CHP Grup Toplantısı... Özgür Özel: "Bugün Bu Kürsüye Vakti Gelmiş Bir Vedanın Hüznünü Taşıyarak Çıktım"
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, "Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım ve huzurunuzdayım. Hep beraber tarihi bir kavşaktayız" dedi. Özel, "Partinin adı değişir, Parti'nin logosu değişir, gün gelir devran değişir, ayrı düşenler birleşir ama bizi bu birlikteliği bölemezler. Biz bir bütünüz, bu bütünü asla bozamazlar. Çünkü bu bütün 103 yıllık bir gelenek ile birbirinden ayrı durmayan, düşünmeyen bir bütündür" ifadesini kullandı.
(ANKARA) - CHP Grup Başkanı Özgür Özel, "Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım ve huzurunuzdayım. Hep beraber tarihi bir kavşaktayız" dedi. Özel, "Partinin adı değişir, Parti'nin logosu değişir, gün gelir devran değişir, ayrı düşenler birleşir ama bizi bu birlikteliği bölemezler. Biz bir bütünüz, bu bütünü asla bozamazlar. Çünkü bu bütün 103 yıllık bir gelenek ile birbirinden ayrı durmayan, düşünmeyen bir bütündür" ifadesini kullandı.
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. CHP'deki değişim sürecini ve 2023 kurultayını değerlendiren Özel, "Bugün bu kürsüye her zamankinden farklı duygularla, belki de vakti gelmiş bir vedanın hüznünü taşıyarak çıktım ve huzurunuzdayım. Hep beraber tarihi bir kavşaktayız. Bugün buradan tarihi bir konuşma, bugün buradan çok sıra dışı bir konuşma değil; bugün buradan tarihe not düşen, hatırlatan tarihe emanet edilen cümleleri bırakan samimi bir konuşma, açık açık bir konuşma yapmaya geldim. Tarihi konuşmayı yapılacak ilk seçimin akşamında hep birlikte yapmak üzere tarihe emanet ediyorum" dedi.
Kasım 2023'ten bu yana yaşanan gelişmelerin Türkiye siyasi tarihinde önemli bir yer tutacağını ifade eden Özel, bugün sergilenen tutumların gelecek kuşaklar tarafından da hatırlanacağını belirtti. Özel, şöyle konuştu:
"Kasım 2023'ten bu yana hep beraber yaşadıklarımızın siyasi tarihimizde çok önemli bir yer tutacağından yıllar geçse de hatırlanacağından, unutulmayacağından hiçbirimizin şüphesi yok. Yıllar geçse de tarih sayfalarının her siyasi başarıyı, her hukuksuz saldırıyı, her acıyı, her sevinci yazacağını emri hak vaki olduktan sonra bile, bizler bu dünyadan göçtüğümüzde, bugünlerdeki tutumlarımızın, bazı tutumların, bazı kumpasların ve bazı onurlu duruşların evlatlarımıza, torunlarımıza miras kalacağını hepimiz görüyoruz. Zaten bugün bu salonunun atmosferinden de, uğradığımız o büyük haksızlıklardan sonra darlanıp, daralıp çıktığı sokakta, karşılaştığımız herkesle kurduğumuz diyalogdan da, tüm il başkanlarımızın, tüm ilçe başkanlarımızın; illerinden, ilçelerinden, beldelerinden, üyelerin mahallelerinden, ailelerin akşam sohbetlerinden gelen her şeyin bu memlekette bir şeyler olduğunu, bir şeylerin değiştiğini, bir şeylerin yeniden kurulduğunu, bu milletin kendi önüne yeni bir rota koyduğunu gösteriyor. Bunun farkında olarak bugün buradayız. Hep birlikte göz gözeyiz, gönül gönüleyiz."
