Din ne demek, nedir? Dünyada kaç din var? Dinler neler? - Haberler
Haberi Paylaş

Din ne demek, nedir? Dünyada kaç din var? Dinler neler?

Din ne demek, nedir? Dünyada kaç din var? Dinler neler?

Din ne demek veya Din nedir araştırılan konular arasında. Dünyada kaç din var, din çeşitleri nedir. Kısaca din kelimesinin detaylarını sizler için derledik. İşte Din hakkında tüm detaylar...

Din nedir veya ne demek insanlığın son yüzyılının konularından birisi. Dünyada kaç din var, din çeşitleri hakkındaki bilgiler...

DİN NEDİR?

Din, genellikle doğaüstü, kutsal ve ahlaki ögeler taşıyan; çeşitli ayin, uygulama, değer ve kurumlara sahip inançlar ve ibadetler bütünüdür.

Zaman zaman inanç sözcüğünün yerine kullanıldığı gibi bazen de inanç sözcüğü din sözcüğünün yerinde kullanılır. Dinler tarihine bakıldığında farklı kültür, topluluk ve bireylerde din kavramının farklı biçimlere sahip olduğu, dinlerin mensupları tarafından her çağda coğrafya ve kültür değerlerine göre yeniden tasarlandığı görülür. Arapça kökenli bir sözcük olan din sözcüğü, köken itibarıyla "yol, hüküm, mükafat" gibi anlamlara sahiptir.

DİN NE DEMEK?

Dinin farklı tanımları olup bu tanımlar dine bakış açısına göre birbirinden farklılık göstermektedir. Bir dine bağlı olanlar dini kendi inançları açısından tanımlamışlardır. Dine inceleme konusu bir nesne olarak bakan bilim insanları ise elde ettikleri verilere göre dinin bir tanımını yapmışlardır. Bu tanımların hiçbiri dinin gerçek yapısını ortaya koyan tanımlar değildir. Şimdiye kadar üzerinde ittifak edilen bir din tanımı olmamıştır. Bunun sebebi, dinlerin farklı yapılara sahip olmasıdır.

Din bilimlerinin farklı alanlarında uzman olan pek çok din bilimcisinin kendine özgü bir din tanımı vardır. Şimdiye kadar yapılan din tanımları normal bir kitap hacmini dolduracak kadar çoktur. Ancak bu din bilimcileri dini kendi alanları açısından tanımlamışlardır. Örneğin konuya din sosyolojisi açısından yaklaşan Émile Durkheim, "Din, bir cemaatin meydana gelmesini sağlayan ayin ve inançlar sistemidir." demiştir. Durkheim bu tanımında, dinin toplumdaki sosyal fonksiyonunu esas almıştır. "Din; dua, kurban ve inançla kendini gösteren bir arzudur." diyen Ludwig Andreas Feuerbach ise din psikolojisi açısından bir tanım yapmıştır. Buna benzer birçok tanımı sıralamak mümkündür. Ancak bu iki örnek din bilimcilerinin din tanımlarının birbirinden ne kadar farklı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Din bilimcilerinin bu din tanımlarında kutsaliyet, inanç, zihni meleke, mutlak itaat duygusu, arzu, toplumsal değerler bilinci, tabiat üstü yüce varlık ve tanrı fikri gibi hususlar ön plana çıkmaktadır. Din bilimcilerinin her biri bu kavramlardan birine ağırlık vererek din tanımı yapmıştır. Bu tanımlardaki ayrılık temelde iki nedenden kaynaklanmaktadır. Bu nedenlerden biri dinin karmaşık yapısıdır. Diğeri ise tanımı yapanların subjektif yaklaşımlarıdır. Dinin bütün dinleri kapsayacak objektif bir tarifini ancak dinin sınırlarının belirlenmesinden sonra yapmak mümkün olabilir.

DİNLERİN ORTAYA ÇIKIŞI

Dinin nasıl ortaya çıktığı, kaynağının ne olduğu konusunda kutsal kitapların verdiği bilgilerden başka herhangi bir tarihî belge yoktur. Bu bakımdan bilimsel metotlara baş vurarak dinin başlangıcı ve kaynağı hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değildir. Bununla birlikte, dinin kaynağını bulmaya teşebbüs eden bazı sosyal bilimciler ortaya çıkmıştır. Elde ettikleri veriler çerçevesinde dinin kökeni hakkında bir takım teoriler ileri sürmüşlerdir. Bir dönem bu teoriler Batı dünyasında kabul görmüş, bilim çevrelerinde heyecan uyandırmışsa da daha sonra bunların eleştirisi yapılıp tartışmalı hâle gelmişlerdir.

Dinin kaynağı hakkındaki görüşler evrimci görüş ve vahiy temelli görüş olmak üzere iki başlık altında toplanmaktadır.

