Dervişoğlu'ndan Terörsüz Türkiye ve Fatsa'da Sert Mesajlar

Dervişoğlu'ndan Terörsüz Türkiye ve Fatsa'da Sert Mesajlar
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Fatsa'da yaptığı konuşmada 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin eleştirilere yanıt vererek, provokatörlüğün milletin vicdanından çıkan ses olamayacağını, İmralı'daki caniye statü aramanın provokatörlük olduğunu söyledi. Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Fatsa çevre yolu sözünü tutmadığını, bölgenin maden sahaları ilan edilmesine tepki gösterdi ve emekliler dahil tüm sorunları çözeceklerini belirtti.

(ANKARA) - İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin "Diyorlar ki bu projeye karşı konuşanlar provokatördür. 'Bu süreci baltalamaya çalışıyorlar demektir' deyip maksadı aşan ifadelerde bulunuyorlar. İmralı'daki canibaşı için eğer bir provokatör aranıyorsa, TBMM'ye gelsin, bu kürsüden konuşsun, örgütünü feshettiğini açıklasın, umut hakkından da yararlansın' demektir provokatörlük. Milletin vicdanından çıkan ses provokatörlük olamaz" dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ordu'nun Fatsa ilçesinde Cumhuriyet Meydanı'nda önce esnaf ziyaret etti ardından vatandaşlara seslendi.

"AŞKIMIZ HEM MEMLEKET HEM DE MİLLET AŞKIDIR"

"Şimdi müsaade ederseniz ceketimi çıkaracağım, memleket için kollarımı da kendi memleketimde sıvayacağım. Usul oldu ya, herkes gömleğinin kolunu sıvıyor. Artık memleket için yollara biz de düştük, biz de kollarımızı sıvıyoruz. Aşkımız hem memleket aşkıdır hem de millet aşkıdır" diye konuşmasına başlayan Dervişoğlu, memleketi Fatsa'nın sorunlarını sıraladı.

"ERDOĞAN SÖZ VERDİĞİ FATSA ÇEVRE YOLUNU YAPMADI"

Fındıkta taban fiyattan aşağıya alımları ve kota sorununu çözeceklerini kaydeden Dervişoğlu, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Fatsalılara söz verdiği çevre yolunun halen yapılmadığını belirterek, "Tayyip Erdoğan Bey başbakanken de cumhurbaşkanıyken de buralara ne zaman gelse Fatsa çevre yolunun yapılacağını söyledi. Doğru mu? Söz verdi mi? Yerine getirdi mi? Şimdi Cumhurbaşkanı'na yalan söylüyor dersem olmaz. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin başındaki kişiye Faslılara söz vermişsin, sözünü de tutmamışsın sen yalancısın da denmez. Ama yalancı mu değil mi? Onu siz sandıkta göstereceksiniz" diye konuştu.

Ayrıca bölgenin bir diğer sorunu olan maden sahalarına da değinen Dervişoğlu, şunları söyledi:

"Ordu'nun yüzde 74'ü, Giresun'un yüzde 82'si maden sahası ilan edilmiş. Bütün dünyayı gezin. Dünyanın hiçbir yerinde bir şehrin yüzde 80'ini, yüzde 75'ini maden sahası olarak belirlendiğine şahit olamazsınız. Bu garabet bir tek bizim memleketimizde yaşanıyor. hiçbir fasalın madencilik faaliyetine karşı değil. Ama Fatsalılar; derelerinin, dağlarının, bahçelerinin, denizlerinin yani yeşilinin ve mavisinin sahiplenilmesini istiyor. Madenciliğe karşı bir duruşumuz yok.Bu ülkenin menfaati için çıkarılması gerekiyorsa ve bu ülkeye gelir ve istihdam sağlıyorsa uygun bir biçimde madencilik hizmetlerinin yapılmasında bir mahsur yok. Kimse bizi yanlış değerlendirmesin. Ama bir memleketin yüzde 74'ünü maden sahasına çevirip o işi de bir kişinin tek imzasına bırakırsanız farklı farklı şeyler olur."

Dervişoğlu, iktidara gelmeleri durumunda tüm sorunları çözeceklerini belirtti.

"TAYYİP BEY OY VERMEYENLERİ SORGULAMAMALI"

Bugüne kadar hiç kimseye AK partiye neden oy verdiğini sorgulamadığını belirten Dervişoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Çünkü milli irade milli irade diyorsak vatandaşın oy kullanma tercihine saygı göstereceğiz. Ben geçmişte Adalet ve Kalkınma Partisi'ne ya da Cumhur İttifakı'na neden oy veriyorsunuz diye vatandaşı sorgulamadıysam şimdi Tayyip Bey'e düşen de bir görev var. Vatandaş ona oy vermekten vazgeçmiş.

Tayyip Bey de vatandaşın bu tercihine bakarak, 'Bana niye oy vermiyorsun' diye Fatsalıyı sorgulamasın. Demokrasi ise böyle. Hukuksa ise böyle. Adalet ise böyle. Bakın burada sağcısı var, solcusu var. Her partiden insan var. ve ben bu insanların çoğunun geçmişini biliyorum.

