4. İlçe Temsilcileri İstişare Toplantısı

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

4. İlçe Temsilcileri İstişare toplantımızı Kızılcahamam'da yaptık.

Tokat Eğitim Bir sen Şube Sekreteri Şaban Ceylan yaptığı yazılı açıklamada 4. İlçe Temsilcileri Toplantımızı, Tokattan 11 diğer illerden 900 ilçe temsilcimizin katılımıyla 7-9 Ekim 2011 tarihleri arasında Kızılcahamam Asya Termal'de gerçekleştirdik.

Eğitim-Bir-Sen Şube Sekreteri Şaban Ceylan, öğretmenlerin yurt genelinde eşit dağılımını sağlamanın çözümünü kendilerinin ürettiklerini ifade ederek, "Çözüm, öğretmenin yerleşik düzenini bozarak, sürgün ederek, motivasyonunu yok ederek, asker gibi Hakkâri'de tutmak değildir. Hakkâri'deki, Batman'daki, Van'daki, Haymana'daki öğretmene 700-800 TL daha fazla verirsin, bu sorun ortadan kalkmış olur. Öğretmenleri kanunla, yönetmelikle hizaya getirme biçimi de darbecilerin bize reva gördüğü terbiye etme biçiminin bir başka versiyonudur" dedi.

Göçebe Öğretmen" Uygulamasına Hayır!

Milli Eğitim Bakanlığı'nın personel atama ve yer değiştirme işlemleri ile ilgili yeni bir yönetmelik çalışması yaptığı bilinmektedir.

Bakanlık, İl eğitim denetmenleri, şube müdürleri ve öğretmenlerin atama ve yer değiştirme işlemlerini, Milli Eğitim Bakanlığı Personeli Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği şeklinde birleştirerek, öğretmenler için iller arası zorunlu yer değişikliği çalışması yapmaktadır. Bu çalışma ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın "göçebe öğretmen" uygulamasını hayata geçirmek istediği anlaşılmaktadır.

Türkiye demokratikleşirken, Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitimin paydaş kuruluşlarının görüşünü almadan yüzbinlerce çalışanın hayatını alt üst edecek bir düzenlemeyi, bırakın hayata geçirmeyi, planlamasını dahi kabul edilebilir bulmuyoruz.

Daha önceki dönemlerde bakanlıkça yapılan düzenlemelerde yönetici atama ve yer değiştirme, öğretmen atama ve yer değiştirme gibi kamuoyunda tartışma oluşturabilecek ve beraberinde yeni sorunlar getirebilecek yönetmelik çalışmalarında sendikaların görüş ve önerileri alınıyorken, şimdi, 700 bin eğitim çalışanının etkileneceği bir düzenlemenin gizlenerek yapılmaya çalışılması, beraberinde büyük sorunları da getirecektir.

Teşkilat yasasında yapılan değişiklikle öğretmenlerin özür grubu tayinlerinin yılda bir kez olacak şekilde sınırlandırılması dolayısıyla aile bütünlükleri parçalanmış eğitimcilerin sorununu, okulların bütçe problemlerini çözmek, 18. Milli Eğitim Şurası kararlarını hayata geçirmek, eğitimdeki vesayeti tasfiye etmek, eğitim çalışanlarının mali ve özlük haklarını iyileştirmek, eğitim programlarının yeniden gözden geçirilerek "değerler eğitimi" konusunu gündeme almak gibi önemli konular dururken, Bakanlığın sorun çözmek yerine, yeni sorunlar üretir bir yaklaşımla her gün eğitimcileri huzursuz edecek konularla gündeme gelmesini kabul etmek mümkün değildir.

Eğitim çalışanlarının daha nitelikli eğitim vermeleri için sorunlarının çözümü yönünde adım atılması beklenirken, Bakanlığın, eğitim çalışanlarının sorunlarını daha da artıracak, motivasyonlarını bozacak çalışmalara girişmesi eğitime ve eğitimcilere zarar vermekten başka bir sonuç doğurmayacaktır.

