"Bursa-İstanbul Destinasyonu-Osmanlının İki Başkenti Arasında Kültür ve Turizm İşbirliği"

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bursa'nın turizm konusunda büyük bir dev olduğunu, bu devin harekete geçirilmesi ve uyandırılması gerektiğini düşündüğünü bildirdi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bursa'nın turizm konusunda büyük bir dev olduğunu, bu devin harekete geçirilmesi ve uyandırılması gerektiğini düşündüğünü bildirdi.

Bursa Valiliği ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) işbirliği ile Almira Otel'de düzenlenen "Bursa-İstanbul Destinasyonu - Osmanlının İki Başkenti Arasında Kültür ve Turizm İşbirliği" toplantısına katılan Arınç, Bursa'nın potansiyelini bildiğini, bu çerçevede turizm alanında yapılacak bütün çalışmalara destek olacağını söyledi.

Bu konuda tek yetkili kuruluşun TÜRSAB olduğunu hatırlatan Arınç, sektöre ilişkin yasanın çıkarılması konusunda asıl çabanın bu kuruluşa ait olduğunu ve kendilerinin de katkı sağladığını belirtti.

TBMM Başkanı olduğu dönemde Milli Sarayların kendisine bağlı olduğunu ancak kendisinin o dönemde Meclisi sadece oradaki binadan ibaret sandığını ifade eden Arınç, "Sonra Meclis Başkanı olunca gördüm ki İstanbul'da Dolmabahçe, Beylerbeyi Sarayı, 7-8 tane köşk ve kasır da bana bağlı. Üstelik iki tane fabrikam da var. Yani işveren de oldum. Fabrika patronu da oldum. Bir taraftan Yıldız Porselen, bir taraftan da Hereke fabrikası yine Meclis Başkanı'na bağlıydı" diye konuştu.

-JAPON İMPARATORUNUN SORUSU-

Kendisinden önce konuşan TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy'un bir fıkra anlattığını hatırlatan Arınç, yaşadığı gerçek bir olayı anlatmak istediğini dile getirerek şunları söyledi:

"2003 Haziranında Meclis Başkanlığımın ilk 6 ayında Japonya'ya resmi bir ziyaret yapmam gerekiyordu. Tabii Japonya, merak ettiğim bir ülke. Dünyada kalkınmış, geleneklerine bağlı bir ülke. İmparatorun bizi kabul edeceği söylendi. İmparator için bir hediye tasarladık. O da ibrik ve leğendi. Dediler ki 'bunlar hediye kabul etmezler', bir de Hereke küçük bir halı... 'Ama siz mütevazı bir şey götürün ve götüreceğiniz şeyi de iyi bilin. Çünkü, soracaktır (Bu nedir diye?) Siz de onu anlatırsınız. )' Ben de ibrik ve leğen üzerine çalıştım efendim. Bir mutfak malzemesidir, kızların çeyizidir. Bir temizlik aletidir. Şuradan alınır, burada yapılır. Neyse onlar protokole çok bağlı, gelenek açısından... 'Şu kadar metre yürüyeceksin, o size doğru gelecek, belli bir yerde duracak. Siz ona şöyle yapacaksınız, sağına gireceksiniz, soluna oturacaksınız. ' Bunların hepsini yaptık.

Büyük bir nezaketle karşıladılar. Onların sarayları mütevazı, bahçeli yerler. Her tarafında cam var, bahçeye açılıyor. Çok da hoşuma gitti. Her tarafta sakura var. Renkleriyle çok meşhur olan bir bitki. Sonra oturduk, efendim geldi bir teşrifatçı 'efendim hediye budur' dedi. İbrik ve leğeni de ortaya koydu.

'Şimdi bu nedir?' diye sordu, hakikaten sordu. Ben de anlatmaya başladım. Çok memnun oldu gözlerini açtı. Bir tek halıyı da şöyle güzel bir yere koymuşlardı. Onu da Hereke'den anlatmaya başladım. Bunlar Fabrika-i Hümayun'dur dedim. Bizim sultanlarımız Abdülmecit, Hereke'yi; Abdülhamit, Yıldız Porseleni kurmuştur' dedim. Tabii ben ezberlediklerimi yaptım. Şimdi adamcağız bana bilmediğim bir şey sordu. 'Camlı Köşk ne durumda?' dedi. Eyvah, ben buna çalışmamıştım. ya Camlı Köşk neresiydi? Orada ne yapılıyor falan, sağımda da solumda da kimse yok. Bir kopya alacak bir şey... 'Çok iyi gidiyor dedim. Restorasyonu yakın zamanda bitecek' dedim. 'Ha öyle mi' dedi bana... "

Oradan çıkar çıkmaz Milli Saraylar Daire Başkanı'nı aradığını belirten Arınç, şöyle devam etti:

"Nedir bu Camlı Köşk? Ne olmuş, neden bitmemiş? Ne yapılıyor filan?

