Ankara: Bakanlar Kurulu Açıklaması

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Türkiye'nin bir çeteler ülkesi olamayacağını, hiç kimsenin de kamu düzenini bozma noktasında imtiyazı bulunamayacağını belirtti. Emniyet ile Genelkurmay arasında bir yetki çatışmasının söz konusu olmadığını belirten Çiçek, her kurumun yetki ve sorumluluklarının belli olduğunu belirtti.

Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Türkiye'nin bir çeteler ülkesi olamayacağını, hiç kimsenin de kamu düzenini bozma noktasında imtiyazı bulunamayacağını belirtti. Emniyet ile Genelkurmay arasında bir yetki çatışmasının söz konusu olmadığını belirten Çiçek, her kurumun yetki ve sorumluluklarının belli olduğunu belirtti.

Bakanlar Kurulu toplantısının ardından açıklama yapan Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek, Bakanlar Kurulu'nda iki yasa tasarısının imzaya açıldığını açıkladı. Bunlardan birisinin Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan Milletlerarası Özel Hukuk ve Usül Hukuku Kanun Tasarısı olduğunu bildiren Bakan Çiçek, bu tasarının 1982 yılından bu yana uygulandığına işaret etti. Türkiye'nin özel hukuk alanı ile ilgili pek çok uluslararası sözleşmeye imza attığına işaret eden Çiçek, bu yasanın birçok hükmünün eskimiş durumda olduğunu bildirdi. Bunların bir Usül Yasası içinde toplanmasının uygun bulunduğunu açıklayan Çiçek, tasarının yurt dışında yaşayan Türkler'in özel hukuk alanında karşılaştığı problemlerin çözümü açısından da bazı hükümler getirdiğini bildirdi. 2007-2013 yıllarını kapsayan 9. Kalkınma Planı'nın da Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldığını kaydeden Çiçek, bu sürenin, AB ile ilişkilerin son noktaya gelecek olması açısından Türkiye için önemli olduğunu ifade etti. 9. Kalkınma Planı ile ilgili son değerlendirmelerin yapıldığını kaydeden Çiçek, ihracat, büyüme ve sektörlerin bu süre içindeki plan hedeflerinin gözden geçirildiğini söyledi. Bakanlar Kurulu toplantısının önemli bir bölümünde hububat alımları konusunun ele alındığını açıklayan Çiçek, verilecek taban fiyat ve hububat politikalarının belirlendiğini, bunların Başbakan Erdoğan tarafından yarın AK Parti TBMM Grup Toplantısı'nda açıklanacağını duyurdu. Son zamanlarda AB ile yürütülen müzakere sürecinde bir yavaşlama gözlendiği yolunda bir kısım açıklamalar yapıldığına işaret eden Çiçek, zaman zaman bu konunun Türkiye'nin gündemine geldiğini ifade etti.

Türkiye'deki tartışmaların da AB tarafından bir kaynak olarak kabul edildiğini ve AB çevrelerinin de benzer açıklamalar yaptığını dile getiren Çiçek, "Hükümet olarak AB politikaları bizim öncelikle önem verdiğimiz ve yasama faaliyetleri arasında en çok zaman ayırdığımız konudur. AB müktesebatının içselleştirilmesi, iç hukukumuza yansıtılması zaman alan bir süreç. Hükümet olarak geri adım atmışlığımız, politikalarda en ufak bir duraksama söz konusu değil. Ancak bir taraftan tarama süreçleri devam ediyor. Öbür taraftan da fiilen müzakereler başlayacak. Yasa tasarılarını da hazırladık, hazırlıyoruz. Yasalaşması zaman almakta. Geçmişte yasaları tümüyle değiştirmek gerekmediği için 'torba yasa' ile çözme imkanımız vardı. Ancak bu defaki tasarılar çok kapsamlı tasarılar olduğu için bunların müzakeresi önceki döneme göre zaman almaktadır. Mesela Ticaret Kanunu 1535 maddelik bir tasarı. Bu tasarının alt komisyondaki görüşmeleri 4 ay sürdü. Ticaret Kanunu yasalaştığı taktirde AB müktesebatının 14 temel belgesi birlikte çıkmış olacak. Eğer envanteri çoğaltmak adına bir düzenleme yapmak gerekiyorsa 14 yasayı ayrı ayrı sevk etmek gerekirdi. Dış görüntü itibariyle, bir illüzyon yapma adına bunu ayrıca sevk edebilirdiniz. Bu değerlendirmelerin bir kısmı eksik bilgiye dayanıyor. Eğer bu konuda bilgi almak isteyen kurumlar olursa biz bu bilgiyi verebiliriz. Türkiye'nin AB politikası ile ilgili kararlılığında en ufak bir duraksama ve tereddüt söz konusu değil" diye konuştu.