Bakanlığı, eğitim çalışanlarını huzursuz eden düzenleme ve beyanlardan uzak durmaya, eğitimin paydaşlarından görüş alarak, mevcut sorunlara eğilmeye davet ediyoruz.

Eğitim hizmet kolunda Genel Yetkili Sendika olarak, "Göçebe Öğretmen" uygulamasına kesinlikle karşı olduğumuzun bilinmesini istiyoruz.

Türkiye'nin İnşasında Öğretmenlere Önemli Görevler Düşmektedir

Şaban Ceylan, Türkiye'nin inşasında öğretmenlere çok önemli görevler düştüğünü belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Rahat-hazır ol, ceket, kravat, saç gibi meselelerle uğraşmayıp doğrudan gönüllere hitap ederek demokratikleşmeyi evinde, sınıfında, okulunda başlatan, onları hayata hazırlayan öğretmenlikten daha önemli bir görev yoktur. Gelin, araç ile amaç arasında bir cümleye yer verelim. Eğitimde ritüellere takılıp amaç göz ardı edilmektedir. Onun için eğitimde sivilleşmeye ihtiyaç vardır. Aracı amacımız haline dönüştürdüğümüz zaman sıkıntılar başlar. Yeni Bakan'dan, eğitimdeki militer anlayış ve ritüelleri tasfiye etmesini bekliyoruz."

Özür Grubu Tayin Hakkının Sınırlandırılmasına Karşıyız

Milli Eğitim Bakanlığı teşkilat kanunundaki değişiklikle güzel bir başlangıç yapıldığını kaydeden Ceylan, "Yılda bir yer değişikliği gibi birkaç konuyu hariç tutarsak, desteklediğimiz bir yasa. Ara dönemde tayin bekleyen eğitim çalışanlarının en insani taleplerini yasaya koyarak bir maddeyle tırpanlamak kabul edilebilir bir şey değildir. Aile bütünlüğü bozulmuş, ara dönemde özür grubundan atama bekleyen eğitimcilerin sorununu Genel Merkezimiz Bakan'a ve Müsteşar'a özel olarak taşıdık ve sorunun acilen çözümünü istedik. Bu konuyla ilgili ısrarımız, sorun çözülene kadar devam edecektir" şeklinde konuştu.

Okullara Bütçe Ayrılmalı, Yöneticiler Tahsildarlıktan Kurtarılmalıdır

"Kayıt parası alınmasına biz de karşıyız" diyen Ceylan, "Öncelikle okullara ihtiyaçları oranında bütçe ayrılması gerekmektedir. Okullara bütçe ayırmadan, emir göndererek 'bağış almayın' demek, soruna gözlerini kapamaktır. İstismar etmiş olanlar olabilir; ama bütün okullara 'bağış' soruşturması için il denetmenlerini göndermek, fedakarlıkla okulları idare etmeye çalışan yöneticileri son derece kırmıştır. Niyeti sorgulamıyorum; ama atılan adım yanlış bir adım olmuştur.

Yanlışlığını ifade edince, genelgesinin arkasında duramayan bir Bakan görüntüsü verilmemeye çalışılıyor. Teknik olarak bir sorun yokmuş gibi duruyor ama bu genelge çıkarılmadan önce neden sendikalarla istişaresini yapmıyorsunuz? Eğer bize sorsalardı, şunu söylerdik: "Hizmetli personelin bir kısmı emekliye ayrıldı, bir kısmı memurluğa geçti, bir kısmı öldü, yeni personel de alınmadığına göre okullarda eğitim yürümüyor. Okulları eğitime hazırlayın deniyor da, neyle hazırlayalım. Bunu, genelgeyi göndermeden önce düşünmek gerekmiyor mu? Bizim yanlışımız ne; okulu açmazsak veliden dayak yiyeceğiz, okulu açınca bakandan dayak yiyeceğiz, bu durumu kabul etmemizi bekliyorlar. Bunu kabul etmemiz mümkün değildir" ifadelerini kullandı.

