BBP Genel Başkanı Destici'nin 2012 Değerlendirmesi ve Yeni Yıl Mesajı

BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "2013 yılının, ekonomide, demokraside, özgürlüklerde, güvenlikte, adalette ve yönetimde velhasıl her alanda dünyanın en ileri ülkeleri düzeyine ulaşacak başarılar elde ettiğimiz bir yıl olmasını temenni"...
BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, "2013 yılının, ekonomide, demokraside, özgürlüklerde, güvenlikte, adalette ve yönetimde velhasıl her alanda dünyanın en ileri ülkeleri düzeyine ulaşacak başarılar elde ettiğimiz bir yıl olmasını temenni ediyorum" dedi.
Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, 2012 yılında yaşanan Türkiye meseleleri ve konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Öncelikle 2012 yılı Türkiye ekonomisiyle alakalı konuya değinen Destici, Türk ekonomisinde cari açık, bütçe açığı ve ekonomik büyüme olguları arasında sıkı ilişkilere dikkat çekerek bu değişkenler arasındaki ilişkinin çok iyi bir şekilde izlenmesi gerektiğini vurguladı. Destici, Türkiye'nin en büyük sorununun tüketen bir ekonomiden üreten bir ekonomiye geçememesi olduğunu söyleyerek, "Bunun için acilen yapısal ve kalıcı tedbirlerin alınması gerekiyor. Üretim ithal girdiye bağımlı halde. Sıcak para operasyonları neticesinde tüketerek ve borçlanarak büyüyen hormonlu Türkiye ekonomisi, 2002'den beri süren hızlı borçlanma bağımlılığını 2012'de de sürdürdü" dedi.
Türkiye'nin yüksek cari açıkta ülkeler arasında ilk 10'da olduğunu hatırlatan Destici, "Düşünebiliyor musunuz? Bu yıl cari açığı 20 milyar dolar düşürebilmek için, ekonomik büyüklüğün birkaç ölçütünden biri sayılan gayri safi yurtiçi hasılamız 41 milyar dolar geriledi. Çalışanlarımızın yüzde 47'si hala asgari ücretli. Türkiye'de 12,5 milyon çalışan asgari ücretle ayakta durmaya çalışıyor. Türkiye, yüksek reel faizler ödediği sıcak para ile yaşayan bir 'bağımlıya' dönüştürüldü. Günlük yaşantısını sürdürebilme mücadelesi veren vatandaş, her gün daha borçlu hale geldi. Devlet gibi çarkını borçla çevirmeye çabalayan vatandaşın gelir düzeyi, borçlanılan miktar kadar yükselmedi" diye konuştu.
"YİNE ONLARCA ŞEHİT CENAZESİ ARDINDA SAF TUTTUK"
Terörün 2012'in en önemli olayı olma konusunda birinciliği yine diğer gündemlere kaptırmadığını ifade eden Destici, şunları kaydetti:
"Yine onlarca şehit cenazesi ardında saf tuttuk. Yine masum onlarca insanımız hain terörün iğrenç yüzü ile çarşıda pazarda karşı karşıya geldi. Bu bağlamda BBP olarak hükümete ve askeri yetkililere önceki yıllarda olduğu gibi 2012 yılında da aynı soruyu ısrarla sorduk. Türk devleti elinde imkanı olduğu halde neleri yapmıyor ya da yapamıyor? Biz bu sorunun cevabını verdik. Daha önce sıkça tekrarladığımız gerek hükümetle gerekse askeri cenahla paylaştığımız çözüm önerilerinin ne kadar gerçekçi ve son çare olduğunu kamuoyu ile her platformda paylaştık. Önce yüreği sonra gururu parçalanan şehit ailelerine bir yenisini eklemeden, yüreklere ve ocaklara ateş düşürenlerin karşısına 'ne gerekiyorsa o yapılacaktır' azim ve kararlılığıyla çıkılsın dedik. Ama el alemin icazeti ve ellerimize tutuşturduğu yol haritalarıyla değil, sadece 'gerektiği gibi' mücadele edilsin dedik."
Son aylarda hükümetin özellikle tam profesyonelliğe geçmese de yanaşık düzen eğitim almış askerin yerine özel kuvvetler ve özel harekat birliklerinden maksimum seviye faydalanmaya başlanmasını olumlu bulan Destici, "Lakin sahada bu tür olumlu gelişmeler yaşanırken masa başında etnikçilere ve ayrılıkçılara taviz olarak nitelendirdiğimiz kapıların açılmasını şiddetle kınadık. Terörü bir meşruiyet aracı olarak gören, Türkiye düşmanlarına taşeronluk yapan, kan dökerek devlete ve millete cephe açanlara aleni destek veren, ama yeri geldiğinde cephe aldığı bu ülkenin her türlü imkanlarından da yararlanmayı mubah gören BDP'li Truva atlarının dokunulmazlıklarının kaldırılması ile alakalı süreç iç politik manevralara kurban edildi" ifadesini kullandı.
