ANALİZ - BM'nin 81. Genel Kurulu ve Türkiye'nin diplomasi trafiği

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Güncelleme:
+4 sitede yayında
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

- Cumhurbaşkanı Erdoğan'a BM'nin 81. Genel Kurulu marjında geniş bir bakanlar heyetinin eşlik etmesi New York'taki diplomatik yoğunluğun yalnızca cumhurbaşkanlığı düzeyiyle sınırlı kalmayacağına işaret ediyor Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın New York ziyaretinin gerçek diplomatik bilançosu yalnızca 22 Eylül'de yapacağı konuşmada değil, Genel Kurul haftası tamamlandığında ortaya çıkacak görüşme haritasında aranmalıdır

Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi ve Jean Monnet Kürsüsü sahibi Prof. Dr. Ali Balcı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın BM'nin 81. Genel Kurulu marjında gerçekleştireceği görüşmelerin önemini ve BM'nin diplomasideki yerini AA Analiz için kaleme aldı.

***

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu için gerçekleştirdiği New York ziyaretleri, Türkiye açısından yalnızca çok taraflı diplomasinin yürütüldüğü yıllık toplantılar değildir. Bu ziyaretler aynı zamanda yılın en yoğun ikili diplomasi haftalarından birini oluşturuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 Eylül'de BM'nin 81. Genel Kuruluna katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak üzere New York'a ulaştı. Erdoğan'ın 20-23 Eylül tarihlerini kapsayan ziyareti sırasında 22 Eylül'de Genel Kurul'a hitap etmesi, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ve çeşitli ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarıyla görüşmesi planlanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'a dışişleri, ekonomi, enerji, ticaret ve güvenlik alanlarından geniş bir heyetin eşlik etmesi, New York programının yalnızca Genel Kurul konuşmasından ibaret olmadığını gösteriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın programı, çok sayıda ikili temasın da ziyaretin merkezinde yer alacağını ortaya koyuyor. [1]

Genel Kurul'un değişen işlevi

Soğuk Savaş döneminde BM Genel Kurulu büyük ölçüde diplomatların ve dışişleri bakanlarının faaliyet gösterdiği bir platformdu. Sonraki yıllarda devlet ve hükümet başkanlarının Genel Kurul'a katılımı giderek yaygınlaştı. Böylece yıllık toplantılar, liderlerin yalnızca ülkelerinin politikalarını dünya kamuoyuna anlattıkları bir kürsü olmaktan çıktı; yüz yüze görüşmeler yaptıkları geniş kapsamlı bir diplomasi buluşmasına dönüştü.

Liderlerin Genel Kurul'a katılmaları genellikle uluslararası görünürlük, ülkenin politika gündemini duyurma ve diğer liderlerin bulunduğu bir toplantıda yer almamanın yaratabileceği itibar kaybından kaçınma gibi gerekçelerle açıklanıyor. Ancak Erdoğan'ın New York programları başka bir işlevi daha görünür hale getiriyor. BM Genel Kurulu, resmi ziyaretlerin zamanını, maliyetini ve siyasi risklerini azaltan bir ikili diplomasi merkezi olarak kullanılıyor.

Bu bakımdan New York'ta asıl diplomatik faaliyet Genel Kurul salonuyla sınırlı değildir. BM kürsüsü devletlerin dünyaya seslendiği yerse, toplantının marjı liderlerin birbirleriyle doğrudan temas kurduğu alandır.

Bir haftada bir yıllık görüşme trafiği

Bir devlet başkanının başka bir ülkeye yapacağı resmi ziyaret haftalar, hatta aylar süren hazırlık gerektirir. Güvenlik, protokol, ulaşım ve heyet organizasyonu gibi kalemler için önemli kamu kaynakları kullanılır. Üstelik bu kadar yüksek maliyetli bir ziyaret çoğunlukla tek bir ülkeye ve sınırlı sayıda görüşmeye ayrılır.

BM Genel Kurulu ise aynı seyahat içinde çok sayıda liderle görüşme imkanı sunar. Programa eklenen her ikili görüşme, ayrı bir başkente seyahat etmeye kıyasla daha az ilave zaman ve kaynak gerektirir. Erdoğan'ın 2016-2025 dönemindeki programları, bazı yıllarda birkaç günlük New York ziyaretinde yapılan ikili görüşmelerin, yıl boyunca gerçekleştirilen resmi ülke ziyaretleriyle karşılaştırılabilir bir sayıya ulaştığını gösteriyor.

