CHP Grup Toplantısı... Özgür Özel'den Erdoğan'a: "Fildişi Kulelerinden Vatandaşı Karınca Gibi Görüyor"

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Açıklanan kritik veriler Türkiye ekonomisinin küresel krizleri yönetme kapasitesini bir kez daha teyit etmiştir" açıklamalarına tepki göstererek, "Allah'tan kork. Hangi yönetme kapasitesinden bahsediyorsun? Dün açıklanan aylık enflasyon dünyadaki 100 ülkenin yıllık enflasyonundan fazla. Öyle bir noktada ki ya gerçekten milletin halinden rakamlardan haberi yok ya da gerçeklikten kopmuş, saraylara hapsolmuş bir iktidar görüntüsü, fildişi kulelerinden vatandaşı karınca gibi görüyor. Vatandaşı küçük görüyor. Vatandaşın aklıyla, vicdanıyla yaşadıklarıyla dalga geçiyor" dedi.

(TBMM) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Açıklanan kritik veriler Türkiye ekonomisinin küresel krizleri yönetme kapasitesini bir kez daha teyit etmiştir" açıklamalarına tepki göstererek, "Allah'tan kork. Hangi yönetme kapasitesinden bahsediyorsun? Dün açıklanan aylık enflasyon dünyadaki 100 ülkenin yıllık enflasyonundan fazla. Öyle bir noktada ki ya gerçekten milletin halinden rakamlardan haberi yok ya da gerçeklikten kopmuş, saraylara hapsolmuş bir iktidar görüntüsü, fildişi kulelerinden vatandaşı karınca gibi görüyor. Vatandaşı küçük görüyor. Vatandaşın aklıyla, vicdanıyla yaşadıklarıyla dalga geçiyor" dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında İşçi Bayramı yaklaşırken önce Türk-İş'i ziyaret ettiklerini, Hak-İş ziyaretlerinin Genel Başkan Mahmut Arslan'ın cenazesi ertelendiğini, 1 Mayıs'ta ise DİSK'in, KESK'in, TMMOB'un ve TTB'nin çağrısıyla Kadıköy Rıhtım Meydanı'nda ki mitinge katıldıklarını belirterek, şunları kaydetti:

"Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş yıl dönümü törenine katılamamıştık. Çarşamba günü AYM Başkanımız Kadir Özkaya'yı ve mahkeme üyelerimizi ziyaret ettik, tebriklerimizi ilettik. Cumartesi günü 107'nci eylemimizi Karabük'te meydanlara sığmayan, bütün Türkiye'ye umut olan eylemimizi yaptık. Dün erken saatlerde Cumhurbaşkanlığ Aday Ofisimizde çalışmalarımızı başlattık. ve ardından yaptığımız basın toplantısıyla 4 Mayıs itibarıyla tüm seçilmişlerimizle birlikte, örgütümüzle beraber, sandık görevlilerimizle beraber, 81 ilde 973 ilçede sahaya çıktık ve büyük seferberliği başlattık. Bugünlerde Ankara'da il ilçe örgütü ağırlamak yerine örgütlerimizin illerde ilçelerde beldelerde köylerde çaldıkları kapılar tarafından nasıl ağırlandıklarını ve iktidar yürüyüşümüzü nasıl anlattıklarını görmek istiyoruz, bütün örgütümüze kolay gelsin."

"TÜİK bile aylık enflasyonu yüzde 4.8 olarak ilan etti"