"HER ŞEY BİTTİĞİNDE ASLA UNUTKAN OLMAYACAĞIZ"
Yaşanan hukuksuzlukların ve siyasi süreçlerin unutulmayacağını kaydeden Özel, "Size söz veriyorum her şey bittiğinde asla unutkan olmayacağız. Her şey bitecek ama hep birlikte hatırlayacağız. Bugüne kadar ki tutumlarımızdan, duruşlarımızdan, bugüne kadar ki yaptıklarımızdan birileri 'elir geçer unutulur biter acaba bunun da üstünden yıllar geçer, bu işler unutulur, yapanın yaptığı yanına kar kalır, bir takım kişilerin birtakım yapıların bugünlerde ki sorumluluklarının üstünden rüzgar alır, sel alır' diye kimse düşünmesin. Söz veriyorum zalimi zalim, mazlumu mazlum olarak, tembeli tembel, emek vereni çalışkan olarak, sinip kaçanı korkak, sorumluluk alanı birer kahraman olarak, dost olanı dost, olmayanı bu günlerdeki tutumunu unutmayarak anacağız, millette anacak, tarih kaydediyor sadece herkese bugünlerde nasıl duruyorsa öyle yazacak" dedi.
Türkiye'de uzun yıllardır değişmeyen bir siyasi düzen kurulduğunu savunan Özel, 14 ve 28 Mayıs 2023 seçimlerinin ardından CHP'de değişim talebinin yükseldiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Türkiye'de yıllardır kurulmuş, kurgulanmış dayatılan bir düzen var. Değişmeyen aktörleri millete dayatan bir düzen var. Bizim bu düzene karşı ilk farkındalıklarımız, ilk itirazlarımızın birkaç farklı tarihi olabilir ama bu salonda olanlar, bu itirazı büyütenler, bu düzenin çarkına çomak sokanlar 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçim yenilgilerini hazmedemeyen, kabul edemeyen, Cumhuriyetin 100 yılında Cumhuriyet ile meselesi olanların, bu Cumhuriyeti yönetmeye devam etmesine mani olamamanın bir mazeretini kendine kabul ettiremeyenlerdir."
"O GÜN İKİ AYRI YOLA GİRDİLER"
O günlerden sonra 14 ve 28 Mayıs yenilgilerinden sonra bu AK Parti'nin kara düzeninin bir dönem daha devam edeceği görüldüğünde, müesses nizamın kurgusuna karşı milli egemenliği hakim kılmak, eski nesil siyasete karşı yeni nesil siyaseti kurmak için yola kendiliğimizden, hemen orada çıkmadık. Oradan İl Başkanı ise İl Başkanı, milletvekili ise milletvekili, genel başkan yardımcısı ise genel başkan yardımcısı, bu duyguya sahip olanlar, bu milletin duygusal kopuşunu görenler, başı önünde yürüyen gençleri görenler, öğretmen evine çıkmaktan vazgeçen öğretmenleri görenler, akşam ağızların bıçak açmadığını, hatta 5 yıldır kanalı değişmemiş, kumandanın açılış düğmesine basılmadığını görenler bu milletin karşısına çıkıp bir özeleştiri yapmanın, bu milletin karşısına çıkıp yeni bir yol açmanın, yeni bir yola çıkmanın ama kaybetmeye alışmamak, hiçbir şey olmamış gibi yapmamanın, yapılamayacağına olan inancın bunun en başta kendine, annesine, evladına, eşine, sevdiklerine karşı, yol arkadaşlarına karşı bunu yapmamanın izahı olmayacağını bilenler bir tutum takındılar. Bunları hiç görmeyenler, duymayanlar, 'ya aslında bir tepki yok, üç beş güne geçer' diyenler ya da 'televizyona çıktığında bir daha cumhurbaşkanı adayı olmayacağım, bir daha genel başkan adayı olmayacağım, demokratik bir yarışın önünü açacağım, partide bir yenilenmenin, değişimin, Türkiye'nin önüne yeni bir muhalefet vizyonu koymanın güvencesi ben olacağım' demek yerine 'ben aday olmadım, hiç olmadım, gösterirlerse olurum, o gün gelince düşünürüm' diyenler, 'ben gemiyi güvenli limana götürüp bırakacağım onun için bir yerel seçimi geçireceğim sonrasına bakacağım' diyenlere karşı 'bu millet bir yerel seçime daha bizimle gitmeyecek, bu millet eğer böyle davranırsak bir daha bize yüzünü bize dönmeyecek, tarihin en düşük katılım oranı olacak, anketi görmüyor musunuz? Parti yüzde 13'lerde, yüzde 14'lerde gerilemeye devam ediyor, büyük bir felaket gelecek, yerel seçimlerdeki felaketten sonra bu milletin daha da sandıktan umudu kalmayacak. Biz bu noktada bir şeyler yapmalıyız' diyenler işte o gün iki ayrı yola girdiler.
