CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu: "Ülkenin sorunları var, biz bu sorunları çözmeye talibiz"

(İSTANBUL) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Ülkenin sorunları var, biz bu sorunları çözmeye talibiz.
(İSTANBUL) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Ülkenin sorunları var, biz bu sorunları çözmeye talibiz. Çözmeye; malı götürmeye değil, devleti soymaya değil, beşli çetelere hizmet etmeye değil, bu ülkenin saf ve masum insanlarına hizmet etmek için yola çıkacağız" ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin İstanbul İl Başkanlığı'nın Rauf Denktaş Kültür Merkezi'nde düzenlediği üye katılım törenine katıldı. CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, 38'inci Olağan Kurultay davası ve İstanbul İl Kongresi davası sürecinde yaşananları anlattıktan sonra şunları söyledi:
"Kirliliğin hangi boyutta olduğunu bütün Cumhuriyet Halk Partililerin bilmesi lazım. Son dönemlerde dolandırıcı bir sanatçı konuşuyoruz. Siyasetteki dolandırıcılar onların yanında hafif işlemişler. Partilerin en büyük sorunu nedir, biliyor musunuz? Yalan ve yanlış bilgi aktaranlardır. Yalan ve yanlış bilgiler maalesef bizi bu duruma getirdi. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi'ni herkes çok iyi bilir. Bizim rakiplerimiz tarihimizin hiçbir döneminde Cumhuriyet Halk Partisi yöneticilerine bir tek olumsuz cümle kullanmamışlardı. Sayın Kılıçdaroğlu'na çok ağır laflar ettiler. Ama Sayın Kılıçdaroğlu'na en azılı rakibi bir gün 'Yolsuzluk yapıyorsun, hırsızlık yapıyorsun' dedi mi?
Cumhuriyet Halk Partililer, bugünkü kavganın sebebi müteahhitlerle müşahitler arasındaki ayrışmadır. Bir daha söylüyorum. Müteahhitlerle müşahitler arasında. Biz müşahit doğduk, müşahit olarak ölmeye hazırız."
Tekin'in ardından konuşan Kılıçdaroğlu ise şunları kaydetti:
"Bu toplantı önemli bir toplantı. Çünkü partimize yeni katılımlar olacak. CHP nedir? Cumhuriyet Halk Partisi nedir? Temel ilkeleri nelerdir? Nelere dikkat etmemiz gerekiyor? Bu çerçevede hepimizin dikkatli olması lazım. İç tartışmalardan olabildiğince kaçınmamız lazım. Zorunlu olmadıkça iç tartışmalara girmememiz lazım. Bütün CHP'lilere sesleniyorum. Eskisiyle, yenisiyle, kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, yaşlısıyla bütün Cumhuriyet Halk Partililere. Nedeni şu: Türkiye iyi yönetilmiyor. Türkiye'nin temel sorunları var. ve bu sorunlar ciddi sorunlar. Milyonlarca kişinin, milyonlarca emekçinin, milyonlarca çalışanın, milyonlarca muhtarın sorunları var. Dolayısıyla bizim temel görevimiz sorunları aklımızla, mantığımızla, deneyimimizle saptamak ve onlara çözüm üretmek.
Mahalle mahalle, ev ev gezeceğiz. Kadın erkek ayrımı yapmadan gezeceğiz. Mahallenin sokaklarını aşındırarak gezeceğiz. Onlara hakkı, hukuku, adaleti ve bu güzel ülkede insanca yaşamak için nelerin yapılması gerektiğini anlatacağız. Temel felsefemiz bu. O açıdan sizden özellikle istirhamım, ülkenin sorunları var biz bu sorunları çözmeye talibiz. Çözmeye; malı götürmeye değil, devleti soymaya değil, beşli çetelere hizmet etmeye değil, bu ülkenin saf ve masum insanlarına hizmet etmek için yola çıkacağız.