Tüm kadrolarımızla seferberllği başlattığımız gün yeni enflasyon verileri açıklandı. Nisan ayında aylık enflasyon TÜİK tarafından yüzde 4,8 olarak ilan edildi. TÜİK bile aylık enflasyonu yüzde 4,8 olarak ilan etti. Yıllık enflasyon 30'dan 32,4'e yükseldi. Yani TÜİK'e göre bile geçen sene bugün 100 lira olan bir mal ya da hizmet ortalama 132 liraya çıkmış durumda. Tabii ki bu gıdada çok daha yüksek, belli ürünlerde çok daha yüksek. Ama TÜİK'in sepetinin o enflasyon ortalaması geçen sene 100 lira olan mal ve hizmetler için bugün 132 lira olduğunu gösteriyor. Merkez Bankası'nın yıl sonu enflasyon hedefi yüzde 16'ydı. Yani emekli, emekçi, devletin memuru, kamudaki işçi için hesabı kitabı yaparken devlet yüzde 16 olacak enflasyon diyordu. Dört ayda yüzde 16'lık enflasyona neredeyse geldik. 14,6 oldu. Öyle bir noktadayız ki hiçbir hedefini tutturamayan iktidar milleti enflasyona ezdiren ekonomiyi yönetemeyen ve artık yönetme umudu kalmamış bir noktaya süreklendi. Milletimiz hayat pahalılığı altında eziliyor. Ama 'Her şeyi ben bilirim' diyen, 'Ben ekonomistim' diyen, pandemide bütün dünya enflasyonu durdurmak için kısa süreli faiz silahını çekmişken faizle savaş açıyorum diye enflasyonları yüzde 87'lere kadar götüren birisi dün bir açıklama yapmış, gerçekten inanamadım. Döndüm döndüm bir daha okudum. Şöyle diyor: 'Açıklanan kritik veriler Türkiye ekonomisinin küresel krizleri yönetme kapasitesini bir kez daha teyit etmiştir.' Allah'tan kork. Hangi yönetme kapasitesinden bahsediyorsun? Dün açıklanan aylık enflasyon dünyadaki 100 ülkenin yıllık enflasyonundan fazla.

"Bu millet beddua etmiyor sana, bu millet senden kurtulmak için dua ediyor Allah'a"

Dünyada enflasyon Türkiye'de anlandığı anlamda bir sorun olmaktan çıktı. Dünyada enflasyonda 100 ülke var, bir yıllık enflasyonu yüzde beşin altında, Türkiye bir aylık enflasyonda yüzde beşi yakalamış durumda. Çıkmış 'Küresel krizleri yönetme kapasitemiz teyit edildi' diyor. ve öyle bir noktada ki ya gerçekten milletin halinden rakamlardan haberi yok ya da gerçeklikten kopmuş, saraylara hapsolmuş bir iktidar görüntüsü, fildişi kulelerinden vatandaşı karınca gibi görüyor. Vatandaşı küçük görüyor. Vatandaşın aklıyla, vicdanıyla yaşadıklarıyla dalga geçiyor. Buradan Erdoğan'a söyleyeceğim şudur: O karıncanın kardeşi var. O karıncayı sana ezdirmeyiz. O karıncanın kardeşi CHP'dir.

Dört aylık enflasyonun sonucunda asgari ücret 4 bin 100 lira eridi. Yani ocak ayında 28 bin lira denen asgari ücret şimdi 23 bin 900 lira o anki parayla. Daha önünde bir yıl var emekçinin. En düşük emekli maaşı 3 bin lira eridi 17 bin liraya geriledi. En düşük memeur aylığı dokuz bin lira eridi. Ne diyordu Erdoğan 'Üç yıl öncekinden daha az ekmek alıyorsanız bana beddua edin' diyordu. Tarih 30 Kasım 2005. 'Üç yıl öncekinden daha az ekmek alıyorsanız bana beddua edin' diyor. Üç yılı geçtim Sayın Erdoğan üç ay önce asgari ücretli bin 870 ekmek alıyordu, hesap ortada. Hani diyorsun ya 'O makinayı bırak, altın hesabını bırak'. 'O makinayı eline al somun ekmek hessabı yap.' Üç ay önce asgari ücret bin 870 ekmek alırken şu anda bin 605 eklem alıyor. Üç ayda asgari ücrette 265 ekmek kaybı var. Bu milletin irfanında, kültüründe kimseye beddua etmek yok. Bu millet beddua etmiyor sana, bu millet senden kurtulmak için dua ediyor Allah'a.