"ÖNEMLİ OLAN GEREKİRSE KENDİNİ FEDA ETMEKTİR, MEMLEKETİN VE PARTİNİN ÖNÜNÜ AÇMAKTIR"
O gün yol ayrıldı. Yol ayrılırken duygusal, örgütsel sebeplerle, idrak zamanında veya henüz meselenin farkında olma noktasında başka bir yerde durup da o günkü tavrın özeleştirisinin, inisiyatif alınmasının, değişim alınmasının, değişim iradesinin doğru olduğunu görüp doğru yere, milletle ve örgütle birlikte gelen herkesi de o gün ilk yola çıkıldığında, ilk adım atıldığında birlikte olduklarımız kadar kıymetli gördüm. Kıymetli görmeye devam ediyorum. Tarihin doğru yerinde durmaya buna ilk karar veren olmak değil gerekirse ilk baştaki hatadan dönmenin de bu kadar büyük bir brdem olduğunu görüyorum. Önemli olan samimiyettir, önemli olan doğru yerde durmaktır, önemli olan bencillik yerine, kendin için bir şey istemek yerine gerekirse kendini feda etmektir, memleketin ve partinin önünü açmaktır.
O günü hatırlayalım, o gün ' Cumhuriyet Halk Partisi değişirse Türkiye değişir' diyenler, 'değişim kurultayına giderken bir yanda şöyle bir algı yerleşmiş ve tartışılmıyor; 'Bu delege yapısı ile bir değişim mümkün değil. Türkiye'de değişim mi oldu? bugüne kadar Cumhuriyet tarihinde iki genel başkan adayı yarışıp da mevcut genel başkanın kaybettiği örnek mi var yüzyıldır? Mümkün değil, olmayacak' diyenlere hep şunu söyledim: 'Evet zordur, bu delegenin iradesini ben değiştiremem'
"DELEGE SOKAĞIN SESİNİ DİNLEDİ"
Dönüp baktılar 'genel başkan adayısın nasıl değiştiremezsin' dediler. 'Biz değiştiremeyiz ama o delegeyi Ankara'ya gelmeden önce uğradığı, berber kulağına fısıldadıklarıyla, evinin dördüncü katını asansörle çıkarken 3. katta oturan 16 yaşındaki kız öğrenci dönüp de komşusuna söyledikleriyle, sabahın altısında yolcu ederken eşi kendi hakkının helalliğini ortaya koyarak, torunu dedesine, evladı babasına bir şeyler söyleyerek bu değişimi gerçekleştirecek' demiştim. Salona girdik, salonda 3 kişinin başlattığı ama on binlerin saatlerce sürdürdüğü bir slogan hakim oldu hepiniz şahitsiniz. Delege sokağın sözünü dinledi. ve o gün o sandıklar açıldığında, delege sokağın sesini dinlediği için…
"YARIŞTIK, KAZANDIK, TARİHTE İLK KEZ MEVCUT GENEL BAŞKANI YARIŞMALI SEÇİMLE DEĞİŞTİRDİK"
Seçilenlerin hiçbirisi bu partiye uzaydan gelmedi, hiçbirimiz bu partinin dışarıdan gelmiş birileri değiliz aksine öz ve öz evlatlarıyız. Yarıştık, kazandık, tarihte ilk kez mevcut Genel Başkanı yarışmalı seçimle değiştirdik. İşte biz değişmeyen aktörleri millete dayatan, düzenin tekerlerine ilk çomağı orada birlikte soktuk. Ama bu düzen ile eleştirilerim var şudur, seçim ilerlerken, seçim yaklaşırken hep sordular bize, 'size gelip devletten konuşan var mı? Öyle bir yerlerden, derin yerlerden mesajlar geldi mi? Bir mutabakata vardınız mı?' diye. Ben hep 'yok' dedim. 