Tunus'ta Raşid el-Gannuşi'nin Tutukluluğuna İlişkin BM Kararı İstanbul'da Değerlendirildi

Tunus'ta Raşid el-Gannuşi'nin Tutukluluğuna İlişkin BM Kararı İstanbul'da Değerlendirildi
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İstanbul’da düzenlenen toplantıda hukukçular ve insan hakları savunucuları, Nahda Hareketi lideri Gannuşi’nin serbest bırakılması çağrısında bulundu - BM çalışma grubunun Gannuşi’nin “keyfi şekilde tutulduğu” yönündeki kararının hukuki ve siyasi açıdan önemli bir dayanak oluşturduğu belirtildi - Katılımcılar, Tunus’ta son yıllarda insan hakları ve demokratik özgürlükler alanında ciddi gerileme yaşandığını vurguladı

Uluslararası Hukukçular Birliği, İstanbul 2 Nolu Barosu ve Hayreddin Paşa Vakfı işbirliğiyle Altunizade'deki baro binasında, Raşid el-Gannuşi hakkında verilen BM kararının hukuki, insan hakları ve siyasi boyutlarının ele alındığı basın toplantısı düzenlendi.

Toplantıda konuşan İstanbul 2 Nolu Baro Başkanı Yasin Şamlı, Tunus Halk Meclisi eski Başkanı Raşid el-Gannuşi'nin maruz kaldığı hak ihlallerine dikkati çekmek amacıyla açıklama yaptıklarını söyledi.

Şamlı, Gannuşi'yi yakından tanıdığını belirterek, "Kendisini son derece mutedil, yumuşak, kuşatıcı, demokratik değerleri öne çıkaran bir düşünür, bir fikir adamı olarak tanıdım." dedi.

Gannuşi ve arkadaşlarının Tunus'ta ağır işkencelere, katliamlara ve sürgünlere maruz kaldığını ifade eden Şamlı, devlet görevlerinde bulundukları dönemde ise muhaliflere baskı yapmadıklarını, intikam yoluna gitmediklerini söyledi.

"Gannuşi düşünceleri nedeniyle cezalandırılıyor"

Raşid el-Gannuşi'nin siyasetten çok bir fikir adamı olduğunu kaydeden Şamlı, "15'i aşkın eserin müellifidir. Yüzlerce makalenin yazarıdır. Daha önemlisi ise imanını ve teorik düşüncelerini hayat tarzı, ahlak haline getirmiş samimi bir Müslümandır." değerlendirmesini yaptı.

Şamlı, 90 yaşına yaklaşan ve Parkinson hastası olduğunu belirttiği Gannuşi'nin cezaevinde tutulmasının insan hakları açısından kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, "Düşünceyi ifade etmesi nedeniyle bir insanın cezalandırılması yalnız hukuka değil insani değerlere de aykırıdır." diye konuştu.

Dosyalardaki sağlık verilerine göre Gannuşi'nin fiziksel durumunun ağırlaştığını aktaran Şamlı, hareket kabiliyetinin zayıfladığını ve günlük ihtiyaçlarını yardımsız karşılayamaz hale geldiğini ifade etti.

"Adil yargılanma hakkı devletlerin lütfu değil"

Cezaevi şartlarının ve yetersiz tıbbi imkanların hastalığın seyrini daha da kötüleştirdiğini belirten Şamlı, tahliye taleplerinin gerekçesiz şekilde reddedildiğini vurgulayarak, "Adil yargılanma hakkı, devletlerin lütfu değil, insan onuru gereği tabii ve vazgeçilmez bir hukuk teminatıdır." değerlendirmesinde bulundu.

Düşünceleri nedeniyle bir insanın cezalandırılmasının zulüm olduğunu ifade eden Şamlı, Tunus makamlarına seslenerek, "Sayın Raşid el-Gannuşi derhal serbest bırakılmalıdır. Sağlık ve tedavi hakkı güvence altına alınmalıdır." çağrısında bulundu.

Basın toplantısında konuşan Uluslararası Hukukçular Birliği Genel Sekreteri Necati Ceylan ise Raşid el-Gannuşi'nin toplum ve devlet anlayışının temelinde istişare, adalet ve halk iradesine saygının bulunduğunu söyledi.

Ceylan, "Baskı üzerinden vatan inşa edilemez, zulüm ile de istikrar sağlanmaz. Vatan ancak istişare, adalet ve halkın iradesine saygı üzerine kurulur." sözlerinin Gannuşi'nin siyaset anlayışını özetlediğini ifade etti.