Evrimci görüş

Evrime paralel olarak insanın kültür bakımından da evrim geçirdiğinin ispatlanması için çeşitli alanlardan bilim insanları çalışmalara başladılar. Antropologlar, etnologlar, sosyologlar ve psikologlar arasından bazı bilim insanları dinin kökeninin ilkel hayat yaşayan ilkel kabilelerin din ve kültürlerinin incelenmesi ile bulunabileceği iddiasında idiler. Yeni Zelanda, Avustralya, Afrika ve Asya'da yaşayan bazı ilkel kabilelerin inançlarından hareket ederek dinin kökeni hakkında değişik görüşler ortaya atmaya başladılar. Edward Burnett Tylor dinin başlangıcının animizm, James Frazer büyü, Durkheim totemizm olduğunu ileri sürdü. Diğer bilim insanları tarafından başka teoriler de ortaya atıldı. Bütün bu teoriler yaklaşım tarzlarına göre psikolojik ve sosyolojik temelli teoriler idi. Bu teorilere göre, insan tabiattan korktuğu veya cemaat şuurunu devam ettirmek istediği için dine yönelmişti ve bu teoriler bazı bilim çevrelerinde geniş kabul görmüştü. Bu bilim çevrelerinde dinin insan hayatından çıkmasının çok uzun zaman almayacağı kanaati hakim olmaya başlamıştı. Max Müller, 1878'de bu konuya dair "Her gün, her hafta, her ay en çok okunan gazeteler din çağının geçtiğini, inancın bir yanılsama ya da çocukluk hastalığı olduğunu, tanrıların bir insan buluşu olduğunun sonunda ortaya çıkarıldığını yazıyorlar..." şeklinde görüş belirtirken 1905'te Crawley, bilimle dinin karşıtlığını göstermek için din düşmanlarının kıyasıya bir mücadeleye giriştiklerini, dinin, mitlerin oluşturulduğu ilkel çağın bir kalıntısından başka bir şey olmadığı düşüncesinin her yerde yayıldığını ve ortadan kalkmasının sadece bir zaman sorunu olduğunu yazmıştı.

Vahiy temelli görüş

İnsanın ve dinin kaynağı hakkındaki evrimci görüş karşısında bilim insanları arasında vahiyci görüşü savunanlar da çıktı. Aslında Protestan bir rahip olan Wilhelm Schmidt, ilkeller arasında yaptığı etnolojik çalışmalardan sonra yayınladığı Der Ursprung der Gottesidee eserinde dinin ilk şeklinin tektanrıcılık olduğunu ileri sürdü.

Filolog Max Müller, dinin kaynağını dilbilimsel metotlarla tanrısal ilk vahye dayandırmaya çalıştı. Tanrı fikrinin tarihini ele alan Müller'e göre bu fikir, tanrının dünyayı yaratması esnasında ilk vahiyle başladı. İnsana yaşam nefesini üfleyerek tanrısallığın "sezgisini" yerleştirdi. Başlangıçta tanrı "insan ırkının bütün atalarına" kendini aynı tarzda bildirdi. Ancak insan, dil hataları nedeniyle bu tanrıya değişik isimler verdi. Zamanla bu isimlerin her birinin farklı tanrılara işaret ettiği yanılgısına varıldı. Böylece çoktanrıcılık doğdu. Max Müller, Hinduizmin kutsal kitabı Vedalar üzerinde yaptığı dilbilimsel incelemelerle bunu ispat etmeye çalıştı. Müller'in asıl ortaya koymak istediği ise "bütün dinlerde, değişik dillerle ifadesini bulan şey, aynı tanrısal gerçek, aynı vahiydir." cümlesiyle özetlediği tespitiydi.

Dinin kökeninin tektanrıcı vahiy olduğunu savunanlar belli bir dinî inanca sahip olanlardır. Wilhelm Schmidt, Hristiyanlığın Protestan mezhebine bağlı rahip bir bilim insanıdır. Max Müller de inançlı bir Hristiyandır. Onun geleneksel Hristiyan anlayışından ayrıldığı nokta bütün dinlerin kaynağının aynı tanrısal vahiy olduğu anlayışıdır. Geleneksel Hristiyan anlayış, tanrısal vahiy dini olarak sadece Yahudiliği ve Hristiyanlığı görmektedir. Bu anlayışa göre Hristiyanlık Yahudiliğin bir devamıdır fakat Hristiyanlığın çıkışıyla Yahudiliğin hükmü kaldırılmıştır. Diğer dinler ise tamamen şeytan uydurmasıdır. Tanrının bu dinlerle hiçbir işi olmamıştır. Hinduizm de aynı yaklaşımı sergiler. Budizmin din anlayışı tamamen farklıdır. Budizm, tanrısız bir din olarak bilinir. Bu din, ne kendini ne de diğer dinleri tanrısal vahye dayandırır.