Toplantıda son dönemde yaşanan ekonomik gelişmelerin de değerlendirildiğine işaret eden Çiçek, Türkiye'de yaşanan para hareketliliğinin ağırlıklı olarak dış kaynaklı olduğunu söyledi. Hükümetin daha önce ilan ettiği önceliklerden vazgeçmediğini vurgulayan Çiçek, en önemli önceliklerinin enflasyonla mücadele olduğunu belirtti. Bütçe disiplini ve reformlardan asla vazgeçme niyetinde olmadıklarını bildiren Çiçek, serbest piyasa kurallarına hassasiyetle uymaya gayret ettiklerini ifade etti. Çiçek, açıklamalarının sonunda basın mensuplarının sorularını cevapladı. Merkez Bankası'nın faiz artırımı sinyali verdiğinin hatırlatılması ve iç talep ve cari açığı düşürücü tedbirler alınıp alınmayacağı sorusu üzerine Çiçek, Merkez Bankası ile ilgili bir açıklama söz konusu olacaksa Merkez Bankası'nın bunu kendisinin yaptığını ifade etti.

"HAZIRLIK SORUŞTURMASININ GİZLİLİĞİNE UYMAMAK DA YASALARA UYMAMAKTIR, KİMSENİN BU NOKTADA ÖZEL BİR İMTİYAZI OLMAMALIDIR"

Merkez Bankası adına açıklama yapmasının uygun olmayacağını kaydeden Çiçek, "Zaten bunlar özerk, bağımsız kuruluşlardır. Kaldı ki Merkez Bankası bu anlamda bir şey söyledi mi yoksa yorumla mı öyle bir sonuca varıyoruz? Önümüzdeki hafta içinde zaten bu toplantılar yapılacak. Belli aralıklarla bu toplantılar yapılıyor. Bu konularla ilgili yorum yapmak yerine net bilgiyi görmek ve net açıklamalar yapmak daha doğrudur. Yoruma dayalı değerlendirmeler bir kısım spekülasyonları da beraberinde getiriyor. Merkez Bankası adına ben bir açıklama yapmam, onlar kendileri yapacaktır. Ancak ekonominin genel gidişatı sadece Merkez Bankası'nın görev alanına giren konular değil. Hububat alımları da ekonominin bir parçasıdır. Oraya ödenecek paralar piyasaya çıkacaktır. Vatandaşlarımız bunu değerlendirecek. Biz ekonomiyi Bakanlar Kurulu'nda bir bütünlük içinde ele alıyoruz. Merkez Bankası ile ilgili değerlendirmeleri Merkez Bankası, hem hükümete hem Meclis Komisyonu'na aktarıyor" şeklinde konuştu. Çiçek, Danıştay saldırısının ardından çete operasyonları ile ilgili bazı kurumlarca basına bilgi sızdırıldığının hatırlatılması ve kurumlar nezdinde bir uyarı yapıp yapmayacaklarının sorulması üzerine belli kurallara riayet edilmesi gerektiğini ifade etti. Kamuoyuna bilgi sunma adına yazılan haberlerin alındığı kaynakların meçhul olduğunu ifade eden Çiçek şunları söyledi:

