26 Haziran "Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü"

26 Haziran 'Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü'
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Antalya Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr.

Antalya Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Erdoğan Taş yaptığı yazılı açıklamada, günümüzde madde bağımlılığının, gelişmiş ve özellikle gelişmekte olan toplumların temel sağlık sorunlarından biri haline geldiğini bildirdi.

Milletler Genel Kurulu, 1987 yılında aldığı bir kararla, uyuşturucusuz temiz bir toplum hedefine ulaşma ve uluslararası alanda eylem ve işbirliğini güçlendirme konusundaki kararlılığını vurgulamak amacıyla 26 Haziran tarihini "Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı ile Mücadele Günü" olarak belirlediğini kaydeden Antalya Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Erdoğan Taş açıklamasında şunları kaydetti:

"Dünyada milyonlarca kişi uyuşturucu maddelerinin kurbanları arasına katılmaya devam etmektedir. Türkiye'de ve dünyada uyuşturucu madde alım oranları artmakta, maddeye başlama yaşları ise tüyler ürpertici bir şekilde gittikçe düşmektedir. Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye'de madde kullanım yaygınlığı, genç yetişkinlerde (15-34), genel nüfusa göre (15-64) daha yüksek çıkmıştır. Genç yetişkinlerde bağımlılık yapıcı herhangi bir maddenin yaşam boyu kullanım oranı, yüzde 3 iken, genel nüfusta bu oran yüzde 2,7 oranında çıkmıştır."

YOL AÇTIĞI FİZİKSEL HASTALIKLAR

Madde kullanımının yol açtığı fiziksel hastalıkların çok çeşitli olduğunu belirten Dr.Taş, uçucu madde bağımlılığının direk beyine madde alınması sebebiyle, sinir hücrelerinde doğrudan harabiyete neden olarak geri dönüşü imkansız beyin hastalıklarına yol açabildiğini ifade etti. Damar yoluyla bağımlılık yapıcı madde kullananların ise aynı zamanda AIDS, Hepatit B, Hepatit C gibi hayati ve çevreyi tehdit eden hastalıklara daima açık olduğunu belirten Dr.Taş açıklamasında, "Madde kullanımının neden olduğu fiziksel hastalıklar bunlarla sınırlı kalmamakta, karaciğer ve böbrek yetmezliği, damar hastalıkları ve belki de en önemlisi depresyon ve benzeri ruhsal hastalıklara yol açmaktadır. Ayrıca uyuşturucu madde kullanımı ve bağımlılığının, ortaya çıkardığı sonuçlar, sadece kullanan kişiyi etkilemekle kalmayıp, başta yakın çevresi olmak üzere toplumun bütün kesimlerine yansıyarak önemli bir sağlık sorunu haline gelmektedir" sözlerine yer verdi.

EĞİTİM ÖNEMLİ

Kişinin bedensel, ruhsal ve sosyal hayatını yok eden uyuşturucu maddelerle mücadele etmenin çocukları bu maddelerden korumanın ancak iyi bir koruyucu halk sağlığı yaklaşımı ve eğitim aracılığıyla mümkün olacağını belirten Dr. Taş açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

"Çocuklara, gençlere ve ailelere madde bağımlılığının yol açtığı fiziksel, ruhsal ve toplumsal sorunlar hakkında bilgi verilip, bu konuda bilinçlendirilmeleri sağlanmalıdır. Ancak koruyamadığımız ve bir şekilde maddeyle karşılaşmış kişilerin maddeden kurtarılması için ise iyi bir psikiyatrik tedavi protokolünün olması zorunludur. Bu kişilerin iyileşebileceğine, maddeden kurtulabileceğine öncelikle biz sağlıkçıların inanması gerekmektedir. Çünkü madde tedavisinin birinci kuralı hekimin hastasını iyileştireceğine inanması, hastasına inanması, hastanın da hekimine ve iyileşeceğine inanmasıdır. Tedavide başköşeyi tutan bu duygusal aşamayı başarıyla geçtikten sonra maddeyle somut mücadele başlamaktadır. Haliyle psikiyatr, psikolog, sosyal hizmet uzmanları, rehber öğretmenler, aileler, yakın arkadaşlar ve bağımlı kişiler işbirliği içinde olmalı, bir ekip çalışması halinde sorunun üzerine gidilmelidir. Nitekim maddeyle mücadele her şeyden önce bir ekip işidir. Bir psikiyatri uzmanının yönettiği bu ekibin içinde psikolog, sosyal hizmet uzmanı, sanat terapisti, spor uzmanı, müzik terapisti, hemşire, hasta bakıcı ve yakın çevreden kişiler yer almalıdır. Ayrıca madde kullanımı bedensel hastalıklara ve bozukluklara sebep olduğu için bir dahiliye uzmanı ve nöroloji uzmanının da danışman hekimler olarak ekipte yer alması gerekmektedir. Böyle bir ekiple madde bağımlılığı içindeki kişi tedavisi boyunca yalnız bırakılmamakta ve maddeye yenik düşmesinin engellenmesine çalışılmaktadır."

100 YATAKLI AMATEM 2014 YATIRIM PLANINA ALINDI

Antalya'da alkol ve madde bağımlılarını tedavi eden tek merkezin Akdeniz Üniversitesi AMBUAM (Alkol ve Madde Bağımlılığı Uygulama ve Araştırma Merkezi) olduğunu kaydeden Dr. Taş, merkezin 20 yataklı imkanları ile artan hasta sayısının ihtiyacını karşılayamadığını bildirdi. Antalya'da alkol ve madde bağımlılarını tedavi edecek 100 yataklı AMATEM'in (Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma, Tedavi ve Eğitim Merkezi) yapılmasının 2014 yatırım planına alındığını belirten Dr. Taş açıklamasında şunları kaydetti:

"Ayrıca Antalya Valiliğinin direktifleri ve teşvikleri doğrultusunda Antalya'da AMATEM'in açılması için bir yardım hesabı oluşturulmuştur. Antalya ilinde kurulması planlanan AMATEM için Türkiye genelinde 1 (bir) yıl süreyle birliğimiz tarafından Antalya AMATEM yardım hesabı Halk Bankası Antalya Yeni Toptancı Hali Şubesi IBAN: TR30 0001 2009 5830 0001 0131 15 ve 583 - 01013115 nolu hesap numarasına ayni veya nakdi yardım toplanacaktır. Bu bağlamda bağımlılığın batağına düşmüş kişileri kurtarmak amacıyla tüm Türkiye'yi AMATEM'in kurulması için yukarıda belirtilen hesap numarasına katkıda bulunmaya davet ediyoruz. Antalya Kamu Hastaneleri Birliği olarak, madde bağımlılığı tedavisinin çoğu zaman bir klinikte başladığını; ama hayatın içinde devam ettiğinin altını çiziyor, bu nedenle de madde bağımlısı bireyler için tıbbi tedavinin yanında gerek anne-baba, gerek yakın arkadaşlar, gerekse de duyarlı vatandaşların sergileyeceği psikolojik desteğin hayati önem arz ettiğini önemle belirtiriz." - ANTALYA

Kaynak: İhlas Haber Ajansı