DÜNYADA KAÇ DİN VAR?

Din deyince farklı inanışlar ve mezhepleri de içeren geniş bir kavram düşünmemiz gerekiyor. Bazı dinler semavi, yani kutsal, tek tanrılı ve bi kutsal kitaba sahip olan dinlerdir. Bildiğimiz gibi bu şekilde üç din vardır. Ama farklı inanışlar ve diğer mezheplerle birlikte dünyada tam olarak 4.3000 adet din olduğu kabul ediliyor.

Semavi Dinler

Semavi dinler yukarıda bahsettiğimiz gibi tek tanrılı dinlerdir. Hıristiyanlık Musevilik ve İslam üç büyük semavi dindir. Bu dinlerin her birisine bir peygamber ve kutsal kitap gönderilmiştir. Bütün evrenin yaratıcısı olan zamansız, mekânsız ve her şeye kadir bir yaratıcının var olduğunu savunurlar. Bugün dünyada 2.1 milyar Hıristiyan, 1. 3 milyar kadar Müslüman ve de 14 milyon Yahudi olduğu kabul ediliyor.

Yerel Dinler

Bu üç büyük semavi dinin yanı sıra dünyada çok sayıda yerel din vardır. Bu dinler arasında en yaygın olanları hakkında bir değerlendirme yapılabilir. Mesela Japon halkının yerel dini Şintoizm'dir. Diğer dinlere hoşgörülü olmasıyla bilinen Şintoizm, dört milyon civarında üyeye sahiptir. Hinduizm ise bugün yaklaşık olarak bir milyon civarında üyesiyle birlikte hala en yaygın dinlerden bir diğeri. Yine Hindistan civarında yaygın olan Jainizm ise dört milyondan fazla taraftara sahiptir. Çin kaynaklı yerel dinlerin başlıcalar Konfüçyüsçülük, Taoizm ve Budizm. Bu üç yerel dinin toplamda 400 milyona yakın üyesi bulunuyor.

Afrika Dinleri ve Tarikatları

Dinler ve farklı inanışlar konusunda Afrika halkları da çeşitliliğe sahiptir. Afrika halklarının geleneksel dinleri tıpkı semavi dinlerdekine benzer bir ruhban ya da âlimler sınıfına dâhildir. Ama onlardan farklı olarak yazılı bir kitaba ya da kaynağa sahip değil. Daha çok sözlü kültüre dayanan ve o şekilde varlığını koruyan çok Afrika geleneksel dinleri yüz milyonun üzerinde takipçisi ile yaygındır. Bu dini inanışlar benzerlik gösterse de yöreden yöreye farklılık gösterir. Öte yandan Afrika'da çok sayıda tarikat ve mezhep de bulunuyor. Bunlara mensup olan 110 milyon insan var.

Diğer Dinler

Bazı dinler milattan önceye dayanan Pagan inanışının devamı niteliğinde. Paganizme benzer şekilde doğa olaylarına ya da doğal varlıklara kutsallık atfeden bu dinlerden birisi Neopaganizm, animizm ve şamanizmdir. Bugün dünyada bunlara mensup olan 300 milyon kişi var. Herhangi bir kitaba bağlı olmayan ve bir çeşit dünya vatandaşlığına sahip olan Bahaîcilik de yedi milyon savunucusu ile birlikte en yaygın dinler arasında. Asya kökenli bir diğer dini inanış olan Sihizm de 23 milyon üyesiyle yaygın bir din.

Mezhep ve Tarikatlar

Dini tarikat sayısının çok olması dünya üzerindeki dinlerin sayısını 4.300'e çıkarıyor. Mesela herhangi bir bölgenin yerli halkı oraya sonradan yerleşenlerden farklı olarak daha mistik ve doğal güçlere, gökcisimlerine, hayvanlara ya da yeryüzündeki bazı şeylere kutsallık yükleyerek farklılık gösterebiliyor. Sonuç olarak çok sayıda farklı mezhep ve tarikat ortaya çıkıyor. Bu yüzden bu tür mezhep ve tarikatların sayısı yaklaşık olarak belirlenebiliyor. Öte yandan deistler, panteistler, hümanistler ya da özgür düşünceciler gibi gruplar da ateistler yani din karşılığı sınıfına giriyor. Dünyadaki ateistlerin sayısı da bir milyonun üzerindedir.

Haberler.com - Gündem

Afrika, Kitap, Vahiy, Mevla, Gündem - Longtail, Gündem, Güncel, Haber

beğendim
alkışladım
beğenmedim
güldüm
üzüldüm
sinirlendim
şaşırdım
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
title