AB'nin "Made in EU" baskısı Türk otomotiv tedarik sanayisini düşündürüyor

AB'nin 'Made in EU' baskısı Türk otomotiv tedarik sanayisini düşündürüyor
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Türkiye otomotiv sektörü 2026'nın ilk yarısında 20,8 milyar dolarla tüm zamanların ihracat rekorunu kırarken, Avrupa Birliği'nin gündemindeki "Made in EU" düzenlemesi sektörü alarma geçirdi. AB araçlarında %70 yerlilik şartı getiren taslağın Gümrük Birliği'ni ve Türk tedarik zincirini riske attığını belirten uzmanlar, regülasyonun şirketler için bir "yönetim refleksi" sınavı olduğunu vurguluyor.

Otomotiv Sanayii Derneği'nin (OSD) açıkladığı 2026 yılı ilk yarı verilerine göre Türkiye otomotiv sektörü, üretimde yaşanan %6'lık gerilemeye karşın ihracatta değer bazında tüm zamanların rekorunu kırarak 20,8 milyar dolara ulaştı. OSD Başkanı Cengiz Eroldu, bu güçlü performansın gölgesinde sektörü asıl kaygılandıran gelişmenin Avrupa Birliği'nin hazırladığı Sanayi Hızlandırma Yasası (Industrial Accelerators Act) taslağı ve bu taslağın merkezindeki "Made in EU" yaklaşımı olduğunu açıkladı. Taslakta yer alan, araçların AB içinde üretilmiş bileşenlerle en az %70 oranında tamamlanması şartının, Türkiye'nin Gümrük Birliği kapsamındaki eşdeğer konumunu tehdit ettiği ve tedarik sanayisini büyük bir rekabet dezavantajıyla karşı karşıya bırakabileceği belirtiliyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın Temmuz ayı başında Brüksel'de gerçekleştirdiği görüşmelerde de bu düzenlemenin Türk otomotiv tedarik zincirine olası etkileri gündemin ilk sırasındaydı.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan isimlerden biri de otomotiv sektöründe 20 yılı aşkın tecrübesiyle tanınan, son dönemde iş faaliyetlerine ABD'nin batı yakasında sürdüren iş dünyasinin tanınan simalarından Mahir Binici oldu. Binici, bu tür düzenlemelerin şirketleri şaşırtan bir gelişme olmaktan çok, önceden var olan yönetim zafiyetlerini gün yüzüne çıkaran bir turnusol kağıdı işlevi gördüğünü söyledi.

"Bir düzenleme taslak halindeyken bile piyasada bu kadar tartışılıyorsa, o riski görmezden gelmek bir tercih değil, bir ihmaldir. Güçlü bir iş yönetimi anlayışına sahip şirketler, yasa resmileşmeden önce tedarik ağını çeşitlendirmeye, maliyet senaryolarını yeniden hesaplamaya çoktan başlamıştır" dedi.

Binici, böylesi düzenlemelerin asıl sınadığı şeyin şirketin ürünü değil, yönetim refleksleri olduğunu vurguladı. "Bir şirketin krize karşı ne kadar dayanıklı olduğu, kriz geldiğinde değil, kriz gelmeden önce nasıl hazırlandığında ortaya çıkar. Tedarikçi çeşitliliği, esnek bütçe planlaması ve alternatif pazar stratejisi olmayan bir şirket için her yeni regülasyon haberi bir şok olur. Bunlara sahip bir şirket içinse aynı haber, sadece planı güncellemesi gereken bir veri noktasıdır" şeklinde konuştu.

İş yönetiminde öngörünün, tepkiselliğin önüne geçmesi gerektiğini belirten Binici, "Sektör hangi alanda olursa olsun, dışarıdan gelen bir düzenleme değişikliği sizi hazırlıksız yakalıyorsa, sorun o düzenlemede değil, kendi planlama sisteminizdedir" dedi.

Kübra Çolakbüyük
Haberler.com
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.