Ankara Barosu'nun 14. Uluslararası Hukuk Kurultayı Başladı.
Ankara Barosu tarafından “İnsan Haklarının Küresel Krizi” ana temasıyla hazırlanan Uluslararası Hukuk Kurultayı’nın 14’üncüsü başladı. Açılış konuşmasında, kurultayın katledilen meslektaşları Zekeriya Polat’a ithaf edildiğini duyuran Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu, “Ankara Barosu olarak bizler; hukukun insanı koruma iddiasından vazgeçmeyeceğiz, savunmayı geri çekmeyeceğiz ve bu krize karşı sözü, itirazı ve mücadeleyi canlı tutmaya devam edeceğiz. Savunma burada, tam insan haklarının yanı başında hep orada duracak” dedi.
(ANKARA) - Ankara Barosu tarafından "İnsan Haklarının Küresel Krizi" ana temasıyla hazırlanan Uluslararası Hukuk Kurultayı'nın 14'üncüsü başladı. Açılış konuşmasında kurultayın, katledilen meslektaşları Zekeriya Polat'a ithaf edildiğini duyuran Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu, "Ankara Barosu olarak bizler; hukukun insanı koruma iddiasından vazgeçmeyeceğiz, savunmayı geri çekmeyeceğiz ve bu krize karşı sözü, itirazı ve mücadeleyi canlı tutmaya devam edeceğiz. Savunma burada, tam insan haklarının yanı başında hep orada duracak" dedi.
Ankara Barosu tarafından iki yılda bir düzenlenen Uluslararası Hukuk Kurultayı'nın 14'üncüsü, "İnsan Haklarının Küresel Krizi" ana temasıyla başladı.
Türkiye Barolar Birliği Av. Özdemir Özok Kongre Merkezi'nde üç gün sürecek kurultayda insan hakları, yargı bağımsızlığı ve küresel sorunlar ele alınacak. Kurultaya dünyanın farklı ülkelerinden hukukçular, akademisyenler ve insan hakları alanında çalışan uzmanlar da katılacak.
Avukat Zekeriya Polat anıldı
Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu, kurultayın açılışı öncesinde, Yalova'da mesleki faaliyeti nedeniyle silahlı saldırıya uğrayarak hayatını kaybeden avukat Zekeriya Polat için TBB yerleşkesinde bir basın açıklaması yaptı. Köroğlu, 14. Uluslararası Hukuk Kurultayı'nın merhum meslektaşlarına ithaf edildiğini duyurdu. Kurultayın normal şartlarda "İnsan Haklarının Küresel Krizi" temasıyla kutlama havasında başlamasını planladıklarını ancak en temel insan hakkı olan yaşam hakkının ellerinden alındığı bir acı yaşadıklarını ifade eden Köroğlu, şunları söyledi:
"Evet, acılıyız. Evet, öfkeliyiz, üzgünüz ama bilinmelidir ki meslektaşımızın yaşamdan koparılması mücadele kararlılığımızı güçlendirecek. Bir kez daha söylüyoruz, avukat ne üstlendiği davanın tarafıdır ne de savunmanlığını üstlendiği kişidir. Avukata yönelen her saldırı halkın hak arama özgürlüğüne, adil yargılanma hakkına ve hukuk devletine yönelmiş bir saldırıdır. Avukatı hedef haline getiren bu dil şiddetin zemini ve bu topraklar ne yazık ki bu dile çok aşina. Avukata ve savunmaya yönelik saldırıların önlenmesi için saldırının dahi düşünülemeyeceği bir hukuki düzeni kurmak zorundayız hepimiz. Bu kapsamda Avrupa Konseyi tarafından kabul edilen Avukatlık Mesleğinin Korunmasına Yönelik Uluslararası Sözleşme'ye derhal taraf olunmalıdır, derhal imza koyulmalıdır.
Bizler hak savunucularıyız. Savunma makamını korku ve şiddetle susturmaya çalışanlar ne yaparsa yapsın asla başarılı olamayacaklar. Çünkü o mücadelenin içinden geliyoruz. Bu mesleğin zorluğunu bilerek üstlendik. Bu zorluktan ve mücadeleden asla kaçamayız. Böyle bir imkanımız yok. Biz avukat Zekeriya Polat'ın bıraktığı yerden adaleti haykırmaya devam edeceğiz hep beraber."
"Gazze'de yaşananlar hukukun doğrudan hedef alınması"
Törenin açılış konuşmasını da yapan Köroğlu, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin "Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar" şeklindeki ilk cümlesini okudu ve "Bu cümle, insanlığın kendisiyle yaptığı en kapsamlı siyasal ve hukuksal taahhüttür. Bugün ise bu taahhüdün, küresel ölçekte ve farklı coğrafyalarda sistematik biçimde aşındırıldığı bir dönemden geçiyoruz" dedi.