Örneğin 2019'da Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Genel Kurul marjındaki 16 ikili görüşmesi, aynı yıl gerçekleştirdiği 14 resmi ziyareti geçti. 2024'te ise New York'ta 14 ikili görüşme yapılırken yıl içindeki resmi ziyaret sayısı 12'de kaldı. Elbette kısa bir lider görüşmesi ile kapsamlı bir resmi ziyaretin gündemi ve sonuçları aynı değildir. Ancak bu karşılaştırma, yıl boyunca ayrı seyahatlere yayılan üst düzey temasların sayısal ölçeğine birkaç günde ulaşılabildiğini gösteriyor. Daha önce başlatılan müzakerelerin değerlendirilmesi, acil bir konuda doğrudan mesaj verilmesi veya ileride yapılacak kapsamlı bir ziyaretin hazırlığının görüşülmesi için bu kısa temaslar da işlevsel olabilir.

Burada görüşme sayısı kadar zamanın kullanımı da önemlidir. Aynı şehirde bulunan liderler arasında kısa aralıklarla toplantılar düzenlenebilir. Dışişleri bakanları ve diğer kabine üyeleri de eş zamanlı temaslar yürütebilir. Bu nedenle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a BM'nin 81. Genel Kurulu marjında geniş bir bakanlar heyetinin eşlik etmesi, New York'taki diplomatik yoğunluğun yalnızca cumhurbaşkanlığı düzeyiyle sınırlı kalmayacağına işaret ediyor.

Siyasi maliyeti yüksek görüşmeler

BM Genel Kurulu'nun sunduğu ikinci avantaj, bazı görüşmelerin siyasi maliyetini düşürmesidir. Bir ülkeye resmi ziyaret gerçekleştirmek veya tartışmalı bir lideri Ankara'da ağırlamak, ilişkinin seviyesine dair güçlü bir siyasi mesaj verir. Bu tür ziyaretler iç kamuoyunda tepki yaratabilir veya üçüncü ülkeler tarafından politika değişikliğinin işareti olarak yorumlanabilir.

New York'taki çok taraflı ortam bu sembolik yükü hafifletir. Her iki lider de şehre birbirini ziyaret etmek için değil, BM toplantısına katılmak için gelmiştir. Dolayısıyla görüşme, diplomatik bir yakınlaşmadan çok mevcut programın olağan bir parçası olarak sunulabilir. Görüşmenin başarısız olması halinde ortaya çıkacak siyasi maliyet de resmi bir ziyarete kıyasla daha sınırlı kalır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2024'te Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile New York'ta görüşmesi bu işleve örnek oluşturuyor. Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin tarihsel hassasiyetleri ve Güney Kafkasya'daki bölgesel dengeler düşünüldüğünde aynı görüşmenin Erivan veya Ankara'da resmi bir ziyaret kapsamında gerçekleşmesi çok daha güçlü bir siyasi mesaj taşıyabilirdi. BM Genel Kurulu'nun çok taraflı ortamı ise iki lidere, karşı tarafın başkentini ziyaret etmenin sembolik yükünü üstlenmeden diyaloğu sürdürme imkanı sundu.

Uzak ve ulaşılması güç ülkelere erişim

Genel Kurul'un üçüncü avantajı coğrafi erişimdir. Türkiye'nin her ülkeyle ayrı bir üst düzey ziyaret düzenlemesi mümkün değildir. Coğrafi mesafe, sınırlı ekonomik ilişkiler ve yoğun lider takvimi nedeniyle bazı ülkeler resmi ziyaret programında uzun süre yer bulamayabilir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın New York'ta Guatemala, Vietnam, Mozambik, Gine-Bissau ve Burundi gibi Türkiye'nin cumhurbaşkanlığı seyahatlerinde daha seyrek yer alan ülkelerin liderleriyle görüşmesi, Genel Kurul'un coğrafi erişimi nasıl genişlettiğini gösteriyor. Bu ülkelerin her birine ayrı ziyaret düzenlemek uzun seyahatler, kapsamlı güvenlik ve protokol hazırlıkları ile önemli maliyetler gerektirirken görüşmelerden beklenen kısa vadeli siyasi veya ekonomik getiriler sınırlı kalabilir. BM Genel Kurulu ise farklı kıtalardan liderleri aynı şehirde buluşturarak Türkiye'nin ayrı ziyaretler planlamadan daha geniş bir diplomatik ağ kurmasını sağlıyor. Böylece Ankara, geleneksel ortaklarının ötesindeki ülkelerle en üst düzeyde temas kurabiliyor ve ileride geliştirilebilecek ilişkilerin ilk adımlarını daha düşük maliyetle atabiliyor.

