'in tanık olarak dinlenmesini talep ediyoruz."

"Burada en başından itibaren örgütlü işlenen suçlardan yargılama yapılmalıydı"

Ateş ailesinin diğer avukatı da "Burada örgütlü şekilde işlenen bir suç var. Bu yüzden örgütlü suçlardan yargılama yapılmalıydı. Öte yandan Burak Kılıç 4 defa soruşturma aşamasında, 5 defa kolluk aşamasında imza atmamış, rapor alıp aynı doktorlardan. Ama bakıyorum sosyal medyada dışarıda geziyor. Oysa adli kontrolü ihlal edenler tutuklanır yasaya göre. O yüzden sanıkların tutuklanmasını istiyorum" dedi.

Mahkeme heyeti, savcının da görüşü doğrultusunda, hukuka aykırı delil iddiası, sanıkların duruşmalarda vareste tutulması ve adli kontrollerinin kaldırılması, müdahil avukatlarının adli kontrole uymayan sanıkların tutuklanması taleplerini reddetti. Yavuz Cihangir'in tanık olarak dinlenmesi ve ABD'den gönderilen verilerin talep eden taraflara verilmesi taleplerini kabul eden mahkeme, davayı 4 Mart'a erteledi.

Davanın geçmişi

Sinan Ateş'in öldürülmesine ilişkin 22 sanıklı ana davada karar, 2 Ekim 2024'te açıklanmıştı. Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi 5 sanığı ağırlaştırılmış müebbet hapse, 5'ini süreli hapse çarptırırken, 10 sanığın beraatına, geçen aylarda İstanbul'da öldürülen Serdar Öktem ile Mustafa Ensar Aykal hakkındaki dosyanın ayrılmasına hükmetmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ana davanın karara bağlanmasının ardından Sinan Ateş'e ilişkin bazı bilgileri öldürülmeden önce temin etmek, cinayetin sonrasında da olaya karışanların gizlenmesine yardımcı olmakla suçlanan eski Ülkü Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Burak Kılıç, Ankara İl Başkan Yardımcısı Suat Yılmazzobu, eski Çubuk Ülkü Ocakları Başkanı Gürsel Horat'ın da aralarında bulunduğu 8 kişi hakkında dava açmış; bu dava ile ana davadan dosyaları ayrılan Öktem ve Aykal hakkındaki davanın birleştirilmesine karar verilmişti.

Kaynak: ANKA / Güncel
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.