Hakların devletin bir lütfu gibi sunulduğu, güvenlik gerekçeleriyle askıya alındığı ve ekonomik gerekçelerle ertelendiği koşullarda, hukukun insan haklarını koruyan bir düzen olmaktan uzaklaştığını vurgulayan Köroğlu, insan haklarına ilişkin küresel krizin soyut bir tartışma olmadığını ifade etti. Köroğlu, günümüzde savaşlar, zorunlu göçler ve toplu cezalandırma politikalarının yaşam hakkını doğrudan hedef aldığını ifade ederken sivillerin, çocukların ve kadınların; "güvenlik", "jeopolitik çıkar" ya da "kaçınılmaz maliyet" söylemleri gerekçe gösterilerek hukukun dışına itildiğine dikkati çekti. Köroğlu ayrıca Gazze'de yaşananların hukukun geçici olarak askıya alınması değil, doğrudan hedef alınması anlamına geldiğini kaydetti ve şöyle devam etti:
"Kişi özgürlüğü ve güvenliği, masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı giderek istisna haline gelmekte"
"Aynı zihniyetin izdüşümünü ülkemizde de görmek mümkündür. Kişi özgürlüğü ve güvenliği, masumiyet karinesi ve adil yargılanma hakkı giderek istisna haline gelmekte; ifade özgürlüğü suç isnadının gerekçesine, toplantı ve gösteri hakkı kamu düzeni bahanesine dönüştürülmektedir. Bu nedenle insan hakları krizi, artık yalnızca mağdurların değil; hukuk düzeninin kendisinin krizidir. Biliyoruz ki hukuk devleti, yalnızca yargı kararlarının uygulandığı bir düzen değildir. Anayasa Mahkemesi'nin de ifade ettiği üzere hukuk devleti; insan haklarını koruyucu, adil bir hukuk düzeni kurmayı ve bunu sürdürmeyi kendine yükümlülük sayan devlettir. Bu perspektiften bakıldığında yargı kararlarının bağlayıcılığı elbette vazgeçilmezdir. Ancak sorun yalnızca kararların uygulanmaması değildir; hangi kararların, hangi hukuk anlayışıyla üretildiği sorusu da göz ardı edilemez. Hukuk devleti, şekli bir itaat rejimi değil; insan haklarını merkeze alan bir adalet anlayışıdır.
Barolar ise insan hakları mücadelesinin yalnızca duruşma salonlarında değil; toplumsal ve uluslararası düzlemlerde de sürdürülmesini sağlayan kurumlardır. Bu kurultay, tam da bu çok aktörlü ve uzun soluklu mücadelenin bir parçasıdır. Biz bu Kurultayı, insan haklarının hatırasına değil; insan haklarının geleceğine dair sorumluluğumuzu hatırlamak için düzenliyoruz. İnsan haklarının küresel krizi karşısında tarafsızlık mümkün değildir.
"Hukukun insanı koruma iddiasından vazgeçmeyeceğiz, savunmayı geri çekmeyeceğiz"
Ankara Barosu olarak bizler; hukukun insanı koruma iddiasından vazgeçmeyeceğiz, savunmayı geri çekmeyeceğiz ve bu krize karşı sözü, itirazı ve mücadeleyi canlı tutmaya devam edeceğiz. Savunma burada, tam insan haklarının yanı başında hep orada duracak. Buradan söz alacak ve buradan geri adım atmayacak."
Prof. Dr. Oder: "Vatandaşlar demokrasiye olan inançlarını kaybediyor"
Kurultayın ana konuşmacısı Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Ana Bilim Dalı ve UNESCO Kürsüsü Başkanı Prof. Dr. Bertil Emrah Oder de, yaptığı konuşmada dünya nüfusunun yüzde 38'inin otokratikleşme dalgası içinde olduğunu kaydetti ve şunları söyledi:
"Güney ve Orta Asya burada en büyük çoğunluğu oluşturmakta ve bugün günümüzde sadece 19 ülkede, yani dünya nüfusunun yüzde 6'sından azında demokratikleşme eğilimi görülmektedir. Bundan da üçte ikisi sadece üç tane ülkede yaşamaktadır. Brezilya, Polonya ve Tayland. Otokratikleşen ülkelerin çoğu büyük nüfuslu ülkelerdir; Arjantin, Hindistan, Meksika, Güney Kore gibi. Bunun dışında Pakistan, Filipinler, Myanmar, Bangladeş gibi yine nüfusu büyüten örneklere rastlıyoruz. Diğer yandan otokratikleşme Avrupa Birliği'nde de belirgindir. Ama burada sadece uzun yıllardır izlediğimiz ve bilinen bir örnek olan Macaristan değil aynı zamanda Romanya ve Yunanistan da artık otokratikleşme dalgası içinde yer almaktadır.
Özellikle 2000'leri esas alırsak demokrasi artık küresel bir ideal değil. Bunun yerine demokrasi, demokratik karar alma sürecinin çoğunlukçuluğunu kullanarak sınırlı siyasal iktidar anlayışını ortadan kaldıran ve temel hakları kısıtlayan popülist hükümetlerin eylemleriyle dünya genelinde aşınıyor hatta aşındıkça aşınıyor. Vatandaşlar da demokrasiye olan inançlarını kaybediyor. Çünkü bugün popülist otokratikleşme dalgasına baktığımızda bu dalganın seçimli ya da yarışmacı sistemler etrafında örüldüğünü saptayabiliyoruz."
Öte yandan kurultayda aralarında ANKA Haber Ajansı'nın da yer aldığı etkinliğin basın sponsorlarına katkıları dolayısıyla plaket verildi.














