Yapay zeka 'dijital sırdaş' oldu: Uzmanlar yalnızlaşma riskine karşı uyarıyor

Yapay zeka 'dijital sırdaş' oldu: Uzmanlar yalnızlaşma riskine karşı uyarıyor
Güncelleme:
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylaş WhatsApp'da Paylaş Google News'de Paylaş

Yapay zeka sohbet botları, insanların duygularını paylaştığı dijital sırdaşa dönüşürken uzmanlar, bu durumun gerçek ilişkilerden uzaklaşma, yalnızlaşma ve psikolojik riskler doğurabileceği konusunda uyarıyor. Araştırmalar, yapay zekanın aşırı onaylayıcı yanıtlarının kullanıcıların kendini sorgulamasını zorlaştırabildiğini gösteriyor. Uzmanlar, özellikle çocuk ve ergenlerde riskin daha yüksek olduğunu vurguluyor.

Yapay zeka, insan hayatında yalnızca bilgiye ulaşmayı kolaylaştıran bir araç olmaktan çıkıp kişilerin duygu ve düşüncelerini paylaştığı bir "dijital sırdaşa" ve sorunlarını anlattığı bir "psikoloğa" dönüşürken, uzmanlar bu durumun insanları gerçek ilişkilerden uzaklaştırarak yalnızlaştırabileceği ve psikolojik açıdan yeni riskler doğurabileceği uyarısında bulunuyor.

İnsanlar kaygılarını, ilişkilerini, ayrılıklarını ve hayatlarındaki zor kararları yapay zeka sohbet botlarına anlatırken, teknoloji bir yandan kişiyi kendi dünyasına daha fazla çekerek bireyselleşme ve yalnızlaşma riskini artırıyor, diğer yandan da psikologların yerine kullanılabilecek bir araç olarak öne çıkıyor.

Son dönemde yapılan araştırmalar ise yapay zekanın bu yeni rolünün, kişilerin gerçek insan ilişkilerinden uzaklaşması, giderek daha fazla kendi dünyasına çekilmesi ve psikolojik sorunlarda profesyonel desteğin yerine konulması gibi riskleri beraberinde getirebileceğine işaret ediyor.

Amerikan Psikoloji Derneğinin (APA) nisan ayında 1200'den fazla lisanslı psikologla gerçekleştirdiği araştırmaya göre, psikologların yüzde 77'si hastalarının veya danışanlarının yapay zekayı ruh sağlığı desteği, iletişim veya başka amaçlarla kullandığını belirtiyor.

Yapay zekanın her an ulaşılabilir ve daha düşük maliyetli olması, kişilerin psikolojik ve duygusal sorunlarını bu sistemlerle paylaşmasını kolaylaştırırken, uzmanlar bu kullanımın profesyonel desteğin yerini almaması gerektiğine dikkati çekiyor.

Yapay zeka modelleri ilaç kullanımı gibi sağlıkla ilgili önerilerde "lütfen doktora danışınız" gibi uyarılar verirken, insani ilişkilerle ilgili sorularda ise adeta bir psikolog gibi yorum yapmaktan, tavsiyede bulunmaktan ve kullanıcıyı yönlendirmekten çekinmiyor.

Öte yandan, Stanford Üniversitesi araştırmacılarının mart ayında yaptığı çalışma da yapay zekanın kullanıcıları sürekli onaylamasının farklı bir tehlikeye işaret ettiğini ortaya koydu.

Araştırmada 11 farklı yapay zeka modeli incelenirken, 2 bin 405 kişiyle yapılan deneylerde aşırı onaylayıcı yanıtların kişilerin kendi davranışlarını sorgulamasını zorlaştırabildiği ve kendilerini haklı görme eğilimlerini artırabildiği belirlendi.

Bir kişi yaşadığı tartışmayı yapay zekaya kendi bakış açısından anlattığında "Haklısın", "Böyle hissetmen çok normal" veya "Karşı taraf yanlış davranmış" gibi yanıtlarla karşılaşabiliyor.

İnsanların kendilerini daha fazla onaylayan yapay zeka sistemlerini daha çok tercih etmesi ise teknolojinin kişiye istediği cevabı veren bir "dijital dost"a dönüşme ihtimalini güçlendiriyor.

"Yapay zeka ile çok vakit geçiren insanlar insani ilişkilerde zorlanıyor"

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Yasemin Yalçın, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, yapay zekanın kısa vadede kişiye anlaşılma, dinlenme ve görülme hissi vererek insanları bu sistemlere yaklaştırabildiğini ancak gerçek insan ilişkilerinin yerini almaya başladığında reddedilme, anlaşılmama, çatışma ve uzlaşma gibi hayatın doğal parçalarıyla baş etme becerilerini zayıflatabileceğini belirtti.

