TRT Diyarbakır Stüdyoları'nın Açılışı
Başbakanı Yardımcısı Bülent Arınç, "Bir insanın kimliğini kabul ediyorsak, dilini de başımızın üstünde kabul etmemiz lazım" dedi.
Başbakanı Yardımcısı Bülent Arınç, "Bir insanın kimliğini kabul ediyorsak, dilini de başımızın üstünde kabul etmemiz lazım" dedi.
Başbakanı Yardımcısı Arınç, Hazreti Süleyman Camisi'nin açılışının ardından Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ile restorasyon çalışmalarının devam ettiği Ulu Cami'deki çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Ardından TRT Diyarbakır Bölge Müdürlüğü'ne geçen Arınç, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Mehdi Eker, Vali Mustafa Toprak, TRT Genel Müdürü İbrahim Şahin ve Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir ile yapımı tamamlanan stüdyoların açılış için düzenlenen törene katıldı.
Açılış töreninde konuşan Arınç, yaklaşık 3 milyon liradan fazla bir masrafla TRT Diyarbakır Stüdyoları'nın yenilendiğini, bu sayede burada TRT 6'nın canlı yayınlarının, programlarının ve diğer kanallarının programlarının yapılabileceğini söyledi.
Kendisinden önce kürsüye çıkan Bakan Eker'in konuşmasını Kürtçe yaptığını, Bakan Şimşek'in de Kürtçe konuşabildiğini ifade eden Arınç, kendisinin ise birkaç kelime Kürtçe bildiğini söyledi. Arınç, "Elbette bunu öğrenmemiz, dinlememiz, anlamamız da gerekiyor. Çünkü bir lisan, bir insan. Bir insanın kimliğini kabul ediyorsak, dilini de başımızın üstünde kabul etmemiz lazım. Çok şükür ki bu zenginliğe Türkiye belli bir süreçten sonra kavuştu" diye konuştu.
-"Çok şükür her kanalımız layıkıyla izleniyor"
Bülent Arınç, 1950'li yıllarda yasaklanmış olan, bir suç gibi görülen, ayıp kabul edilen, ama sonraları gerek demokratikleşme sürecinde, gerekse özgürlüklerin biraz daha büyüdüğü dönemlerde günlük lisanda konuşulan, öncelikle TRT'de sadece yarım saatlik belli zamanlarda yayına başlanan bir dilin, bugün TRT'nin bir kanalında 24 saat yayın yapar hale geldiğine işaret etti.
2009 yılının Ocak ayında hükümetin büyük gayret ve cesaretle TRT Kanunu'nda değişiklik yaptığını hatırlatan Arınç, bu sayede Kürtçe yayın yapılmaya başlandığına dikkati çekti.
Başbakanı Yardımcısı Bülent Arınç, son 4 yılda yapılan atılımlarla TRT'nin 14 kanala kavuştuğu hatırlatarak, sözlerine şöyle devam etti:
"Çok şükür her kanalımız layıkıyla izleniyor. Bazılarında çok başarılıyız, bazılarında henüz istenen neticeyi alamadığımızı görüyoruz. Ama sayılara, verilere baktığımızda bu bölgeden aldığımız haberlerle TRT 6 kanalımızın ilgiyle takip edildiğini görmek, duymak, bizi mutlu ediyor. Biz kamu yayıncısıyız, kanun bize bu görevi vermiş. Yani özel televizyonlardan farkımız var. Bu yüzden bütçemizi de kanunda gösterilen kalemlerden meydana getiriyoruz. İşte elektrik kesintisi gibi bandrollerden aldığımız belli paylar gibi.
