Delta Mobilya Ayın ve Yılın Hakemi Yarışması...

Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Delta Mobilya Ayın ve Yılın Hakemi Yarışması'nın Ocak ve Şubat Aylarının Birlikte Değerlendirildiği Jüri Toplantısı İstanbul'da Yapıldı.

Delta Mobilya Ayın ve Yılın Hakemi Yarışması'nın Ocak ve Şubat aylarının birlikte değerlendirildiği jüri toplantısı İstanbul'da yapıldı.

Swissotel'de gerçekleştirilen jüri toplantısına, Fenerbahçe Kulübü Eski Başkanı Ali Şen, Trabzon spor Kulübü Onursal Başkanı Mehmet Ali Yılmaz, Antalya spor Genel Direktörü Yılmaz Vural ile birlikte çok sayıda davetli katıldı.

Jüri üyelerinin değerlendirmesi sonucu Ocak ve Şubat aylarının en başarılı hakemi olarak Hakan Sivriservi seçilirken, Aralık ayı değerlendirmesinde 15'er puanla birinciliği paylaşan hakemlerden Fırat Aydınus, ödülünü hakem hocaları Hilmi Ok ile Ertuğrul Dilek'in ellerinde aldı. Hakem Bülent Yıldırım'ın ise seminerde olması nedeniyle ödülünü almaya gelemediği bildirildi.

Gecede konuşan Fenerbahçe Kulübü eski başkanlarından Ali Şen, Galatasaray'ın Neuchatel Xamax maçı sonrasında yaşanan gelişmelerin hepsini anlatması halinde Sarı-kırmızılı takımın Avrupa kupalarından 5 yıl boyunca men edilebileceğini söyledi.

Delta Mobilya Ayın Hakemi Yarışması'na onur konuğu olarak katılan Ali Şen, Neuchatel Xamax maçının sonrasında yaşanan olayların yanı sıra Türkiye'deki yerli ve yabancı antrenör tartışmasıyla ilgili ilginç açıklamalarda bulundu.

Galatasaray'ın 1989 yılında Neuchatel Xamax'ı 5-0 yendiği maç sonrasında yaşanan olaylar nedeniyle UEFA Disiplin Konseyi bu maçı iptal ettiğini hatırlatan Şen, "O dönemde ben Rusya'daydım ve maçla ilgili hiçbir bilgim yoktu. Rusya'dan Türkiye'ye döndüğümde havalimanında beni çok sayıda gazeteci karşıladı ve bana 'Ne olacak bu Galatasaray'ın hali ?' dediler. Benim hiçbir şeyden haberim yok ama gazeteler benim ağzımdan 'Bu işi bana bırakın' diye manşetler attılar. Devlet büyüklerinin de araya girmesiyle bu işle ilgili çalışmalarımız oldu. Bu olaylarla ilgili herşeyi anlatırsam Galatasaray, Avrupa kupalarından 5 yıl men edilir. Çünkü, Anderlecht Kulübü Başkanı, 1972 yılında buna benzer bir olayı 1996 yılında anlattığı için Anderlecht, 6 yıl boyunca Avrupa kupalarından atıldı. Bana o olay sonrasında Galatasaray altın rozeti taktılar. Ardından Fenerbahçe Başkanı oldum, Ali Sami Yen Stadı'nda çok ağır küfürlere maruz kaldım" dedi.

Daha sonra Türkiye'deki yerli ve yabancı antrenör tartışmaları hakkında da konuşan Ali Şen, günümüzde yerli antrenörlerin yabancı antrenörlerin önüne geçtiğini ifade ederek, "Bizim antrenörlerin eğitim ve diğer özellikleri yönünden hiçbir eksiği kalmadı. Getirin Yılmaz Vural veya Rıdvan Dilmen Fenerbahçe'yi çalıştırsın. Fakat, Fenerbahçe bu sene şampiyon olamazsa lig sonunda takımın başına Türk teknik direktörü getirme cesaretini gösterebilirler mi ? Yabancı antrenörlerin aklı, düşüncesi, futbol bilgisi, eğitimi, kültürü asla bizimkilerden fazla değil. Aksine bizimkiler, Türk futbolcusunun beynini çok daha iyi bildiği için yabancı antrenörlerin önüne geçiyorlar. Yabancı oyuncunun sınırsız olmasını isteyen biri olarak, Türk antrenörünün yabancılar karşısında her zaman şanslı olduklarını söylüyorum. Bizim antrenörler, Türkiye'de büyük kulüpleri çalıştırabilir. UEFA Kupası ve Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğu'nu kazanabilirler. Ben bu kadar yıldır, bu görüşü savunuyorum ama bunu bir türlü tatbikatta gerçekleştiremedim. Yılmaz Vural'a teklif ettim halde takımın başına getiremedim. Hata yapmıyız, kendisinden özür diliyorum" diye konuştu.

Şen, Türkiye'de ilk defa bir yerli teknik direktörün büyük kulüpleri çalıştırma isteğini açıkça dile getirdiğini ifade ederek, "Yılmaz Vural, 'Ben burdayım, göreve talibim' diyor. İlk defa açıkça göreve talip olduğunu söyleyen birisi var. Daha önceleri bu konuşmalar, otel odalarında, kapılar arkasında oluyordu. Fakat, Yılmaz Vural bunu açıkladığında dalga geçenler çıktı. Bu çok ayıp" dedi.