Yalçın, yapay zekanın insanı bir yandan rahatlatırken diğer yandan gerçek ilişkilerden uzaklaştırabileceğine dikkati çekerek, "Kısa vadede yapay zekayla iletişim iyi geliyor. Çünkü direkt soru soruyorsun ve sana cevap veriyor. Anlaşıldığını, dinlendiğini, görüldüğünü hissettiriyor ve hiçbir şekilde eleştirmiyor, yargılamıyor. Ama asla insan ilişkilerinde gerçekçi sıcak ilişkinin yerini almıyor. Yapay zekayla çok vakit geçiren insanlar insani ilişkilerinde zorlanıyor." dedi.

İnsanın temel ihtiyaçlarından birinin bağlanmak olduğunu anlatan Yalçın, yapay zekayla konuşmanın kişide kısa süreli bir bağlantı hissi oluşturabildiğini ifade etti.

Yalçın, "Yapay zekayla konuştuğum o an anlaşılmış hissediyorum ve birisine ulaşmış, bağlantı kurmuş hissediyorum. Çünkü hepimizin insan olarak bir bağlanma ihtiyacımız var. Ama gerçek hayattaki ilişkilerde kırılmalar var, reddedilmeler var, hemen birine ulaşamama var ya da hemen senin istediğin gibi ihtiyacın olduğu gibi karşı tarafın anlamaması var." ifadelerini kullandı.

"Yapay zeka yalnızlığı tetikleyebilir"

Yapay zekaya aşırı yönelmenin yalnızlığı tetikleyebileceğine dikkati çeken Yalçın, "Yapay zekanın aşırı kullanımı sosyal izolasyonu artırabilir. İnsanı daha çok yalnızlaştırır. Halbuki gerçek ilişkinin yerini tutan o bir bakış, sıcak bir tebessüm ya da kalpten kalbe giden yol pek mümkün olmuyor. Orada daha çok yapaylık oluyor. İnsan ilişkilerindeki o bağlanma dediğimiz sıcaklığı ve yakınlığı hissedemememize neden oluyor." değerlendirmesinde bulundu.

Yalçın, insanların ilişkiler içerisinde yaşadıkları deneyimler sayesinde tartışmaları onarmayı ve reddedilmeyle baş etmeyi öğrendiğini söyledi.

Robotların kullanıcının taleplerini yerine getirebildiğini ancak duygusal bir karşılıklılık oluşturamadığını belirten Yalçın, şöyle devam etti:

"Fiziksel ihtiyacını ya da o anki ihtiyacını gideriyor ama duygusal ihtiyacını gidermiyor. Orada daha çok işlevleri yerine getirme, bekleneni yerine getirme var ama ilişki kurma yok. Tek taraflı bir ilişki aslında. Maalesef bazı danışanlarım yine de yapay zekaya, 'İlişkide şunu yaşadım. Nasıl cevap vermeliyim? Nasıl davranmalıyım?' gibi sorular soruyor. Zihin kolay olana alıştıkça üretememeye, düşünememeye başlıyor. Bu bizi konfor alanına alıştırdığı için daha kolay yoldan iletişim ve ilişki kurmaya itiyor."

Gerçek ilişkilerin zamana ve karşılıklı etkileşime ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Yalçın, "Gerçek ilişkide emek vermek, sabretmek, düşünmek gerekiyor üzerine ya da bir şeyler üretmek gerekiyor." diye konuştu.

"Çocuklar ve ergenler açısından durum daha riskli"

Yapay zekayla bir bireymiş gibi iletişim kurmanın özellikle çocuklar ve ergenler için tehlikeler barındırdığına dikkati çeken Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Çocuklar ve ergenler için durum daha da riskli. İletişimi henüz öğrenme aşamasında olduğu için sorun oluşabiliyor. Yapay zekanın sunduğu kusursuz ve özenli cevaplar çocuklarda mükemmeliyetçilik algısını tetikleyebiliyor. Sanki birisine cevap verirken 'Hata yapmamalıyım. Çok iyi cevap vermeliyim. Çok iyi yazmalıyım. Çok iyi iletişim kurmalıyım.' gibi bir beklentiyle, 'Ben bunu zaten kendim yapamam, yapay zekadan destek alayım.' deyip hep oraya alışma var."

Yalçın, "Gerçek hayatta ben kusursuzluğumla, iyi taraflarımla ve kötü taraflarımla değerliyim aslında. Ama orada şunu öğreniyor: Ancak kusursuz olursam değer görürüm, sevilirim, kabul edilirim." ifadelerini kullandı.

İnsanın bazen yardım istemeye dahi gücünün yetmediğini ve gerçek ilişkilerin bu noktada önemli bir rol oynadığını belirten Yalçın, şunları kaydetti:

"Diyelim ki kimseyle iletişim kuracak halim yok. Robot, sen onunla iletişim kurmayınca seninle iletişim kurmayacak. Ama gerçek ilişkilerde senin kötü olduğunu hissettiğinde arkadaşın gelip senin bu duyguna eşlik edebilir, yanında olabilir."

Kaynak: AA
Haberler.com
2000

Haberler.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve haberler.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.