Gannuşi'nin Uluslararası Hukukçular Birliği'nin kurucu üyelerinden biri olduğunu belirten Ceylan, hayatını insan hakları, özgürlük ve toplum refahı için mücadele ederek geçirdiğini aktardı.

Ceylan, Gannuşi'nin, Cumhurbaşkanı Kays Said yönetimindeki Tunus rejimi tarafından bir toplantıda sarf ettiği sözler nedeniyle "devlet güvenliğine komplo kurmak" ve "halkı iç savaşa teşvik" suçlamalarıyla 17 Nisan 2023'te gözaltına alındığını, yargılama sonucunda ise 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığını kaydetti.

Gannuşi'nin hayatı boyunca karşı çıktığı gerekçelerle suçlandığını savunan Ceylan, 85 yaşındaki siyasetçinin halen cezaevinde bulunduğunu dile getirdi.

Arap Baharı'na etkisi ve Gannuşi'nin uzlaşmacı siyaset tarzı

Tunus'ta çok partili hayata geçiş sürecinde Gannuşi tarafından önce İslami Yöneliş Hareketi'nin, ardından da Nahda Hareketi'nin kurulduğunu belirten Ceylan, halk desteğinin artması üzerine partilerin kapatıldığını ve Gannuşi'nin 1989 yılında sürgüne gönderildiğini söyledi.

Ceylan, Arap Baharı sürecinde Tunus'a dönen Gannuşi'nin uzlaşmacı bir siyaset izlediğini kaydederek, Tunus'un bölgedeki diğer örneklere kıyasla süreci daha sakin geçirmesinde bu yaklaşımın etkili olduğunu vurguladı.

Nahda Hareketi'nin 23 Ekim 2011'de yapılan seçimlerde birinci parti olduğunu hatırlatan Ceylan, Gannuşi'nin merkez sol partilerle kurduğu koalisyonun da uzlaşmacı siyaset anlayışının ürünü olduğunu kaydetti.

Tunus'ta 2019 yılında yapılan seçimlerle Cumhurbaşkanı seçilen Kays Said'in, 25 Temmuz 2021'de anayasanın 80. maddesine dayanarak meclisin yetkilerini dondurduğunu, milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırdığını ve hükümeti görevden aldığını aktaran Ceylan, Gannuşi'nin ise bu süreci "anayasal darbe" olarak nitelendirdiğini söyledi.

Ceylan, Cumhurbaşkanı Kays Said'in 2022'de hazırlanan anayasa değişikliğiyle yasama ve yargı yetkilerini yürütmede topladığını savunarak, "Bundan sonra yaşanan her gelişme Tunus'un otoriterliğe geri dönüşü olarak temayüz etmiş, muhalif siyasiler, yargıçlar ve gazeteciler tutuklanmış, bundan en büyük nasibi de, 'Arab baharı' gibi netameli süreci sulh ve sükun içinde yürüten üstad Gannuşi almıştır." dedi.

Raşid el-Gannuşi'nin 17 Nisan 2023'ten bu yana cezaevinde tutulduğunu belirten Ceylan, şunları söyledi:

"85 yaşında olan, Gannuşi, Tunus için bunca emeğine rağmen, yargı erkini de yürütme erkini de kendi elinde bulunduran Cumhurbaşkanı Kays Said tarafından, potansiyel, muhtemel, muhayyel siyasal rakip olabileceği endişesine binaen, bu yaşına rağmen, 3 yılı aşkın zamandır, hapishanede zor koşullarda tutulmakta, işkenceye maruz bırakılmaktadır. Bu zulme rağmen, sözümüz ona demokrat dünya da, hür dünya da, doğunun ve batının demokrasi havarileri de, sessizliğini sürdürmektedir. Tunus Devleti, Raşid El Gannuşi'yi derhal serbest bırakmalı, bu ayıbından kurtulmalıdır."

"Gannuşi adil yargılanmayla serbest bırakılmalı"

Raşid Gannuşi'nin Siyasi Danışmanı Riyad eş-Şuaybi ise, Raşid Gannuşi'nin ömrünün 60 yılını ülkesinde özgürlük ve adaletin tesis edilmesi için harcadığını kaydederek, bugün yine bu fikirlerinden dolayı yaklaşık 3 yıldır cezaevinde tutulmasının esef verici olduğunu söyledi.

