Öğretmenler Kalem Bıraktı.
İstanbul'da bulunan Özel İtalyan Lisesi'nde okul yönetiminin İtalyan ve Türk öğretmenler arasındaki ücret uçurumunu gidermemesi ve ayrımcı politikalarına karşı grevde bulunan öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) okulda başka öğretmen görevlendirmesini protesto etti. Tez Koop-İş 5 No’lu Şube Başkanı Selahattin Karakurt, "Milli Eğitim Bakanlığı, kendi öğretmenini bir yabancı kurumun hukuksuz uygulamalarına karşı korumak yerine, o hukuksuzluğun devamlılığına hizmet ederek aslında tüm özel sektör öğretmenlerine şu mesajı vermiştir: 'Hakkınızı ararsanız, biz işverenin yanındayız'... Biz bu tehlikeli mesajı reddediyoruz! Bakanlık, özel okulları sadece ticari işletmeler olarak görmekten vazgeçmelidir. Emek veren öğretmenlerin yanında olmalıdır." dedi. Açıklamanın ardından öğretmenler, İl Milli Eğitim Müdürlüğü binası önüne kalem bıraktı.
Haber: Hakan KAYA-Kamera: Belçim KILIÇKIRAN
(İSTANBUL)- İstanbul'da bulunan Özel İtalyan Lisesi'nde okul yönetiminin İtalyan ve Türk öğretmenler arasındaki ücret uçurumunu gidermemesi ve ayrımcı politikalarına karşı grevde bulunan öğretmenler, Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) okulda başka öğretmen görevlendirmesini protesto etti. Tez Koop-İş 5 No'lu Şube Başkanı Selahattin Karakurt, "Milli Eğitim Bakanlığı, kendi öğretmenini bir yabancı kurumun hukuksuz uygulamalarına karşı korumak yerine, o hukuksuzluğun devamlılığına hizmet ederek aslında tüm özel sektör öğretmenlerine şu mesajı vermiştir: 'Hakkınızı ararsanız, biz işverenin yanındayız'... Biz bu tehlikeli mesajı reddediyoruz! Bakanlık, özel okulları sadece ticari işletmeler olarak görmekten vazgeçmelidir. Emek veren öğretmenlerin yanında olmalıdır." dedi. Açıklamanın ardından öğretmenler, İl Milli Eğitim Müdürlüğü binası önüne kalem bıraktı.
Özel İtalyan Lisesi'nde İtalyan meslektaşlarıyla aralarındaki maaş ve çalışma koşulu eşitsizliğine karşı grev yapan Tez Koop-İş Sendikası üyesi öğretmenlerin direnişi sürüyor. Grevdeki Özel İtalyan Lisesi'ndeki öğretmenler grevlerinin 67. gününde İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde açıklama yaptı.
Öğretmenlere, DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu, Halkın Kurtuluş Partisi, TİP İstanbul Şubeleri, Emekçi Kadınlar Platformu, İşçi Demokrasi Partisi, Devrimci İşçi Partisi, Vatan Partisi, TÜRK-İŞ İstanbul Bölge Temsilcisi Halil Faki Erdal, Eğitim-Sen İstanbul Şubeleri, Tek Gıda İş Sendikası, Türkiye Sağlık-İş Sendikası, Sosyalist Emekçiler Partisi, Cumhuriyet Kadınları Derneği, İşçi Birlikleri Sendikası, Emek Partisi ve Emek Gençliği de destek verdi.
"Yerli ve milli sadece sermaye olunca mı koruyacaksınız?"
DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına çağrı yaparak, "İş kanununun uygulanması için siz de harekete geçmek zorundasınız. Bakın yerli ve milli sadece sermaye olunca mı koruyacaksınız? Yerli ve milli bu memleketi vatandaşı, emekçisi, öğretmeni olunca neden korunmuyor? Yerli ve milli olan her şeyi koruyun bir zahmet. O zaman tutarlı olun. Yasaları uygulamak zorundasınız. Bu yasalar emekçilerin mücadelesiyle yıllarca biriken mücadelelerle oluşturulmuş yasalardır. Grev hakkı, toplu iş sözleşmesi hakkı olan bir sendika, üye yapıyor, grev sürecini başlatıyor ve son anda tıkandı deniyor. Bizim topraklarımızda herhangi bir sermayedar, 'Biz İtalyan kanunlarına göre hareket ederiz' diyor. Buna izin vermemek gerekiyor." dedi.
"İkame öğretmenlerin geri çekilmesini istiyoruz"
Eğitim-Sen 3 No'lu Şube Başkanı Hüseyin Tursoy ise "Burada bulunmamızın temel nedeni ikame öğretmen atamasıyla birlikte grev kırıcılığına gidilmesidir. Bu hem yasalarımızca suçtur, hem etik olarak ahlaki olarak suçtur. Buna bir an önce son verilmesini istiyoruz. İkame öğretmenlerin geri çekilmesini istiyoruz." dedi.