'Efendim 5-6 sene önce başladı, sonuna geldik. Bu sene Eylül, Ekim ayında bitecek gibi. ' Derhal içeriye haber uçurdum 'Şu ayda bitecek' diye. Japonya'nın da İstanbul Başkonsolosluğu varmış. Neyse Türkiye'ye döndüm, 'hemen o işi bitireceksiniz' dedim. 'Japonya İmparatoru bunu söylüyor ya. Niye beni mahcup ettiniz' filan dedim. Eylül ayında Japonlar da geldiler. Sarayın içerisi kapalı ama duvarların üzerinde tek mekan Camlı Köşk. Ona Kabataş Caddesi mi diyoruz, Beşiktaş Caddesi mi diyoruz? O tarafa bakan tek mekan. Tabii birbirinden güzel kristaller var. Her şey fevkalade güzel. Sonra gittim Japon İmparatoru'nu karşıladım. O zaman sanıyorum, 1 milyon 700 bin turist vardı. Biz sadece yüzde 1'ini alıyorduk Türkiye olarak. Onlar Türkiye'yi merak ediyorlar ama biz onlara belki tanıtmamışız. Velhasıl okullarda, Milli Saraylarda çok güzel yerler açtık. Köşklerin, kasırların hepsini restore ettik. En son Beykoz Kasrı'nın bittiğini biliyorum. "

-"EV SAHİPLİĞİ ÇOK GÜZEL Bursa'NIN"-

TÜRSAB'ın öncülüğünde sektörün büyük kazanımlar elde ettiğini, tanıtıma çok daha fazla değer verilmeye başlandığına dikkat çeken Arınç, Türkiye'nin İstanbul başta olmak üzere birçok bölgede kongre turizmine açıldığını söyledi.

Bursa'nın ise çok küçük bir kapasiteyle turizme açıldığına dikkat çeken Arınç, şöyle konuştu:

"Bunda ulaşımın, hizmet sektörünün, tanıtımın elbette eksiği olduğunu düşünüyorum, ama bu eksikliği Sayın Valimiz çok iyi görmüş. İlgili kuruluşlarla düşünmüş ve önemli bir proje hazırlamış. Bu proje üzerinde çalışıyoruz. Bu çerçevede bir çalışma grubu kurulacak. Çalışma gurubunun sanıyorum ki İstanbul-Bursa işbirliği veya Bursa'nın tek başına kendi kaynaklarını rantabl kullanmasıyla, verimli hale getirmesiyle turizmi Bursa'da yükselteceğiz. Ben bir tek şeyi daha çok önemsiyorum. Ev sahipliği çok güzel Bursa'nın. İnsanları çok güzel, buraya kim gelirse gelsin çok büyük bir sıcaklık görecekler, herkesin yüzü gülüyor. Konuk olarak herkes herkese ikramda bulunuyor. Onu koruyor, muhafaza ediyor, onu seviyor. Belki bu başka yerlerde daha azdır ama ben Bursa'da çok daha iyi olduğunu gördüm. Yani gelen turistte para bırakacak veya ekonomiye katkıda bulunacak bir obje gözüyle değil evlerine gelen bir misafir gözüyle bakabilen bir Bursa var... "

-"Bursa BÜYÜK BİR DEV, BU DEVİN HAREKETE GEÇİRİLMESİ GEREKİR"-

Arınç, Bursa'nın ben büyük bir dev olduğunu, bu devin harekete geçirilmesi ve uyandırılması gerektiğini düşündüğünü belirterek, "Ve bu konu da sizlerin bize yol göstereceğine inanıyorum, ben bütün imkanlarımı kullanacağım ama siz yol göstereceksiniz. Ben konunun içinde bir insan değilim. Turizmin önemine inanıyorum. Bu konuda Bursa'nın çok güzel potansiyeli olduğunu düşünüyorum" dedi.

Bülent Arınç, ulaşımda Bursa'nın büyük sıkıntılarına da değinerek şöyle dedi:

"Geldiğimden günden beri söylüyorum; havaalanı rantabl çalışmıyor, bunun bazı sebepleri var. Ama THY ile de özel hava yollarıyla da işbirliği yapacağız. Hem yurtiçine hem yurtdışına tarifeli, Balkanlar'dan başlamak üzere mutlaka yeni hatlar koyacağız. Bu konuda hem THY'ye hem de özel havayollarına güveniyoruz. Bu konuda belki küçük gövdeli uçaklarla işe başlanması gerektiğini düşünüyoruz. Bu mutlaka olmalı. Şu anda Bursa, hava ulaşımı bakımından Türkiye'ye ve dünyaya kapalı. Yani günde 1-2 uçağın uçmasıyla bunu temin etmemiz mümkün değil. Hem Yunuseli Havaalanı'nı harekete geçirerek, hem de Bursa Yenişehir Havaalanı'nı biraz daha iyi kullanmak suretiyle bunu yapacağız. "

Vali Şahabettin Harput da İstanbul-Bursa destinasyonunun önemine dikkati çekerek, İstanbul'a gelen turistlerin kültür, tarih ve doğal güzellik açısından büyük potansiyel barındıran Bursa'ya yönlendirilmesi gerektiğini, bunun için hem sektöre hem de devlete ve kendilerine büyük görevler düştüğünü ifade etti.

-DOĞUM GÜNÜ SÜRPRİZİ-

Törenin ardından gazeteciler, Arınç'a doğum günü sürprizi yaptılar. 25 Mayıs 1948 doğumlu olan Arınç, gazetecilerin üzerinde beyaz gül işlemeli bir pastayı kendisine ikram etmesi üzerine, "Mahcup ettiniz beni, yapmasaydınız keşke, yaşım ortaya çıkacak" dedi. Gazetecilere "Çok teşekkür ederim, çok naziksiniz" diyerek pastayı kesen Arınç, bir parçayı da kendi eliyle DHA muhabiri Işıl Arslan'a ikram etti. Gazeteciler, Arınç'a bir de ipek kravat hediye ettiler.

- BURSA

Kaynak: AA