Gezi Parkı Odaklı Gelişmeler
Başbakan Yardımcısı Bozdağ."Eğer Türkiye'de otoriter yönetim olsaydı bu eylemleri yapmayı birileri akıllarından dahi geçiremezdi."
-Başbakan Yardımcısı Bozdağ:
-"Eğer Türkiye'de otoriter yönetim olsaydı bu eylemleri yapmayı birileri akıllarından dahi geçiremezdi. Bugün sanal medyada provokatörlük yapanların, iftira atanların elleri o tuşlara bile varmazdı"
-"Bunları yöneten bir aklın olmadığını söylemek, 'kendilerince bir araya geldiler' demek biraz safdillik olur. Bunu herkesin görmesi lazım"
-"Yaşam tarzına müdahale edildiği iftirasını yayanlar ellerini vicdanlarına koysunlar. Recep Tayyip Erdoğan, belediye başkanlığı yaptığı dönemde İstanbul'da insanların yaşam tarzına müdahale eden şu icraatı yaptı, şu adımı attı bir tane örnek göstersinler"
Bozdağ, TV8'de yayımlanan "Erkan Tan'la Başkentten" programına konuk oldu. Burada sunucunun yönelttiği ve izleyicilerden gelen soruları yanıtlayan Bozdağ, Taksim Gezi Parkı odaklı olaylarda CHP'nin tavrını eleştirerek, CHP'nin 1950'den sonra normal bir seçimle iktidar olamadığını söyledi.
"CHP iktidarını hep başkalarına bağlamıştır. Millette iktidar aramamıştır" diyen Bozdağ, AK Parti'nin ise Türkiye'de gerçek anlamda millet iktidarını egemen kıldığını belirtti.
CHP'nin Cumhuriyet Mitinglerini yaparken amacının başka olduğunu, ancak elde edemediğini ifade eden Bozdağ, şöyle konuştu:
"Cumhuriyet Mitinglerini kim yapıyorsa, o zaman fotoğrafın içinde kimler varsa, şimdi bu olaylara ilişkin fotoğrafı alın koyun içinde aynıları var. İşçi Partisi var mıydı fotoğrafın içinde? Vardı. CHP var mıydı? Vardı. DSP var mıydı? Vardı. Şimdi baktığınızda başka partilere geçseler de aynı ekip var mı? Var. DİSK var mıydı? Vardı. KESK var mıydı? Vardı. Ulusalcılar var mıydı? Vardı. İllegal marjinal gruplar var mıydı? Vardı. Bunların hepsi yine var. Cumhuriyet Mitinglerinin farklı bir provası.
O zaman il il gezdiler, başka bir takım şeyler yaptılar. Orduyu göreve çağıran anlayışlar yaptılar. Netice alamadılar. Şimdi burada farklı bir organizasyon var. 'Bu siyasi bir olay değil, bu bir halk hareketi' görüntüsü vermek için başka bir versiyonu aynı ekiple senaristleri, oyuncuları, yönetmenleri aynı ortaya koydular. ve uluslararası işbirliğiyle de."
"Eğer Türkiye'de otoriter yönetim olsaydı bu eylemleri yapmayı birileri akıllarından dahi geçiremezdi. Bugün sanal medyada provokatörlük yapanların, iftira atanların elleri o tuşlara bile varmazdı" diyen Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Eylem yapanların hepsi için demiyorum büyük bir kısmı, demokratik olgunluk sınırları içerisinde tepki göstermemiş olsa bile, Türkiye'de bunun 19-20 gün sürmüş olması, parkta ve kamuya açık yollarda dahi Anayasa "eylem yapılamaz" kuralı ortaya koymuş olmasına rağmen hükümetin, polisin bu eylemlerin sağlıklı bir şekilde olması konusunda bugüne kadar bunun devam etmiş olması Türkiye'deki demokratik olgunluğu gösterir."
-"10 yılda 7 kez halkın iradesine müracaat edilir mi?"