"TİS'i imzalamayan İtalyan Yönetimine destek veren Milli Eğitim Müdürlüğü'nü kınıyoruz"
İtalyan Lisesi öğretmenleri adına konuşma yapan tarih öğretmeni İlhan Gülek ise 67 gündür anlaşma sağlanamadığını hatırlatarak şöyle konuştu:
"Çünkü İtalyan yönetimi topu sürekli taca atıyor. Türk yasalarına göre hukuken geçerli bir anlaşma, TİS imzalamak istemiyor. Öğrenciler okula girerken, kayıtta, müfredatta, öğretmen sözleşmesinde Türk hukuku geçiyor, ama TİS'de geçmiyor. Anlaşmayı belirsiz bir zamanda İtalya'nın onayına bırakıyor. Biz burada imzalasak da İtalya onaylamazsa olmaz diyor. İtalyan yönetimi bizi işe alırken yetkili, bizi işten çıkarmaya yetkili TİS imzalamakta yetkisiz. Garip değil mi? Bütün maddelerinde anlaştığımız TİS'i imzalamayan İtalyan yönetimi bizden bir tutanak imzalayarak grevi bitirmemizi istiyor. Türk hukukunu tanımayan ve tüm maddelerinde anlaştığımız TİS'i imzalamayan İtalyan yönetimine destek veren Milli Eğitim Müdürlüğü'nü kınıyoruz. Milli Eğitim Müdürlüğü'nü bu yanlıştan vaz geçmeye, grevi kırmak için gönderdiği ikame öğretmen uygulamasına son vermeye, grev kırıcılık suçu işlemeye son vermeye çağırıyoruz."
"İLO'nun 87'nci maddesini, 98'inci maddesini toplu iş hukukunu çiğniyorsun kardeşim, çiğneme!"
Türk-İş Sendikası İstanbul Birinci Bölge Temsilcisi Halil Faki Erdal, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin çok büyük bir devlet olduğunu ifade ederek, "Türkiye uluslararası sözleşmelere sahip, ILO'ya sahip. Buradan sendikalar kanununu tanımayan, iş kanununu tanımayan, hukuksuzluk yapan, gittiği her yerde 'hukuk var' deyip bir takım hukukları çiğneyen Milli Eğitim Bakanına sesleniyoruz; bizi duymasını istiyoruz. Yaptığı iş kanunsuzluktur. Kanun kırıcılık, eylemcilik yapıyor. Yapmamasını gerektiğini buradan İstanbul Milli Eğitim İl Müdürlüğü önünden söylüyoruz. İLO'nun 87'nci maddesini, 98'inci maddesini toplu iş hukukunu çiğniyorsun kardeşim. Çiğneme!" diye konuştu.
"Biz Milli Eğitim Bakanlığı'nın hukuk tanımazlığıyla da karşı karşıyayız"
Basın açıklamasını Tez Koop-İş 5 No'lu Şube Başkanı Selahattin Karakurt okudu. Açıklamada şöyle denildi:
"Bugün Özel İtalyan Lisesi öğretmenlerinin onur mücadelesinde yeni ve karanlık bir evreye tanıklık ediyoruz. 67 gündür zemherinin soğuğunda, okulun önünde sürdürdüğümüz bu hak arama mücadelesi, bugün sadece okul yönetiminin sorumsuzluğu nedeniyle değildir. Biz Milli Eğitim Bakanlığı'nın hukuk tanımazlığıyla da karşı karşıyayız! Ancak unutulmasın ki; bizi karanlığa hapsetmeye çalışanların kurduğu tüm planlar, burada yaktığımız adalet meşalesinin ışığında eriyip gidecektir."
"Bakanlığın bugün yaptığı 'ikame öğretmen' hamlesi, çözüm değil, işveren lehine bir müdahaledir"
MEB, grev kırıcılığının ortağı olmuştur! Mücadelemizin başından bu yana Milli Eğitim Bakanlığı'na defalarca çağrıda bulunduk. 'Kendi toprağımızda, bir yabancı kurumun anayasayı ve yasaları çiğnemesine, Türk öğretmenlerini ezmesine müsaade etmeyin,' dedik. Ancak bugün görüyoruz ki, Bakanlık bu çağrımıza kulak vermiyor, açıkça okul yönetimi lehine saf tutuyor. Bakanlığın bugün yaptığı 'ikame öğretmen' hamlesi, çözüm değil, işveren lehine bir müdahaledir.
Kanun maddelerimiz açıktır. Grev süresince işveren hiçbir şekilde yeni işçi alamaz ve grevdeki işçinin yerine başka birini çalıştıramaz. Bunun aksini yapmak grev kırıcılığına girer. Milli Eğitim Bakanlığı, kendi yasalarını korumak yerine yabancı bir kurumun 'grev kırıcılığına' ortak olmayı mı seçmiştir? Bir eğitim kurumunda hukuksuzluğu bizzat Bakanlığın eliyle işletmek, bu ülkenin öğretmenlerine yapılmış en büyük hakarettir!