"Güvenilir kaynak, bilmem filan kaynak. O kaynağı bilsek, biz de oturup tartışsak bunu. Bulanık kaynaklardan ya da açıklamadığınız kaynaklardan olunca ben kimi muhatap alıp da bu değerlendirmeyi yapacağım. Kamuoyu yanıltılıyorsa size bu yanlış bilgiyi verenleri oturup sorgulamanız lazım. Neden verdiniz, maksadınız neydi. Onu ben bilmiyorum. Haberi yazan arkadaş biliyor. Kaynağını açıklamak mecburiyetinde değil ama o kaynağı ben bilmiyorum. O kaynak size gerçekten hukuken filtre edilmiş bilgi mi veriyor? Onun için dedim ki kolibasili akan çeşmeden su içiyorsunuz, ondan sonra veba salgını var diyorsunuz. İçmeyin o sudan. O suda her zaman sıkıntı vardır. Bu bilgiler çok amaçla verilebilir. Geçtiğimiz dönemlerde bunu o kadar çok yaşadık ki. Kamuoyu üç gün beş gün ayağı kaldırıldı. O yargılamaların sonucunda insanlar hakkında kıymet hükmü verdi. Karara vardı, sonra tam tersi kararlar çıktı. Onun için bence bu bilgileri her defasında biraz istifamla karşılamak lazım. Bu bilgiler çoğu zaman hukuki bilgi değil. Hukuki olmayan bilginin de yargılama sürecinde bir anlamı yoktur. Siyasi değerlendirmeler yapabilirsizin, fikri bir kısım egzersizler yapabilirsiniz ama ikide bir Türkiye bir hukuk devletidir diyoruz. Ne demek, yapılacak her türlü eylemin, işlemin, faaliyetin ister kurumsal, ister bireysel hukuk çerçevesinde olması gerekir. Hukukun dışına çıkarak hukuki bir konuyu değerlendirdiğinizde geldiğiniz yanlış noktaların başında bunlar gelir. Bu noktada işlenmiş bir suç varsa yetkili tamamen bu soruşturmayı yapan Cumhuriyet Savcıları'dır. Son zamanlarda olup bitenlere baktığınızda Cumhuriyet Savcıları tarafından yapılan bir açıklama yok. Çok teferruatlı açıklamalar yapılıyor. Bunlar doğru mu yanlış mı ben şahsen bilemiyorum. O zaman yetkisiz kişilerin yaptığı açıklamalar üzerinden benim bir açıklama yapmam söz konusu olamaz. Kendi ortaya çıkardığımız bu anormal durum karşısında tereddütler geçiriyoruz. Hazırlık soruşturmaları gizli. Bir kısım insanları yasalara uymuyor diye yargılıyoruz. Hazırlık soruşturmasının gizliliğine uymamak da yasalara uymamaktır. Kimsenin bu noktada özel bir imtiyazı olmamalıdır. Ama nedense daha savcının önüne gelmeden bakıyorsunuz ertesi gün haberlerde en ince teferruatına kadar yazıldığını görüyoruz. Bunların ne kadarı doğru, ne kadarı gerçek, ne kadarı olayla bağlantılı. Bunları önlemek imkanı elbirliğiyle yapılacak bir çabaya bağlı. Hazırlık soruşturmasında davet edilen her kişiyi biz bu bilgiler ışığında sanık olarak, şüpheli olarak, olayın bizzat faili gibi görüyoruz. Çok değişik sebeplerden dolayı insanların bilgisine başvurulabilir. Sonuçta savcılık önüne geldiğinde bakıyor ki olayla ilgili yok serbest bırakıyor. Bu türlü bilgileri verenler yanlış yapıyor. Bunlara itibar etmememiz lazım. Fırsat da vermememiz lazım. Bir karşılıklı arz-talep meselesi bu konuda oluşmamalıdır. Emniyetin kapısından giren herkesi suçlu kabul edemeyiz. Sonuçta 'biz ne yapalım, savcılar serbest bırakıyor, mahkemeler serbest bırakıyor' tarzındaki bir kısım tartışmaların içine Türkiye'deki kurumları itmiş oluruz. Bunlar doğru değildir. Hukuki bulmuyorum."