Gannuşi'nin şiddete teşvik suçlamasıyla yargılandığına işaret eden Şuaybi, "Halbuki Şeyh Gannuşi siyasi hayatı boyunca uzlaşmadan yana olmuş ve sürekli diyalog çağrısı yapmıştır." dedi.

Şuaybi, Gannuşi'nin kişisel ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir yaşta olmadığını ve Parkinson hastası olduğunu belirterek, serbest bırakılması talebinde bulundu.

Bununla beraber Gannuşi için sağlık gerekçeleri veya insani bir açıdan af talebinde bulunmadıklarını vurgulayan Şuaybi, adil bir yargılama ile Gannuşi'nin serbest bırakılması gerektiğini kaydetti.

Şuaybi, sadece Gannuşi'nin değil 1300'ü aşkın siyasi tutuklunun tamamının serbest bırakılması gerektiğini sözlerine ekledi.

BM kararının "hukuki ağırlığı" vurgulandı

Toplantıya Cenevre'den telekonferans yöntemiyle katılarak bir konuşma yapan, Uluslararası İşkence Mağdurları Derneği Başkanı Adil el-Macri, BM kararının hukuki ve siyasi açıdan önemli olduğunu söyledi.

Macri, "Bu karar, Birleşmiş Milletler'e bağlı bir mekanizma tarafından verilmiş hukuki bir görüştür ve önemli bir manevi ile hukuki ağırlık taşımaktadır." dedi.

Kararın, Tunus'un taraf olduğu uluslararası insan hakları sözleşmelerine dayandığını belirten Macri, BM çalışma grubunun Gannuşi'nin "keyfi şekilde tutulduğunu" tespit ettiğini ifade etti.

Macri, "Bu durum, adil yargılanma güvencelerinin yokluğu, davaların siyasi niteliği ve ifade özgürlüğü başta olmak üzere temel hakların ihlali anlamına geliyor." diye konuştu.

BM kararının stratejik ve hukuki açıdan önemli bir dayanak oluşturduğunu kaydeden Macri, "Karar, Şeyh Raşid Gannuşi'nin derhal serbest bırakılmasını talep ediyor. Ayrıca uğradığı zararların giderilmesi, kendisine tazminat ve özür verilmesi çağrısında bulunuyor." ifadelerini kullandı.

Tunus makamlarının BM'ye süresi içinde yeterli cevap veremediğini savunan Macri, bunun davaların "uydurma ve siyasi" olduğunun göstergesi olduğunu ileri sürdü.

"Tunus'un geleceği diyalogla inşa edilebilir"

Toplantıda telekonferans yönetimiyle konuşan Gannuşi'nin kızı ve sosyoloji profesörü Tesnim el-Gannuşi ise babasının yıllardır çoğulculuk, diyalog ve demokratik uzlaşıyı savunan bir isim olduğunu söyledi.

Gannuşi, "Babam bugün, ileri yaşına rağmen siyasi nitelikli davalar nedeniyle cezaevinde tutuluyor. Hakkında verilen cezaların toplamı 75 yılı aşmış durumda." dedi.

Tunus'taki insan hakları ve özgürlükler konusunda ciddi gerileme yaşandığını aktaran Gannuşi, uluslararası insan hakları kuruluşlarına çağrıda bulunarak, "Babamın ve Tunus'taki tüm siyasi tutukluların serbest bırakılması için baskının sürmesini istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Gannuşi, "Tunus'un geleceği siyasi yargılamalar ve hapishaneler üzerinden değil, gerçek diyalog, halk iradesine saygı ve özgürlüklerin korunmasıyla inşa edilebilir." değerlendirmesinde bulundu.

Toplantıda söz alan Mısırlı Dernekler Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Özdemir de BM kararının, Gannuşi'nin hukuksuz şekilde tutuklandığını ortaya koyduğunu vurguladı.

Özdemir, "Kararda, gözaltının tutuklama emri olmadan yapıldığı, ilk saatlerde avukatıyla görüştürülmediği ve davaların tamamen siyasi olduğu belirtiliyor." dedi.

Tunus'taki mevcut yönetimi eleştiren Özdemir, BM'nin, tutuklamaların siyasi tasfiye kampanyasının parçası olduğu sonucuna vardığını söyledi.

Özdemir, "Uluslararası toplumun ve hukuk çevrelerinin Tunus makamlarına baskıyı artırması gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Kaynak: AA / Esat Fırat
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.