"Türkiye yüzde 32,5'luk enflasyonuyla Avrupa'da açık ara birinci"

Türkiye yüzde 32,5'luk enflasyonuyla Avrupa'da açık ara birinci. Bakın öyle bir şey ki Avrupa'da bizden sonra enflasyonu en yüksek ülke Romanya yüzde 9,9 enflasyon var. Bu ne demek? Avrupa'da bizim dışımızda enflasyonu çift tane olan yok. Yüzde 10'u geçen yok. Bizim yüzde 32,5. Dünyanın en yüksek beşinci enflasyonuyuz. Hem gıdada hem genel enflasyonda. Bizden kötü dört ülke var. Venezuela, Güney Sudan, İran, Arjantin. Arjantin, Venezuela, yaşadığı istikrarsızlıklar, daha geçen aylarda adamların devlet başkanını gidip alıp götürdüler, kafeste New York'ta gezdirdiler. Öbürü Güney Sudan yıllardır iç savaş sürüyor. İran dünyanın en büyük donanması kalkmış gelmiş yanıbaşına, İsrail ile birlikte bomba yağdırıyor. Bu dört ülkeden başka ülke yok ki enflasyonu bizden daha yüksek olsun. Öyle ülkeler var ki bizden iyi, adamın sabahleyin kalkıyor elinde mızrakla ava gidiyor avlanmak için, öyle ülkelerde enflasyon bizden düşük. Hep vurguyu 'İran'da savaş var. Bütün dünyada enflasyon yükseliyor'a yapıyor. Gıda enflasyonu nisan itibarıyla dünyada yüzde 2.4. Türkiye'de yüzde 35. O yüzden buna ekonomistler 'Kırılganlık' diyor. 'Hazırlıksız yakalanmak' diyor. 'Tedbir almamak' diyor. Lazım olan enflasyonla mücadele için, tedbir almak için gerekli olan kaynakların daha önce yanlış yerlerde tüketildiğini, yerine koymak için çok yüksek maliyetlere katlanıldığını söylüyor. İşte böyle bir şeyle karşı karşıyayız. Ama bir ülke zorluk çeker. Tabii bu kadar beceriksiz yönetimin elinde dünya enflasyondan kurtulmuşken yüzde 32 enflasyon hep birlikte katlanmak zorunda olduğumuz bir şey değil.

"And olsun ki bitireceğiz bu AK Parti'nin bu kara düzenini"

İşin kötüsü AK Parti'nin kara düzeninde inanılmaz bir gösterge daha var. Dünya Servet Raporu ilan edildi ve AK Parti'nin kara düzeninde son beş yılda 30 milyon dolar ve üzerinde serveti olanların sayısı son beş yılda Türkiye'de 2 bin 174'ten 4 bin 208 kişiye çıktı. Yani son beş yılda biz yoksullaşırken işsizlik artarken, bu kadar yaşam sıkıntısı varken, bütün gençler ve aileleri geleceğinden daha endişeliyken, Türkiye'de 4 bin 208 kişi 30 milyon doların üzerinde servete erişti. İstanbul, Ankara, İzmir gibi yerlerde alınabilir bir daire fiyatı üzerinden 250 tane dairesi var bu adamların. Anadolu'da 500 tane daire alıyor bu para. Sen bir daire alamıyorsun, kiradan kurtulamıyorsun, 500 dairesi olanların sayısı 2 bin 170 74'ten 4 bin 208'e çıkmış. Al dön incele, her birisi bu dönemin kayrılan tüccarları, devletten iş alanları, devletin iş verdikleri, AK Parti'nin semirttikleri. And olsun ki bitireceğiz bu AK Parti'nin bu kara düzenini.

"Mazota zam, elektriğe zam, doğalgaza zam, sebzeye zam, meyveye zam..."

