Nagehan Alçı, Bahçeli ile görüşmesinin tüm detaylarını ilk kez anlattı
Haber Videosunu İzle 
Gazeteci Nagehan Alçı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Ankara'da yaptığı ve gündeme damga vuran görüşmenin detaylarını Haberler.com'da anlattı. Alçı, İmralı'da Abdullah Öcalan için yapılan yapıyı, "villa" ve "köşk" iddialarını ve Öcalan'ın talep ettiği "statü"yü ilk kez ayrıntılarıyla aktardı.
- Nagehan Alçı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile görüşmesinin önceden planlanmadığını, Ankara'da MHP Genel Merkezi'ne yaptığı nezaket ziyareti sırasında gerçekleştiğini açıkladı.
- Alçı, İmralı'da Abdullah Öcalan için hazırlandığı iddia edilen yapının cezaevi içinde dört bir tarafı yüksek duvarlarla çevrili, iki katlı bir bina olduğunu; alt katında çalışma alanı, üst katında yaşam alanı ve önünde bahçe bulunduğunu belirtti.
- Alçı'ya göre Bahçeli, Öcalan'ın bir statü talebi olduğunu ve bu statüyle faaliyet göstermeye başlayana kadar söz konusu eve girmek istemediğini söyledi.
Gazeteci Nagehan Alçı, Haberler.com'da Serpin Alparslan'ın sunduğu Siyasetin Rotası programına konuk oldu. Alçı, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yaptığı özel görüşmenin perde arkasını, İmralı'daki yapı tartışmalarını ve Abdullah Öcalan'a yeni bir statü verilip verilmeyeceğini değerlendirdi. Programda ayrıca sürecin hukuki yol haritası, Meclis'e gelmesi beklenen çerçeve yasa ve olası düzenlemelerin takvimi de ele alındı.

"PLANLI BİR GÖRÜŞME DEĞİLDİ"
Alçı, Bahçeli ile buluşmasının önceden planlanmadığını belirterek şunları söyledi:
"Geçtiğimiz perşembe günü ben Ankara'ya giderken Sayın Bahçeli'yi göreceğimi düşünmüyordum açıkçası. Ankara'da tanıdığım bir iki isimden randevu almıştım. MHP Genel Merkezi'ne de o kapsamda uğrayacaktım. Sayın İsmail Özdemir'le bir görüşmemiz vardı, bir nezaket ziyareti diyeyim. Orada tesadüf etti."
Alçı, genel başkanın sağlık durumunu sorması üzerine görüşmenin ayarlandığını anlattı:
"Ben Sayın Genel Başkan'ın sağlığı nasıl, müsait mi diye sorarken İsmail Bey 'Parti binamızda, bir hatırını sormak için arayayım, sizin burada olduğunuzun bilgisini vereyim' dedi. Bunun üzerine Sayın Genel Başkan 'Görmek isterim kendisini, müsaitim' dedi. O şekilde görüştük."
Görüşmenin bir röportaj formatında geçmediğini vurgulayan Alçı, "Soru cevaptan ziyade bir sohbet havasında gerçekleşmiş bir buluşma oldu. Ama siyasete dair çok önemli bir iki şey söyleyince 'Bunlar kayıt için mi, paylaşma ve yazma iznim var mı?' diye sorup teyidini alınca, bir gazeteci olarak paylaşmak farz oldu" dedi.

"VİLLA VE KÖŞK TABİRLERİ SONRADAN ÇIKTI"
Abdullah Öcalan için İmralı'da "villa" ya da "köşk" hazırlandığı yönündeki iddiaları değerlendiren Alçı, bu ifadelerin Bahçeli'ye ait olmadığını söyledi:
"Bu köşk ve villa lafları sonrasında çıktı ve bunlar bu sürecin altını boşaltmak isteyen çevreler tarafından üretildi diye düşünüyorum. Sayın Bahçeli'nin söylediği, o yerleşke içinde bir evdi. Asgari yaşam koşullarını sunan, önünde bir bahçesi olan bir yerden bahsetti. Orada hem çalışmak hem yaşamak için bir alan tasarlandığı yönünde bilgi verdi."

"CEZAEVİNİN İÇİNDE, YÜKSEK DUVARLARLA ÇEVRİLİ BİR YAPI"
Alçı, görüşmenin ardından farklı kaynaklarla temas kurduğunu belirterek yapının niteliğini şöyle aktardı:
"İmralı'ya gidip gelenlerden gelen bilgileri toparladım. Bu, cezaevinin içinde ayrı bir bina. Koşullar yine cezaevi koşulları. Dört bir tarafı yüksek duvarlarla çevrili, yüksek güvenlikli alanın içinde inşa edilmiş bir yapı. İki katlı; altta çalışma alanı, üstte yaşam alanı olacak. Önde de bir tarafı toprak bir tarafı beton olan bir bahçe var."
Alçı, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamalarının Bahçeli'yi yalanladığı yorumlarına da katılmadığını belirtti: "Böyle bir şey yok benim gördüğüm tabloda. Sayın Akın Gürlek 'Cezaevinin olduğu alanın içinde birtakım yapılar olabilir ama ayrı bir yapı söz konusu değil' diyor. Sayın Bahçeli'nin bahsettiği de cezaevi içinde inşa edilmiş bir yapı. Aslında aynı şeyden bahsediyorlar."

