Genelkurmay "Çatı" Davası

Genelkurmay "Çatı" Davası

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlerle ilgili sözde "Yurtta Sulh Konseyi" üyelerinin de aralarında bulunduğu 221 sanığın yargılandığı "çatı" davasına, sanık savunmalarıyla devam edildi.

Genelkurmay

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlerle ilgili sözde "Yurtta Sulh Konseyi" üyelerinin de aralarında bulunduğu 221 sanığın yargılandığı "çatı" davasına, sanık savunmalarıyla devam edildi.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesince Sincan Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'ndeki mahkeme salonunda görülen duruşmanın öğleden sonraki bölümünde, sanık eski kurmay binbaşı Suat Kürşat Gün, hakim karşısına çıktı.

Sanık Gün, hazırlık aşamasındaki ifadelerini kabul etmediğini, mahkeme huzurundaki beyanlarının esas alınmasını talep ederek savunmasına başladı.

Karargahta mesai yaptığı sırada koridordan gelen sesler üzerine odasından çıktığını anlatan Gün, karşılaştığı askerlerin terör saldırısı olabileceğini söylediğini iddia etti.

Bu sırada Grup Destek Komutanlığında silah ve mühimmat dağıtıldığını gördüğünü dile getiren Gün, "Ben de her askerin yaptığı gibi kışlaya yapılacak saldırı karşısında silah almaya gittim. Silahların nereden dağıtıldığını bilmiyordum, gidenleri takip ettim." iddiasında bulundu.

İlerleyen saatlerde silah seslerinin gelmesiyle beklenen terör saldırısının başladığını düşündüğünü öne süren Gün, daha sonra karargahın çevresine tankların konuşlandırıldığını ancak bu zırhlı araçların nereden geldiğine ilişkin bilgisinin bulunmadığını söyledi.

Gece boyunca herhangi bir olayın yaşanmadığı Kuzey Nizamiye'de kaldığını savunan Gün, karargahın güvenlik kamera görüntülerinden elde edilen bazı fotoğraflardaki kişinin kendisi olduğunu belirtti.

Sanık Gün'ün Genelkurmay Başkanlığı karargahındaki darbecilere karşı mücadele verirken, Güney Nizamiye'de şehit olan vatandaşların "boş yere öldükleri"ni söylemesi üzerine müşteki sıralarında oturan bir kişi, "ateş edip vurmasaydınız o zaman" diyerek tepki gösterdi.

"Türkiye'yi kapsayacak bir tatbikat olduğunu düşündük"

Genelkurmay Başkanı Protokol Şubesi'nin eski subayı sanık Bayram Akpan da odasında çalışmalarına devam ettiği sırada gelen sesler üzerine dışarı çıktığını, karşılaştığı bir askerin tatbikat olacağını söylediğini iddia etti.

Bu bilgiyi şube müdürü Albay Feridun Bican ile paylaştığını belirten Akpan, bunun üzerine aynı birimde görev yapan binbaşı Yusuf Özbek'in de bu gelişme üzerine YAŞ toplantısı hazırlıklarına devam edilmesini istediğini ifade etti.

Bir süre sonra karargahtan silah sesinin geldiğini, bunun üzerine odasından dışarı çıktığını anlatan Akpan, olağanüstü bir durumun olmadığını ancak daha sonra silah seslerinin arttığını kaydetti.

Komuta katındaki nöbetçiye neler olduğunu sorduğunda tatbikatın devam ettiği bilgisini aldığını dile getiren Akpan, "Protokol şubeden üsteğmen Kübra Yavuz nöbetçiydi, Yusuf binbaşı 'onu da çağırın korkmasın' dedi. Daha sonra uçaklar alçaktan uçmaya başladı. Televizyondan İstanbul'daki köprülerin askerler tarafından kapatıldığı haberlerini izledim. Türkiye genelini kapsayacak bir tatbikat yapılığını düşündük. Daha sonra Başbakanın açıklamalarını izledik, gelişmeleri bu şekilde takip etmeye devam ettik." ifadelerini kullandı.

Sabah saatlerinde ortalık sakinleşince Güney Nizamiye'ye geçtiğini anlatan Akpan, polislerin önce çıkışlara izin vermediğini, ancak onları ikna edip evine gittiğini söyledi.

Fidan'ı uğurlayan kadın subay savunma yaptı

Darbe girişimi öncesi Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ile görüşmek için karargaha gelen MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı uğurlayan tutuksuz sanık eski protokol subayı üsteğmen Kübra Yavuz da savunma yaptı.

Savunmasına özgeçmişini anlatarak başlayan Yavuz, İngilizce öğretmenliği bölümünden mezun olduktan sonra Kara Kuvvetleri Komutanlığına sözleşmeli subay olarak atandığını söyledi.

Eğitiminden sonra öğretmen subay olarak Kara Harp Okuluna atandığını belirten Yavuz, aynı birimde görev yapan Yunus Emre Yavuz ile evlendiğini anlattı.

Daha sonra Genelkurmay Başkanlığında protokol subayı olarak görev yapmaya devam ettiğini söyleyen Yavuz, Genelkurmay Başkanı Akar'ın kabul ettiği yerli ve yabancı misafirlerin ziyaretlerinde tercümanlık yaptığını kaydetti.

Darbe girişiminin yaşandığı 15 Temmuz'da karargahta nöbetçi olduğunu belirten Yavuz, Genelkurmay Başkanı Akar ile görüşen MİT Müsteşarı Fidan'ı saat 18.30'da uğurladığını ifade etti.

Daha sonra denizci bir astsubaya neler olduğunu sorduğunda tatbikat yapıldığının bilgisini aldığını dile getiren Yavuz, jetlerin alçak uçuş yapması üzerine korktuğu için Albay Feridun Bican'ın odasına gittiğini anlattı.

Burada Başbakan Binali Yıldırım'ın darbe karşıtı açıklamalarını izledikten sonra olayın tatbikat olmadığını anladıklarını belirten Yavuz, daha sonra sivil kıyafetlerini giyerek koridora çıktığını, bu sırada albay Bincan ve diğer protokol subaylarının da bu şekilde giyindiklerini aktardı.

Gece saat 02.00 civarında kalabalık bir halk grubunun karargaha girdiğini, slogan attıklarının ifade eden Yavuz, bunun üzerine yeniden Bircan'ın odasına geçerek kapının arkasına dolapları çekerek beklemeye başladıkların anlattı.

Koridordaki halkın kendilerine zarar verebileceklerini düşünerek dışarı çıkamadıklarını öne süren Yavuz, "Sabah saatlerine yakın odadan çıktık. Abdürrahim Aksoy ile karşılaştık, silahımızın olup olmadığın sordu. Biz de neler yaşandığını sorunca, 'darbe olduğunu' söyledi. Bizi güvenlikli bölgeye alacaklarını belirterek, komuta katındaki bir odaya götürdüler. Dışarıdaki gürültü ve patlamalar devam ediyordu. Hepimiz çok korkuyorduk, eşimi askeri hattan arayarak iyi olduğumuzu söyledim. Sabah saatlerinde dışarı çıkınca bir polis kimliklerimizi istedi vermedik, karargaha döndük. Daha sonra o polis ayrılınca dışarı çıkıp evlerimize gittik." ifadelerini kullandı.

Darbe girişiminden sonra görevine devam ettiğini ancak ilerleyen günlerde gözaltına alındığını belirten Yavuz, tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiğini ifade etti.