İğneden ipliğe her şeye zam geliyor. Mazota, elektriğe, doğalgaza, sebzeye, meyveye zam. Bu zamların rekortmenleri var. Tarlada tanesi 3 lira 75 kuruş elmanın markette 40 lira olmuş. 3,75'ten 40 liraya gelirken öyle bir aracı fahiş paralar, elbette aracılar var, yanlışlar var, inatla çıkarılmayan Hal Kanunu var, ama esas bunu buradan buraya getirirken ki en önemli maliyet mazot var, işçilik var, artan bütün maliyetler var. Fiyat farkı yüzde 886 olmuş tarlayla market arasında. Sen yönetiyorsun bu ülkeyi 24 yıldır. İsmet Paşa değil. Ve enflasyon şampiyonu. Hani ortalaması yüzde 32 ya... Domatesin enflasyonu bir yıl önce bugün kilosu 40 lira olan domates şimdi 200 lira. Yüzde 400 enflasyon. 40 liradan beş kat artmış 200 liraya çıkmış domatesin enflasyonu. Orta vadeli program var. Orta vadeli programa göre bundan sonraki üç yılda 48 trilyon lira vergi ödeyeceğiz. Yani 86 milyon nüfusa böldüğünüzde kişi başına yani bir aylık bebek de dahil 90 yaşında dedem de dahil 558 bin lira vergi vereceğiz. Kişi başına 558 bin lira vergi. Ama bu vergi yoksulun sırtında bu vergi orta sınıfın sırtında eskinin orta direğinin şimdinin yoksullarının sırtında. Bu ülkede 40 bin lira maaş alan, bir yılda 12 maaş alıyor, ikisini vergiye veriyor. 60 bin lira maaş alan, aldığı maaşın 2,5 aylığını vergiye veriyor. 70 bin lira maaş alan üç maaşını vergiye veriyor bu ülkede. 12 maaş alıyor, üçünü vergiye veriyor. Böyle bir vergi düzeni var.

"Dünyanın en adaletsiz vergisi"

Bu ülkede şöyle bir vergi düzeni var: Dünyanın en adaletsiz vergisi dolaylı vergi. Türkiye'de toplam vergilerin neredeyse yüzde 65'i. Ne demek o? En zenginle en fakirin eşit ödediği vergi. Dünyanın en adaletsiz vergisi. Elektriği milyarder ve asgari ücretli yakıyor, aynı vergiyi veriyor. Sudan, toplu taşımadan, giyim kuşamdan alınan dolaylı vergilerin tamamı en zengin de, en fakir de evladına süt aldığında, çocuk bezi aldığında aynı vergiyi ödüyor memlekette ve bu vergilerin toplam vergi payı yüzde 65. Bunun üstüne bir de yüzde 23-24 gelir vergisi var. O ne? Maaşı bankamatikten çekiyorsun, çekmeden içinden kesilen vergi. Bir de bankada bir mevduatın varsa o mevduatın ay sonunda çekmeden içinden kesilen vergi. Bu da yüzde 23-24, yüzde 88-89'a geliyor. Geriye kalan yüzde 11 kurumlar vergisi. Yani esas kazananın, kar etmiş olanın, kurumlar vergisi kardan veriliyor, ettiği kardan vereceği vergi yüzde 11. Geri kalan hepimizin verdiği vergi yüzde 89. Bunun adı vergide AK PARTİ'nin kara düzenidir. Bunu alaşağı etmeden ne emekli kurtulur, ne emekçi kurtulur. Ne esnaf kurtulur, ne köylü kurtulur.

"Bu gemi bundan sonra böyle yüzmez, kaptan değişecek"

Ülkede bir vergi düzeni yok. Vergi adı altında bir soygun düzeni var. Yoksulu soyan, emekçiyi soyan, alın derini sömüren, yılların emeğiyle emekli edilmişleri yüz üstü bırakan, başının çaresine bak diyen, al sana 20 bin lira, al sana 23 bin lira, al sana 25 bin lira ister kira öde, ister karnını doyur diyen kirayı ödese aç bırakan, karnını doyursa sokakta bırakan bir sistem var Türkiye'de. Bir yandan da milyarlara milyar katanlar var. Bir mahallede birileri bakkalın önünden geçemiyorsa veresiyeyi kapatamadı diye, aylardır kasaba uğrayamıyorsa, öbür birisinin nasıl 500 dairelik parası olur? ve bunun içine de oturup 'Adalet içinde bu ülkede duruyoruz, hepimiz aynı gemizdeyiz.' Siz kaptan köşkündesiniz, millet farelerin olduğu o bodrumdaki yerde duruyor. Böyle bir düzen olmaz. Bu gemi bundan sonra böyle yüzmez, kaptan değişecek."

(SÜRECEK)

Kaynak: ANKA