İstanbul Yapay Zeka Etiği Bildirgesi kamuoyuyla paylaşıldı

İstanbul Yapay Zeka Etiği Bildirgesi kamuoyuyla paylaşıldı
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

İstanbul Üniversitesi, farklı üniversitelerden akademisyenlerin katkısıyla hazırlanan İstanbul Yapay Zeka Etiği Bildirgesi'ni kamuoyuna sundu. Bildirge, insan failliğini merkeze alarak adalet, şeffaflık ve hesap verebilirlik gibi etik ilkeleri vurguluyor.

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nün ev sahipliğinde, farklı üniversitelerden akademisyenlerin katkısıyla şekillenen "İstanbul Yapay Zeka Etiği Bildirgesi" kamuoyuyla paylaşıldı.

İÜ Rektörlük Binası'ndaki Mavi Salon'da düzenlenen toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren İÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Adak, üniversitenin "Perspektif 2053" vizyonuna atıfta bulunarak, bu konuda ısrarla üzerinde durdukları bazı yöntemler ve yolların olduğunu söyledi.

Adak, bilimin ve halkın birleşmesine, ortak hareket etmesine önem verdiklerini, toplumun ihtiyaçlarının giderilmesi konusunda da üniversitelerin anahtar rolü olduğunu belirtti.

İÜ Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Başkanı Prof. Dr. Nedim Yıldız ise yapay zeka çağında insanın nasıl korunacağı, karar süreçlerinde yetkinin kimde bulunacağı, sorumluluğun hangi aktörler üzerinde temelleneceği, insan onurunun hangi esaslar doğrultusunda savunulacağı ve ortak yaşamın hangi etik sınırlar içinde sürdürülebileceği yönünde çerçeve ortaya koyma çabasıyla İstanbul Yapay Zeka Etiği Bildirgesi'ni kamuoyuna sunduklarını ifade etti.

Burada tartışılan konunun, belli teknik araçların ne ölçüde hızlandığı ya da ne kadar yaygınlaştığı olmadığını söyleyen Yıldız, asıl sorunun insanın kendi kurduğu sistemler karşısında nasıl konumlandığı, bu sistemlerin toplumsal ilişkileri nasıl dönüştürdüğü ve etik sorumluluğun hangi esaslar üzerinden temelleneceği olduğunu dile getirdi.

Yıldız, yapay zekanın hayatın gündelik akışına, eğitime, üretime, bilgiye erişime, kurumsal kararlara, denetim biçimlerine ve kültürel üretime nüfuz ettikçe bu alanı düşünmenin artık ertelenebilir bir mesele olmadığının açık hale geldiğini, bildirgenin tam da bu bağlamın içinde şekillendiğini vurguladı.

Bildirgenin yazım sürecinde yapay zeka etiği alanında yayınlanmış başka bildirgeler, ilke, tavsiye ve çağrılar arasından kayda değer bütün metinlerin tarandığını ve incelendiğini aktaran Yıldız, şunları kaydetti:

"Bu çalışma sonucunda insan hakları, adalet, güvenlik, mahremiyet, şeffaflık, hesap verebilirlik, kapsayıcılık, çevresel etki ve çok paydaşlı yönetişim başlıklarının uluslararası literatürde belirgin biçimde öne çıktığı görülmüştür. Tam da bu noktada İstanbul Yapay Zeka Etiği Bildirgesi'nin insan failliğine vurgu yapan özgünlüğü belirginleşmektedir. Çünkü, insan failliğinin etik ve politik ağırlığı çoğu metinde ya dağınık biçimde yer almakta ya da başka başlıkların gölgesinde kalmaktadır. İstanbul Yapay Zeka Etiği Bildirgesi, tam bu eksende farklı bir yönelim önererek, bu alana katkı sunmaktadır."

Temel esas: adalet

Prof. Dr. Yıldız, yapay zeka etrafında ortaya çıkan temel sorunun, araçların ne kadar geliştiğinden çok, kararın kim tarafından verildiği, sorumluluğun kimde toplandığı ve insanın kendi eylemlerinin öznesi olarak korunup korunamadığı sorusunda düğümlendiğini dile getirdi.

Bu nedenle bildirgede yapay zeka konusunun öncelikle insanın fail oluşu bakımından ele alındığını belirten Yıldız, fail kavramı devreye girdiğinde karar, sorumluluk, hesap verebilirlik, araçsallaştırma, yaratıcılık, mahremiyet ve denetimin birbirine bağlandığını, bildirgenin katkısının da bu bütünlüğün görünür hale getirilmesinde yattığını söyledi.

Yıldız, bildirgedeki ilk esas olan adaletin, metinde soyut ve değişmez bir ölçüt olarak değil, insanların tarihsel, toplumsal ve kurumsal konumlarını dikkate alan, bağlamsal bir hakkaniyet anlayışı içinde ele alındığını ifade ederek, "Yapay zeka sistemlerinin geçmiş veriler üzerinden işlemesi, mevcut eşitsizliklerin ve önyargıların yeniden üretilmesi tehlikesini beraberinde getirmektedir. Bu nedenle adalet, herkese aynı ölçütün uygulanmasıyla sınırlı görülemez. Kimi durumlarda yapısal eşitsizlikleri dikkat alan ve bunları gidermeye yönelen düzenlemeleri gerekli kılar. Bu yönüyle adalet, metinde ilk sırada yer alan bir esas olmasının ötesinde diğer bütün esasların anlamlı hale gelmesi için vazgeçilmez olan temel esas olarak ortaya çıkmaktadır." dedi.