"HEPİMİZ KURALLARA UYGUN DAVRANIRSAK BU AÇIKLAMALAR DA OLMAZ, BU CEVAPLAR DA OLMAZ, BU SORULAR DA OLMAZ"

Genelkurmay Başkanlığı'nın operasyondan haberdar olmadığı yönündeki açıklamasının hatırlatılması üzerine Adalet Bakanı Çiçek, "Hepimiz kurallara uygun davranırsak bu açıklamalar da olmaz, bu cevaplar da olmaz, bu sorular da olmaz" dedi. Hiç kimsenin hukuka aykırı davranma imtiyazı olamayacağını vurgulayan Çiçek, "Kimse o güvendiğiniz kaynaklar yetkiliyse ismini versin, altına imzasını koysun, açıklamasını yapsın. Yoksa el altından duyduğu yarım yamalak bilgiyle kamuoyuna maniple edecek, yanlış bilgi verecek. Ne maksatla veriyor, niye veriyor, yetkisi ne, kimin nesi? Amirinin bilgisi var mı? O konularda soruşturmanın içinde mi? Bunlar bilinmeden yazılacak bilgiler çok sağlıklı bilgi değildir. Filtreden geçirilmemiş bilgidir. Bu toplumda bunun sıkıntısını geçmişte çok yaşadı. Onun için bırakalım ilgili kurumları soğukkanlılıkla elbirliği içinde her türlü tesirden azade soruşturmaları yapsınlar. Bizim hükümet olarak beklentimiz budur ve bu konuda her türlü desteği de vermeye hazırız. Türkiye bir çeteler ülkesi olamaz. Hiç kimsenin kamu düzenini bozma noktasında bir imtiyazı olamaz. Herkes hukuk içinde hareket etmeye mecburdur. Buna göre ayarlamaya mecburdur. Geçmişte de bir kısım benzeri örgütlenmeler de oldu. Bunlara ulvi gayeler de verildi. Önüne arkasına bir şeyler koyuldu. Sonuçta hepsinin akıbeti perişan olmuştur. Hukuk yakasına yapışmıştır. Hem kendileri, hem aileleri, hem de toplum için üzücü sonuçlarla karşı karşıya kalmışızdır. Ne yapıyorsak hukuk içinde kalarak yapmalıyız" değerlendirmesi yaptı. 'Genelkurmay ile Emniyet arasında bir yetki çatışması mı yaşanıyor? Emniyet'in yürüttüğü operasyon Adalet Bakanlığı genelgesine dayandırılıyor' şeklindeki soru üzerine Çiçek, Cumhuriyet'in kurumları arasında çatışma kavramını doğru bulmadığını, çatışmanın hoş bir şey olmadığını söyledi. Türkiye Cumhuriyeti devletinin anayasası ve yasaları olan bir devlet olduğuna dikkat çeken Çiçek, her kurumun, her kişinin yetkisi, sorumluluğu ve sorumluluğunun sınırlarının belli olduğunu söyledi. Bunların uygulamasına açıklık getirmek adına da yaşanan tecrübelerden dolayı ilgili kurumların ve Adalet Bakanlığı'nın zaman zaman genelgeler çıkardığını anlatan Çiçek şöyle konuştu:

"Yaşadığımız tecrübelerden yola çıkarız. Biz 1 Ocak 2006 itibariyle uygulamaya koyduğumuz genelgelerle geçmişte çıkardığımız genelgeleri güncelleştirmeyi amaçladık. 4 bin 500 genelgeyi ayıklamak için 1 seneden fazla çalıştı arkadaşlar. 104-105'e düşürüldü. Bunlardan bazıları soruşturmalarda dikkat edilmesi gereken hususlar. Türkiye'de soruşturma birliği olmadığı için, suç işleyen insanların farklı farklı makamların farklı soruşturma usulleri söz konusu olduğu için bu konuda bir geçiş de söz konusu olabilmekte. Yanlış uygulamalar ya da yanlış anlamalar söz konusu olabilmekte. Bunları ortadan kaldırmak, asgariye indirmek adına genelgeler yayınladık. Bunların başında da 23 numaralı genelge vardı. Olayda gözaltına alınan ya da suçla ilişkisi tespit edilen kişiler asker kişiler olursa bunun hazırlık soruşturması bizzat Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılır. Her türlü soruşturma işlemi Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılacaktır. Öyle de olmaktadır. Bunda tereddüt yoktur. Bu işlemler böyle yapılır. Halen sürdürülen uygulama da bu şekildedir."

Kaynak: İhlas Haber Ajansı