"Öğretmenlerin onurunun kırıldığı bir yerde, eğitimin sürekliliğini sağlamak zaten mümkün değildir"
Sorunun kaynağı greve çıkan öğretmenler değildir. Öğretmenleri buna mecbur bırakan adaletsiz yönetim anlayışıdır. Bu mücadele yarın bu okulu tercih edecek olan öğrencilerin daha nitelikli, daha adil bir eğitim alması için de verilmektedir. Unutulmamalıdır ki öğretmenlerin onurunun kırıldığı bir yerde, eğitimin sürekliliğini sağlamak zaten mümkün değildir. Öğretmenlerimize, 'Beğenmiyorsanız kapı orada' diyenlere bir çift sözümüz var: Türk öğretmenler bu okulun kapısından içeri sadece bir iş sözleşmesine değil, bir eğitim idealine ve bu kurumun asırlık değerlerine güvenerek girdiler.
Velilerimizin kaygısı bizim de kaygımızdır, ancak bilinmelidir ki, onuru kırılmış bir öğretmenin olduğu sınıfta eğitim kalitesinden söz edilemez. Biz herkes için adaletin ve saygının egemen olduğu bir eğitim iklimi kurmak için direniyoruz. İtalyan yetkililerle konsolosluk bünyesinde yapılan son görüşmede uzlaşma sağlanmıştır. Ancak bugün bizden hukuki bağlayıcılığı olmayan, toplu iş sözleşmesi niteliği taşımayan ve niyet mektubundan öteye geçmeyen bir metni imzalamamız istenmektedir. 'Bugün, masada evet diyoruz, ama yarın hayata geçiremeyebiliriz,' şeklinde bir yaklaşım kabul edilemez. Sözleşme süreci bu şekilde tamamlanamaz.
"Grevin sona ermesi niyetlerle değil, gerçek ve bağlayıcı sözleşmelerle mümkündür"
Türk yasaları çerçevesinde yürütülen toplu iş sözleşmesi görüşmeleri ya bağlayıcı bir anlaşma ile sonuçlanır ya da uyuşmazlık süreci devam eder. Hukuki bağlayıcılığı olmayan bir metinle bu süreç tamamlanamaz. Grevin sona ermesi niyetlerle değil, gerçek ve bağlayıcı sözleşmelerle mümkündür. Çalışanların hakları "niyetlerle" değil, ancak gerçek ve hukuken bağlayıcı sözleşmelerle korunabilir. Bizler belirsizliğe değil, somut haklara imza atarız.
"Bakanlık eliyle yapılan 'ikame öğretmen' hamlesi mevcut sorunları daha da artırmış ve süreci çıkmaza sokmuştur"
Milli Eğitim Bakanlığı'nı bir kez daha yapıcı bir rol üstlenmeye davet ediyoruz. Bakanlık eliyle yapılan 'ikame öğretmen' hamlesi mevcut sorunları daha da artırmış ve süreci çıkmaza sokmuştur. Bugün bu okulda uygulanan 'ikame öğretmen' dayatması, sadece bizlerin değil, Türkiye'de özel sektörde güvencesiz ve ağır koşullarda çalışan binlerce öğretmenin temel sorununu gündeme getirmiştir. Bu müdahale, Milli Eğitim Bakanlığı'nın özel okullarda çalışan öğretmenlerin haklarını koruma konusundaki iradesini ve tarafsızlığını sorgulamamıza sebep olmuştur.
"Bakanlık, özel okulları sadece ticari işletmeler olarak görmekten vazgeçmelidir"
Milli Eğitim Bakanlığı, kendi öğretmenini bir yabancı kurumun hukuksuz uygulamalarına karşı korumak yerine, o hukuksuzluğun devamlılığına hizmet ederek aslında tüm özel sektör öğretmenlerine şu mesajı vermiştir: 'Hakkınızı ararsanız, biz işverenin yanındayız' Biz bu tehlikeli mesajı reddediyoruz! Bakanlık, özel okulları sadece ticari işletmeler olarak görmekten vazgeçmelidir. Emek veren öğretmenlerin yanında olmalıdır. Bu hukuksuz ikame modeli, yarın tüm özel sektör öğretmenlerinin tepesinde sallanan bir kılıç haline gelecektir. Biz bu kılıcı kıracağız; sadece kendimiz için değil, özel sektördeki tüm öğretmenlerimizin onuru ve geleceği için direneceğiz ve kazanacağız!"
Öğretmenler kalem bıraktı
Açıklamaların ardından öğretmenler, İl Milli Eğitim Müdürlüğü binası önüne kalem bıraktı.

















