Kılıçdaroğlu: "Terörü Her Siyasal ve İnançtan Kişinin Koşulsuz Eleştirmesi Lazım"

Kılıçdaroğlu: 'Terörü Her Siyasal ve İnançtan Kişinin Koşulsuz Eleştirmesi Lazım'
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, Ankara'daki patlama ile ilgili olarak, "Terörü, her yerde, her zaman, her siyasal, her inançtan kişinin, koşulsuz eleştirmesi lazım.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, Ankara'daki patlama ile ilgili olarak, "Terörü, her yerde, her zaman, her siyasal, her inançtan kişinin, koşulsuz eleştirmesi lazım. Sonuçta, yaşamını yitiren insanlar masum insanlar" dedi.

Kılıçdaroğlu, "Bugün Ankara'da vahim bir olay meydana geldi. Sayın İçişleri Bakanı'nın yaptığı açıklamaya göre, 3 ölü, 5'i ağır 15 yaralı var. Terör saldırısı olma ihtimalinin çok güçlü olduğunu Sayın Bakan ifade etti. Terörü, her yerde, her zaman, her siyasal, her inançtan kişinin koşulsuz eleştirmesi lazım. Sonuçta, yaşamını yitiren insanlar masum insanlar. Günlük meşgaleleri ile uğraşan insanlar terörün kurbanı oldular. Ölenlere, Allah'tan rahmet, tedavi olanlara acil şifalar diliyoruz" diye konuştu.

"SIFIR SORUN POLİTİKASI, SIFIR TERBİYE POLİTİKASINA DÖNÜŞMÜŞTÜR"

Bir süredir hükümetin dış politikasında yanlış bulduklarına işaret ettiklerini belirten Kılıçdaroğlu, "Kamuoyunu aydınlatmak için sorular soruyoruz. Halka saygısı olan bir hükümet, adam gibi bu eleştirilere yanıt verir. Onlar hakaret ediyorlar. Sadece bana değil, aynı zamanda bizim gibi düşünen milyonlarca insana da hakaret ediyorlar. Sıfır sorun politikası, sıfır siyaset politikasına bu da sıfır terbiye politikasına dönüşmüştür. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bu düzeysizliği kendine yakıştırıyor olabilir. Biz ona karışmayız ama bu üslup Türkiye Cumhuriyeti Başbakanına yakışmıyor. Sayın Başbakan'a hatırlatmak isterim ki; artık dünyanın hiçbir yerinde halk koyun sürüsü, siyasetçi de çoban sayılmıyor" dedi.

"BU BİR PKK - MİT GÖRÜŞMESİ DEĞİLDİR, RECEP TAYYİP ERDOĞAN - PKK GÖRÜŞMESİDİR"

Kılıçdaroğlu, MİT ile PKK arasında yapıldığı iddia edilen görüşmeyle ilgili ise şunları söyledi:

"Terör örgütü lideri ile görüşmeler yapıldığı iddia edildiğinde, bir yandan Sayın Başbakan, öbür yandan yardımcıları normal bir insanın kullanamayacağı bir üslupla iddia sahiplerine saldırdılar. O ifadeler umarım ki, bir daha bizim siyasetimiz de hiç kullanılmaz. Biz o zaman devletin güvenlik birimleri, bu tür görüşmeler yapabilir dedik. Bugün de bu sözümüzün arkasındayız. Amacımız terörün sonlandırılmasıydı. Terör bitecekse, devletin güvenlik birimleri bu görüşmeleri yapabilirdi ancak ortaya bir kaset çıktı. Bu kasetten anladığımıza göre, o dönemde başbakanın müsteşar yardımcısı olan bir kişi, terör örgütüyle de, örgüt lideriyle de, örgütün Avrupa'daki temsilcileriyle de defalarca görüşmüş. Bunun adına hemen MİT-PKK görüşmesi dendi. Bu doğru değildir. Görüşen kişinin MİT müsteşarlığı çok sonraki bir hadisedir. Bu kişi, o tarihte başbakanın çok yakın bir çalışma arkadaşıdır ve bu görüşmelere başbakanın özel yetkilendirmesi ile gitmiştir. Yani Sayın Erdoğan'ın özel temsilcisi sıfatı ile gitmiştir. Bunu kendisi de itiraf etmektedir. Başka görevlere gittiğini de kasette söylemektedir. Bu görüşmeler, PKK-MİT görüşmesi değil, Başbakan ile PKK arasında yapılmış siyasi görüşmelerdir. Bu yapılan, terör örgütü ile siyasi müzakereye oturmaktadır. Sayın Başbakanın suçüstü yakalandığı yer burasıdır. Nitekim örgüt lideriyle olgunlaştırıldıktan sonra, örgüt temsilcileriyle müzakere edilen konular tamamen siyasi konulardır. Tek başına MİT'in görev kapsamını aşan konulardır.