Mustafa Kemal şunu söyler. Der ki: 'Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.' Bir daha ifade ediyorum. Cumhuriyet, yani Cumhuriyet Halk Partisi, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir. Ben dün, yıllardır Ankara'ya gelip tarım işçilerini ziyaret ettim. Çoluk çocuk, kadın, genç, erkek hep beraber çalışıyorlar. Tarım işçileri. 1,5 milyon tarım işçisi yılda çalışır. Bazen Doğu ve Güneydoğu'da çalışır. Bazen gider Antakya'da çalışır. Bazen Adana'da çalışır. Değişik yerlerde. Fındık toplamaya Karadeniz'e gider. Bu insanlarla ilgilenen bir siyasetçi gördünüz mü? Bu insanların derdini dinleyen bir siyasetçi gördünüz mü? Onlarla oturup çay, kahve içen bir siyasetçi gördünüz mü? Biz lüks mahallelerde değil, o insanların yanında olmak zorundayız. Neden? Biz kimsesizlerin kimsesi olmak zorundayız. Onlarla beraber yol yürümek zorundayız. Bunu yaparsak Cumhuriyet Halk Partisi kendi kimliğini geniş kitlelere aktarabilir. Adımız belli. Halk Partisi'yiz. Halkın Partisi'yiz. Cumhuriyet'in Partisi'yiz. Devlet kuran bir partiyiz. Devlete yön veren, istikamet çizen bir partiyiz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi'yiz. Mustafa Kemal'in partisiyiz. İnönü'nün partisiyiz. Ecevit'in partisiyiz. Baykal'ın partisiyiz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi'yiz. Halkın Partisi'yiz biz. O açıdan gideceksiniz, kendisini en sahipsiz hissedenlerin yanında duracaksınız. Onların sorunlarıyla birebir ilgileneceksiniz. Milyonlarca ev gencimiz var. Üniversiteyi bitirmiş, iş arıyor. 'Nerede iş bulacağım?' diye düşünüyor. Anne ve baba hâlâ bakıyor. Ama o istiyor ki ben çalışayım, alın teri dökeyim, kazanç elde edeyim, güzel bir evlilik yapayım, huzur içinde yaşayayım ve ülkeme hizmet edeyim.
"HALKIN UMUDUYUZ"
Ama gençlerimiz kendi geleceğini nerede buluyor? Yabancı ülkelerde. 'Almanya'ya gideyim, Avrupa'ya gideyim, Amerika'ya gideyim, Kanada'ya gideyim, Avustralya'ya gideyim.' Bu, uzun yıllardır, 25 yılı aşkın süredir Türkiye'yi yöneten iktidarın temel bir ayıbıdır. Eğer bu ayıbı onların yüzüne vuramazsak biz Cumhuriyet Halk Partisi değiliz. Halkın Partisi değiliz. Biz çöpten kâğıt toplayanların partisiyiz. Alın teri için, emeği için çöpten kâğıt toplayan, naylon toplayan, demir parçaları toplayan insanların partisiyiz. Onların sigortaları var mı? Onların gelecek umudu var mı? Hangi siyasetçi gidip onların sofrasına oturdu? Hiç kimse. Ama biz oturduk. Onlarla beraber olduk. Onların derdini dinledik. Dertleri nedir, ona baktık. Sosyal güvenliklerinin olup olmadığına, gelecek kaygısı taşıyıp taşımadıklarına baktık. Biz neyiz? Kimsesizlerin kimsesiyiz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi'yiz. Biz Halkın Partisi'yiz. Halkın, bu milletin, Türk halkının partisiyiz biz. Biz evlere, iş yerlerine temizliğe giden kadınların partisiyiz. Biz alın teri döküp evine, eşine ekonomik katkı sağlamak için temizliğe giden kadınların partisiyiz. Onlarla biz oturduk sofraya. Onları dinledik. Başka hangi genel başkan yaptı? Hiçbir genel başkan yapmadı. Ama bu kardeşiniz onların sofrasına oturdu. Beni sofralarına kabul ettikleri için o temizliğe giden kadınlara, iş yerlerine ve evlere temizliğe giden kadınlara şükran borçluyum.
Onlara da gelecek vaat etmek zorundayız. Güvence vaat etmek zorundayız. Bunu yapamazsak biz kimsesizlerin kimsesi partisi olamayız. Bizim görevimiz onların hakkına, hukukuna sahip çıkmaktır. Biz yıllar yılı bu coğrafyada, Türkiye'de kamu kurumlarının neredeyse tamamında sendikadan kaçınmak, hak aramalarını engellemek için çalıştırılan taşeron işçilerin yanında durduk. Önce onları Erzurum'dan başlayarak örgütledim. Bölge bölge örgütledim. Bölge bölge dernek kurmalarını sağladım. Sonra İstanbul'da, Kadıköy'de onların temsilcileriyle bir toplantı yaptık. ve taşeron işçilerin kadro alması için en büyük mücadeleyi verdik. Sendikaların sahip çıkmadığı o işçilere Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz sahip çıktık ve onlara kadro aldırdık. Kimsesizlerin kimsesiyiz. Biz halkın umuduyuz. Biz halkın umudu olmazsak görevimizi yapmamış oluruz. Cumhuriyet'e karşı görevimizi yapmamış oluruz. Kadına, erkeğe, yaşlıya, gence, engelliye karşı görevimizi yapmamış oluruz. Biz Cumhuriyet Halk Partisi'yiz ve biz kimsesizlerin kimsesi olmak zorundayız.