Bu işlev, savaş ve ağır siyasi krizlerden etkilenen ülkeler söz konusu olduğunda daha da önem kazanıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, incelenen dönemde BM Genel Kurulu marjında Libya liderleriyle üç, Sudanlı liderlerle iki, Lübnanlı liderlerle iki ve Rusya'nın geniş çaplı saldırılarından sonra Ukrayna lideriyle bir kez görüştü. Libya'daki parçalı siyasi yapı, Sudan'daki iç savaş, Lübnan'ın bölgesel çatışmaların etkisine açık konumu ve Ukrayna'daki savaş, bu ülkelere yapılacak resmi ziyaretleri güvenlik ve lojistik bakımdan zorlaştırıyor. Böyle ziyaretler aynı zamanda tartışmalı bir hükümete meşruiyet kazandırıldığı veya çatışmanın taraflarından birine siyasi destek verildiği şeklinde yorumlanabilir. New York'taki tarafsız ortam, Erdoğan'ın kişisel güvenlik risklerini ve saha ziyaretlerinin sembolik maliyetlerini üstlenmeden bu liderlerle temas kurmasına, Türkiye'nin arabuluculuk, insani yardım ve bölgesel krizlerin yönetimi konularındaki ilgisini göstermesine imkan veriyor.

Türkevi'nin 2021'de BM binasının karşısında hizmete girmesi de bu diplomatik işlevi daha düzenli hale getirdi. Türkevi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk bakanlar için çok sayıda görüşmenin Türkiye'ye ait tek bir mekanda yapılmasını kolaylaştırıyor. Bir binanın tek başına diplomatik kapasite oluşturduğunu söylemek mümkün değil. Ancak uygun konumu, toplantı organizasyonunu kolaylaştırması ve Türkiye'nin New York'taki görünürlüğünü artırması bakımından Türkevi önemli bir altyapı sunuyor.

Ziyaretin bilançosu nasıl okunmalı?

Erdoğan'ın 81. Genel Kurul programı değerlendirilirken yalnızca Genel Kurul konuşmasının içeriğine veya yapılan görüşmelerin sayısına bakmak yeterli olmayacaktır. Hangi liderlerle görüşüldüğü, bu ülkelerin Türkiye'nin geleneksel diplomatik çevresinin ne kadar dışında bulunduğu ve temasların resmi bir başkent ziyaretinde gerçekleşmesinin ne ölçüde mümkün olduğu da dikkate alınmalıdır.

Elbette bir görüşmenin yapılması, otomatik olarak siyasi anlaşma veya kalıcı yakınlaşma üretmez. Genel Kurul erişim sağlar; sorunları tek başına çözemez. Bununla birlikte, liderlerin yüz yüze görüşebilmesi, askıya alınmış temasların yeniden başlatılması ve tarafların birbirlerinin tutumlarını doğrudan değerlendirmesi için önemli bir fırsat oluşturur.

Erdoğan'ın New York ziyaretleri, BM Genel Kurulu'nun Türkiye açısından iki farklı işleve sahip olduğunu gösteriyor. Türkiye bir yandan Genel Kurul kürsüsünde küresel meselelere ilişkin görüşlerini açıklarken diğer yandan toplantının marjında yoğun bir ikili diplomasi yürütüyor. Bu temaslar resmi ziyaretlerin yerini almıyor; onları tamamlıyor ve Türkiye'nin daha fazla ülkeye, daha düşük maliyetle ve daha az siyasi riskle ulaşmasını sağlıyor.

Bu nedenle, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın New York ziyaretinin gerçek diplomatik bilançosu yalnızca 22 Eylül'de yapacağı konuşmada değil, Genel Kurul haftası tamamlandığında ortaya çıkacak görüşme haritasında aranmalıdır.

[1] https://www.aa.com.tr/tr/gundem/cumhurbaskani-erdogan-bm-genel-kuruluna-katilmak-uzere-abdye-gitti/4062429

[Prof. Dr. Ali Balcı, Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi ve Jean Monnet Kürsüsü sahibidir.]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Kaynak: AA