ANADİLDE EĞİTİM VE ANADİLDE SAVUNMA
Destici, 2012 yılında epeyi gündemde kalan hatta anayasa komisyonunu kilitleyen konuların başında gelen resmi dil, anadilde eğitim ve eğitim dili ile alakalı konular hakkında düşüncelerini paylaştı. BBP Genel Başkanı Destici, Bir ülkede var olan 'resmi dil ve eğitim dili' kavramlarını aynı zamanda 'egemenlik sembolü' olarak addettiğini ifade ederek şöyle devam etti:
"Türkiye eğer birden fazla dile eğitimde ana dil olarak 'resmi nitelik' kazandırırsa, birden fazla siyasi otorite ve birden fazla egemenlik meydana getirerek egemenliğin parçalanmasını meşrulaştırmış olur. Bugün Kürtçülerin ve terör örgütünün anadilde eğitim baskısı ve resmi dil olarak tanınma talebi bir paravandır. Romantik, masum, gerçekten arzu edilen bir talepte değildir. Birden fazla dilde eğitim talebinin fiiliyata geçmesi toplumun kutuplaşması ve tehlikeli bir şekilde ayrışmasının motoru olacaktır! 30 yıllık terör destekli etnikçi serüvenin bugün geldiği yere bakıyorum. Geçmiş ihmallere ve kasıtlara bugünküleri ekleyip devletin aldığı vaziyete ve tavra bakıyorum gidişatı görüyorum: Önce Türkçenin yanına ikinci resmi dil olarak Kürtçe getirilecek. Sonra Kürtçe mahkemelerde, Türkçenin yanında ikinci resmi dil olacak. Bunları zaten yıllardır talep ediyorlar. Eşkıya dağda ve şehirde cinayet ve tedhişlerini arttırdıkça, bir vatandan iki vatan çıkarmanın ve büyük Kürdistan hayali peşinde koşanların çabaları 'yavaş yavaş', 'alıştıra alıştıra', 'katre katre' artacak."
YENİ ANAYASA ÇALIŞMALARI
2012 yılının en çok tartışılan anayasa değişikliğiyle alakalı konuşan Destici, yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili umutsuz olduklarını belirterek, "Ben şahsen bu Meclis'ten yeni bir anayasa çıkacağını düşünmüyorum. Hatta Meclis'teki siyasi partilerin başta iktidar partisi ve ana muhalefet partisi olmak üzere yeni bir anayasa diye dertlerinin de beklentilerinin de düşüncelerinin de olmadığını düşünüyorum" diye konuştu.
Yeni anayasa çalışmalarında siyasi partileri samimi görmediğine dikkat çeken Destici, dört siyasi partinin eşit temsilci vererek ve oy birliğiyle karar alarak kurulan komisyondan hiçbir şey çıkmayacağını kendilerinin de bildiğini savundu. Yeni anayasa çalışmaları için Meclis'e ilk taslağı sunan partinin BBP olduğunu hatırlatan Destici, "Anayasa çalışmaları meclis dahili ve harici partilerden birer temsilci, üniversite ve akredite edilecek STK'lardan istenecek birer temsilciden oluşan geniş katılımlı bir heyet tarafından taslak metin hazırlamak suretiyle temellendirilmeliydi. Geçici bu komisyon ya da şüra sadece bu işle mükellef olmalıydı. Süre olarak da bu heyete 1 ya da 1,5 sene verilmeliydi. Ortaya çoğunluğun kararıyla çıkan taslak metin, meclis onayı ile referanduma sunulmalıydı. Bugün gelinen aşamada Meclis'te partiler arasında bir Uzlaşma Komisyonu kuruldu. Ciddi beklentiler oluşturduysa da ciddi endişeler ve imkansızlıkların sıralandığı bir dizi soru işaretlerini de kafalarda doğurdu. Hele komisyonda nasıl oy birliği şartının işleyeceği ile alakalı kimse kafa yormadı mı? Bugün komisyon üyesi dört partinin oy birliği sağlayamayacağı pek çok sorun ortada iken, 'oybirliği' şartı ile o komisyondan bir metin çıkarılamayacağını bunlar öngörmedi mi? Bu kafayla yamalarla devam edeceğiz. Bu memlekette Anayasası sadece darbe mahsulü şartlarda militer güçler yapar algısını yıkamayanlar yazıklar olsunu hak etmiş demektir" değerlendirmesinde bulundu.
SURİYE OLAYI
2012'ye girerken insanlık adına en acı tabloların birbiri ardına yaşandığını dile getiren ve bu insanlık suçluları İsrail ve Esad'ın katliamları hakkında "Eğer biz insansak, bunları yapanlar ne?" sorusunu her insana sorduran bu canileri şiddetle kınıyoruz" diyen Destici açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
" Suriye'de yaşanan zulüm dünyanın tüm gözyaşlarını ve ilgisini hak ediyor. Keza Gazze'de yaşanan zulümde dünyanın tüm gözyaşlarını ve ilgisini hak ediyor.