Şimdi ben Sayın Başbakan'a soruyorum; Özel temsilcinizin ifade ettiği gibi, Abdullah Öcalan'la hala yüzde 35 mutabık mısınız? Bu mutabakat konularını kamuoyuyla paylaşmayı düşünüyor musunuz? Özel temsilcinizin itiraf ettiği gibi, o müzakere sürecinde terör örgütüne karşı planlı operasyonları durdurdunuz mu, durdurmadınız mı? Önemli olan netice almaktır diyorsunuz. Netice almaktan kastınız, seçim süreci geçene kadar terör örgütünün eylem yapmamasını sağlamak olabilir mi? Abdullah Öcalan 'Beni kullanıyorlar' derken, bunu söylemek istemiş olabilir mi? Aldığınız sonuç ortada olduğuna göre, sonraki süreçte yaşanan can kayıplarından kendinizi sorumlu tutuyor musunuz? Tekrar ifade edeyim ki, bu bir PKK – MİT görüşmesi değildir. bu bir Recep Tayyip Erdoğan – PKK görüşmesidir. Görüşmenin patronu, Recep Tayip Erdoğan'ın bizzat yetkilendirdiği Özel temsilcisidir. Kaldı ki bu görüşmeler, AKP'ye seçimde avantaj sağlamak için suistimal edilmiştir. Terörün son aylardaki çılgınca tırmanışının sebebi budur"

"TÜRKİYE'Yİ SEN Mİ YÖNETİYORSUN, NATO MU?"

Malatya Kürecik'e kurulacak radar üssü konusunda da hükümeti eleştiren CHP lideri, "Malatya'ya kurulacak radarla ilgili olarak da Sayın Başbakan doğruları söylemiyor. Halkın zekasıyla alay eden açıklamalar yapıyor. Herkesin, bu işin eğrisini doğrusunu iyi anlaması gerekiyor. Sayın Başbakan diyor ki; 'Daha önce Malatya Kürecik'te NATO'nun böyle bir üssü var mıydı? Vardı. Şimdi aynı yerde böyle bir radar üssü kuruluyor' .. İyi de sayın beyefendi, o senin dediğin soğuk savaş dönemiydi. İhtiyaç kalmayınca da kaldırıldı. Bir yıl önce müttefiklerin bunu senden istediklerinde şiddetle reddettin. 'Dost ve kardeş İran'ı hedef alan böyle bir projeye izin vermeyiz' dedin. Şimdi diyorsun ki, 'Bu iki taraflı bir anlaşma değildir. Tamamen NATO'ya yönelik, NATO'nun bir programıdır'. Pes doğrusu. Ne zamandan beri NATO elini kolunu sallayarak gelip, Türkiye'nin dilediği noktasında dilediği askeri tesisi kurabiliyor? Türkiye'yi sen mi yönetiyorsun, NATO mu yönetiyor? Ne zamandan beri NATO, üye ülkelerin topraklarını tek yanlı bir iradeyle kullanır oldu?" diye konuştu.

"İŞİN DOĞRUSUNU ABD'Lİ YETKİLİLERDEN ÖĞRENİYORUZ"

ABD'li yetkililerin, bu sistemi İran'a karşı oluşturduklarını söylediklerini belirten Kılıçdaroğlu, "İşin doğrusunu ABD'li yetkililerden öğreniyoruz. ABD'li yetkililer, 'Bu bir ABD radarıdır. Bu sistem İran'a karşı oluşturulmuştur. Radardan sağlanacak istihbarat, İsrail savunmasında kullanacaktır. Sistem, İsrail'deki muadiliyle eşgüdümlü çalışacaktır. Anlaşma Türkiye ile pazarlık konusu yapılmamıştır. Türkiye'ye bunun karşılığında hiçbir şey veya söz verilmemiştir. Hiçbir anlaşma bizim İsrail Devleti'ni savunma kabiliyetimizi kısıtlayamaz' diyorlar" dedi.

"ARAPLAR'A NASİHAT, İSRAİL'E GÜVENLİK KALKANI"

Dış politikada, ikiyüzlü davranıldığını iddia eden Kılıçdaroğlu, "Bir yıl önce İran'ı hedef alıyor diye reddettiğiniz bu projeyi şimdi neden kabul ettiniz? Nerede sıkıştınız, niçin sıkıştınız da bu projeyi imzaladınız? Bu arada ilginç bir şeyler oluyor. Mavi Marmara ile ilgili Birleşmiş Milletler'deki Türkiye aleyhtarı rapor, bu süreçte basına sızdırılıyor ve Başbakan bütün dikkatleri başka yöne çeken bir gürültü koparıyor. Oysa o rapor beş aydır ellerindeydi ve hükümetin 'gık'ı çıkmamıştı. Bu, tam bir 'cambaza bak' numarasıdır. Araplara nasihat, İsrail'e güvenlik kalkanı..Böyle bir ikiyüzlülük bizim dış politikamızda görülmemiştir" dedi. - Ankara

Kaynak: Demirören Haber Ajansı