Türk, İtalyan ve Çinli akademisyenler Nanjing'de antik kent surlarının geleceğini ele aldı
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
NANJİNG, 18 Eylül (Xinhua) -- Çin'in doğusundaki Jiangsu eyaletinin merkezi Nanjing'de "Surlarımızın Geleceğini Şekillendirmek" adlı uluslararası akademik çalışma programı düzenlendi.
NANJİNG, 18 Eylül (Xinhua) -- Çin'in doğusundaki Jiangsu eyaletinin merkezi Nanjing'de "Surlarımızın Geleceğini Şekillendirmek" adlı uluslararası akademik çalışma programı düzenlendi.
Bu ay gerçekleştirilen iki haftalık programda İtalya, Türkiye ve Çin'den yaklaşık 60 genç akademisyen bir araya geldi.
İtalya'nın Floransa Üniversitesi'nden Daria-Ioana Stanuica, " Nanjing'in antik kent surlarının özgün kentsel yapısını ve farklı hanedanlık dönemleri boyunca geçirdiği dönüşümü gözlemlemek büyüleyici" dedi.
Nanjing'deki Ming Hanedanı Surları'nın inşasına başlanmasının üzerinden 660 yıl geçti. Dünyanın en büyük ve en iyi korunmuş antik kent surlarından biri olan yapının 25,1 kilometrelik bölümü halen sağlamlığını koruyor.
Öte yandan, dünyanın dört bir yanındaki antik kent surları bugün ortak bir zorlukla karşı karşıya: Tarihi dokularını korurken bu yapıları modern kent yaşamının bir parçası haline getirmek. Bu kapsamda surların kent yaşamıyla nasıl bütünleştirileceği, kentsel hafızanın nasıl yaşatılacağı ve kamusal yaşama katkılarının nasıl sürdürülebileceği sorularına yanıt aranıyor.
Bu sorulara yenilikçi çözümler arayan program kapsamında İtalya'daki Floransa Üniversitesi, Türkiye'deki Orta Doğu Teknik Üniversitesi ile Çin'deki Güneydoğu Üniversitesi ve Nanjing Üniversitesi'nden genç akademisyenler, Nanjing'in Ming Surları ve çevresindeki tarihi alanların yeniden canlandırılmasına yönelik uygulanabilir tasarım önerileri geliştirmek üzere iki hafta boyunca kültürlerarası ve disiplinlerarası çalışmalar yürüttü.
Üç ülkeden katılımcılar program boyunca saray kenti, imparatorluk kenti, başkent ve dış kentten oluşan dört kademeli savunma düzenini esas alarak kapsamlı bir saha araştırması gerçekleştirdi. Araştırmanın ardından çalışmalar, surların fiziksel yapısının yeniden canlandırılması ile modern kent yaşamında halkın surlara bakışının yeniden şekillendirilmesi olmak üzere iki ana alanda yoğunlaştı.
Stanuica, "İtalya'da kültürel miras üzerine kapsamlı çalışmalar yapıyor ve çok sayıda restorasyon projesi yürütüyoruz. Ancak çalışmalarımız daha çok Avrupa'ya, özellikle de İtalya'nın kültürel mirasına odaklanıyor. Diğer ülkelerdeki akademisyenlerin kültürel miras konularını nasıl ele aldığını öğrenmek ve Çin'deki büyük ölçekli koruma çalışmalarını yerinde görmek bizim için son derece anlamlı. Farklı akademik ve kültürel geçmişlere sahip meslektaşlarımızla birlikte çalışmak da bize eşsiz öğrenme fırsatları sunuyor" dedi.
Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Neriman Şahin Güçhan ise Nanjing'de tarihi mirasın yeniden canlandırılmasına yönelik çalışmalardan, özellikle Ming Sarayı Kalıntıları'nın dijital sunumundan övgüyle söz etti.
Güçhan, "3D görüntüler ve modeller, dönemin tarihi görünümünü bütünlüklü biçimde yeniden canlandırırken insanların o dönemdeki günlük yaşamından sahneleri de gözler önüne seriyor. Böylesine değerli miras alanlarının kentteki kamusal yaşamın ayrılmaz bir parçası haline geldiğini ve yerel halkın bu alanlardan yararlandığını görmek harika" dedi.
Güçhan ayrıca, Doğu ve Batı medeniyetlerinin kültürel mirasın korunması konusunda farklı bakış açılarına ve araştırma yöntemlerine sahip olduğunu belirtti. Farklı ülkelerden gençleri bir araya getiren bu ortak çalışmanın, katılımcılara farklı yaklaşımları karşılaştırma ve fikir alışverişinde bulunma fırsatı sunduğunu ifade eden Güçhan, Doğu ve Batı'nın farklı birikimlerinin buluşmasının da katılımcılara yeni bakış açıları kazandırdığını söyledi.
Etkinliğe iki yıldır üst üste katılan Floransa Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nden Prof. Roberto Bologna ise kültürel mirasın yalnızca geçmişe değil, bugüne ve daha da önemlisi gelecek nesillere de ait olduğunu vurguladı.
Bologna, kültürel mirası paylaşmanın, önceki nesillerden devralınan değerleri gelecek nesillere aktarma sorumluluğunu da beraberinde getirdiğini belirterek, "Uluslararası üniversiteler arasındaki işbirliği tam da bu nedenle çok değerli. Bu işbirliği sayesinde kurumlar ve yerel topluluklarla birlikte çalışarak mekanları daha iyi anlayabiliyor ve geleceklerine ilişkin yeni fikirler geliştirebiliyoruz" dedi.