"KÖŞEYİ DÖNEN SİYASETÇİ İSTEMİYORUZ"
Biz aynı zamanda siyasette ahlakı, siyasette erdemi savunan bir partiyiz. İlk kez Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu'na, evet ilk kez Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosu'na, Siyasi Ahlak Kanunu teklifi veren bir partiyiz. Siyasette ahlak olmazsa olmaz. Ahlaklı olacaksınız. Erdemli olacaksınız. Kişilikli olacaksınız. Doğru dürüst görev yapacaksınız. Siyaset temiz insanların işidir. Temiz insanların, düzgün insanların, ahlaklı insanların işidir siyaset. Siyaset böyledir. Olmazsa olmaz. Siyaset zenginleşme aracı değildir. Siyaset köşeyi dönme aracı değildir. Siyaset ev, apartman alma aracı değildir. Eğer siz siyasete girdiyseniz, kendinize mi hizmet edeceksiniz, topluma mı hizmet edeceksiniz? Toplumun zenginleşmesi lazım. Toplumun varlıklı olması lazım. Çalan, çırpan, köşeyi dönen siyasetçi istemiyoruz. Hiçbir Cumhuriyet Halk Partili yolsuzluk yapanlarla yan yana duramaz. Malı götürenlerle yan yana duramaz. Hiçbir Cumhuriyet Halk Partili bunu yapamaz. Eğer yolsuzluk yapmak istiyorsan, malı götürmek istiyorsan derhal ama derhal partinin dışına çıkacaksın. Bu parti kimsesizlerin kimsesidir, bir daha söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi kimsesizlerin kimsesi partisidir. Cumhuriyet Halk Partisi'nde ahlak vardır, erdem vardır. Gelenek vardır, töre vardır. Cumhuriyet Halk Partisi devlet kuran bir partidir. Devlete yön veren bir partidir.
"SİYASİ AHLAK YASASI MECLİS'E YENİDEN SUNULACAK"
Evet, bunları bilmek zorundayız değerli arkadaşlarım. Bunları bilmezsek kimliğimizi kaybederiz. Kimliğimizi, kişiliğimizi kaybederiz. Biz kimliği, kişiliği, adabı ve erdemi kendi tarihimizden, başta Mustafa Kemal olmak üzere kendi parti büyüklerimizden aldık. Onların yolundan yürüdük. Toplumu anlamaya çalıştık. Toplumu bilmeye çalıştık. Onların dertlerini dinlemeye çalıştık. ve sorunlarına çözüm üretmeye çalıştık. Siyasi Ahlak Kanunu olmazsa olmaz. Siyasi Ahlak Kanunu çıkacak. Teklifi yeniden Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri Meclis'e verecekler. Sarayda oturan zata da sesleniyorum. Eğer siyasi ahlakı savunuyorsan, siyasette kirlilik olmasını istemiyorsan o zaman sen de destek vereceksin kardeşim. Bütün partilere sesleniyorum. Destek vereceksin.