"YAPI KULLANILMAYA BAŞLANDI AMA KONUT OLARAK DEĞİL"
Söz konusu yapının sürecin işleyişi açısından ihtiyaç haline geldiğini savunan Alçı, "Abdullah Öcalan oradaki en kritik kurul olan siyasallaşma kurulunun başında. Bunları koordine etmek istiyor, dolayısıyla işlerlik için böyle bir mekana ihtiyacı var, hücresinde yapamıyor" dedi.
Alçı, DEM kaynaklarından aldığı bilgiye göre Öcalan'la yapılan son görüşmelerin bu yapının alt katındaki çalışma alanında gerçekleştiğini, ancak binanın konut olarak kullanılmadığını, Öcalan'ın geceleri orada kalmadığını aktardı.
"STATÜ KAZANMADAN O EVE GİRMEK İSTEMİYOR"
Bahçeli'nin kendisine Öcalan'ın bir statü talebi olduğunu söylediğini belirten Alçı, "Sayın Bahçeli'nin bana söylediği şuydu: Statü istiyor. O statüye resmi denmez ama bir şekilde işlerlik kazanana kadar, bu statüyle faaliyet göstermeye başlayana kadar o eve girmek istemiyor" ifadelerini kullandı.
Alçı, söz konusu statünün içeriğini ise şöyle açıkladı:
"Çerçeve yasaya baktığımızda birtakım kurullar oluşturuluyor. En çok öne çıkanı, esasen siyasallaşma koordinasyonu. Abdullah Öcalan bu koordinasyonun üyesi olacak dediler. Diğer üyeler devlet görevlileri. Yani aslında Öcalan'ın koordine edeceği bir kurul bu."

"ALTINDA BİR SEKRETERYA İSTİYOR"
Öcalan'ın bu kurulun yanı sıra kendisine bağlı bir sekreterya talep ettiğini belirten Alçı, bilgiyi hem örgüt hem de DEM tarafından teyit ettiğini söyledi:
"Öcalan 'Benim bu işi koordine edebilmem için altıma benimle istişare içinde olacak isimlerin gelmesi lazım' diyor. Bu sekreteryanın DEM Parti içinde siyaset yapan birileri, Avrupa'daki Kürt hareketinden birileri ve kadın hareketinden birileri olabileceği konuşuluyor. Henüz netleşmiş bir şey yok, değişebilir. Bu sekreterya dış dünyadan Öcalan'a güncel bilgileri aktaracak."
Alçı, "Yani bir şekilde 'Beni kâğıt üzerinde yetkilendirdiniz ama pratik olarak da bu yetkileri hayata geçirmeniz lazım' diyor" değerlendirmesini yaptı.
KIRILMA NOKTASI: SİLAHSIZLANMA MI, SİYASALLAŞMA MI?
Alçı, süreçte bir kırılma noktası gördüğünü belirterek iki tarafın yaklaşım farkını şöyle özetledi:
"Devlet tarafı diyor ki: Bu çerçeve yasa, silahsızlanma süreci bittikten sonra MGK'ya sunulacak, tasdik edilecek, ondan sonra hayata geçecek. Örgüt tarafı ise 'Fiilen burada bir sıkıntı var, çünkü silahsızlanma ve siyasallaşma meselesi Öcalan'ın koordinasyonunda bitecek; kimin ne yapacağıyla ilgili netlik olmazsa silahsızlanma aşaması tamamlanamaz' diyor."
Bunun bir "kör düğüme" dönüşeceğini düşünmediğini söyleyen Alçı, "Sonuçta devlete uymak durumunda örgüt. Devlet her şeye hâkim şu an" dedi.
"AYNI ANDA İKİ KAMUOYUNU İKNA ETMEK ZORUNDA"
Alçı, iktidarın hem Türk hem Kürt kamuoyunu aynı anda ikna etmek durumunda olduğunu belirterek süreci bir benzetmeyle anlattı:
"Ortaya bir tane çorba gelecek, ikimiz için bir kapta. Sen çorbayı buz gibi istiyorsun, ben fokur fokur kaynıyor istiyorum. Aşçı da ikimizi birden memnun etmek durumunda. Türk kamuoyu ve Kürt kamuoyu birbirinden tamamen farklı, paralel evrenlerde. İktidar bu ikisini ortada birleştirmeye çalışıyor, bu çok zor bir iş."
Alçı, "Bu iş kontrollü gidiyor. Farklı beklentiler çeliştiği için de 'villaymış, köşkmüş' gibi, bu işi istemeyenlerin kamuoyunu etkileme çabaları devreye giriyor" diye konuştu.


