Bildirgenin ikinci esasının merkezinde insanın fail oluşunun yapay zekayla kurulan ilişki içinde nasıl konumlandırılması gerektiği sorusunun ele alındığını söyleyen Yıldız, "Fail olan insandır. İnsan, kendi eylemlerinin kaynağıdır ve sonuçlarının sorumluluğunu üstlenir. Bu nedenle yapay zeka sistemlerinin otonom görünmesi, sorumluluğun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Faili görünmez hale getiren mekanizmalar, adaletin askıya alınma riskini büyütür." diye konuştu.

Yapay zekanın çıktılarının izlenebilir, sorgulanabilir ve denetlenebilir olmasını bildirgenin gerekli gördüğünü kaydeden Yıldız, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

"Burada kastedilen teknik belgelerin dar uzman çevreleri içinde dolaşımı değildir. Asıl konu, insanların kendileri hakkında işleyen süreçleri anlayabilmeleri, bu süreçlere itiraz edebilmeleri, sorumlu aktörlere ulaşabilmeleri ve gerektiğinde hesap sorabilmeleridir. Bu bakımdan şeffaflık teknik bir nitelik olmanın ötesine geçerek, faili görünür hale getiren etik ve kurumsal bir esas halini almaktadır. Hesap verilebilirlik de bu açıklığın sorumluluk doğuran biçimi olarak belirginleşmektedir. Bunu izleyen insanın araçsallaştırılamayacağı esası bildirgenin insan anlayışını daha açık hale getirmektedir."

"Algoritmik süreçler nihai karar verici konuma çıkarılamaz"

Prof. Dr. Yıldız, insanın hız, verimlilik, güvenlik ya da maliyet azaltma adına veri kaynağına, kullanıcı profiline ya da sınıflandırılabilir bir nesneye indirgenemeceğinin de altını çizdi.

Beşeri konularda algoritmik süreçlerin nihai karar verici konuma çıkarılamayacağını vurgulayan Yıldız, "Çünkü insan, hesaplanabilir davranış kalıplarından ibaret değildir. Karar veren, yanılan, yeniden düşünen, anlam kuran ve kendisini dönüştürebilen bir varlıktır. Bu nedenle insan onuru dışarıdan eklenen bir değer ifadesi değil, etik çerçevenin kurucu ölçütlerinden biridir." ifadeleri kullandı.

Yıldız, hazır içerik, sürekli yönlendirme ve yüzeysel üretim pratiklerinin düşünme ve değerlendirme kapasitesini zayıflatabildiğini, bu nedenle burada tartışılan şeyin, estetik ya da kültürel beğeniye ilişkin bir tercih değil, insanın kendisini belirleme ve kendi yaşamını tasarlama kapasitesi olduğunu kaydetti.

Çağdaş, dijital ortamda mahremiyet kaybının, bir bilginin açığa çıkmasından ibaret olmadığını belirten Yıldız, "Davranışların öngörülmesi, tercihlerin yönlendirilmesi, kişinin kendi iç alanının daraltılması ve kendi yaşamı üzerindeki tasarruf imkanın aşınması da bu kaybın parçasıdır. Bu nedenle mahremiyet, özgür yaşamın kurucu zeminlerinden biri olarak ele alınmaktadır." dedi.

Yıldız, bildirgenin, yapay zeka sistemlerinin bağımsız, çok paydaşlı ve sürekli işletilebilir mekanizmalar aracılığıyla denetlenmesini talep ettiğini de ifade etti.

Bildirgenin asıl katkısının, sorumluluk sorununu üretim sürecinin tamamına yaymasında ve insan failliğini bu bütünün merkezine yerleştirmesinde ortaya çıkmasıyla görüldüğünü belirten Yıldız, "Bu nedenle bugün kamuoyuna sunduğumuz bildirgede sunulan çerçeve, çağdaş teknik ve teknolojik düzeninin hangi etik sınırlar içinde düşünülmesi gerektiğine dair tutarlı ve bütünlüklü bir öneridir. Bu öneri, insanlık onuru, adalet, yaratıcı kapasite, mahremiyet ve sorumluluk ile uyuşmayan bir teknik ve teknoloji tutumunun meşrulaştırılamayacağını açık biçimde ortaya koymaktadır." diye konuştu.

Yıldız'ın konuşmasının ardından Prof. Dr. Kurtul Gülenç, Prof. Drç Aydın Topaloğlu, Prof. Dr. Funda Günsoy Turowski, Prof. Dr. M. Ertan Kardeş, Doç. Dr. Tacettin Ertuğrul, Doç. Dr. Mehtap Doğan, Doç. Dr. N. Murad Omay, Doç. Dr. Çetin Türkyılmaz ve Dr. Öğr. Üyesi Arzu İbişi Temelli, bildirgedeki adalet, faillik, hesap verebilirlik ve şeffaflık, insanın araçsallaştırılmayacağı, yaratıcılığın sürdürülebilirliği, mahremiyet, denetim ve gözetim esaslarının felsefi arka planı ile "Yapay zekanın Kant üzerinden değerlendirilmesi" ile "Yapay zekanın politik boyutu" konuları hakkında bilgilendirme yaptı.

Kaynak: AA / İrem Demir
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.