Mesut Uçakan'ın 'Sonsuz Güzel' filmi: Hakikat arayışı ve aşkın imtihanı

Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Usta yönetmen Mesut Uçakan'ın yeni filmi 'Sonsuz Güzel', genç bir adamın ilahi ve beşeri aşk arasındaki sınavını konu alıyor. Çekimleri Bitlis ve İstanbul'da yapılan filmde başrolleri Ferhan Vural, Özge Bilici ve Erdal Küçükkömürcü paylaşıyor.

?Türk sinemasının usta yönetmenlerinden Mesut Uçakan'ın yeni sinema filmi "Sonsuz Güzel", genç bir adamın hakikat arayışını ve ilahi aşk ile beşeri aşk arasında yaşadığı imtihanı beyaz perdeye taşıyor.

Çekimleri Bitlis'in Ahlat ilçesinde başlayıp İstanbul'da devam eden filmde başrolleri Ferhan Vural, Özge Bilici ve Erdal Küçükkömürcü paylaşıyor. Filmin oyuncu kadrosunda Yusuf Duru, Urazbey Doğan, Yasin Uçakan ve Fatih Küçük de yer aldı.

Çekimler sırasında AA muhabirine açıklamada bulunan yönetmen Mesut Uçakan, filmde bir gencin hem bir genç kıza duyduğu beşeri aşkı hem de Allah'a karşı duyduğu aşkı harmanladıklarını ve içine düştüğü imtihana dikkati çekmeye çalıştıklarını dile getirdi.

Uçakan, filmin felsefi boyutuna ve ele aldığı gençlik profiline değinerek şunları kaydetti:

"Sonsuz Güzel'den ne kastettiğimiz anlaşılıyor mu bilemiyorum ama ismiyle beraber büyük bir ağırlık, derinlik taşıyan bir proje bu. Bir anlamda günümüz gençliğinin inanç olarak kendi köklerinden kopmuş, çarpık Batılılaşmayla zihin olarak çok savrulup gitmiş, deist, agnostik, cahil birtakım akımlarla düşüncesinin muhakemesini kaybetmiş ama hakikati arayan bir gençliği ele almaya çalışıyoruz. Onlara gerçeğe dönük dikkati çekmek istiyoruz. Yani biraz düşünmelerine katkıda bulunma amacıyla bu çocuğun aşk üzerine kurulu serüvenine dikkati çekmeye çalışıyoruz."

?"Entelektüel bir genci varlık sahasında sorgulamalarıyla ele alıyoruz"

Hikayenin bin küsur yıllık kültürün ortak paydasını oluşturduğunu aktaran Uçakan, şöyle devam etti:

"Yani ilahi, beşeri aşk meselesi ama bunu geleneksel olarak şu ana kadar yapıldığı gibi anlatmak değil de direkt entelektüel bir genci varlık sahasında sorgulamalarıyla ele alıyoruz. En batıdaki Kant'tan tutun da Heidegger, Nietzsche, Hegel, Aristo'ya varıncaya kadar. Onların sancılarını da taşıyan ama günümüz kuantum fiziğine varıncaya kadar bir araştırma iştiyakı içerisindeki gencimizin, Doğu kültürüyle karşılaştığı zaman, Doğu kültüründe büyük Allah dostları İbn-i Arabi'den Cüneyd-i Bağdadi'ye, Bayezid-i Bestami'ye varıncaya kadar, onların düşünce, duygu, inanç yapısı ile karşılaştığı zaman ne bulabileceğini anlatmaya çalışıyoruz."

Filmde hikayenin iki farklı katmanda ilerlediğini vurgulayan usta yönetmen, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Dolayısıyla bir tarafı beşeri aşk tarafıyla çok kolay anlatılabilecek, aldatılmışlıkların, gerilimlerin, düşmelerin, kalkmaların oluştuğu çok güzel bir dram akıyor ama öbür taraftan da eşya ve hadiselerin hakikatine doğru yol almaya çalışan bir zihin, heyecan, aşk, duygu var. Onu anlatabilmek o kadar kolay değil. O çok daha derinlere inen bir mesele. O derinliği günümüz seyircisinin algılayabileceği bir seviyeye dökebilmek gerçekten zor bir iş. Çünkü tamamen soyuttan, metafizikten, sonsuzluktan bahsediyorsunuz. Biz bu çılgın denemeyi bu sefer yapalım dedik."

?"Benim meselem her an Allah'a daha yakın olabilmek, film de onun bir vesilesi"

Sette yıldız isimler yerine karaktere uygun yetenekli oyuncularla çalıştıklarını belirten Uçakan, "Popülist davranmadık. Bütçemiz de zaten çok da büyük bir bütçe değildi. Çok ünlü kişileri oynatmadık. Farkındaysanız ekibimizi yan karakterlerle çok güzel karakterlerle kendini ispatlamış oyunculardan seçtik. Yani geleceğin starları olabilecek oyunculardan seçtik. Çünkü bizim için önemli olan konunun kendisi star diye düşünüyoruz. Mesut Uçakan ismi de bazılarını çeker diye düşündük. O konuda biraz rahat davrandık." ifadelerini kullandı.

Kariyeri boyunca yaptığı cesur çalışmalara değinen Uçakan, "Bizim meselemiz her an Allah'a daha yakın olabilmek. Film de onun bir vesilesi. Rabbim bu acımızı, bu heyecanımızı söndürmesin. En büyük duamız bu. Tabii bu bir yönetmenin hayata bakarken, bu filmi yaparken sorumluluğu neyse, izleyicinin de öyle sorumlu olduğunu düşünüyorum. Bu bir kolektif dayanışmadır. O dayanışmanın ruhu inşallah onlara da yansır." diye konuştu.

