Konargöçerlerin zorlu yayla yolculuğu

Konargöçerlerin zorlu yayla yolculuğu
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Şanlıurfa, Elazığ ve Diyarbakır'dan Bingöl'ün Karlıova ilçesine göç eden aileler, 2 bin 500 rakımlı Gözükara Yaylası'nda 4 ay geçiriyor. Kadınların ağır yük üstlendiği göçebe yaşamda, hayvanlar doğal otlaklarda beslenerek kaliteli et ve süt üretimine katkı sağlıyor.

RIDVAN KORKULUTAŞ/BÜLENT TEMİZ - Hayvanlarına daha iyi otlaklar bulmak için konargöçer yaşam süren aileler, her yıl kilometrelerce yol katediyor, aylarca yaylalarda konaklıyor.

Konargöçer geleneğini sürdüren aileler, hayvancılığa adadıkları yaşamlarının büyük bölümünü yolda geçiriyor.

Mola verdikleri arazide ve ulaştıkları yaylalarda kurdukları çadırlarda ilkbahar ve yaz mevsimlerini geçiren aileler, konargöçer yaşam biçimini zorlu ulaşım, barınma ve değişen iklim koşullarına rağmen sürdürüyor.

Sürülerini zaman zaman risk oluşturan yaban hayvanlarına karşı korumak için de mücadele eden göçerler, yetiştirdikleri hayvanlarla sektöre önemli katkı sağlıyor.

Şanlıurfa, Elazığ ve Diyarbakır'dan havaların ısınmasıyla küçükbaş hayvanlarıyla Bingöl'ün Karlıova ilçesindeki 2 bin 500 rakımlı Gözükara Yaylası'na gelen göçerler de yılın yaklaşık 4 ayını burada kurdukları çadırlarda geçiriyor.

Uzun bir yolculuğun ardından ulaşılan geniş otlaklar ve bol su kaynakları, hayvanların iyi beslenmesine olanak sağlıyor.

Göçebe yaşamın en ağır yükünü ise kadınlar üstleniyor. Gün boyu çocuklarıyla ilgilenen kadınlar, süt sağıp peynir ve yemek yapıyor, çamaşır yıkıyor.

"Göçebe hayat zor, yerleşik bir yerimiz yok"

Göçerlerden 57 yaşındaki Ali Akalın, AA muhabirine, bulundukları yaylanın hayvancılığa çok uygun olduğunu söyledi.

Göçebe yaşamın atalarından kaldığını anlatan Akalın, bunun nesilden nesile devam edeceğini belirtti.

Hayvanları için yaylaya çıktıklarını ifade eden Akalın, şunları söyledi:

"Ömrümüz sürülerin peşinde geçti. Dedelerimiz bu mesleği yapmış, biz de yapıyoruz. Göçebe hayat zor, yerleşik bir yerimiz yok, her yıl böyleyiz ama alıştık. Elazığ, Diyarbakır ve Şanlıurfa'da kışı geçiriyoruz. Yazın havası serin olduğu için koyunlarımızı Karlıova ilçesinin Gözükara Yaylası'na getiriyoruz. Burada en doğal şekilde besleniyorlar. En kaliteli ete sahip oluyorlar bu sayede. Peynir üretimi için sütü mandıraya veriyoruz. Süt ürünlerini Karlıova, Elazığ ve Erzincan'a, eti ise batı illerine gönderiyoruz."

"Hayvanların bakımı gece ve gündüz sürüyor"

Hacı Akalın da oğlu ve 5 kızı ile yaylaya geldiğini belirtti.

Yaylada 800 küçükbaş hayvanı olduğunu anlatan 60 yaşındaki Akalın, "Çok cefa çekiyoruz ama ekmeğimiz için mecburuz. Rahat, kolay bir ekmek yok. Burada kurt, ayı, yılan var. Köpeklerimiz hem bizi hem sürülerimizi koruyor. Yaylada hayvanların bakımı gece ve gündüz sürüyor." diye konuştu.

Üç çocuk annesi 33 yaşındaki Süphan Akalın ise yayladaki işlerin sabahın erken saatlerinde başladığını, gün boyunca devam ettiğini belirtti.

Hem aile fertleri hem hayvanlarla ilgilendiklerini ifade eden Akalın, şunları söyledi:

"Sabah 05.30'da kalkıyoruz, gün boyu işlerimiz sürüyor. Bu aileye gelin olarak geldim. 6 yıldır bu şekilde yaşıyorum. Çok zor ama geçimimizi sağlamak için mecburen bu işi yapıyoruz."

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.