Demek ki kamu yayıncılığı yapmamızın bir faturası da var. Biz bu imkanlarımızı en iyi şekilde kullanarak halkımızın ortak değerlerine saygılı yayıncılık yapıyoruz. Halkımızın kültürü, inancı, aile değerleri var, dili var, her şeyi var. Örf ve adetlerimizle, geleneklerimizle aynı zamanda kültürümüzün zenginleştiğini görüyoruz. Kar gayesi gütmeden televizyonculuk yapıyoruz. Reyting kavgası götürmeden televizyonculuk yapıyoruz. Onun için dizilerimiz daha aile ortamına yakışıyor, değerlerimize saygılı hale geliyor. Bu vesile ile söyleyeyim; sayın genel müdürüm '80'ler' diye yeni bir diziye başlamışız, yani doğrusu benim içimi ısıttı. Yani pek çok dizide başarılı değiliz, ama belki bunun sonu iyi gelir. 80'lerde insan kendi evini görebiliyor. Ben de evimde soba kurmuş, bacalarını tamir etmiş, kömürünü ve külünü taşımış insanım. Yani orada da insan zaman zaman 30-40 yıl öncesine dönebiliyor. Bu yüzden kamu yayıncılığı yapmamızda esas olan prensibimiz, halkımızın moral değerlerini yükseltmek, halkımızın inancını, aile değerlerini, elbette düşünce ve fikirlerini yansıtabilmektir."
-"Biz ideolojik hiçbir meselenin peşinde değiliz"
Başbakan Yardımcısı Arınç, TRT 6 da ideolojik, kavgacılık bir yayıncılık yapmadıklarını, hiç yapmayacaklarını, bu kanalı bir aile kanalı olarak düşündüklerini dile getirerek, dünyanın değiştiğini, ama kimliğin de muhafaza edilmesi gerektiğini söyledi. Bülent Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu kimliği 'aşınmamalı, erozyona uğramamalı' diye herkes aile kanalı olarak TRT 6'da kendini bulabilmeli. Çok büyük masraflarla ve sadece cinselliği istismar etmek suretiyle reyting kapma savaşında olan Türkçe'yi de, Kürtçe'yi de argo lisanında konuşarak berbat edenlerden biz kanallarımızı koruyoruz. Dilimizi koruyacağız, inancımızı koruyacağız, toplumun değerlerini koruyacağız. İnsanlarımıza güzel hedefler, vizyonlar göstereceğiz. Elbette eğlenecek, gülecek oynayacağız. Bir aile ne düşünürse, biz bu kanalda hepsini vermek zorundayız. Bizleri zaman zaman eleştirenler oldu. Ben de samimi olarak itiraf ediyorum;
'Niye ideolojik değil- Memlekette şunlar, şunlar, şunlar oluyorken, siz neden susuyorsunuz-' ya da 'Bu anlamda daha keskin bir yayıncılık yapmıyorsunuz-' Hayır, biz ideolojik hiçbir meselenin peşinde değiliz. Biz ülkemizi, milletimizi seviyoruz. Aramızda tefrika gibi görünen, aramızda bizi uzaklaştıran buzdan dağlar gibi kol kola getirmez hale koyan pek çok şeyler, sevgi, barış, dostluk, örf ve adetlerimiz ile sıcaklığımız ve misafirperverliğimizle bunlardan kurtulabileceğimizi düşünüyoruz. Çünkü biz ideolojik yayın yapsak başkaları bunu daha fazlasıyla yapar. Kutuplaşma, kemikleşme olur. Birbirimizi duymaz görmez hale geliriz. Dolaysıyla TRT 6 yaşadığı müddetçe herkesin kendini bulabileceği, herkesin düşüncesinde dünya görüşünde bir şeyleri mutlaka görebileceği, kanal olarak yayınlarına devam edecek."
-"25'e yakın radyo ve televizyon 8 ayrı ana dilde yayın yapabiliyor"
RTÜK'ün de kendisine bağlı bulunduğunu hatırlatan Bülent Arınç, sözlerine şöyle devam etti:
"2001'de başlayan bu anadilin konuşulması safhasında, gün geldi ki radyo ve televizyonlarda bir saat ve 45 dakikaya çıkarıldı yayınlar. Haberler mutlaka Türkçe verilmek zorundaydı, reklamlar ve diğer konularda da Türkçe mecburiyeti vardı. 2009'un kasım ayında Hükümetimizin aldığı kararı ben uyguladım, RTÜK'ün yönetmeliğini değiştirdik. Yerel medyaya da radyo ve televizyon yayıncılığı açısından sadece anadillerde 24 saat yayın yapma hakkını getirdik, haberler ve reklamlardaki kısıtlamaları kaldırdık. Hatta Kürtçe siyasi propaganda yapılabilmesinin de önünü açmıştır. Ama Yüksek Seçim Kurulu maalesef izin vermedi. Biliyorsunuz bu seçimlerde siyasi reklamlar televizyonlarda yayınlanabildi, ana dilde de olabilmeliydi. Biz bunu kanuna aynen yazmıştık, ama YSK maalesef bu konuda son merci olduğu için onların verdiği karar uygulandı.
