Yapay zeka firmaları 17 bin kitaplık Türkçe akademik birikimi hedefliyor

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Yapay zeka firmaları 17 bin kitaplık Türkçe akademik birikimi hedefliyor
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Prof. Dr. Selçuk Beşir Demir, yapay zeka firmalarının Türkçe akademik birikimi hedef aldığını, Hollandalı bir şirketin 17 bin kitaba erişmek istediğini söyledi. Demir, yayıncılığın veri sömürüsü ve pazar yamyamlığıyla karşılaştığını belirterek dört mücadele yolu önerdi.

Global şirketlerin tüm dünyadan kitap siparişi vererek dijitalleştirme çabası, gelecekte kültürlerin tek bir kaynağa bağlı kalacağı yönündeki endişeleri beraberinde getirdi.

Yapay zeka firmalarının basılı kitapları toplu olarak satın alıp tarayarak dijitale aktardıktan sonra imha ettikleri iddiaları, Avrupa'daki sahafların tepkisini çekerken benzer durumların farklı ülkelerde de gerçekleştiği anlaşıldı. Özellikle akademik yayınlar ve nadir eserler için verilen toplu siparişler şüphe uyandırırken Türkiye'den kitap siparişi veren şirketlerin etik olmayan tutumları da tartışılıyor.

Anadolu Ajansının (AA) dosya haberinin dördüncüsünde Prof. Dr. Selçuk Beşir Demir, küresel yapay zeka firmalarının Türkçe akademik birikimi hedefine almasını, yayıncılık sektörünün karşı karşıya kaldığı riskleri ve çözüm yollarını anlattı.

"Hollandalı şirket, 17 bin kitaba erişmek istedi"

Demir, yaklaşık 3 ay önce Hollanda merkezli firmanın kendileriyle iletişime geçtiğini söyledi.

"Bizim LibraryTürk isimli, 17 bin kitaptan oluşan, 65 yayıncının birlikte oluşturduğu ve üniversite kütüphanelerine akademik yayınların sunulduğu bir portalımız var." diyen Demir, firmayla yaşanan süreci şu sözlerle anlattı:

"Şirket, 'Bu portal vasıtasıyla bu kitaplara erişebilir miyiz yani tek tek yayıncılara ulaşmak yerine buradan ulaşabilir miyiz?' şeklinde bir talepte bulundu. İçeriğini sorduğumuz andan itibaren yapay zeka firması olduğunu söyledi. Konunun doğrudan yayıncılarla ve telif haklarıyla ilgili olduğunu belirterek yayıncılarla görüşülmesinin daha sağlıklı olacağını söyledim ve konu bizim tarafımızdan kapandı."

Basılı yayıncılık ile yapay zeka arasındaki ilişkiyi "Silikon Vadisi ile selüloz sanayisinin savaşı" olarak nitelendiren Demir, mevcut durumu sıradan bir dijitalleşme olarak görmediğini vurguladı.

Prof. Dr. Demir, basılı yayıncılığı buz dağına benzeterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bilimin ilerleme özelliğinden kaynaklı, geçmişte yapılmış çalışmalar üzerine yeni çalışmalar inşa edilmiş devasa bir buz dağı var. Basılı yayıncılar birer 'kapı bekçisi' (gatekeeper) görevi görerek bilgiyi eliyor, hakem sürecinden geçiriyor ve telif hukukuyla güvence altına alıyordu ancak yapay zekanın getirdiği 'okyanusal sentetik üretim' ile editöryal filtreleme devreden çıkıyor. Basılı yayıncılık, titiz bir simyacıysa yapay zeka, onun üzerine yağan kesintisiz bir asit yağmurudur. Dijital tsunami vurduğu andan itibaren de o buz dağında bulunan bilimsel birikim allak bullak olmaya başladı."

"Veri sömürüsü ve pazar yamyamlığı yapılıyor"

Yapay zeka modellerinin eğitilmesi için devasa veri setlerine ihtiyaç duyulduğunu kaydeden Demir, şirketlerin açık erişim makaleleri tükettikten sonra gözünü basılı kitaplara diktiğine işaret etti.

Prof. Dr. Demir, şunları söyledi:

"Yapay zeka, yayıncılar için iki şey yapıyor. Birincisi, veri sömürüsü. Makaleleri zaten açık erişimden buldu. Şimdi sıra kitaplara geldi. Yayıncının ve yazarın kitabı hazırlarken sağladığı emeği görmüyor, katma değeri anlamsız hale getirip katma değerin kendisi olduğunu söylüyor. İkincisi ise pazar yamyamlığı. Yamyamlık saldırgandır ama pazar yamyamlığı saldırmakla kalmaz, seni kopyalar, senden eğittiği unsurla yeni bir şey üretir ve entelektüel sermayeyi çürütür."

Tehdide karşı 4 temel mücadele yolu

Selçuk Beşir Demir, yapay zekanın yarattığı gri alana ve telif gasplarına karşı 4 temel mücadele noktasının bulunduğunu söyledi.

"Akan bir sele, tsunamiye karşı baraj yapamazsınız ama mücadele noktaları olur." diyen Demir, şu bilgileri paylaştı:

"Birincisi, dijital filtreleme tekniğidir. Kültür ve Turizm Bakanlığı, her basılan dijital veya ISBN alan kitaba bu filtreyi zorunlu kılmalı. Yapay zeka tarafından işlenmemesi gerektiğini kurala bağlamalıdır. İkincisi, kitapların başına ve sonuna içeriğin yapay zeka tarafından işlenmesi halinde telif hakkı doğuracağına yönelik hukuki ibareler konulmalıdır. Üçüncüsü, basılı kitaplar dijitale dönüştürüldüğünde makine öğreniminde işlenmesini engelleyecek dijital filigranlar, devlet ve meslek birlikleri eliyle atılmalıdır. Dördüncüsü ise savaşmak yerine uluslararası büyük yayıncıların yaptığı gibi toplu lisanslama modelleriyle yapay zeka firmalarıyla masaya oturulup yıllık telif ve kullanım ücretleri belirlenmelidir."

"Türkiye, kendi altyapısıyla yerli modelini eğitmeli"

Yayıncıların ellerindeki bilgi gücünü hızla kaybettiklerine dikkati çeken Demir, Türkiye'nin kültürel ve akademik birikimini koruyabilmesi için bağımsız altyapı inşa etmesi gerektiğini söyledi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yayıncı meslek birliklerinin ortak vizyonla hareket etmeleri gerektiğini belirten Demir, sözlerini şöyle tamamladı:

"Hiçbir açık kaynaklı sunucuya bağımlı kalmadan, dışarıya veri göndermeyen modeller bu sunucularda çalıştırılmalıdır. Türkiye, kendi kitaplarıyla kendi yapay zekasını eğitmeli, ortaya çıkan ürünü ve katma değeri yine kendi yayıncılık sektörüne kazandırmalıdır. Nasıl basılı kitaptan para kazanılıyorsa şimdi bu sistemden gelir elde edilmelidir. Bilgi kendilerinde, güç kendilerinde ama bu adımlar için çok geç kalındı. Yine de hızlı hareket edilirse telif haklarını gözeten milli bir model inşa edilebilir."

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.