Başbakan Erdoğan'ın Gezi Parkı'ndaki eylemlerin sona erdirilmesi için Taksim Platformu temsilcileri ve bazı sanatçılarla görüşerek onların görüşlerini aldığını anımsatan Bozdağ, şunları söyledi:
"Eğer bir diktatörlük olsaydı bunların herhangi birisi yapılabilir miydi? Arkasından Sayın Başbakan şunu söyledi; 'Eğer mahkeme (yapılmasın) derse biz yapmayacağız. Eğer mahkeme (yapılmasında bir sakınca yoktur) derse de biz buna rağmen halk oylamasına gideceğiz'. Hangi diktatör veya otoriter yönetim 'ben mahkeme kararı yapmayın derse ona uyacağım, velevki mahkeme benim dediğim gibi karar verse bile halka soracağım' der. Böyle bir şeyi söyleyen lidere 'diktatör' demek, bu iftirayı atmak ve 'otoriter bir yönetim sahibi' demek, vicdan sahibi bunu yapmaz."
Türkiye'de 2002'nin 3 Kasım'ından itibaren 3 genel seçim, 2 yerel seçim ve 2'de halk oylaması yapıldığını hatırlatan Bozdağ, "Diktatör olan bir ülkede, diktatörlükle yönetilen bir ülkede 10 sene içerisinde 7 defa halkın iradesine müracaat edilir mi? Her defasında da vatandaş yapılanları takdir eder mi?" dedi.
-"Sloganlar, pankartlar ve eylem tarzları aynı"
Bozdağ, demokrasilerde iktidarın el değiştirdiği tek yerin seçim sandığı olduğunu ve seçimlerin olmadığı bir ülkede demokrasiden bahsedilemeyeceğini dile getirerek, iktidara gelmenin de iktidardan gitmenin de seçimlerle gerçekleşmesinin, demokrasinin vazgeçilmez ana koşulu olduğunu söyledi.
Taksim Gezi Parkı'ndaki olayların gerekçesinin, kesildiği iddia edilen ağaçlar olduğunu anımsatan Bozdağ, olayların diğer illere yayılmasını normal bulmadığını ve Gezi Parkı'nda yaşananların Ankara ve diğer illerdeki olaylarla ilgisinin bulunmadığını bildirdi.
Ağaçların kesilmesinin ya da sökülerek başka yere dikilmesinin sadece Gezi Parkı'nda yaşanan bir durum olmadığını vurgulayan Bozdağ, "Çankaya Belediyesi, İzmir Belediyesi, Eskişehir Belediyesi yol ya da başka çalışmalar yaparken hiç mi ağaç sökmedi, hiç mi ağaç kesmedi?" diye sordu.
Olayların eş zamanlı birçok ilde gelişmesine, kullanılan pankart, slogan, flama ve buralarda yazılanlar ile eylem tarzlarının birbirine benzediğine dikkati çeken Bozdağ, şöyle konuştu:
"Aynı anda İzmir'de aynı anda Paris'te. Bir baba bile kendi evindeki çocuklarını böyle birlikte hareket ettiremiyor da bu kadar büyük bir yapı birlikte hareket ettirilebiliyorsa, bunları yöneten bir aklın olmadığını söylemek, kendilerince bir araya geldiler demek biraz safdillik olur. Bunu herkesin görmesi lazım."
-"Hayat tarzına müdahale örneği göstersinler"
Bozdağ, AK Parti'nin kimsenin yaşam tarzına karışmadığını, yaşam tarzlarına saygılı bir iktidar olduğunun altını çizerek, "Yaşam tarzına müdahale edildiği iftirasını yayanlar, ellerini vicdanlarına koysunlar. Recep Tayyip Erdoğan belediye başkanlığı yaptığı dönemde İstanbul'da insanların yaşam tarzına müdahale eden şu icraatı yaptı, şu adımı attı bir tane örnek göstersinler. O zaman biz diyelim ki 'haklısınız' veya 'o öyle değil böyle' cevabını verelim" dedi.
Bir kesimin, insanların etek boyuna ya da başörtüsü takıp takmamasına karıştıklarına dair toplumda korku yaymak için kendilerine iftiralar attığını ifade eden Bozdağ, şunları kaydetti:
"Diktatör iftirasını, otoriter yönetim iftirasını, mahalle baskısı iftirasını, Türkiye İranlaşıyor iftiralarını onlar çıkartılar. Biz 11 yıldır iktidarız. Allah aşkına bizim uyguladığımız, hükümete istinat edebilecek, bize oy vermiş olanların bir tane mahalle başkısı örneğini, hayat tarzı müdahale örneğini çıkıp göstersinler. Yok böyle bir örnek ama bir belediye başkanımızın başörtülü gelinine ve başörtüsüne saldırıyorlar hakaret ediyorlar. Hayat tarzına müdahale budur." - Ankara