Çoğunun geçmişini biliyorum derken çoğunun geçmişine kefaletimi koyuyorum. Mesele sağcının, solcunun meselesi değildir. Mesele şu partilinin, bu partilinin meselesi değildir. Mesele Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu cumhuriyetin ilelebet var olup olmayacağı meselesidir.

Ve bu mücadeleyi o sebeple hiçbir yerde ertelemeden sürdürüyoruz. TBMM'de de sizden aldığımız oyların hakkını teslim etmek için mücadele veriyoruz."

"DERDİMİZ CUMHURİYETE KARŞI YÖNELTİLMİŞ KALKIŞMAYI ENGELLEMEKTİR"

Üretici ve kobilerin sorunlarını sıralarken bir varandaşın "Emeklileri de unutma" sözüne Dervişoğlu, "Sen beni kollarını şakadan mı sıvadın zannettin? Ben çözmeye geliyorum. Bu memleketim Süleyman Demirel vefat ettikten sonra babası kalmadı. Ecevit gittikten sonra Karaoğlu'da kalmadı. Özal gittikten sonra Tonton amcası kalmadı. Alparslan Türkeş gittikten sonra da Başbuğ Türkeş'i de kalmadı. Ben hepsinin asil bir karışımı olmaya talip olduğum için mücadele ediyorum. Onların doğrularının ayak izlerinin üzerine basarak Türkiye'ye karşı karşıya bulunduğu sorunlardan kurtarmanın peşindeyim. Dedim ya sözlerimin arasında derdimiz cumhuriyettir. Derdimiz sağcı solcu meselesi değil. Derdimiz cumhuriyete karşı yöneltilmiş kalkışmayı engellemektir" dedi.

"BEN ÜÇ GÜN CEZAEVİNDE YATIP BUNALACAK ADAM DEĞİLİM"

Dervişoğlu, Terörsüz Türkiye sürecine değinerek şunları kaydetti:

"Diyorlar ki bu projeye karşı konuşanlar provokatördür. 'Bu süreci baltalamaya çalışıyorlar demektir' deyip maksadı aşan ifadelerde bulunuyorlar. İmralı'daki canibaşı için eğer bir provokatör aranıyorsa, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelsin, bu kürsüden konuşsun, örgütünü feshettiğini açıklasın, umut hakkından da yararlansın' demektir provokatörlük. Abdullah Öcalan denen caniye statü aramaktır provokatörlük. İmralı'ya gidip Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile o caniyi eşitlemektir provokatörlük. Milletin vicdanından çıkan ses provokatörlük olamaz. O ses Cumhuriyet'in savunuculuğu demektir, Türk bayrağının savunuculuğu demektir ve Türkiye Cumhuriyeti'nin değerlerinin savunuculuğu demektir. Bu mücadeleyi bulunduğumuz her yerde vereceğiz. İsteyen istediği takibi yapabilir. İsteyen istediği davayı da açabilir. Ben başkaları gibi üç gün cezaevinde yattıktan sonra cezaevi şartlarından bunalacak adam değilim. Hangi şartlarda nasıl duralak yaşadığımı bilen arkadaşlarımdır, bilen hemşehrilerimdir. Hiç kimsenin hakkımda gözüm yoktur. Hiç kimsenin görüşüne karşı görüşümü dayatmak gibi bir insanlık dışı tavrın ve davranışın da mümessili olduğuna şahit olanınız yoktur. Ben bu memlekette insanları birbirinden ayırmadan sevmemiz ve kucaklamamız gerektiğini anlatan bir arkadaşınızım, bir kardeşimizim."

"MADEM HAYIR DEMEKLE ÖVÜNÜYORSUN NEDEN EVET OYU VERDİN"

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'in partisinin ismini karıştırarak "İYİ Parti" demesine de ilişkin "Özgür Bey bugün bir konuşma yapıyor. YENİ Parti diyeceğine dili sürçtü, İYİ Parti dedi. Sonra da benle onun hukukunu anlattı. Her görüşlerine katılmam. Bu görüşlerinden bir tanesi YENİ Parti'nin yarısının evet demesi, diğer yarısının da hayır demesi halidir. Bu da Özgür Bey'e bir cevap olsun. Madem bir de şeyi söylüyor, diyor ki, 'Biz İYİ Parti'nin iki katına yakın hayır oyu verdik'. Hayır oyu vermek doğru bir şeyse sen niye evet oyu verdin? Zorla mı… Hem verdiğin hayır oylarıyla övünüyorsun hem de evet oyu veriyorsun. Bugün de dil sürçmesi diye saydı, dedi ki, işte YENİ Parti yerine İYİ Parti, şu kadar üyesi olursa, bu kadar milletvekili çıkarırsa filan diye. Ben onu dil sürçmesi olarak görmüyorum, Allah söyletiyor" dedi.

Kaynak: ANKA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.