Trabzon spor Onursal Başkanı Mehmet Ali Yılmaz sözlerine dostu Ali Şen'e takılarak başlayarak, "Mehmet Ali yılmaz Tesisleri'nin temeli atılırken, Fenerbahçe kulübünü davet etmiştik. O gün Ali Şen temeli atmıştı. O günden bu yana şampiyon olamıyoruz" dedi.

Türk hakemliğinin layık olduğu düzeye çıkması için kendilerine düşen bir görev olduğu takdirde yardıma hazır olduğunu belirterek, "Genç hakemlerimiz canavar gibi, hepsi çok iyi" şeklinde konuştu.

Futbol Federasyonu'nun özerk hale getirilmesinden sonra ceza kurulu ve tahkim kurulunun da çok güçlü hale getirildiğini ifade eden eski spor bakanı Yılmaz, "Burada bütün sorun kulüplerimizin ve futbolcularımızın adalet ve hakkaniyet anlayışı. Hakemlerimizin gördüğünü çalar olmuş olması ki bu sene benim bu konuyla ilgili bir şikayetim yok. Bir kaç hata var ama onlarda insani hatadır. Bu da yüzde 13 oranında olabilir" dedi.

Mehmet Ali Yılmaz, statlarda meydana gelen olaylar sonucunda kulüplere verilen cezalarda, stadı tüm taraftarlara kapamak yerine belli bir oranda taraftara kapama cezasının uygulanabileceğini söyledi.

Antalyaspor Teknik Direktörü Ylmaz Vural, Türk hakemlerinin iyi hakemler olduğunu ifade ederek, "Ancak biz maça çıkarken onların psikolojilerini öyle dağıtıyoruz ki sonra onlardan iyi yönetmelerini bekliyoruz. Futbol Federasyonunu, büyük kulüplerimizin, medyamızın, hakemlerimizin maça düzgün psikoloji ile çıkmalarını sağlamaları gerek. Ne olacak, başıma ne gelecek diye düşenen insanın düzgün maç yönetmesi mümkün değil. Hepimiz insanız. Dolayısıyla bize işimizi yapmamız için rahat bir ortam sağlanırsa, daha iyi işler yaparız. Hakemlerimizin iyi ve tarafsız maç yönettiklerini samimiyetle söylüyorum. Türk hakemliginin iyi yolda olduğunu görüyorum. sahanın lideriyseniz lider gibi davranmalısınız ancak toplumumuzda ailemizden itibaren bu eğitim verilememiyor. Türk toplumu olarak lider yetiştirmekte sıkıntı yaşıyoruz" şeklinde konuştu.

Yurt dışında yetişmiy orda eğitim almış bir antrenör olarak, her zaman yabancı antrenöre karşı olduğunu vurgulayan Vural, "Ama maalesef Türkiye'de bu konuda arkamda hiçbir Türk antrenör arkamda yer almadı. Bana destek olmadı. Biz kendimizi köyün delisi yaptık. Heryerde konuştuk ettik. Şenes Erzik'in Federasyon başkanıyken, ben Bursaspor'da görev yapıyordum. Şenes başkan beni arayarak 'Sana milli takımda görev vermiyi düşünüyoruz, gel görüşelim' dedi. Görüşmeye gittim ve bana Milli takımın başına getirilen Sepp Piontek'in yardımcılığını teklif ettiler. Hep yabancı antrenörlerin karşısında olan ben bu görevi kabul edemezdim. Şenes başkana prensiplerimden vazgeçemem ve Piontek'in yardımcısı olamayacağımı söyledim. Böyle önemli bir görevi belki de hayatımın dönüm noktası olacak görevi kabul etmedim" ifadelerini kullandı.

Söylediği "Ben Türk antrenörü değilim" lafıyla ilgili olarak ise Yılmaz Vural, "Ben yıllardır Türk antrenörüyüm dedim. Türkçe konuştum ancak 54 yaşıma geldim hala beni kimse anlamadı. Ben bu sözü de mecazi anlamda söyledim. Ben Türk antrenörünün haşa Allahı'yım. Onun için de verdiğim mücadele ortada.Antrenörlükte yalnız iyi çalıştırılıcık uzmanlıkta yeterli olmuyor. İlişkiler de çok önemli. Belki biz bunu yapamıyoruz. Bir eksiğimiz bu galiba. Biz büyük takımları yendiğimiz maçların ardından ancak gündeme geliyoruz ve o zaman söylediğimiz sözler dikkat çekiyor ve yankı buluyor. Antrenörlük deveye hendek atlatmak değildir. Kaideleri vardır, uzmanlığı vardır. Bu külüplerin başındaki yöneticiler başkanlarda Anadolu da yetişmiş insanlar bizi nasıl beğenmezler yahu. Büyük kulüplerimizin hatası kendi içlerinden yetişen genç isimleri antrenörlüğe getiriyorlar. Ama gencecik insanlar daha kanıtlamamış oldukları böyle büyük camialarda tabi başarısız olabilirler. Ondan sonra onlarından başarısızlıklarını tüm Türk antrenörlerine mal etmek için bir tutum içine giriyorlar. Ben bunu kabul etmiyorum. En kral takım hangisiyse onun başına gelirim. Benim hatamla da o takıma bişey olmaz. Ben her zaman bu göreve talibim. 60 yaşına geleyim yine talip olacağım. İnşallah beni birgün bu göreve getirirlerse benden kurtulacaklar.

Kaynak: Demirören Haber Ajansı / Ecem Altan