Ümit Boyner: "Tam Hukukun Üstünlüğünden Bahsederken Son Zamanda Yaşananlarla Yeniden Mayına Çarptık"

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, "Tam hukukun üstünlüğünden bahsederken son zamanda yaşananlarla yeniden mayına çarptık."

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, "Tam hukukun üstünlüğünden bahsederken son zamanda yaşananlarla yeniden mayına çarptık. Bir şeyler yapmak için artık çok ciddi nedenlerimiz var. Türkiye'de çeteler vardır yoktur bir şey diyemem ama bunların önlenmesi de kurallarına göre yapılması gerekir" dedi.

Ceylan Intercontinental Otel'de gerçekleştirilen "TÜSİAD'ın 2012 Programı Tanıtım Toplantısı'na TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner'in yanı sıra TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Haluk Dinçer, Muharrem Yılmaz, Erman Ilıcak, TÜSİAD Yönetim Kurulu üyeleri ve

İhlas Haber Ajansı Genel Müdürü Fevzi Kahraman katıldı.

Toplantıda konuşma yapan TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, "Demokrasilerin en önemli gücü düzgün ve tarafsız medya, bunu önemsiyoruz. Türkiye'de basın özgürlüğü ilerleyen günlerde gelişmesini umuyoruz. Bizlerin kaygıları var, sizlerin de kaygılarınıza katılıyoruz. 40 yıldır evrilen bir örgütüz. Kamu yararına çalışan bir örgüt olarak evrildik. Üyelerimizden ve kamuoyundan aldığımız geri bildirim bizim için çok önemli. TÜSİAD olarak hedefimiz ve referans aldığımız şey

açık müreffeh ve demokratik

bir Türkiye. AB uyumunun gelişmesi önemli. Ne kadar uzak gözükürse gözüksün Türkiye'nin değişimi çok önemli üçüncü ise demokratikleşme . Türkiye demokratikleşme adına çok önemli adımlar atmıştı. Ancak bugün yaşadığımız ortamda maalesef aldığımız yol bir ara boyu . Üç konuyu toparlayan hukuk güvenliği konusu. Bu konu hayatımızın her noktasını etkiliyor" dedi.

Hukuk güvenirliği konusuna değinen Boyner, ""Üç konuyu toparlayan ve bugün özellikle üzerinde çok konuşmayı önemli gördüğümüz hukuk güvenliği konusu var. Hukuk güvenliği hayatımızın her veçhesini etkiliyor. Hukuk güvenliği, adalet, adalet duygusu ve yargı reformu Türkiye için çok önemli... Bu üç konuyu bu perspektiften ele alıyoruz. Sürdürülebilir büyüme için üretkenlik artışı.... Gelişmekte olan ülkelerdeki büyüme oranlarına onların çektiği yabancı yatırımlara baktığımız zaman Türkiye'nin rekabetçi gücü

çok önemli hale geliyor" şeklinde konuştu.

Merkez bankacılığı anlayışının Türkiye için önemli olduğunu belirten Boyner, "Biz sürdürülebilir büyüme ve verimlilik çalışmalarımızı artırdığımız sürece rekabet gücümüzü artırabiliriz diye düşünebiliriz. Birincisi de yapısal bir konuma gelmiş olan cari açık meselesi... Sürdürülebilir büyüme için iki tane ön koşul var. Biri makro ekonomik istikrar, bu da para ve maliye politikaları ile sağlanıyor. Para politikalarına baktığımız zaman fiyat istikrarını hedeflemiş bağımsız merkez bankacılığı anlayışı

Türkiye için önemli. Geçtiğimiz dönemde özellikle 2001 krizinden sonra yaptığımız yapısal reformlarda bunun çok büyük faydasını gördük" diye konuştu.

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Boyner, "Sıfır bütçe açığını hedefleyen maliye politikaları Türkiye'nin gündeminde oldu. Burada bizim önemli gördüğümüz sürekli harcama reformu üzerinde çalışan, kamu harcamalarını artan ölçüde etkinlik ve üreten harcamalara yönlendirmek. Bunlar nedir? Altyapı harcamaları, teknoloji, eğitim ve sağlıkla ilgili harcamalarıdır'. Mali ve para politikaları cari açık probleminin çözmek için yetersiz kalıyor" dedi.

Boyner, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde cari açığın yüzde 3-4 oranını üzerine çıktığı zaman farklı bir risk eşiğine atlandığını, Türkiye'nin bugün yüzde 10'luk bir cari açık rakamının olduğunu ifade etti.

Ümit Boyner, zaman zaman rekabetçi kur tartışmalarının gündeme geldiğini belirterek, "Cari açığın yapısına da baktığımız zaman mal ticareti dengesi açığını daha yüksek olduğunu gördüğümüz için temelde bunun bir mal ticaret dengesi sorunu da olduğunu söyleyebiliriz. Burada zaman zaman rekabetçi kur tartışmaları gündeme geliyor. Merkez Bankası müdahaleleri yeterli mi yetersiz mi? Bu tartışmalar yapılıyor. Açıkçası biz rekabetçi kur tartışmasının veya Merkez Bankası müdahalelerinin, cari açığın sorun

olmaktan çıkması için yeterli önlemler olduğuna kesinlikle inanmıyoruz. Bu noktada mal ticareti ve ticaret dengemize odaklanmalıyız diye düşünüyoruz" dedi.