Daha önce de dedik ya; 'Savaş, aynı zamanda oyun içinde oyun'dur. Olan oradaki Müslüman kardeşlerimize oluyor. Günümüz savaşlarına savaşan en az iki tarafın dışındakiler neden olur, kazanan yine o iki tarafın dışındakilerdir! Keşke bu işe bulaşmasaydık diyecek süreci yaşamayız inşallah. 30 yıllık cinayet şebekesinin üssü Kandil'e müdahale söz konusu olduğunda hesap-kitap yapanlar ve ABD müsaadesi arayanlar, Suriye meselesinde de benzer hesap-kitap içine girmeliydiler! Her şey bir tarafa şunu çok iyi biliyorum ki; Esad sonrası ortaya bir tepsi Suriye baklavası konsa, bırakın bir dilimini almayı, kırıntısına bile el süremeyiz."
"Yeni bir dünya kuruluyor ve Türkiye'de bu dünyada yerini almaya çalışıyor" diyen Destici, "İş bu, aktif denge politikasının ne olduğunu ve eğer uygulanıyorsa bize ne kazandırdığına dair semeresini henüz göremedik! Safların yeniden belirlendiği bu günlerde hala yeni güvenlik mimarilerinin bir sıçrama tahtası ve ileri karakolu olarak görünmeye devam ediyoruz! Hadi beklenen oldu, iç savaş zalim Esad'ı yok etti. Peki, Esad sonrası sürece ne kadar hazırlıklıyız? Esad sonrası süreçle alakalı hangi yol haritalarını takip edeceğiz? Kendi menfaat ve maslahatlarımız için bir oyun kurucu gibi hazırladığımız yol haritalarını mı? Yoksa 'İşte size yol haritası buna uyun bir koyup üç alırsınız' şeklinde başkalarının elimize tutuşturduğu yol haritaları mı?" şeklinde konuştu.
Yanı başımızda her türlü asimilasyon baskı ve cinayetlerin mağduru ve mazlumu Türkmen kardeşlerimizin meselelerine de değinen Destici, "Tıpkı Gazze ve Suriye gibi, Irak Türkmenlerinin de maruz kaldığı zulüm ve mağduriyetler dünyanın tüm gözyaşı ve ilgisini hak ediyor, ama kimsenin kılı kıpırdamıyor! 2003'te Kerkük nüfusunun yüzde 60'ını oluşturan ama bugün metazori göçler, asimilasyonlar ve cinayetlerle yüzde 25'lere kadar düşürülen Türkmenler sadece Kerkük'te değil, mevcut oldukları tüm bölgelerde planlı bir asimilasyona maruz kalmaktadırlar. Tapu ve nüfus kayıtları siliniyor, mallarına ve topraklarına el konuluyor. Irak'ın ve bölgenin yeni İsrail'i olma yolunda hızla ilerleyen Bölgesel Kürt Yönetimi ve Peşmergeler kural tanımıyor. Türkiye acilen bölgede tedbirler almalı. Türkmen soydaşlarının her daim yanında olmak ve bölgede daha hükmedici olmak Türkiye için bir siyaset değil, mecburiyet ve hamiyet olmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.
"'AYDINLIK GELECEK' ÜMİDİMİZİ ASLA KAYBETMEMELİYİZ"
"Yaşanan her türlü olumsuzluklarla karşı 'aydınlık gelecek' ümidimizi asla kaybetmemeliyiz" diyen Destici değerlendirmelerinin dilek ve temenni bölümünde ise şunları söyledi:
"Gözden kaçırmamamız gerektiğine de inanıyorum. Gerek insanların ve gerekse ülkelerin yaşamlarında yeni başlangıçların, atılan her yeni adımların kuşkusuz büyük önemi bulunmaktadır. Başta ülkemizi yönetenlerin ve dahi herkesin geride kalan 2012 yılında yaşanan olumlu veya olumsuz olaylardan dersler çıkarması ve bu dersler ışığında da yeni yılda da umutlarla yeni başlangıçlar yapılması gerekiyor. Huzur, mutluluk ve başarılarda buluşabilmemizin vazgeçilmez koşuludur.
2013 yılının, ekonomide, demokraside, özgürlüklerde, güvenlikte, adalette ve yönetimde velhasıl her alanda dünyanın en ileri ülkeleri düzeyine ulaşacak başarılar elde ettiğimiz bir yıl olmasını temenni ediyorum.
Kendimize, birbirimize ve geleceğimize olan güvenimizi muhafaza ederek yeni yılda Milletçe umutlarımızın ve toplumsal beklentilerimizin gerçekleşmesi en içten temennimdir. Sosyal ve hukuk devleti olmanın ilkelerinin kabul gördüğü, birlik ve beraberlik içinde vatanın ve milletin bütünlüğüne sahip çıkıldığı, milli onur ve bekamızın korunduğu, coğrafyamızdaki acıların sona erdiği, torunlarımıza insanca yaşayabilecekleri bir Türkiye bırakabilmenin ülküsü ve dileği ile büyük Türk milletinin yeni yılını kutluyor, her ferdine sağlık ve esenlikler diliyorum." - ANKARA






