4/C'lilere Özel Önem

Bu yıl 4/C'lilere özel bir önem vereceklerini vurgulayan Şaban Ceylan, şöyle konuştu: "4/C'liler için farklı planlarımız var. Eş yardımı almak için bir plan, çalışma sürecini 12 aya çıkarmak için bir plan, maaşlarına zam yapmak için bir planımız var. Bu sene toplu sözleşmede 4/C'lilere özel önem vererek elimizden geleni yapacağız."

Başörtüsünü Yasak Etmenin Utanç Vesilesi Olacağı Bir İklim Oluşturulsun

"Bir öğretmenin başörtüsüyle derse girmesi kimi ilgilendirir" diyen Ceylan, "Feministlere çağrıda bulunuyorum: Kadın-erkek eşitliği sloganından vazgeçin; bırakın kadın-erkek eşitliğini, bu ülkede kadınlar arası eşitlik bile yok. Devlet dairesinde, üniversitede, Meclis'te başörtülülerin bulunması için mücadele edeceğiz. Yeni anayasada başörtüsü olmasın; ama başörtüsünü yasak etmenin utanç vesilesi olacağı bir iklim oluşturulsun" değerlendirmesinde bulundu.

Eğitim Kesintili Olmalıdır

Kesintisiz eğitime karşı olmadıklarını dile getiren Ceylan, şunları söyledi: "Altyapı uygunsa yirmi yıl yap; ancak bir taraftan daha okula tebeşir gönderemiyorsunuz, hizmetli tayin edemiyorsunuz, diğer taraftan 8 yıllık, 12 yıllık, 15 yıllık eğitim teorisinden bahsediyorsunuz.

Bilimsel mi, hayır; pedagojik mi, hayır; bunun için bilimsel çalışma yapıldı mı, hayır. Bunu biz 18. Milli Eğitim Şurası'nda şu şekilde tavsiye ettik: Anaokulu bir, ilkokul dört, ortaokul seçmeli dersler havuzunun olduğu, lisede nereye yöneleceğini belirlediği ona göre meslek eğitimi, dil eğitimi, çıraklık eğitimi, üniversite eğitimi gibi dersler alabildiği dört yıl olmak üzere 9 yıllık zorunlu ama kesintili eğitim modeli. Sonra liseyi isteğe bağlı model şeklinde öneriyoruz. Lise diploması istensin; ama devam mecburiyeti olmasın. İsteyen öğrenci 4 yıllık eğitimi 2 yılda bitirebilsin. Bizler bu 1+4+4+4 modelinde kararlıyız."

Okullarda Komutan İstemiyoruz

Milli Güvenlik Dersi'ne branş öğretmenlerinin girmesini istediklerini kaydeden Ceylan, "Milli Güvenlik dersine girenler 28 Şubat döneminde okullardaki personeli dini bir his dahi taşısa fişlediler. İki saat ders anlatmak için okula gelen komutanlar, müdürün de öğretmenin de hizmetlinin de komutanı oluyor. Okullarda komutan istemiyoruz, öğretmenlerden de komutanlık istemiyoruz. Kızlara askerlik yaptırıyoruz, güya Türkiye'de kızlar askerlikten muaf, ne muafı. Bu konuda öğretmenlerde de disiplin adına askeri tutum var. Bırakalım öğrencinin saçını, tıraşını, ceketini, kıyafetini, eteğini şusunu busunu; öğrencilerin gönüllerine hitap edelim. Şura kararları arasında da yer alan bu önerimiz gerçekleşinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.

Değerler Eğitimi

Okullarda din ve değerler eğitimi verilmesini önemsediklerine dikkat çeken Ceylan, "Kur'an kurslarına yaş sınırı getiren düzenleme kaldırılmıştır. Bunda Eğitim-Bir-Sen'in sağladığı katkı büyüktür. Değerlerimiz adına bu ülkede hangi olumlu gelişme varsa, en samimi, en akılcı önerilerin sahibi Eğitim-Bir-Sen olmuştur" şeklinde konuştu.