'O zaman olmaz' dediler, 'size ne partiyi ne bu düzeni vermezler' dediler. 'Buralarda bu işler böyle dönmez, pazarlığı yapacaksın, taahhütte bulunacaksın, zararsız sistemin içerisinde olduğunu kanıtlayacaksın ancak ondan sonra gelip genel başkanlık oynayacaksın' dediler. Bunu o gün de yapmadık zaten seçim sonuçları bittiğinde beyefendinin kendi yakınlarına 'Allah Allah asla hiç tahmin etmedik, bilseydik müdahale ederdik' demesi de bundandır. O günden sonra başımıza ne geldiyse, halen bizimle ne mücadele veriliyorsa, yapılanların hepsi de bundandır. Dedim ya tarihe not düşecek, öyle tarihi bir konuşma değil, açık açık konuşulacak, açıkça söylenecek bir gün tarihe bırakılacak, güne geldiğinde dönüp hatırlanacak ve bu milletin karşısına açık çıkılacak bir konuşma yapmaya geldim.
"O GÜN PARTİDE VE ÜLKEDE BİR YÖNETİM ANLAYIŞI DEĞİŞTİ"
O gün partide genel başkan değişti, yöneticiler değişti ama esas o gün partide ve ülkede bir yönetim anlayışı değişti. O gün 'tıpış tıpış oy verecekler, benim dediğimi yapacaklar, CHP'liler zaten başka ne tarafa gidecekler' diyen anlayış yerine, 'ben söyleyeceğim onlar dinleyecek' yerine onları dinleyen, sokağI dinleyen yani, il başkanını dinleyen, ilçe başkanını dinleyen, 'onlar ne derse o olur, onlardan gelen sesi duyarsak doğrusu budur' diyen bir anlayış partide yönetime geldi. 'Örgütleri kapatsan da partinin oyu 5 puan artar' yerine bir şehre bir ilçeye bir beldeye gittiğinde örgütün kapısını açmadan sokağa ayak basmayan bir anlayış partide iktidara geldi.
7 yıllık ilçe başkanı ile 3 kez tanışıp memnun olan yerine partinin 10 farklı ilinde çayı demleyen emekçinin adını bilen, torununun adını bilenler iktidara geldi. ve o günden sonra şahitsiniz ki aksini söyleyenle her mecrada yüzleşmeye hazırım; 'efendim biz ötekileştirdiler', 'ittiler, kaktılar…'
Vallahi tersini gördüm, değişimcinin cenazesine gelmeyip, düğününü şereflendirmeyip aksine tutumda olana gidenleri de gördük, hep birlikte bu örgütü kucaklayıp bir kişiyi kenarda, ötede bırakmayan, defalarca 'bir sorun varsa bu salonda tüm haklılardan, tüm haksızlar adına genel başkanınız olarak ben özür diliyorum' diyen, 'bundan sonra yeni bir sayfa iktidar hedeftir, düşmeyin birbirinize' diyen…
"PARTİNİN ADI, LOGOSU DEĞİŞİR AMA BİZİ, BİRLİKTELİĞİ BÖLEMEZLER"
İşte o yüzden işte tam da bu yüzden bu partiyi bölemezler. Partinin adı değişir, Parti'nin logosu değişir, gün gelir devran değişir, ayrı düşenler birleşir ama bizi bu birlikteliği bölemezler. Hele öyle karpuz gibi yarıdan ikiye, 60'a 40, 30'a 70… Biz bir bütünüz, bu bütünü asla bozamazlar. Çünkü bu bütün 103 yıllık bir gelenek ile birbirinden ayrı durmayan, düşünmeyen bir bütündür.