?"Leyla'sını ararken Mevla'sını bulma hikayesi"

Kerim'i oynayan Ferhan Vural, her şeyin ince elenip sık dokunduğu bir sette olduklarını söyleyerek, "Her şeyin yavaş yavaş kurulduğu bir ortam. Mesut Hoca da zaten çok sakin, naif ve ağır ağır konuşan birisi. Bu gerçekten setine de yansıyor ama bunun en büyük sebebi çizdiği resmin gerçekten milimetrik olarak oturmasını isteyen biri olması. Biz oyuncular için bunu deneyimlemek gerçekten farklı bir şey. Bu kabul ettiğim ilk başrol tecrübem." dedi.

Senaryonun kendisini etkileyen taraflarına işaret eden genç oyuncu, şunları kaydetti:

"Bir yaratıcının varlığı, aşkın gerçek anlamı, benim de ilgilendiğim konulardı. Bunları düşünmeme vesile olan şeyler ise benim için diziler oluyor. Daha önceki dizilerde de bu konuları deneyimlemek durumunda kaldım. Hatta burada Kerim'in yaşadığı aşk acısını daha önce başka karakterlerin yaşadığı aşk acısıyla da deneyimledim. Gerçekten hep bana denk geliyor bu aşk acısı. Bir sebebi vardır diye bekliyorum ama bir noktada tabii ki 'Bitsin artık bu çile' diyorum. O yüzden biz bu hikayeye, Leyla'sını ararken Mevla'sını bulma hikayesi diyebiliriz."

?"Bitlis'in bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum"

"Halenaz" karakterini canlandıran Özge Bilici, karakterinin manevi dönüşümüne değinerek, "Benim karakterim 20'li yaşlarında, hayatını yaşamak isteyen, kendisine bir alan açmak isteyen, manevi dünyadan uzak, maddiyata daha önem veren, günümüz dünyasının normal bir kızını canlandırıyor. Ardından bir kursta Kerim karakteriyle karşılaştığında manevi gözünün de açıldığı bir döneme giriyor. Kerim'le beraber bu dünyadan daha çok aslında maneviyatı, Mevla'ya olan aşkı da anlamaya çalıştığı, onun kafasında da sancılar olduğu, inkarlar, kabullenişler, bununla beraber güzel, renkli bir hikayeden bahsediyor." dedi.

Çekimlerin Ahlat ve Bitlis'teki ayağının beklediğinden çok daha güzel geçtiğini aktaran Bilici, "Ben Bitlis'in bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum açıkçası. İstanbul'dan çok uzaklaşmayan biriydim. Türkiye'de böyle güzel, renkli toprakların olduğunu görünce, insanının da çok misafirperver, kardeş bir toplum olduğunu gördüğümde gerçekten benim için beklediğimden daha güzel geçti." görüşlerini paylaştı.

?"Sette her şey sabırla ve uyum içinde ilerliyor"

Filmde Kerim'in dedesini canlandıran geleneksel Türk tiyatrosu sanatçısı Yusuf Duru, Mesut Uçakan ile ikinci kez çalıştığını belirterek, "Kerim öğreniyor, yaşayarak büyüyor. Bir gönül ilişkisine giriyor, insanları tanıyor ve sonra kendisini tanıyarak içe doğru bir yolculuğa başlıyor. Bu süreçte dedesi her yerde, hayalinde Kerim'e ders veriyor. Sette her şey sabırla ve uyum içinde ilerliyor." ifadelerini kullandı.

Mesut Uçakan'ın oğlu Yasin Uçakan, filmde küçük bir rolle yer aldığını anlatarak, "Babam senelerce bu işle uğraştı, çok emek verdi. Ben de buna bizzat şahit olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Hem hatıra olsun diye hem de bu projede bulunmak istedim." dedi.

Kerim'in eniştesi "Nazım"ı oynayan Fatih Küçük de projenin derinliğine dikkati çekerek, "Mesut Hoca'nın felsefi altyapısı olan hikayeleri çok sevdiğini biliyoruz. Bu proje, metafizik ve felsefenin iç içe geçtiği, mana içeren ve derinliği olan bir hikaye. Toplumun eksiklerini gündeme getirirken, aynı zamanda bizi derinlemesine bir yolculuğun içine atıyor." değerlendirmesinde bulundu.

Kerim'in küçüklüğüne hayat veren Urazbey Doğan ise set ortamını ve rol arkadaşı Yusuf Duru'yu çok sevdiğini söyledi.

?Film hakkında

Kültür ve Turizm Bakanlığı ve TRT desteğiyle hayata geçirilen yapım, Sonsuzkare Film tarafından Mesut Uçakan'ın yapımcı ve yönetmenliğinde çekiliyor.

Son olarak 2019'da "Suveyda" filmiyle sinemaseverlerin karşısına çıkan Uçakan'ın son projesi, modern çağın ortaya çıkardığı fikri çatışmalar arasında sıkışan bir gencin hakikat arayışını özgün bir yaklaşımla ele alıyor.

Filmin konusu kısaca şöyle:

"Bir reklam ajansında metin yazarı olarak çalışan, ailesini kazada kaybetmiş, içe kapanık ve sorgulayıcı biri olan Kerim'in en büyük merakı evrenin ve insanın gerçeğini araştırmaktır. Yapay zeka kursunda tanıştığı Hale ile aralarında derin bir bağ oluşur. Genç adam, genç kıza duyduğu aşk ile Sonsuz Güzel'e yani yüce yaratıcıya duyduğu aşk arasında büyük bir içsel çatışma yaşar."

Kaynak: AA / Ahmet Esad Şani
Haberler.com
500

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.