Yine Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz insanların kimliğine saygılıyız. Hangi kimlikten olursa olsun her kimliğin bizim başımızın üstünde yeri vardır. Çünkü hiç kimse kendi kimliğini kendisi seçemez. Annesini ve babasını kendisi seçemez. Dolayısıyla kimlik kişinin elinde değildir. Doğuştan gelen bir kazanımdır. Dolayısıyla bu kimliğe her parti, özellikle de bütün Cumhuriyet Halk Partililer saygı gösterecek. Hiç kimseyi ötekileştirmeyeceğiz. Hiç kimseyi. Ben uzun süre, bir anlamda toplumun dışlanmış kesimi olarak görülen Roman kardeşlerimle de defalarca toplantı yaptım. Roman kardeşlerimle bir araya geldim. Onların sofrasına da oturdum. Onların müziğini de dinledim. Onların sorunlarını nasıl çözeceğimizi de onlara anlattım. Dediğim gibi toplumun her kesimiyle beraber olmak zorundayız. Bizim eğitimimiz, bizim kültürümüz, bizim tarihimiz, bizim hoşgörümüz, bizim inancımız insanları dışlamayı zorunlu kılmaz. Dahası, dışlamayı doğru bulmaz. Biz kimseyi dışlamıyoruz. Allah'ın yarattığı her canlı bizim için kutsaldır. Her canlı bizim için kutsaldır. İnsanların inancına saygı duyacağız. Bütün insanların. Kim olursa olsun, hangi inançtan olursa olsun. Çünkü hesap vereceğimiz yer yüce Tanrı'dır. Allah'a hesap vereceğiz. Kula hesap vermiyoruz biz. O nedenle herkesin inancı benim başımın üstündedir. Herkesin inancına saygı duyarım ben. İnanç, kimlik siyaset konusu olmaz. Bunlar saygı duyulması gereken alanlardır. Herkesin yaşam tarzına da saygı duyacağız. Herkesin yaşam tarzı bizim için değerlidir. O, siyasetin dışındadır. Başörtüsü mü takarsın? Başımın üstünde. Başın mı açık? Başımın üstünde. Bunlara girilmez. Bunlara girdiğiniz andan itibaren toplumu ayrıştırırsınız. Toplumu bölersiniz. Toplumu birleştireceğiz. Herkesin yaşam tarzına saygı göstereceğiz. Tarlada çalışan kadın da bizim için değerlidir. Fabrikada çalışan kadın da bizim için değerlidir. Dolayısıyla toplumun her kesimine saygı duymak zorundayız. Toplumun her kesimine saygı duyacağız.
"RÜŞVETİN HER TÜRÜNÜ ORTADAN KALDIRACAĞIZ"
Ve varsa sorunları, çözüm adresi neresidir? Cumhuriyet Halk Partisi. Neden? Çünkü biz kimsesizlerin kimsesiyiz. Sorununu anlatan, sorunu yaşayan kişi gelecek, sizin kapınızı çalacak. 'Ey Kılıçdaroğlu, ey il başkanı, ey ilçe başkanı, ey gençlik kolları, ey kadın kolları başkanı... Böyle bir derdimiz var. Bunu ancak Cumhuriyet Halk Partisi çözer. Onun için geldik.' diyecekler. Bu özgüveni toplumun her kesimine vereceksiniz. Bu özgüveni vereceksiniz toplumun her kesimine. Milyonlarca aile ay başını nasıl getireceğim diye uğraşıyor. Milyonlarca aile. Hepsi dertli. Emeklinin derdi var. İşsizin derdi var. Çalışanın derdi var. Herkesin derdi var. Bunların çözülmesi lazım. Bunun için herkesin bu ülkede akşam sofraya huzur içinde oturabilmesi, bir gelecek güvencesine sahip olması lazım. Biz buna ne diyorduk? Aile Destekleri Sigortası. Hiçbir aile yoksul kalmamalı. Her ailenin asgari bir gelir güvencesi olmalı. Bu taahhüt ne zaman verilmiş? 1980'lerde verilmiş. Nereye verilmiş? Uluslararası Çalışma Örgütü'ne verilmiş. 9. sigorta dalını uygulamıyorlar. 'Efendim ben sana yardım ediyorum, sen de bana oy ver. Ben sana para vereyim, sen bana oy ver.' Bu siyasi rüşvetçiliktir. Siyasi rüşvetçiliği kapatacağız. Rüşvetin her türünü ortadan kaldıracağız. Rüşvet alanlardan bunun hesabını soracağız. Rüşvet alanların, malı götürenlerin hesabını soracağız. O bizim görevimiz. Sormazsak tüyü bitmemiş yetim bize hakkını helal etmez. Söylüyorsan, ağzından bir laf çıkıyorsa hesabını soracaksın kardeşim. veya hesabını vereceksin. Efendim, biz düşünce özgürlüğünü her yerde savunuruz.
"SELAHATTİN DEMİRTAŞ NEDEN HAPİSTE?"