Türkiye'nin iç tasarruf sorunu olduğunu ifade Eden Boyner, "Burada memleket içi tasarrufların finansal sisteme yönlendirilmesi ve bir anlamda finansal derinleşmenin özelleştirilmesi konuları var. bunlar bu yıl ki çalışma programımızda önemli bir yer tutuyor. TÜSİAD olarak sıklıkla mikro yapısal reformlar gündemine dönmek istiyorum, bunlar inovasyon kapasitesiyle rekabet hukukuyla kayıt dışıyla mücadeleden enerji piyasalarının reorganizasyonuna kadar çeşitli alanları kapsıyor"

şeklinde konuştu.

Kendileri için, üretkenlik temelli büyümenin iki ana değişkeni olduğunu belirten Boyner, "Birincisi inovasyon kapasitesi. Türkiye'nin önümüzdeki dönemde en öncelikli olarak gündeme alması gereken konulardan biri. İnovasyon kapasitesi dediğimiz zaman teknoloji yaratma, yenilikçi buluş geliştirebilme ve teknolojiyi kullanabilmekten bahsediyoruz. İkincisi de eğitim konusu bizim 2012 çalışma programımızda ağırlıklı bir yer tutuyor. Eğitim kapsamı içeriği niteliği ve eğitimcinin eğitimi bizim çalışma

programımızda yer tutacak" diye konuştu.

Ümit Boyner yeni teşvik programını da önemsediklerini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü;

"Bizim teşvik olarak gördüğümüz sektörel teşviklerden veya sübjektif olarak belli sektörlere verilen teşviklerden çok, yatay anlamda tüm sektörlerimizde büyük yatırımları, alt yapıyı geliştirecek, hem maddi alt yapı, hem de beşeri alt yapılardan bahsediyorum. Büyük yatırımları inovasyon ve teknolojiyi, bölgesel kümelenmeleri destekleyecek bir teşvik programı beklentisi içindeyiz.Türkiye'de 2001 krizinden sonra yapısal reformlarda çok ciddi yer tutan bağımsız düzenleyici kurumlar bizim gündemimizde her

zaman yer alıyor. Bu çalışmaları iz0ı anlayışı Türkiye için önemli. Geçt'izinden sonra yaptığımiğimiz dlemeye devam edeceğiz. bu kurumlarla ilgili bu yıl çok temel bir rapor hazırlıklarımız arasında."

Ümit Boyner, dünyada 2008'de yaşanan krizden sonra bir tehlike ile karşı karşıya olunduğunu ifade ederek, "Euro bölgesinin yaşadığı sıkıntılar bizi şöyle bir noktaya getirdi. Sadece Türkiye değil global anlamda böyle bir tehlikeden bahsediyorum. Demokratik standartlardan refah için vazgeçme eğilimi... Yani daha merkeziyetçi bir devlet, daha kalitesiz bir demokrasi. Hindistan ve Çin hep örnek olarak önümüze sunuluyor. Türkiye için Avrupa'nın Çin'i olsun. Özellikle AB krizi gündeme getirilerek, demokratik

standartlar çok mu önemli? Refah ve istikrar sürdüğü ölçüde, soruları ile daha sık karşılaşır olduk. Biz bunun nafile bir tartışma olduğunu düşünüyoruz. Belki geçici bir süre refahın, size getirdiği rehavete kapılabilirsiniz ama o sırada çok önemli ve zorluklarla elde edilmiş demokratik standartları geri getirmeniz çok zor olabilir. Hindistan bir kast sistemidir, gelir farklılıklarının olduğu. Çin, keza otoriter, gayet merkezi bir sistem. Bunlar Türkiye için hedef olamaz. Türkiye'nin yeri orta halli orta

demokrasili bir ülke olmak değildir. Biz Türkiye'nin ekonomik büyüklüğü kadar kişi başına gelir artışı oranında da dünyanın sayılı ülkelerinin arasına girmesi gerektiğini, ve gelir arklılıklarının da daha adil bir şekilde gerektiğini düşünüyoruz" dedi.

Daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Ümit Boyner, ermeni meselesiyle ilgili bir soru üzerine "Türkiye bu konuya tartışan duruma gelmek durumda" derken Yargı reformu ile ilgili bir soruya ise, "Çok önemli bu konuda sistemi dokunmak zorundayız. Toplum diyorsak bu demokrasi toplum demektir. Ekonomik gelişim bir yere kadar. Ancak şeffaf bir toplum olmazsa hukukun üstünlüğünün hakim olduğu bir toplum olmazsa ekonomik gelişmenin sürekli olması mümkün olmaz" dedi.

"Tam hukukun üstünlüğünden bahsederken son zamanda yaşananlarla yeniden mayına çarptık" diyen Boyner sözlerinin şu şekilde tamamladı;

"Geçen hafta yaşananlar bir kriz noktasına getirildi. Uzun zamandır TÜSİAD olarak adalet sistemi ile ilgili konuşuyorduk. Hukukun bir yerinde hukukun yeniden geldiğini gördük. Önceden gelen bir şey ama tam hukukun üstünlüğünden bahsederken son zamanda yaşananlarla yeniden mayına çarptık. Bir şeyler yapmak için artık çok ciddi nedenlerimiz var. Türkiye'de çeteler vardır yoktur bir şey diyemem amam bunların önlenmesi de kurallarına göre yapılması gerekir. Bunların temizlenmesi için hukuk kurallarının

uygulanması önemli. Kim vurdu ya gitti denilen bir dönem var. İddianamelerle tutuklular söz konusu, tutukluluk süreleri var. Şu anda bir gölge oyunu yaşıyoruz."

Kaynak: İhlas Haber Ajansı