Şu anda, son rakamlar nedir bilmiyorum ama en azından bir kaç ay öncesine ait rakam söyleyeyim; 25'e yakın radyo ve televizyon 8 ayrı ana dilde Türkiye'de yayın yapabiliyor. Sanırım belki Diyarbakır'da 2 tane olabilir bir radyo, bir televizyon hatırladığım kadarıyla. Yani bütün engelleri kaldırdık. Hatta bana geldiler dediler ki, 'Biz 45 dakika, bunu hiç olmazsa 3 saat yapın, 5 saat yapın.'. 'Hayır 24 saat, siz ne kadar isterseniz o kadar yapın' dedim.
'Yapamayız' dediler. 'Siz bilirsiniz' dedim. Ben size 24 saat yapabileceğiniz konusunda yönetmenliği değiştirdim. İmkan meselesi ayrıdır, ama özgürlük olmalıdır. Dolayısıyla, Arami dilinden tutun, Sorani'ye, Zazaki'ye kadar, bu dillerde yayın yapan radyo ve televizyonlar yerel olarak belli şehirlerimizde bulunuyor. Özgürlükler, demokrasinin gelişmesiyle, güçlenmesiyle ülkemizdeki bütünlüğü muhafaza etmemize yarayacak. Şunda pek çok kavgalar, çok hırçınlıklar, Allah korusun ölümler, çatışmalar hepimizi üzüyor. Bunlar bir gün bitecek mutlaka. Bunların bitmesi konusunda biz kendimizi hatırlamamız, aramızdaki güzellikleri tekrar keşfetmemiz gerekiyor. Televizyon bu konuda ne kadar etkili olursa, inanınız, silahtan, taş atmaktan, molotoftan daha fazla etkili olacaktır."
-"ülkemizdeki huzursuzlukların biran önce biteceğini hayal ediyorum, ümit ediyorum, düşünüyorum"
TRT' 6'nın Irak ve İran'dan da izlendiğini, oradan insanların programlara telefonla bağlandığını vurgulayan Arınç, bundan büyük memnuniyet duyduklarını söyledi.
Arınç, sadece Türkiye hudutlarıyla sınırlı olmayan başka ülkelerden de rahatlıkla izlenen bir kanal olmanın aynı zamanda kendilerine huzur da verdiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
"İnşallah, bu stüdyolarımızdan çok hayırlı programlar, yayınlar olacaktır ve buralardan bütün Türkiye'ye barışın, özgürlüklerin, dostlukların, arkadaşlıkların müşterek bir medeniyete sahip olmanın güzellikleri inşallah dalga dalga yayılacaktır. Unutmayalım ki; Hazreti Süleyman Camisi'nin geçmişi asırlar öncesine dayanmaktadır. Ulu Cami'nin geçmişi de asırlar öncesine dayanmaktadır. Diyarbakır'ın her surunda, Diyarbakır'ın toprağının her karışında, Diyarbakır'ın en ücra mahallesindeki, sokağındaki, bir kırık ve harap yapıda, geçmişimizi görmek mümkündür. O günlerden bugünlere, el ele gelmiş insanların, yeri geldiğinde Çanakkale'de birbirinin kucağında şehit olmuş insanların, ülke için ve mukaddesleri için, hayatını hiçe saymış insanların yeniden kucaklaşacaklarını, ülkemizdeki huzursuzlukların biran önce biteceğini hayal ediyorum, ümit ediyorum, düşünüyorum."
Daha sonra Arınç, Mehdi Eker ve Mehmet Şimşek, İbrahim Şahin, Mustafa Toprak ve Osman Baydemir ile kurdele keserek stüdyoların açılışını gerçekleştirdi.
- DİYARBAKIR
