Benim gibi düşünmeyen insan da saygıdeğerdir. Bakın, bir daha ifade edeyim. Herkes bizim gibi düşünmek zorunda değil. Belki biz eksik düşünüyoruzdur. Belki biz yanlış düşünüyoruzdur. İlla ben her şeyi doğru bileceğim diye bir kural yok ki. O nedenle düşünce özgürlüğü kadar değerli bir şey yoktur. Örnek mi istiyorsunuz? Bir şey anlatayım size. Bir dönem bütün insanlık dünyanın düz olduğuna inanırdı. Sonra birisi çıkıp diyor ki: 'Siz dünya düz diyorsunuz ama dünya yuvarlak.' Bir dönem yerçekimi kanunundan kimsenin haberi yoktu. Ama birisi kalktı, elma ağacının altında yatarken kafasına bir elma düştü. Ne dedi? Newton oldu galiba, değil mi? Ne diyor? 'Ya bu elma niye yukarıya doğru gitmiyor da aşağıya doğru gidiyor?' Bakın, dünyanın en basit sorusunu soruyor ve yüce yaradanın bir sırrını keşfediyor. Düşünce böyle bir şeydir. Düşünce özgürlüğü de bunun için değerlidir. O nedenle her düşünceye otomatik olarak karşı çıkmak yerine, her düşünceye saygı göstermemiz lazım. Düşünen insan bizim için değerlidir. Yüce yaradanın bize akıl vermesinin temelinde düşünme ve sorgulama vardır. Düşünme ve sorgulama sadece insanlara özgüdür. Bizim dışımızdaki bütün canlılar içgüdüleriyle hareket ederler. Ama insanoğlu aklıyla hareket eder. Yüce yaradan kitabında ne diyor? Defalarca, 'Aklınızı kullanmıyor musunuz?' diye soruyor. Aklımızı kullanacağız. O nedenle düşünce kadar, düşünce özgürlüğü kadar değerli bir şey yoktur. O nedenle diyoruz. Neden insanlar düşüncelerinden ötürü hapiste? Buna karşı çıkıyoruz. Selahattin Demirtaş niye hapiste? Buna karşı çıkıyoruz. Can Atalay siyasi düşüncesi nedeniyle neden hapiste? Buna karşı çıkıyoruz. Neden siyasi düşüncesi dolayısıyla insanları hapse atıyorsunuz? Bunları sorgulamak zorundayız. Tayfun Kahraman neden içeride? Değil mi? Neden içeride? İnsanların düşüncelerine saygı duyacaksınız. Hangi görüşten, hangi kimlikten, hangi inançtan olursa olsun insanların düşünceleri, düşünmeleri çok ama çok değerlidir. Onlardan ibret alacağız ve ders çıkaracağız hep beraber. Ne dedik? Cumhuriyet Halk Partisi bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.
"MEDYAYA DA ÖZGÜRLÜK İSTİYORUZ"
Bu toplumun en yoksul kesimi hangisi? Orman köylüleri. Orman köylüleriyle ilk toplantıyı yapan da Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Onların dertlerini dinleyen de Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Orman köylüsünün nasıl yaşadığını, nasıl geçindiğini, hangi sorunlarla karşı karşıya kaldığını siyasetçilerin pek umurunda bile değil. Onları, 'Nasıl olsa ben kandırırım. Din, iman, Allah, peygamber derim; onlar gelir bana oylarını verirler.' diye düşünüyorlar. Biz de din, iman, Allah, peygamber deriz. Ama insana hizmet ederiz biz. Yüce yaradanın bize verdiği akıldan yola çıkarak bütün bu sorunların çözümünü üretiriz. Orman köylüleriyle her türlü birlikteliği sağlamamız gerekir. Düşünce özgürlüğü isterken medyaya da özgürlük istiyoruz. Medyaya da özgürlük istiyoruz. Kutuplaşan bir medya toplumu böler. Kirlenen bir medya toplumu aydınlatmaz. Medyanın özgür, doğru, bağımsız ve ahlaki temelde yayın yapması lazım. Uluslararası kurallar var. O kurallara uyulması lazım. Yerel medyanın sorunları var. Yerel medyayla ilgili olarak ilk kez Türkiye genelindeki bütün yerel medya kuruluşlarıyla geleneksel toplantımızı yapan Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Onlara sahip çıkan Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Onların dertlerini dinleyen Cumhuriyet Halk Partisi'dir. O nedenle biz kimsesizlerin kimsesi olarak yolumuza devam edeceğiz."
(Sürecek)






