Karma Eğitim Mecburiyetine Son Verilmelidir

Şaban Ceylan, karma eğitim mecburiyetinin sona erdirilmesi gerektiğini dile getirerek, "Çocuğunu karma eğitim veren okullarda okutmak isteyen veliler var ve çoğunlukta; ancak çocuklarını kız lisesine veya erkek lisesine göndermek isteyen velilere de devlet yardımcı olmak zorundadır. Güneydoğu'da sorun var, kız çocukları okumuyor. Güneydoğu'da sorun var, çünkü din eğitimini yeterli vermemişsin, kız okullarını da kapatmışsın. Aileler de kızını karma eğitim veren okula göndermek istemiyor. O zaman bu ailelerin de isteklerini dikkate alan bir çalışma yapmalısınız. Haydi kızlar okula demekle kızlar okula gitmiyor." diye konuştu.

Sendikacılığı İdeolojik Körlükten Kurtardık

Ceylan, kendilerine düşen görevin, hakikati akılla buluşturmak, değerle buluşturmak ve kimsesizlerin kimsesi olma özellikleri devam ettirmek olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: "Eğitim-Bir-Sen'i kurarken bir şeyi hedefledik: Vesayeti deşifre etmek. Vesayeti deşifre etmenin içerisinde ekmek var, özgürlük var, demokratikleşme var, insan hakları var, hukuk devleti var, millet var, milletin değerleri var, devletin vatandaşını tanımlayan anlayıştan vazgeçmek var, sosyal devlet olma mecburiyeti var; derin devletten, bürokratik devletten, vesayetçi devletten kurtulma mecburiyeti var. Bu ülkeyi akademik sendikacılıkla tanıştırdık. Uluslararası sempozyumlarla konferanslarla akademik çalışmalarla sendikacılığı ideolojik körlükten kurtardık.

Sendikacılıkta bu ülkeye katma değer kazandırmanın tam adresi olduk. Referandumda öncülük, bir sendikal görev değil, insan olmanın, bu ülkede yaşıyor olmanın en önemli borcunun birinci taksitini ödeme gayretiydi. Eğer referandumda yüzde 50.01 'hayır' oyu bile çıksaydı, bu ülkenin geleceği kararır; ne dünyada lider ülke ne Ortadoğu'da, Balkanlarda mazlumların öncüsü ne de içerde ve dışarıda dertlere çare bulan bir Türkiye olurdu. Çok şükür artık bürokratik devletten demokratik devlete geçişin başladığı yeni bir Türkiye'yi konuşuyoruz. Filistin'e yardım kampanyasının Türkiye genelinde her zaman öncüsü olduk. Somali'ye yardım için bütün sendikalar olarak, iftar programlarını iptal ederek, yardım kuruluşları aracılığıyla Somali'ye yardımda bulunduk. siyasetin önünde çok yer almıştık, yardım konusunda da, Somali'ye yardımda da öncülük ettik."

'Ödenmiş Bedeller Unutulmasın'

Konuşmasında, Mehmet Akif İnan Hatıra Yarışması'na da değinen Ceylan, "Yarışmayı, 'Ödenmiş Bedeller Unutulmasın' sloganıyla başlattık; ama bu yarışmamızı vesayeti deşifre etmenin bir vesilesi haline getirdik. 28 Şubat dönemi başta olmak üzere, darbe dönemlerinde en çok mütedeyyinler tokatlanmıştır, bunların içinde ise en fazla tokatlananlar kadınlar olmuştur. Büyük çoğunluğu bütünlemeye kalmış, okullarından uzaklaştırılmıştır. Vesayetten dayak yemişlere sahip çıkmak için yarışmamıza desteğinizi bekliyoruz. Eğer tarihe not düşmezsek, gelecek nesil bu yaşanan acıları öğrenemeyecektir" değerlendirmesinde bulundu.

Kaynak: Bültenler