Hepiniz şahitsiniz ki kurultayımızın ardından ilk yerel seçimlerden sonra sadece 4 ay vardı, zaman kısaydı yol uzundu ve esas partideki değişimin Türkiye'yi değiştirip değiştirmeyeceği, burada yapılan işin millet tarafından bir özeleştiriye sayılıp sayılmayacağı, milletin yeni bir kredi verip vermeyeceği orada belli olacaktı. İşte o 4 ayda hepiniz şahitsiniz ki oradan buradan birçok iftira odur budur…
O 4 ayda kadınlara önem verildi, gençlere önem verildi. En yakınımızda duran, başka adayı desteklemesine rağmen, ankette çıkmayan o listeye konmadı. En yakınımızda duran bir şey istediğinde bir rasyonalitesi yoksa hatta ve hatta her şey eşitse değişim görüntüsünü umudunu, sözünü kim verecekse o adaylara yönelildi. İzmir gibi bir yerde, Cumhuriyet tarihinde bütün partiler 6 kadın belediye başkanı seçtirmişken biz 9 aday gösterip 8'ini seçtirdik. 14 genç aday gösterildi 8'i seçtirildi. 31'de 29 İzmir gibi bir yerde hem de seçimden sonra 'İzmir'i kaybedeceksiniz' denilen yerde böyle bir mucize gerçekleşti. Eldekiler kazanıldı, Türkiye'nin yüzde 65'i kazanıldı. Ufak tefek hataların bedelleri ödenildi, Kırklareli'de Hatay'da ödendi ama doğru yapılan, samimiyetin arkasında durulan ve tek tek göstergenin başarı olan…
"'BİR KERE YARIŞTIK, ONDA DA BİZ KAZANDIK' DİYEN BİR ÖZGÜVEN"
Çünkü o gün salonda genel başkan adaylığı sırasında sadece kendi adıma değil yeni yönetim anlayışı adına şunu söylemiştim 'artık bizi kimse bir kez daha yenilgiyle tanıştıramayacak, nasıl Bülent Ecevit 70'lerde girdi ikisi yerel ikisi genel dört seçimden birinci parti çıktıysa, girdiğimiz herhangi bir seçimden 2. parti çıkarsak ertesi gün kurultayı toplayacağım ve bir daha aday olmayacağım' dedim. 'Dur' dediler, 'yeni seçildin' dediler, '4 ayda nereye gidiyorsun' dediler. Birileri, 1 Nisancılar başarısızlık olsun, gitsin diye bakarken, sevenler 'bu kadar erken veda mı olur' dediler. Ama ben siyasetin kararlılık işi olduğunu, biz siyasetin ekip işi olduğunu, biz hepimiz artık o partinin muhalefette kalmaya, yenilgiye doyduğunu, hedefinin iktidar olduğunu biliyorduk. Biz bunu biliyorduk. Şükürler olsun 47 yıl sonra söz verdiğimiz gibi Cumhuriyet Halk Partisi birinci partiydi. Çoktan yapmamız gerektiği gibi AK Parti artık yenilmiş, yenilgiye tatmış ve '13 kere yarıştım hep ben kazandım' diyen bir kibrin karşısına 'hadi ya bir kere yarıştık onda da biz kazandık' diyen bir özgüveni görmüştür."
























